logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Adile Yavuz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2020/23337, 4/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ADİLE YAVUZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/23337)

 

Karar Tarihi: 4/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Nur Hilal MERMER

Başvurucular

:

1. Adile YAVUZ

 

 

2. Ahmet EFE

 

 

3. Elif COŞKUN

 

 

4. Emine TÖREN

 

 

5. Hatice AKIN

 

 

6. Hatice BORA

 

 

7. Hatice Mulla AYDOĞAN

 

 

8. Ömer ÖZKAN

 

 

9. Raziye GÜNER

 

 

10. Selma BEŞKAZALIOĞLU

 

 

11. Şadiye AKIN

 

 

12. Zahide ÖZKAN

 

 

13. Zayide ÖZKAN

Vekili

:

Av. Suat SERT

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular; İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Çambel Köyünde bulunan ve 16.510,29 m² yüz ölçümlü olan taşınmazın malikidir. 13/8/2012 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla taşınmazın 1.805,69 m²lik kısmının acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (İdare) tarafından Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde acele kamulaştırma kararı nedeniyle dava açılmış, kamulaştırma bedeli bilirkişi raporuyla 14.978,84 TL olarak tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, üzerinde meyve ağacı bulunmadığı açıklanarak net gelir yöntemine göre buğday, kavun münavebesiyle taşınmazın değerinin tespit edildiği belirtilmiştir.

3. İdare, uzlaşma sağlanamaması nedeniyle 2/12/2013 tarihinde başvurucular aleyhine kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır. Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 6/3/2014 tarihinde yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda kamulaştırma bedelini 19.701,03 TL olarak belirlemiştir. Bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1/25000 ölçekli büyükşehir bütünü çevre düzeni planında belirtilen tarımsal niteliği korunacak alanlar kapsamında ve belediye mücavir alanında kaldığı, Kemalpaşa organize sanayi bölgesi planı dışında bulunduğu, etrafında meskûn mahal olmadığı, en yakın yerleşim yerine uzaklığının yaklaşık 1750 metre olduğu, taşınmaza imar uygulaması yapılmadığından taşınmazın imar parseli olmadığı, herhangi revize planı bulunmadığı dikkate alınarak taşınmazın tarım arazisi vasfı taşıdığı ifade edilmiştir. Aynı zamanda taşınmazın boş olduğu ve taşınmazda su kaynağı bulunmadığı belirtilmiştir. Son olarak bilirkişi raporunda taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunun anlaşılması nedeniyle buğday, kavun münavebesi dikkate alınarak kamulaştırma bedelinin tespit edildiği açıklanmıştır.

4. Mahkeme 11/6/2014 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Kararda taşınmazın 1.805,69 m²lik kısmının başvurucular adına olan tapu kaydının iptaliyle İdare adına tesciline hükmetmiş, kamulaştırma bedelini 19.701,03 TL olarak belirlemiştir. Taraflarca temyiz edilen Mahkeme kararı Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 12/12/2016 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında iki yılda üç ürün veya üç yılda dört ürün alınabileceği dikkate alınarak yıllık net gelirinin tümü üzerinden hesaplama yapılması gerekirken bir yılda iki ürün (buğday, kavun) üzerinden değerlendirme yapıldığı izlenimi uyandıracak şekilde ve ürünlerin net gelirine yüzdelik oranla değer biçilerek bedel tespiti yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğu açıklanmıştır. Öte yandan münavebeye alınan buğday ve kavunun 2013 yılı itibarıyla kuru/sulu ayrımı gözetilmeden dekar başına ortalama verimi, dekar başına ayrıntılı üretim gideri ve kilogram başına toptan satış fiyatını gösterir veri cetveli dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire), hükmedilen kamulaştırma bedelini dikkate alarak tarafların karar düzeltme dilekçelerinin reddine karar vermiştir.

5. Mahkeme, bozma kararına uyarak ek bilirkişi raporu almıştır. Ek bilirkişi raporunda kamulaştırma bedeli 53.779,97 TL olarak belirlenmiş ve kök bilirkişi raporunda açıklanan tespitlerin bozma kararına göre gözden geçirilerek hesaplandığı ifade edilmiştir.

6. Mahkeme 2/8/2018 tarihinde kamulaştırma bedelini 53.779,97 TL olarak belirleyerek davanın kabulüne ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile İdare adına tesciline karar vermiştir. Taraflarca temyiz edilen karar Dairenin 29/4/2019 tarihli kararıyla onanmıştır. İdarenin karar düzeltme talebi üzerine Daire yasal faizin bitiş tarihi yönünden kararın düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.

7. Başvurucular nihai kararı 15/3/2020 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucular COVID-19 salgını nedeniyle yasal sürelerin 13/3/2020-15/6/2020 tarihleri arasında durmasına dair düzenlemelerden istifade etmek suretiyle 14/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

9. Başvurunun incelenmesi sırasında başvurucular Ayşe Efe ve Fatma Akın vefat etmiştir. Ayşe Efe'nin mirasçıları Ahmet Efe, Şadiye Akın, Elif Coşkun, Selma Beşkazalıoğlu ve Fatma Akın'ın mirasçısı Hatice Bora 3/2/2025 tarihinde bireysel başvuruya devam etmek istediklerini bildirmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucular, kamulaştırılan taşınmazın arsa vasfında olduğunu ancak gerekçesiz olarak arazi/tarla vasfında kabul edilerek kamulaştırma bedelinin hesaplandığını belirtmiştir. Aynı nitelikte olan komşu taşınmaz hakkında görülen bedel ve tescil davasında taşınmazın m² birim değerinin 262 TL olarak tespit edildiğini, kendilerine ait taşınmazın ise m² birim değerinin 19,60 TL olarak belirlendiğini ifade etmiştir. Taşınmazın bulunduğu ilçede en çok kiraz ve zeytin yetiştirildiğini, buna rağmen yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak buğday, kavun münavebesi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, böylece kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, kamulaştırma bedelinin yedi yılın sonunda yasal faiz uygulanarak ödendiğini ve bedelin değer kaybına uğradığını iddia etmiştir. Sonuç olarak mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, kamulaştırma bedelinin ödenmiş olması hâlinde başvurucuların mağdur sıfatının devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, diğer hak ihlali iddialarının ise kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formunda belirtilen iddialarını yinelemiştir.

12. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

A. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia

13. Kamulaştırılan taşınmaz, başvurucuların mülkiyetinde olduğundan mülkün varlığı noktasında tartışma yoktur. Ayrıca başvurucuların taşınmazının kamulaştırılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur. Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararında da belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması mülkten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).

14. Uyuşmazlık konusu taşınmaz 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde kamulaştırılmıştır. Dolayısıyla kamulaştırma yoluyla yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca içme suyu projesi kapsamında yapılan kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına dayandığı hususunda tereddüt yoktur. Dolayısıyla kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

15. Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri, Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Cevat Aydın ([2. B.], B. No: 2014/13886, 4/10/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. ([2. B.], B. No: 2015/12563, 24/5/2018) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda, taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin kamulaştırma bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret olduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesine gerçek değerin kamulaştırma bedeli olarak ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması ve mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.

16. Somut olayda başvuruculara ait kamulaştırılan taşınmazın arazi/tarla vasfında olduğu kabul edilerek net gelir yöntemine göre kamulaştırma bedelinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın imar ve kullanım durumu detaylı olarak açıklanmış (bkz. § 3) ve bu açıklamalar ışığında taşınmazın tarım arazisi vasfında kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucuların bilirkişi raporundaki açıklamaların aksini ortaya koyacak veya farklı değerlendirme yapmayı gerektirecek bilgi ve belge sunmadığı anlaşılmış, bu itibarla bilirkişi raporlarında ve Mahkeme kararında taşınmazın arazi/tarla vasfı taşıdığına ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

17. Başvurucular tarafından, kamulaştırılan komşu taşınmazın m² değeri 262 TL olarak belirlenirken uyuşmazlık konusu taşınmazın m² değerinin 19,60 TL olarak belirlenmesinden yakınılmakta ise de başvuru formunda ve eklerinde komşu taşınmaz olarak belirtilen taşınmaza ilişkin ada ve parsel numarası, dava dosyasına ilişkin esas numarası gibi detaylı herhangi bilgiye yer verilmediği görülmektedir. Bununla birlikte başvurucular tarafından temyiz dilekçesi eklerinde komşu taşınmaz olarak belirtilen taşınmaza ilişkin ek bilirkişi raporuna (Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2017/692 numaralı dosyası kapsamında alınan) yer verildiği anlaşılmıştır. Söz konusu raporda ise taşınmazın Kemalpaşa ilçesinin Yenmiş Mahallesinde bulunduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazla komşu olmadığı, yine söz konusu taşınmazın kapama kiraz ve kapama zeytin bahçesi niteliğinde ve aynı zamanda sulu tarım arazisi vasfına sahip olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Buna karşılık Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu taşınmazın su kaynağı bulunmayan boş kuru tarım arazisi vasfında olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak başvurucuların emsal gösterdiği taşınmazın başvurucuların taşınmazı ile aynı özelliklere sahip olmadığı gözlemlenmiş olup başvuru formu ve ekleri kapsamında bu durumun aksini ortaya koyan bir bilgi ve belgeye de yer verilmemiştir. Dolayısıyla yargı makamlarının taşınmazın m² değeri noktasında ulaştığı kanaatin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

18. Öte yandan başvurucular, bilirkişi raporlarında taşınmazın bulunduğu ilçede en çok kiraz ve zeytin yetiştirildiğini, buna rağmen buğday, kavun münavebesi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını ileri sürmüştür. Bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, bu kapsamda buğday ve kavun münavebesi uygulandığı ifade edilmiştir. Başvurucuların başvuru formunda ve eklerinde bilirkişi raporundaki açıklamaların aksini ortaya koyacak veya 2013 yılına ilişkin ilgili ilçe tarım müdürlüğü verilerinden farklı değerlendirme yapmayı gerektirecek bilgi ve belge sunmadığı anlaşılmıştır. Netice itibarıyla yargılama makamlarınca ilgili ve yeterli gerekçe ile kamulaştırma bedelinin belirlendiği değerlendirilmiştir.

19. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatlarında ortaya koyduğu ilkeler uyarınca Mahkeme tarafından hükmedilen kamulaştırma bedelinin Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan gerçek karşılık güvencesine aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğramasına İlişkin İddia

21. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri, Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

23. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile her biri için ayrı ayrı 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

24. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğraması dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/62, K.2018/542) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Adile Yavuz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2020/23337, 4/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı ADİLE YAVUZ VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2020/23337
Başvuru Tarihi 14/7/2020
Karar Tarihi 4/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Kamulaştırma bedeli, kamu yararı Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kamulaştırmada değer kaybı İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi