logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ahmet Murat Koç [2.B.], B. No: 2019/9929, 22/9/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AHMET MURAT KOÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/9929)

 

Karar Tarihi:22/9/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Ahmet Murat KOÇ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz talebinin hatalı tebliğ tarihi dikkate alınarak süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/3/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, aleyhine icra takibi başlattığı borçlusunun aracına haciz konulduğunu fakat aracın kıymet takdiri ve satış gününün kendisine bildirilmediğini bu nedenle alacaklı olmasına rağmen ihaleye katılamadığını ileri sürerek Şarkışla İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ihalenin feshi davası açmıştır.

9. Mahkeme 13/7/2016 tarihinde başvurucunun ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olmadığını belirtip aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren on gün içinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar vermiştir.

10. Başvurucu vekiline 29/9/2016 tarihinde, üzerinde Mahkemenin bilgilerinin yer aldığı bir karar tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili, tebliğ edilen kararın başvurucunun davası ile ilgili olmadığını, tebliğ zarfının üzerindeki esas ve karar sayıları ile mahkeme adının doğru olmasına rağmen zarfın içerisinden Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2012/571, K.2013/507 sayılı kararının çıktığını ifade ederek kendi davasına ilişkin gerekçeli kararın tebliğ edilmesi için 29/9/2016 tarihli dilekçeyle Mahkemeye başvuruda bulunmuştur.

11. Mahkeme, dilekçe üzerine başvurucu vekilinin talebini kabul ederek gerekçeli kararı tebliğe çıkarmış ve 4/11/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ yapılmıştır. Mahkemenin 22/3/2017 tarihli temyiz (dosya gönderme) formunda da başvurucuya gerekçeli kararın 4/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği yazılmıştır. Başvurucu 14/11/2016 tarihinde temyiz isteminde bulunmuştur.

12. Başvurucunun temyiz istemi Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 18/9/2017 tarihinde süre aşımı gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay karar gerekçesinde; Mahkeme kararının 29/9/2016 tarihinde tebliğ edildiği, başvurucunun süresi geçtikten sonra 14/11/2016 tarihinde temyiz dilekçesini sunduğu belirtilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de 17/1/2019 tarihinde reddedilmiştir.

13. Karar düzeltme kararı 27/2/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 25/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. İlgili hukuk için bkz. Selin Mirkelam, B. No: 2013/7472, 7/1/2016; Nermin Aslan, B. No: 2018/7666, 21/10/2020.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Anayasa Mahkemesinin 22/9/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu 29/9/2016 tarihinde yapılan tebliğe ilişkin zarfta dosya bilgileri doğru yazılmasına rağmen tebliğ zarfı içinden başka bir kişiye ait Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli kararının çıktığını, tebligata konu kararların sehven karıştırıldığını, söz konusu kararın gönderileceği tarafa da kendisine ait gerekçeli kararın tebliğ edildiğini öğrendiklerini ifade etmiştir. Başvurucu; tebliğ yapılmasının ardından Mahkeme kaleminin telefonla aranarak durumun izah edildiğini ve aynı gün dilekçe verildiğini, Mahkemece durum haklı görülerek doğru gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığını ifade etmiştir. Başvurucu, tebliğin 4/11/2016 tarihinde yapılmasının ardından on günlük yasal süresi içinde -14/11/2016 tarihinde- temyiz isteminde bulunduklarını ancak Yargıtayca anılan durum dikkate alınmadan temyiz talebinin süre aşımı gerekçesiyle reddedildiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa’nın Hak arama hürriyetikenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

 “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

19. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmiştir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

20. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

21. Süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddedilmesi suretiyle başvurunun esasının incelenmemesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

22. Anayasa’nın ''Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması'' kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

 “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

24. Başvuru konusu olayda temyiz başvurusunun süre yönünden reddi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

25. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

26. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme yapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıklarının ve uyguladıklarının tespiti hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan Atay, B. No: 2017/26048, 29/1/2020, § 29).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

27. Somut olayda, başvurucu vekiline hatayla gönderildiği anlaşılan ilk karar 29/9/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekilinin durumu izah eden aynı tarihli dilekçesi üzerine Mahkeme başvurucu hakkında verilen gerekçeli kararı tebliğe çıkarmış, bu karar ise 4/11/2016 tarihinde başvurucu vekilince tebliğ alınmıştır. Gerekçeli kararın tebliğ alınmasından sonra başvurucu 14/11/2016 tarihinde temyiz dilekçesi sunmuşsa da istemi Yargıtay tarafından süre aşımı gerekçesiyle reddedilmiştir.

28. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde yapılacaktır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, § 49). Somut başvuruda da Anayasa Mahkemesinin görevi, usul kurallarının uygulanması konusunda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerini denetlemek olmayıp usule ilişkin uygulamanın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını Anayasa'ya aykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığını denetlemektir.

29. Olay tarihinde de yürürlükte olan 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki 363. maddesinde, icra mahkemesi kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren on gün içinde temyiz talebinde bulunulabileceği belirtilmiştir.

30. Başvuruya konu Mahkeme -kısa ve gerekçeli- kararlarında; gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren on gün içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine temyiz istemiyle başvurulabileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla somut başvuruda temyiz istemine ilişkin sürenin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda gerekçeli kararın hangi tarihte tebliğ edildiğini tespit etmek önem arz etmektedir.

31. Başvuru formuna ekli belgeler ve UYAP'tan yapılan incelemede, 29/9/2016 tarihinde başvurucu vekiline üzerinde Mahkemenin bilgileri yazan tebliğ evrakının gönderildiği ancak başvurucu vekilinin aynı tarihte beyan dilekçesi kaydıyla başvurucuya ait olmayan Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi kararının gönderildiğini belirterek yeniden gerekçeli kararın tebliğinin yapılması isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Talep üzerine Mahkemenin tekrar tebligat çıkardığı ve başvurucuyla ilgili gerekçeli kararın 4/11/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edildiği görülmektedir. Nitekim Mahkemenin 22/3/2017 tarihli temyiz (dosya gönderme) formunda da başvurucuya gerekçeli Mahkeme kararının 4/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği yazılmıştır. Bu bağlamda gerekçeli kararın 4/11/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edildiği, başvurucunun bu tebligatla kararın gerekçesini öğrendiği ve 14/11/2016 tarihinde temyiz dilekçesini sunduğu anlaşılmıştır. Yargıtayın (başvurucuya ait olmayan gerekçeli kararın tebliğ edildiği) ilk tebliğ tarihini esas alarak temyiz talebini süre yönünden reddetmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Giderim Yönünden

33. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.

34. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021,

35. Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat talepleri kabul edilmemiştir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine (E.2017/2498, K.2017/10807) gönderilmek üzere Şarkışla İcra Hukuk Mahkemesine (E.2016/19, K.2016/29) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 364,60 TL başvuru harcından oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ahmet Murat Koç [2.B.], B. No: 2019/9929, 22/9/2022, § …)
   
Başvuru Adı AHMET MURAT KOÇ
Başvuru No 2019/9929
Başvuru Tarihi 25/3/2019
Karar Tarihi 22/9/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, temyiz talebinin hatalı tebliğ tarihi dikkate alınarak süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) İhlal Yeniden yargılama

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu 4
6
15
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi