logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Rıfat Kaçman, B. No: 2019/38480, 31/3/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

RIFAT KAÇMAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/38480)

 

Karar Tarihi: 31/3/2022

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Eser AKINCI

Başvurucu

:

Rıfat KAÇMAN

Vekili

:

Av. Azat TANIŞMAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana gelen ölüm olayı ile ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/11/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun oğlu olan İ.K., askerlik görevini ifa etmekte olduğu Birecik İlçe Jandarma Komutanlığı Bilekli 8. Hudut Bölük Komutanlığına bağlı İncirli Hudut Karakolunda 13/11/2017 tarihinde, kendisine zimmetli G-3 piyade tüfeği ile intihar ederek vefat etmiştir.

8. Birecik Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) olay tarihinde derhâl soruşturma başlatmış; İlçe Jandarma Komutanlığına Olay Yeri İnceleme ekibince olay yerinin incelenmesi, olayla ilgili olarak bilgi sahiplerinin ayrıntılı ifadelerinin alınması, müteveffanın askerî dosyasının tahkikat evrakına eklenmesi, olayda kullanılan silahın incelenmesi, müteveffanın sosyal medya hesabının incelenmesi talimatlarını vermiştir.

9. Cumhuriyet Başsavcılığınca ölü muayene işlemi yapılmasının ardından Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/11/2017 tarihinde yapılan otopsi sonucunda çene altında yıldızvari yaranın olduğu, baş bölgesinde saçlı deri orta biparietal bölgeden oksipital bölgeye uzanan alanda beyin parankiminin dışarı çıkmış olduğu, ölümün ateşli silah yaralanması ile uyumlu kafa kubbe ve kaide kemikleri kırıklarıyla birlikte yaygın beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiği, cilt ve cilt altı özelliklerine göre atışın bitişik ya da yakın mesafeden yapıldığı tespit edilmiştir.

10. Birecik İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Olay Yeri İnceleme Tim Komutanlığınca olay yerinde olay tarihinde yapılan inceleme sonucunda müteveffaya ait cesedin fıstık tarlasının içinde sırtüstü yatar vaziyette olduğu, baş kısmının sağ yanında yoğun kan birikintisi bulunduğu, cesedin sağ eline 15 cm mesafede namlu kısmında yoğun kan lekeleri bulunan G3 piyade tüfeğinin olduğu, içinde on sekiz fişek olduğu anlaşılan şarjörün takılı olduğu tüfeğin emniyet mandalının T konumunda olduğu, tetik tertibatının üzerinde intihar olaylarını engellemek maksadıyla takılmış tetik emniyet aparatının takılı olduğu, tüfeğin tetik mandalına sarılmış vaziyetteki mavi renkli bez parçasının bir ucunun cesedin sağ el işaret ve orta parmaklarına bağlandığı, tüfek mekanizmasının açık vaziyette olduğu, mekanizma geriye çekildiğinde fişek yatağında bir kovan bulunduğu tespit edilerek müteveffanın el ve yüz bölgeleri ile kıyafetlerinden atış artığı svapları alınmıştır.

11. Jandarma Genel Komutanlığı Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen 25/1/2018 ve 29/12/2017 tarihli raporlarla, olay yerindeki G3 marka tüfeğin fişek yatağından çıkarılan bir adet kovanın bu tüfekten atıldığı, tüfeğin tetik korkuluğunda takılı bulunan aparatın silahın kullanıcısı tarafından normal tutuş pozisyonunda tutulduğunda sadece tetik parmağının tetiğe ulaşmasını sağlamak, diğer parmakların tetiğe ulaşmasını engellemek veya silah normal tutuş pozisyonu haricinde tutulduğunda bilerek ya da kazara tetiğe basılmasını engellemek maksadıyla takılmış olduğu, silah kurulu duruma getirilerek, çene altına dayanıp tetik üzerinden geçen (olayda kullanılan) ince ve uzun şekildeki mavi bez parçasının her iki ucundan çekildiğinde silahın ateşlenmesinin mümkün olduğu, müteveffanın sağ el, sol el, yüz bölgesi, kıyafetinin sağ ve sol bölgeleri ile eldiveninden alınan altı svapın tamamında atış artığının bulunduğu tespit edilmiştir.

12. Başvurucu 24/11/2017 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede oğlu ile askerliğini yapmaktayken görüştüğünü, kendisine bir sorunu olduğundan veya bir şikâyetinden bahsetmediğini, kendisinin de oğlunun herhangi bir sorunu olmadığı izlenimini edindiğini, intihar edebilecek biri olmadığını, neden intihar ettiğini anlayamadığını, herhangi bir şeyden şüphelenmediğini beyan etmiştir.

13. Müteveffa ile aynı karakolda er olarak görev yapan Ü.D. 14/11/2017 tarihinde jandarma görevlilerine verdiği ifadede 13/11/2017 tarihinde saat 02.00'de nöbet yerine gittiğini, yaklaşık on dakika sonra yanına gelen müteveffanın arka tarafına geçtiğini, aralarında yaklaşık on metre mesafe olduğunu, mütevaffayı birkaç kez yanına çağırdığını ancak onun gelmeyip telefonuyla oynadığını, saat 04.00 sıralarında sözleşmeli erin kendisini aradığını ve "Eğer üşüyorsanız, sizi değiştirelim." dediğini, müteveffaya üşüyorsa nöbetçilerin değiştirilebileceğini söylediğini ancak onun üşümediğini ve iyi olduğunu ifade ettiğini, gece görüş dürbünüyle gözetleme yaparken uyuyakaldığını, silah sesiyle uyandığını, arkasına dönüp müteveffaya seslendiğini, cevap gelmeyince telefonunun ışığını açarak yanına gittiğini, yüzüstü yerde yatmakta olan müteveffayı sırtüstü çevirince yüzünün parçalandığını gördüğünü, ne yaptığını bilemeden sağa sola koştuğunu, müteveffanın intihar edebileceğine ilişkin herhangi bir gözleminin olmadığını, tüfeğinin tetik tertibatına ip bağladığını görmediğini beyan etmiş; 18/12/2017 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede de benzer açıklamalar yapmıştır.

14. Müteveffa ile aynı karakolda er olarak görev yapan V.D. 15/11/2017 tarihinde jandarma görevlilerine verdiği ifadede, yedek can dostu olan müteveffanın güler yüzlü, göreve seve seve giden bir asker olduğunu, bildiği kadarıyla kız arkadaşı olmadığını, nöbete gitmeyi sevdiğini ancak zaman zaman çıkan pusu görevlerini sevmediğini, tartıştığı veya sevmediği bir komutanı ya da asker arkadaşı olmadığını, neden intihar ettiğini anlamadığını beyan etmiştir.

15. Müteveffanın cenazesini memleketine götürmekle görevlendirilen Piyade Astsubay E.K. 17/11/2017 tarihli ifadesinde; İ.K.yı tanımadığını, cenazesini köyüne götürdüğünde müteveffanın akrabası olduğunu söyleyen elli yaşlarındaki bir şahsın kendisine İ.K.nın askere gitmeden önce bir kızı sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini ancak ailesinin önce ağabeylerinin evlenmesi gerektiğini söyleyerek buna karşı çıktığını, İ.K.nın bunun üzerine İstanbul'a çalışmaya gittiğini ve bir daha köye dönmediğini, sevdiği kızın da başka biriyle evlendirildiğini söylediğini beyan etmiştir.

16. Sözleşmeli PiyadeEr A.K. 14/11/2017 tarihli ifadesinde 13/11/2017 tarihinde saat 04.00 sıralarında yanındaki arkadaşı A.E.den müteveffa ile birlikte nöbet tutan Ü.D.yi arayarak eğer üşümüşlerse nöbeti değiştirebileceklerini söylemesini istediğini, A.E.nin Ü.D.yi telefonla arayıp "Üşüyorsanız sizi değiştirelim." dediğini, Ü.D.nin iyi olduğunu söyleyip müteveffaya üşüyüp üşemediğini sorduğunu, onun da üşümediğini söylediğini, saat 06.00 sıralarında yönetimindeki Kobra adlı zırhlı araçla müteveffa ile Ü.D.nin nöbet tuttuğu bölgeye gelerek durduğunu, korna ve siren çaldığı hâlde gelen olmayınca yanındaki A.E.den Ü.D.yi cep telefonundan aramasını istediğini, bu sırada gelen Ü.D.ye arkadaşının nerede olduğunu birkaç kez sorduğu hâlde cevap almadığını, Ü.D.den arkadaşını bulmasını istediğini, kısa bir müddet geçtikten sonra müteveffayı arayan askerlerin bağrıştığını ve İ.K.nın intihar ettiğini söylediklerini, yanına gittiğinde çene altının parçalanmış olduğunu gördüğünü ve olayı üstlerine bildirdiğini beyan etmiştir.

17. 13/11/2017 tarihinde A.K.nın yönetimindeki Kobra adlı zırhlı araçta bulunansözleşmeli Piyade Er V.T. 14/11/2017 tarihli ifadesinde A.K.nın beyanına benzer açıklamalarda bulunmuş; daha önce müteveffa ile defalarca nöbet tuttuğunu, müteveffanın herhangi bir olumsuz hâlini görmediğini, tartıştığı bir asker veya komutanı olmadığını, güler yüzlü olan müteveffanın intihara meyilli olduğunu fark etmediğini, neden intihar ettiğini bilmediğini söylemiştir.

18. Olay tarihinde A.K.nın yönetimindeki Kobra adlı zırhlı araçta bulunan sözleşmeli Piyade Er A.E. 14/11/2017 tarihli ifadesinde A.K.nın anlatımını doğrulayarak V.T. ile benzer beyanlarda bulunmuştur.

19. Bilekli 8. Hudut Bölük Komutanı olan S.K. 14/11/2017 tarihli ifadesinde; olaydan haberdar olunca hemen olay yerine gittiğini, jandarmayı arayarak durumu bildirdiğini, İ.K.nın neden intihar ettiğini bilmediğini, kendisine herhangi bir sorunu olduğundan bahsedilmediğini, bulunduğu bölükteki tüm personelin silahlarının tetik tertibatına takılmasını emrettiği emniyet aparatının müteveffanın silahına da takılmış olduğunu gördüğünü ancak İ.K.nın ip bağlamak suretiyle planlı şekilde intihar ettiğini anladığını, tüm personele sıkıntılarını karakol komutanlarına anlatmalarını emrettiğini hatta askerlerin komutanlarına anlatamadıkları sorunlarını arkadaşlarına anlatmalarını sağlamak maksadıyla can dostu planlaması yapıldığını, bölük merkezinde bulunan rehabilitasyon danışma merkezi görevlisi Y.G.den tüm askerlerle görüşmesini istediğini, görüşmeler sonucunda kendisine sorunu olan bir askerin bildirilmediğini beyan etmiştir.

20. Sözleşmeli Piyade Er M.Y. 14/11/2017 tarihli ifadesinde müteveffanın 12/11/2017 tarihinde saat 21.45 sıralarında bulunduğu nöbet yerine geldiğini, 13/11/2017 tarihinde saat 01.45 sıralarında ayrıldığını, birlikte nöbet tuttukları süre içinde herhangi bir olumsuzluğa şahit olmadığını, neden intihar ettiğini anlayamadığını beyan etmiştir.

21. Müteveffanın can dostu olan S.Ö. 14/11/2017 tarihli ifadesinde bildiği kadarıyla İ.K.nın herhangi bir psikolojik sorunu olmadığını, kendisiyle ailevi sorunlarınıpaylaşmadığını beyan etmiştir.

22. Bilekli 8. Hudut Bölük Komutanlığında rehabilitasyon danışma merkezi subayı olarak görevli olan Y.G. 15/11/2017 tarihli ifadesinde, bölük komutanının emriyle karakolda görevli erlere ve erbaşlara görevi hakkında bilgi verdiğini, onlara her konuda yardımcı olabileceğini söylediğini, kendisi veya karakol personeli tarafından talep edilmediği için ayrıca müteveffa ile görüşmediğini, İ.K. ya da diğer erlere uygulanan kayıt kabul muayenesi ilk değerlendirme anketi uygulandığını, sorulan sorulara verdiği cevaplarda herhangi bir sorundan bahsetmediğini beyan etmiştir.

23. Müteveffanın görev yaptığı karakolun komutanı olan Y.T. ile onunla aynı karakolda er olarak görev yapanO.A. ve H.S. 14/11/2017 tarihli ifadelerinde müteveffanın davranışlarının normal olduğunu, genelde güler yüzlü olduğunu, herhangi bir olumsuz hâlini gözlemlemediklerini beyan etmişlerdir.

24. Müteveffaya 20/6/2017 tarihinde silahların nasıl kullanılacağına ilişkin uyarılar da içeren 248 maddeden ibaret emniyet ve kaza önleme talimatı ile can dostu olarak belirlenecek arkadaşının ruh sağlığıyla ilgilenme, intihara teşebbüs, kendini yaralama gibi durumlarda üstlerine haber verilmesi gerektiği yönünde uyarılar içeren can dostu talimatının tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/7/2018 tarihinde, müteveffanın intihar etmesine ilişkin görevi kötüye kullanma ve taksirle ölüme neden olma suçlarının unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

26. Başvurucu bu karara 16/8/2018 tarihli dilekçeyle itiraz ederek eksik inceleme yapıldığını, oğlunun olaydan önce intihar edebileceğini gösteren herhangi bir hâli olmadığını, intihar sebebinin araştırılmadığını, en hassas olan nöbet bölgelerinde âdeta cezalandırılmış gibi dinlenmesine dahi izin verilmeden komutanları tarafından görevlendirildiği yönünde bilgi edindiğini, bu nedenle intihar edip etmediğinin incelenmediğini ileri sürmüştür.

27. Başvurucu, itirazlarının Şanlıurfa 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/9/2018 tarihli kararıyla reddedilmesinin ve anılan kararın kendisine 17/10/2019 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, 11/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Anayasa Mahkemesinin 31/3/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; intihar ettiği iddia edilen müteveffanın askere gitmeden önce intihar etmesine neden olabilecek herhangi bir şey yaşamadığını, olayın meydana gelmesine ilişkin olarak yetkililerin kasıtlarının veya ihmallerinin olup olmadığının, hudut bölgesinin en zor nöbet yerinde sürekli aynı askerin görevlendirilip görevlendirilmediğinin araştırılmadığını, bu konuda bilgi sahibi olanların askerliklerinin bitmesinden sonra üstlerinin baskısı olmadan bilgilerine başvurulmadığını, olayın aydınlatılmasını sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma yapılmadığını, bu nedenle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, müteveffanın üstleri tarafından farklı ve aşağılayıcı bir muameleye tabi tutulmuş olması hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları, oğlunun askerlik vazifesi sırasında maruz kalmış olabileceği bazı tutum ve davranışların intihar etmesine yol açıp açmadığına ilişkin olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine yöneliktir.

31. Bu itibarla başvurucunun tüm iddialarının yaşam hakkının usule ilişkin boyutuna dair etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

32. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

 “Herkes, yaşama ... hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Devletin temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

34. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutu konusunda benimsediği genel ilkelere göre bir ceza soruşturmasının etkililiği için;

i. Soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 57),

ii. Ceza soruşturmasının fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması, ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),

iii. Hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi amacıyla ceza soruşturması makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30) gerekir.

35. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığının ölüm olayı hakkında kendiliğinden, ivedilikle bir soruşturma başlattığı, bu soruşturmada başvurucunun delil toplanmasına ilişkin taleplerini dile getirebildiği, kovuşturmaya yer olmadığını dair karara itiraz edebildiği, soruşturmaya katılım konusunda herhangi bir engelle karşılaşmadığı görülmüştür. Ayrıca soruşturmanın makul bir sürat ve özenle yürütüldüğü gözlenmiştir.

36. Başvurucu olay hakkında bilgi sahibi olanların askerliklerinin bitmesinden sonra üstlerinin baskısı olmadan bilgilerine başvurulmadığından da yakınmaktadır. Yürütülen soruşturma sırasında olay hakkında bilgi sahibi olan on beş kişinin beyanlarının doğrudan üstleri tarafından alınmadığı, Birecik Kaymakamlığına bağlı jandarma görevlilerince alındığı, üstelik olayın en önemli tanıklarından biri olan Ü.D.nin ifadesine ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığınca da başvurulduğu anlaşılmıştır. Anayasa’nın 17. maddesi gereğince yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürülen her türlü iddiayı ve talebi karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62). Ayrıca soruşturma kapsamında toplanan deliller nazara alındığında yakınılan hususlarınsoruşturmanın sonucuna bir etkisi bulunmamaktadır.

37. Anayasa Mahkemesine göre, başvurucunun yürütülen soruşturmadan daha derin ve etkili bir soruşturma yürütülmesi konusunda haklı bir beklentiye girebilmesi için iddiaları hakkında soruşturma makamlarına daha sağlam argümanlar sunması gerekir (benzer değerlendirme için bkz. Beste Güler Aslan ve diğerleri, B. No: 2015/9669, 19/2/2019, § 95).

38. Soruşturma kapsamında toplanan deliller, yapılan tespitler ve soruşturma usulü dikkate alındığında olayın koşullarının tespiti ve varsa ölümden sorumlu olanların belirlenmesi için gerekli adımların atıldığı, sonuca etkili bir eksiklik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri Anayasa Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte soruşturma makamlarının tespitlerinden farklı tespitte bulunabilmesi için bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Başvuruya konu olayla ilgili olarak Anayasa'nın 17. maddesinin gereklerine uygun şekilde yapıldığı değerlendirilen soruşturma sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığının müteveffanın askerlik vazifesi sırasında maruz kaldığı görevi kötüye kullanma veya taksirle ölüme neden olma suçlarının oluşmasına yol açacak bazı tutum ve davranışlar nedeniyle intihar etmediğine ilişkin tespitinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici neden bulunmamaktadır. Bu nedenle kötü muamele yasağının ihlal edilmiş olabileceğine ilişkin iddia yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 31/3/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Rıfat Kaçman, B. No: 2019/38480, 31/3/2022, § …)
   
Başvuru Adı RIFAT KAÇMAN
Başvuru No 2019/38480
Başvuru Tarihi 11/11/2019
Karar Tarihi 31/3/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, zorunlu askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana gelen ölüm olayı ile ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin ihmali sonucu öldürülme, ağır yaralanma (askerde) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi