logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Sevda Ülger, B. No: 2019/4821, 23/11/2021, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SEVDA ÜLGER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/4821)

 

Karar Tarihi: 23/11/2021

R.G. Tarih ve Sayı: 31/12/2021-31706

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

 

 

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Sevda ÜLGER

Vekili

:

Av. Samet KARAGÜZEL

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, imar uygulama işlemi sonucu başka yerden verilen taşınmaza yönelik olarak açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası devam ederken imar uygulama işlemi iptal edildiği hâlde bu durum dikkate alınmadan kamulaştırma bedeli belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/2/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1970 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu, Samsun ili Canik ilçesi Yeni Mahalle Ali Rıza Bey Bulvarı'nda kâin 105 ada 536 parsel No.lu taşınmazın malikidir. Başvurucunun maliki olduğu parsel ile bu parselin çevresinde bulunan bazı taşınmazların kullanımı dosyadan anlaşılmayan bir tarihte yapılan plan değişikliğiyle dinî tesis alanı, park ve yol olarak belirlenmiştir. Plan değişikliğinin akabinde Canik Belediyesi (Belediye) 26/8/2009 tarihinde başvurucunun taşınmazının bulunduğu bölgede imar uygulama işlemi yapmış ve bu işlem sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkını 105 ada 643 numaralı parsele kaydırmıştır. Başvurucunun yeni taşınmazdaki hissesi 101501/1425869 olup 1.015,01 m² büyüklüğündeki alana isabet etmektedir.

10. Toplu Konut İdare Başkanlığı (TOKİ) 1/6/2011 tarihinde 105 ada 643 numaralı parsel hakkında kamulaştırma kararı almıştır. Kamulaştırma kararı 3/8/2011 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

11. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 12/11/2013 tarihli ve 1/5000 ölçekli nâzım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planıyla başvurucunun taşınmazının bulunduğu mahalle, gecekondu önleme bölgesi (Kuzey Yıldızı Kentsel Dönüşüm Projesi) olarak belirlenmiştir. Plan değişiklikleriyle başvurucunun önceki taşınmazının bulunduğu alan dinî tesis alanı olmaktan çıkarılmış, yol genişliği 15 metreden 10 metreye düşürülmüş, bölgenin inşaat yoğunluğu emsal 2.20'ye yükseltilmiş ve yükseklik seviyesi serbest bırakılmıştır.

A. İmar Uygulama İşlemine Karşı Açılan İptal Davası Süreci

12. Başvurucu imar uygulama işleminin iptali istemiyle 8/5/2013 tarihinde Belediyeye karşı Samsun 1. İdare Mahkemesinde (1. İdare Mahkemesi) iptal davası açmıştır. Başvurucu, taşınmazın kaydırıldığı 643 numaralı parselin değerinin orijinal parsele (536 numaralı parsele) göre düşük olduğunu ve bu nedenle imar uygulama işleminin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürmüştür.

13. Yargılama sonucunda 1. İdare Mahkemesi 20/3/2014 tarihli kararla imar uygulama işlemini iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde özetle şunlar ifade edilmiştir:

i. İmar uygulaması işlemlerinin amacı; şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar tekniğine ve imar planına uygun, yapılaşmaya elverişli, düzgün imar parselleri oluşturmaktır. Bu amaçlar dışında imar uygulaması yapılması ilgili kanun hükümlerinin amacına aykırı olacağı gibi yapılaşma koşulları yönünden sorunlu parseller oluşmasına da neden olabilecektir.

ii. Olayda davalı idarenin savunmasından ve dava dosyası içinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden dava konusu imar uygulamasının yapılma amacının plan değişikliği sonrasında taşınmazları dinî tesis alanı, park ve yola çevrilen kişilerin başka bir adaya taşınması olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucuya ait taşınmaz, Ali Rıza Bey Bulvarı'na cepheli iken dava konusu imar uygulaması işlemiyle bulunduğu adanın arka tarafına taşınmıştır. Başvurucunun taşınmazının bulunduğu yere ise plan değişikliğinden etkilenen başka kişilere ait taşınmazların kaydırıldığı görülmektedir.

iii. Bu duruma göre başvurucunun maliki olduğu taşınmaz, bulvara cepheli iken adanın arka tarafına taşındığı hâlde plan değişikliğinden etkilenen diğer taşınmazların ise başvurucunun taşınmazının uygulama öncesinde bulunduğu alana kaydırılmasının hangi teknik gerekçeye dayalı olarak yapıldığı davalı idare tarafından ortaya konulamamıştır. Bu durum dikkate alındığında imar uygulaması işlemi hukuka aykırıdır.

14. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

15. Belediye, iptal kararı doğrultusunda yeni bir imar uygulama işlemi yapmamıştır.

B. İmar Planlarına Karşı Açılan İptal Davası Süreci

16. Başvurucu 12/11/2013 tarihli ve 1/5.000 ölçekli nâzım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle 27/12/2013 tarihinde Samsun 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; imar plan değişiklikleriyle kentsel dönüşümün amacından uzaklaşıldığı, bu sebeple söz konusu alandaki tüm değişikliklerin iptali gerektiği ileri sürülmüştür.

17. Samsun 2. İdare Mahkemesi, bilirkişi incelemesi yaptırdıktan sonra 27/10/2015 tarihinde bilirkişi raporundaki görüş doğrultusunda imar planlarını iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde; plan değişikliklerin gerekçesinin planlama rapor tekniğine uygun olmadığı belirtilmiş, alanda ticaret amacıyla emsal değerinin 2,20'ye çıkarılmasının ve yüksekliğin serbest bırakılmasının oldukça yoğun ve olası olarak yüksek katlı bir yapılaşmaya yol açacağı ifade edilmiştir. Kararda, bu değişikliğin yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkileyeceği, yol genişliğinin 15 metreden 10 metreye düşürülmesinin teknik altyapı ve gerekliliklerinin ortaya konulmadığı vurgulanmıştır. Kararda ayrıca uyuşmazlık konusu alanda daha yoğun bir kullanım ve kullanıcı sayısı öngörülmesine karşın dinî tesislerden birinin kaldırılmasının şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir.

18. İlk derece mahkemesi kararı, Danıştay Altıncı Dairesinin 14/11/2017 tarihli kararıyla onanmıştır. TOKİ bu karara karşı karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Karar düzeltme isteminin karara bağlanıp bağlanmadığıyla ilgili olarak herhangi bir bilgi başvuru dosyasında bulunmamaktadır.

C. Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davası Süreci

19. TOKİ, satın alma görüşmelerinden sonuç alınmaması üzerine 29/12/2014 tarihinde Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) başvurucu aleyhine kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.

20. Başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde, TOKİ'nin önerdiği 300 TL metrekare birim fiyatının düşük olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca taşınmazın değerini etkileyen bir dizi faktöre yer vermiş ve bunların dikkate alınmasını talep etmiştir.

21. Asliye Hukuk Mahkemesi 30/3/2015 tarihinde taşınmaz mahallinde keşif yapmıştır. Bilirkişi heyetince düzenlenen 13/4/2015 tarihli raporda 643 numaralı parselin kamulaştırma bedeli toplam 1.218.992,36 TL olarak belirlenmiştir. Bilirkişiler başvurucunun taşınmazının büyüklüğünü 698,80 m² olarak dikkate almıştır. Başvurucu, bilirkişi raporuna yönelik olarak sunduğu itiraz dilekçesinde taşınmazın büyüklüğüne ve hesaplama yöntemine ilişkin iddiaların yanında Samsun 1. İdare Mahkemesinin iptal kararına dikkat çekmiş; 536 numaralı parsel esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini ifade etmiştir.

22. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/5/2015 tarihinde yeniden keşif yapmıştır. Keşif sonrası farklı bir heyet tarafından düzenlenen 1/6/2015 tarihli bilirkişi raporunda 643 numaralı parselin kamulaştırma bedeli yine toplam 1.218.992,36 TL olarak belirlenmiştir. Başvurucu bu rapora da aynı gerekçelerle itiraz etmiştir.

23. İkinci bilirkişi heyeti tarafından 4/9/2015 tarihli ek rapor düzenlenmiştir. Ek raporda başvurucunun taşınmazının 1.015,01 m² büyüklüğünde olduğu kabul edilerek yeniden hesaplama yapılmış ve kamulaştırma bedeli 1.535.202,36 TL olarak tespit edilmiştir.

24. Asliye Hukuk Mahkemesi 8/10/2015 tarihli kararıyla davayı kabul etmiş ve ikinci bilirkişi heyetince hazırlanan 4/9/2015 tarihli ek rapor esas alınarak 1.535.202,36 TL kamulaştırma bedeline hükmetmiştir. Kararda, başvurucunun 536 numaralı parsel esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği iddiasına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

25. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin hesaplanma yöntemine yönelik itirazların yanında kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında 536 numaralı parselin dikkate alınması gerektiği ileri sürülmüştür. Başvurucu, Samsun 1. İdare Mahkemesince imar uygulama işleminin iptal edildiğini ancak Belediyenin bu kararı uygulamadığını vurgulamış; bulvara cephesi olmayan 643 numaralı parselin değerinin 536 numaralı parsele göre çok düşük olduğunu iddia etmiştir.

26. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire) 16/2/2017 tarihli kararıyla dosyayı geri çevirmiştir. Daire; Samsun 1. İdare Mahkemesinin 20/3/2014 tarihli kararı ile Samsun 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli kararının kesinleşmiş karar örneklerinin mahkemesinden istenmesini, 643 parselin en son imar durumunun ne olduğunun ve imar planının iptal edilip edilmediğinin ilgili belediyeden sorulmasını Asliye Hukuk Mahkemesinden istemiştir.

27. Geri çevirme kararı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesi Belediyeye, Canik Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğüne (Tapu Müdürlüğü) ve idare mahkemelerine müzekkere yazmıştır. Tapu Müdürlüğü 105 ada 643 numaralı parsele ilişkin kayıtları göndermiştir. Buna göre Samsun 1. İdare Mahkemesinin 20/3/2014 tarihli kararı sonrasında taşınmazın tapu sicilinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Samsun 1. İdare Mahkemesi kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, Samsun 2. İdare Mahkemesi ise kararın temyiz incelemesinde olduğunu bildirmiştir. Belediye de 25/5/2017 tarihli cevabında, Samsun 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli kararından sonra imar planlarının iptal edilerek 1/2/2016 tarihinde yeniden onaylandığını ve yasal askı süresi içinde herhangi bir itirazın olmaması üzerine plan değişikliğinin yürürlüğe girdiğini belirtmiştir.

28. Asliye Hukuk Mahkemesi temin ettiği bilgi ve belgeleri ekleyerek dosyayı yeniden Daireye göndermiştir. Daire 29/3/2018 tarihli kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesi kararını, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek onamıştır. Daire kararında geri çevirme kararı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinin topladığı bilgi ve belgelerin sonuca ne yönde etki ettiğine dair bir açıklama yapılmamıştır. Karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 12/12/2018 tarihinde reddedilmiştir.

29. Nihai karar 15/1/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

30. Başvurucu 14/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. 3/5/1985 tarihli ve 3194 İmar Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır."

32. 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un ek 1. maddesi şöyledir:

"İmar planı olan yerlerde, 9/5/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesi gereğince arsa ve arazi düzenlemelerinde, binalı veya binasız arsa ve arazilere bu Kanundan önce özel parselasyona dayalı veya hisse karşılığı satın alınan yerler dikkate alınarak müstakil, hisseli parselleri veya üzerinde yapılacak binaların daire miktarları gözönünde bulundurularak kat mülkiyeti esasına göre arsa paylarını sahipleri adlarına resen tescil ettirmeye valilik veya belediyeler yetkilidir. "

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Anayasa Mahkemesinin 23/11/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu;

i. Bulvar üzerinde olan taşınmazının imar uygulama işlemi ve plan değişiklikleriyle konumu itibarıyla yaklaşık beş kat daha değersiz olan bir yere kaydırıldığını belirtmiştir. İmar uygulama işlemi ile plan değişikliklerine karşı idari yargıda açtığı davalar derdest iken TOKİ'nin kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açtığını ifade etmiştir. Yargılama devam ederken Samsun 2. İdare Mahkemesince plan değişiklikleri iptal edilmesine rağmen Belediye ile TOKİ'nin anlaşarak iptal edilen plan üzerinden kamulaştırma işleminin sürdürülmesini sağladıklarını ileri sürmüştür.

ii. Kamulaştırma bedelinin 536 parsel numaralı taşınmaz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini derece mahkemelerinde ileri sürdüğü hâlde bu iddiasının dikkate alınmadığından yakınmıştır.

iii. Belediyenin kamulaştırılan taşınmazları 3.500 TL metrekare birim fiyatıyla satışa çıkardığını ve bu şekilde kentsel dönüşüm sürecini haksız kazanca dönüştürdüğünü öne sürmüştür. Kentsel dönüşüm uygulaması adı altında mülkiyet hakkına bu şekilde müdahale edilmesinin Anayasa'nın 35. maddesini ihlal ettiğini belirtmiştir.

iv. İdare mahkemelerince verilen iptal kararlarının dikkate alınmamasının hak arama hürriyetini ihlal ettiğini savunmuştur. Taşınmazı kentsel dönüşüm alanı içinde bulunmamasına rağmen hukuka aykırı plan değişiklikleriyle kentsel dönüşüm alanına dâhil edildiğinden ve sonrasında da plan değişikliklerinin iptaline ilişkin mahkeme kararının uygulanmamasından şikâyet etmiştir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla saptanmış plan değişiklikleri ile imar uygulama işlemine istinaden parseli değiştirilen taşınmazının kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesidir. Başvurucunun tüm iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun bulunmuştur.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

38. Başvurucunun Samsun ili Canik ilçesi Yeni Mahalle Ali Rıza Bey Bulvarı'nda kâin 105 ada 643 parsel numaralı taşınmazın maliki olduğu açıktır. Öte yandan başvurucunun dava konusu ettiği imar uygulama işleminden önce aynı adadaki 536 numaralı parselin maliki olduğu hususunda da ihtilaf bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve Türü

39. Somut olayda başvurucunun taşınmazı kamulaştırılmış ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 8/10/2015 tarihli kararıyla TOKİ adına tescil edilmiştir. Başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği tartışmasızdır.

40. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

41. Taşınmazın kamulaştırma nedeniyle TOKİ adına tesciline karar verilmesi başvurucunun mülkten yoksun kalması sonucunu doğurmuştur. Dolayısıyla somut olaydaki müdahale mülkten yoksun bırakma mahiyetindedir.

c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

42. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

43. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62). Bu bağlamda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

44. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49).

45. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

46. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince erişilebilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

47. Somut olayda başvurucunun Samsun ili Canik ilçesi Yeni Mahalle Ali Rıza Bey Bulvarı'nda kâin 105 ada 536 parsel No.lu taşınmazı 26/8/2009 tarihli imar uygulama işlemiyle 643 numaralı parsele kaydırılmıştır. Ardından 12/11/2013 tarihli ve 1/5.000 ölçekli nâzım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planıyla başvurucunun taşınmazının bulunduğu mahalle gecekondu önleme bölgesi olarak belirlenmiştir. Bu arada hakkında 1/6/2011 tarihinde kamulaştırma kararı alınan 643 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve TOKİ adına tesciline karar verilmesi için açılan dava sonucunda 643 parsel sayılı taşınmaz TOKİ adına tescil edilmiştir.

48. TOKİ'nin kamulaştırma yetkisinin bulunduğu ve kanundaki usullere uygun olmak kaydıyla kamulaştırma yetkisini kullanabileceği noktasında bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak kamulaştırma işleminin ve işlemin dayanağı olan işlemlerin hukuka aykırı olduğunun mahkemelerce saptanması hâlinde taşınmazın TOKİ adına tescilinin hukuki temelden yoksun hâle geleceği açıktır.

49. Kamulaştırma işlemleri 643 parsel sayılı taşınmazın başvurucunun mülkiyetinde bulunduğu olgusu temel alınarak yürütülmüştür. Ancak başvurucunun mülkiyetinde bulunan 536 numaralı parselin 643 numaralı parsele kaydırılmasına ilişkin imar uygulama işlemi Samsun 1. İdare Mahkemesinin 20/3/2014 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun taşınmazının imar uygulaması ile aynı ada 643 numaralı parsele kaydırılmasının hukuksal dayanağı ortadan kalkmıştır. Bu durumda 643 parsel sayılı taşınmazın başvurucunun mülkiyetinde bulunduğu olgusuna dayalı olarak yürütülen kamulaştırma işleminin hukuki temelden yoksun hâle geldiği anlaşılmıştır. Başvurucu yargılama sürecinde bu hususu dile getirdiği hâlde Mahkeme buna yönelik bir değerlendirme yapmamıştır.

50. Öte yandan başvurucunun taşınmazının bulunduğu mahallenin gecekondu önleme bölgesine dönüştürüldüğü 12/11/2013 tarihli ve 1/5000 ölçekli nâzım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının da Samsun 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli kararıyla -Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil kararını verdiği 8/10/2015 tarihinden çok kısa bir süre sonra- iptal edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun temyiz aşamasında Samsun 2. İdare Mahkemesinin iptal kararından Daireyi haberdar ettiği görülmektedir. Nitekim Daire 16/2/2017 tarihli geri çevirme kararında Samsun 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli kararının kesinleşip kesinleşmediği sorularak buna ilişkin belgelerin temin edilmesini Asliye Hukuk Mahkemesinden istemiştir. Ancak Daire sonradan bu konuya ilişkin olarak bir değerlendirme yapmaksızın ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

51. Danıştay Altıncı Dairesinin Samsun 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2015 tarihli kararını onamasına ilişkin 14/11/2017 tarihli kararına karşı TOKİ tarafından yapılan karar düzeltme başvurusunun sonucuyla ilgili olarak dosyada bir bilgi bulunmamakla birlikte iptal kararının verildiği 27/10/2015 tarihi itibarıyla kamulaştırma işleminin dayanaklarından biri olan imar planı değişikliklerinin hukuk âleminden kalktığı açıktır. Her ne kadar Dairenin geri çevirme kararı üzerine Belediye, Asliye Hukuk Mahkemesince yazılan müzekkereye verdiği cevapta imar planlarının 1/2/2016 tarihinde yeniden onaylandığını ve yasal askı süresi içinde herhangi bir itirazın olmaması üzerine plan değişikliğinin yürürlüğe girdiğini belirtmiş ise de bunun kamulaştırma işlemine etkisi Daire kararında tartışılmamıştır. Ayrıca bu belgelerin başvurucuya tebliğ edildiğine ve başvurunun buna karşı beyanlarını sunmasına fırsat tanındığına ilişkin bir bilgi başvuru dosyasında bulunmamaktadır.

52. Başvurucunun 12/11/2013 tarihli ve 1/5.000 ölçekli nâzım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptaline ilişkin kararın uygulanması hâlinde -taşınmazının Kuzey Yıldızı Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında kalmayacağı yolundaki iddiası da gözetildiğinde- bu yönüyle de kamulaştırma işleminin hukuki temelinin bulunduğunun derece mahkemelerince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varılmıştır.

53. Bu durumda başvurucunun mülkünden yoksun bırakılmasının gerek taşınmaza ilişkin yapılan imar uygulama işleminin iptal edilmiş olması gerekse kamulaştırma işleminin dayanağını teşkil eden Kuzey Yıldızı Kentsel Dönüşüm Projesi'ni içeren imar planları değişikliklerinin iptal edilmiş olması karşısında hukuki dayanaktan yoksun hâle geldiği anlaşılmıştır. Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının bulunup bulunmadığının veya ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

56. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini ve taşınmazın gerçek değeri olan 3.500.000 TL'nin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

57. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

59. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

60. İncelenen başvuruda, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmaması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

61. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

62. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

63. Bununla birlikte başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasına ilişkin karara yönelik bir şikâyetinin bulunmadığı, sadece değerinin ödenmesini talep ettiği hususu yeniden yapılacak yargılamada gözetilmelidir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2014/571, K.2015/387) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Sevda Ülger, B. No: 2019/4821, 23/11/2021, § …)
   
Başvuru Adı SEVDA ÜLGER
Başvuru No 2019/4821
Başvuru Tarihi 14/2/2019
Karar Tarihi 23/11/2021
Resmi Gazete Tarihi 31/12/2021 - 31706
Basın Duyurusu Var

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, imar uygulama işlemi sonucu başka yerden verilen taşınmaza yönelik olarak açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası devam ederken imar uygulama işlemi iptal edildiği hâlde bu durum dikkate alınmadan kamulaştırma bedeli belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı İmar İhlal Yeniden yargılama

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 3194 İmar Kanunu 18
2981 İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar KanunuBir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun ek 1

BASIN DUYURUSU

31.12.2021

BB 109/21

Hukuka Aykırı Parselasyon İşlemiyle Yeri Değiştirilen Taşınmazın Kamulaştırılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

 

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 23/11/2021 tarihinde, Sevda Ülger (B. No: 2019/4821) başvurusunda, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.  

 

 

Olaylar

Başvurucu imar uygulama işleminin iptali istemiyle Belediyeye karşı 1. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Yargılama sonucunda 1. İdare Mahkemesi imar uygulama işlemini iptal etmiştir. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Belediye, iptal kararı doğrultusunda yeni bir imar uygulama işlemi yapmamıştır.

TOKİ, Asliye Hukuk Mahkemesinde başvurucu aleyhine kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul etmiş ve bilirkişi tarafından belirlenen kamulaştırma bedeline hükmetmiştir. Yargıtay; Asliye Hukuk Mahkemesi kararını, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek onamıştır. Karar düzeltme istemi de Yargıtayca reddedilmiştir. 

İddialar

Başvurucu, imar uygulama işlemi sonucu başka yerden verilen taşınmaza yönelik olarak açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası devam ederken imar uygulama işlemi iptal edildiği hâlde bu durum dikkate alınmadan kamulaştırma bedeli belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği tartışmasızdır. TOKİ'nin kamulaştırma yetkisinin bulunduğu ve kanundaki usullere uygun olmak kaydıyla kamulaştırma yetkisini kullanabileceği noktasında bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak kamulaştırma işleminin ve işlemin dayanağı olan işlemlerin hukuka aykırı olduğunun mahkemelerce saptanması hâlinde taşınmazın TOKİ adına tescilinin hukuki temelden yoksun hâle geleceği açıktır.

Somut olayda kamulaştırma işlemleri 643 parsel sayılı taşınmazın başvurucunun mülkiyetinde bulunduğu olgusu temel alınarak yürütülmüştür. Ancak başvurucunun mülkiyetinde bulunan 536 numaralı parselin 643 numaralı parsele kaydırılmasına ilişkin imar uygulama işlemi 1. İdare Mahkemesinin kararıyla iptal edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun taşınmazının imar uygulaması ile aynı ada 643 numaralı parsele kaydırılmasının hukuksal dayanağı ortadan kalkmıştır.

Öte yandan başvurucunun taşınmazının bulunduğu mahallenin gecekondu önleme bölgesine dönüştürüldüğü nâzım imar planı ile uygulama imar planının da 2. İdare Mahkemesinin kararıyla iptal edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun temyiz aşamasında 2. İdare Mahkemesinin iptal kararından Yargıtayı haberdar ettiği görülmektedir. Ancak Yargıtay sonradan bu konuya ilişkin olarak bir değerlendirme yapmaksızın ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

Danıştayın 2. İdare Mahkemesinin kararını onamasına ilişkin kararına karşı TOKİ tarafından yapılan karar düzeltme başvurusunun sonucuyla ilgili olarak dosyada bir bilgi bulunmamakla birlikte iptal kararının verildiği tarih itibarıyla kamulaştırma işleminin dayanaklarından biri olan imar planı değişikliklerinin hukuk âleminden kalktığı açıktır.

Bu durumda başvurucunun mülkünden yoksun bırakılmasının gerek taşınmaza ilişkin yapılan imar uygulama işleminin iptal edilmiş olması gerekse kamulaştırma işleminin dayanağını teşkil eden Kuzey Yıldızı Kentsel Dönüşüm Projesi'ni içeren imar planları değişikliklerinin iptal edilmiş olması karşısında hukuki dayanaktan yoksun hâle geldiği anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu basın duyurusu Genel Sekreterlik tarafından kamuoyunu bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı değildir.

  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi