logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ö.T., B. No: 2019/988, 29/6/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Ö.T. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/988)

 

Karar Tarihi: 29/6/2022

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

YusufŞevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Habip OĞUZ

Başvurucu

:

Ö.T.

Vekili

:

Av. Mazlum DOĞAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun (sanığın) kabul etmemesine rağmen hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 24/10/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlenmiştir. İddianamenin Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kabulü ile başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

6. Başvurucunun 12/9/2018 tarihli ikinci celsede Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile duruşmaya katılımı sağlanmış ve Duruşma Tutanağı'na göre başvurucu hakkında verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmesini kabul ettiğini beyan etmiştir.

7. Başvurucu müdafii, 14/11/2018 tarihli dilekçesinde HAGB'ye muvafakatlerinin olmadığını belirtmiştir. Aynı tarihli kararla Mahkemece, başvurucu hakkında etkin pişmanlık hükümleri de uygulanarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

8. Başvurucu 9/12/2018 tarihli itiraz dilekçesinde, -diğerlerinin yanında- 14/11/2018 tarihli dilekçesi ile HAGB kararına ve yokluğunda karar verilmesine rızası olmadığı belirtildiği hâlde Mahkeme tarafından HAGB'ye karar verildiğini belirterek kararların kaldırılmasını talep etmiştir.

9. Anılan itiraz, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/12/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret gerekçesinde başvurucunun itiraz ettiği hususlarla ilgili olarak bir değerlendirme yapılmamıştır.

10. Başvurucu 28/12/2018 tarihinde başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

11. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kenar başlıklı 231. maddesinin(5), (6) ve (12) numaralı fıkraları şöyledir:

"(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

 (6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

...

 (12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir."

12. HAGB'yi kabulden rücuya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27/2/2020 tarihli ve E.2019/8520, K.2020/4263 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanıktan sorulamadığı durumlarda, bulunması halinde müdafiinden de sorulabilecektir. Ancak bu hususta sanık ile müdafiinin iradesi çatıştığında, yasada açıkça “sanığın kabulü” ibaresine yer verildiğinden, sanığın iradesine üstünlük tanınacaktır.

...

Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin beyanı, tamamen kendisini ilgilendiren ve başka bir kimsenin kabulüne bağlı olmayan bir beyandır. Sanık, hakkındaki davanın başlangıcında beraat edeceğinidüşünürken,sonrasında davada gelinen aşama, dinlenen tanıklar ve eldeedilen deliller itibariyle artık mahkumiyetine karar verilebileceğini düşünebilir ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına razı olabilir. Bu nedenle, önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeyen sanığın, bu beyanından dönerek anılan kurumun uygulanmasını istemesi mümkündür. Ayrıca sanığın bu beyanından dönmesini engelleyecek yasal bir düzenleme de mevcut değildir. Sanık ne zamana kadar bu beyanından dönebilecektir? Burada sanığın beyanından dönmesi için kabul edilmesi gereken en son aşama, hüküm aşaması olmalıdır. Hüküm kuruluncaya kadar sanık beyanındandönebilir. Hüküm verildikten sonra sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmemesi ya dakabul etmesi herhangi bir sonuç doğurmayacaktır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Anayasa Mahkemesinin 29/6/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

14. Başvurucu, daha önceden kabul edilen HAGB kararından müdafii vasıtasıyla dönüldüğüne ilişkin dilekçenin dikkate alınmadan hakkında HAGB'ye karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, isminin kamuya açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

15. Bakanlık görüşünde, başvurucunun duruşmada HAGB kurumunun anlam ve sonuçları hakkında bilgilendirildiği, bu konudaki iradesinin belirlenmesi için HAGB kararı verilmesini isteyip istemediğinin başvurucudan sorulduğu ve başvurucunun da kabul ettiğine ilişkin iradesinin duruşma tutanağına geçirildiği, başvurucu müdafiinin HAGB'den vazgeçmeye muvafakat verdiğine ya da kendisinin vazgeçtiğine ilişkin bir bilgi veya belgeye rastlanmadığı, bu itibarla başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının esas itibariyle kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.

16. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda dile getirdiği iddiaları yinelemiştir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, daha önce hakkında HAGB kararının uygulanmasını kabul eden başvurucunun başvurusunu incelemiş ve açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmıştır (Ali Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, §§ 15-24). Bu başvuruda da söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

18. Zira Mahkeme dosyasının UYAP ortamında yapılan incelemesinden, başvurucunun duruşmada, hakkında verilecek olan HAGB'ye karar verilmesini kabul etmesine karşılık müdafiinin bu kararı kabul etmediğine dair dilekçe verdiği ve Mahkemece başvurucunun beyanına itibarla hakkında HAGB'ye karar verildiği anlaşılmıştır (bkz. §§ 6-7).

19. Başvurucunun kabul yönündeki beyanından sonra, kabulden rücu ettiğine ilişkin bir bilgi veya belgeye de ulaşılamamıştır. Yargıtay uygulamalarına göre sanığın beyanı ile müdafiinin beyanının çatıştığı durumlarda sanığın beyanına üstünlük tanınmalıdır (bkz. § 12). Mahkeme de bu yönde bir karar vermiştir. Yapılan değerlendirmelerde bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki başvurucu müdafiine Diyarbakır 3. Noterliği tarafından düzenlenen 16/10/2017 tarihli vekâletname ile 5271 sayılı Kanun gereğince HAGB'yi ve cezanın ertelenmesini talep etmeye ilişkin yetki verilmiş olmasına karşılık HAGB talebinin geri alınmasına ilişkin herhangi bir yetki de verilmemiştir.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Ö.T., B. No: 2019/988, 29/6/2022, § …)
   
Başvuru Adı Ö.T.
Başvuru No 2019/988
Başvuru Tarihi 28/12/2018
Karar Tarihi 29/6/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, başvurucunun (sanığın) kabul etmemesine rağmen hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Mahkemeye erişim hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 231
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi