logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(N.R.M. [2. B.], B. No: 2021/16397, 1/10/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

N.R.M. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/16397)

 

Karar Tarihi: 1/10/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Duygu BAKAY

Başvurucu

:

N.R.M.

Vekili

:

Av. Nihat PEHLİVAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, 1994 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile el konulan bir bankada Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayken el konulma kararının ardından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından hakkında alacak davası açılmış; hazine murakıpları tarafından bankanın durumunu ve sorumlularını tespit eden raporlarda aleyhine düzenlenmiş hususlar kapsamında sorumluluğu olduğu iddia edilmiştir.

3. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yürütülen yargılamada, müflis bankanın özellikle kefaletsiz ve kefalet sınırı aşılarak kullandırılan kredilerden dolayı zarara uğradığı tespit edilerek başvurucu ile birlikte bankada farklı pozisyonlarda görev yapmış 15 kişinin farklı oranlarda bu zarardan sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır. Gerekçeli kararda, başvurucunun sorumluluğunun 20.912.902,61 USD olduğu tespit edilmiş, bu meblağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte başvurucudan tahsiline hükmedilmiştir.

4. Başvurucu, adli yardım talepli olarak gerekçeli karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Dilekçesinde bekâr olduğunu, hâlen İstanbul'da maliki bulunduğu apartman dairesinde yaşadığını ve bankacılık kariyerinin 1994 yılında müflis bankaya el konulması ile sona erdiğini belirten başvurucu, o tarihten bu yana iflasa ilişkin devam eden yargılama süreçleri ile maddi manevi mağdur edildiğini ileri sürmüştür. Çeşitli şirketlere danışmanlık ve reklamcılık hizmeti veren özel bir firmada asgari ücretin biraz üzerinde maaşla mütercim tercüman olarak çalıştığını belirten başvurucu, ilaveten reklam metin yazarlığı yaparak yaşamını sürdürdüğünü, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) emekli olması münasebetiyle 3.500 TL civarında emekli maaşı ile şirketten de ayda 2.000 TL gelir elde ettiğini, başkaca nakti ve gayrinakti gelirinin bulunmadığını ifade etmiş; buna ilişkin SGK dökümleri ile tapu kaydını ve maaş bordro örneğini dilekçesine eklemiştir.

5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi (İstinaf Mahkemesi), 28/1/2021 tarihli ara kararı ile başvurucunun adli yardım talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucu tarafından ibraz edilen belgelerin incelendiği belirtilmiş; adli yardımın şartlarının 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesinde düzenlendiği, buna göre ödeme gücünden yoksunluk şartı ile taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmama şartının birlikte gerçekleşmesi gerektiği ifade edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'da açıkça mali duruma ilişkin belgeler konusunda bir açıklama yapılmadığını belirten İstinaf Mahkemesi, başvurucunun ibraz etmiş olduğu maaş bordrosu, SGK maaş ödeme belgesi, tapu örneği, icra takibi dosya örneği vb. bilgi ve belgelerin adli yardım talebinin kabulüne yeterli belge olarak kabul edilemeyeceğini ifade ederek aksi hâlde, bu oranda mal varlığı ve/veya geliri olan tarafların adli yardım talebinin kabulünün gerekliliği doğacağını, bunun ise Kanun'un amacına uygun düşmediğini ifade etmiştir.

6. Başvurucu, adli yardım talebinin reddine dair karara itiraz etmiştir. Mahkeme kararında aleyhe hükmedilen tutar gözetildiğinde istinaf talebinde bulunabilmek için ödemesi gereken harç tutarının çok yüksek olduğuna dikkat çeken başvurucu, buna mukabil SGK emeklilik maaşı ve üzerinde TMSF'nin haczinin olduğu tapu belgesi ile haciz bilgilerinin Mahkemeye eksiksiz olarak sunulduğunu belirterek adli yardım talebinin reddinin adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi tarafından başvurucunun itirazına yönelik olarak yapılan incelemede 11/2/2021 tarihli karar ile adli yardım talebine dayanak belge örneklerinin talebin kabulü için yeterli olmadığı belirtilerek itiraz reddedilmiştir.

8. Adli yardım talebinin reddi üzerine İstinaf Mahkemesi 5/3/2021 tarihli bir muhtıra düzenleyerek 660.790,31 TL olarak hesaplanan istinaf kanun yoluna başvuru harcının tamamlanması için başvurucuya 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesi gereğince bir haftalık kesin süre vermiş; harç yatırılmadığı takdirde istinaf talebinden vazgeçilmiş sayılacağını ihtar etmiştir.

9. Verilen kesin süre içerisinde başvurucu tarafından harcın yatırılamaması üzerine 3/6/2021 tarihli ve kesin nitelikli istinaf inceleme kararı ile istinaf kanun yolu başvurusunun yapılmamış sayılmasına hükmedilmiştir.

10. Başvurucu, nihai hükmü 8/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 6/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucu; müflis bankada hizmet sözleşmesi ile çalıştığını, buna ilişkin belgelerin de Mahkeme dosyasına sunulduğunu, bu nedenle oluşan zarardan doğrudan ya da dolaylı olarak sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, dolayısıyla kamu zararından kaynaklı tüm işlemlerden de ibra edildiğini belirtmiştir. Maddi durumuna ilişkin tüm bilgi ve belgeleri Mahkemeye ibraz ettiğini belirten başvurucu, talep edilen istinaf başvuru harcını karşılama imkânından yoksun olduğu bu belgelere göre sabit olduğu hâlde adli yardım talebinin reddedildiğini ileri sürmüştür. Mahkemenin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden inceleme yapmak suretiyle adli yardıma ilişkin belgelerin doğruluğunu teyit edebileceği hâlde sunulan belgelerin yeterli olmadığı tespiti ile yetindiğini ifade eden başvurucu, öte yandan davanın tarafları arasındaki ekonomik eşitsizliğin de gözardı edildiğini, zira davacı yan harçtan tamamen muaf olduğu hâlde kendisinin 660.790,31 TL harç ödeme mecburiyetine tabi tutulduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, 22/1/2021 tarihli Fon Kurulu kararı ile müflis bankada hâkim ortak ve yönetim kurulu üyeleri dışında kalan yöneticilerden genel müdür yardımcısı, şube müdürü ve dış işlemler yetkilisi ünvanı ile görev yapmış olan ve aralarında başvurucunun da bulunduğu kişiler hakkında yapılan icra takiplerinin ibraname alınmak suretiyle sonlandırıldığı, bu takipler kapsamında uygulanan icra ve hacizlerin kaldırıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun maliki olduğu gayrimenkul üzerindeki haczin de 28/1/2021 tarihinde kaldırıldığını ifade eden Bakanlık 24/3/2021 tarihinde başvurucu tarafından taşınmazın 3. kişiye satışının gerçekleştirildiğini belirtmiş ve başvurucunun adli yardım talebinin bu bilgiler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucunun yargılama boyunca herhangi bir nedenle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı bir kısıtlama ile karşılaşmadığını belirten Bakanlık, adli yardım talebine yönelik yeterli dayanak gösterilip gösterilmediğinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. TMSF tarafından Bakanlığa iletilen yazıda ayrıca başvurucunun üzerinde iki adet taşınmaz kaydının bulunduğu, bunlardan ilkinin 2017 yılında devrinin yapıldığı, diğerinin de 2021 yılında satışının yapıldığı bilgisi verilmiştir.

14. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında 2017 yılında taşınmazını devrettiği yönündeki bilginin hatalı olduğunu, zira devir işleminin 2012 yılında dava dışı 3. bir şirkete yapıldığını (bu şirket başvurucunun hâlihazırda çalıştığı şirkettir), bahsi geçen şirketin 2017 yılında ünvan değişikliği yapması nedeniyle tapu kayıtlarında da düzeltme yapıldığını belirterek TMSF ve Bakanlığın hatalı yorum ve bilgilendirmesine istinaden hukuki yorum yapılamayacağını ileri sürmüştür.

15. Başvurucunun adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle ekonomik gücü olmamasına rağmen dava harcı ve yargılama giderlerini ödemeye zorlanması çerçevesinde dile getirdiği ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı başlığı altında değerlendirilmiştir.

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

17. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

18. Başvuruya konu olayda, istinaf başvuru harcını ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuş ancak talebinin reddi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen kesin sürede harcı yatırmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yolu başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun aleyhine neticelenen bir davaya karşı istinaf kanun yoluna başvurmak suretiyle itirazlarını dinletme imkânının engellenmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale teşkil ettiği açıktır.

19. Öte yandan mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, meşru bir amaç taşıma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının da belirlenmesi gerekir.

20. Başvuru konusu olayda adli yardım talebinin 6100 sayılı Kanun'un 334. ve devamı maddelerinde öngörülen şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle İstinaf Mahkemesince reddedildiği görülmektedir (bkz. § 5). Dolayısıyla müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı anlaşılmıştır.

21. Yargı harçları, yargı hizmetinden yararlanılması karşılığında devlete ödenen katkı payını ifade etmektedir. Yargı harcı ödeme yükümlülüğü getirilmesiyle, bölünebilen bir kamu hizmeti olan yargı hizmetinden yararlananların bu hizmetin maliyetinin bir kısmına katlanması hedeflenmektedir. Bunun yanında yargı harcının abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun taleplerin disipline edilmesi ve gereksiz başvuruların önüne geçilerek mahkemelerin meşgul edilmesinin önlenmesi amacına hizmet ettiği de açıktır. Öte yandan başvurucuların harç dışındaki yargılama giderleri karşılığında avans yatırmakla yükümlü kılınmasının amacı ise yargılama sırasında yapılması zorunlu giderleri finanse etmektir. Bu giderlerin yargı hizmeti talep eden kişi tarafından karşılanması işin doğası gereğidir. Dolayısıyla başvurucuların harç ve diğer yargılama giderlerini ödemekle yükümlü kılınmasının mahkemeye erişim hakkının doğasından kaynaklanan ve anayasal açıdan meşru amaçlara dayandığı sonucuna ulaşılmıştır (Famiye Beğim ve Mehmet Tahir Beğim [1. B.], B. No: 2017/21882, 10/2/2021, § 45).

22. Adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.

23. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020, § 68).

24. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesi amacıyla belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 39). Mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında ilk değerlendirilmesi gereken husus elverişlilik kriteridir. Başvurucuların harç ve yargılama gideri ödemekle yükümlü kılınmasının gereksiz yere dava açılmasını önleme amacına ulaşılması yönünden elverişli bir araç olduğu açıktır (Famiye Beğim ve Mehmet Tahir Beğim, § 50).

25. Öte yandan temel hak ve özgürlükleri korumak öncelikle yargı mercilerinin görevi olduğundan ve maddi olguları değerlendirmek noktasında Anayasa Mahkemesine göre daha elverişli konumda bulunduklarından yargı mercilerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler ölçülülük incelemesinde büyük önem taşır.

26. Dava açılırken veya yargılama sırasında taraflardan birine yükletilen harç ve diğer yargılama masraflarının miktarı, ilgilinin ödeme kabiliyeti ve kısıtlamanın getirildiği dava aşaması mahkemeye erişim hakkı yönünden dikkate alınması gereken hususlardır. Bu açıdan somut olay koşullarında ölçülülük incelemesi yapılırken İstinaf Mahkemesi tarafından ödenmesi istenen harç ve yargılama giderlerinin başvurucuya aşırı bir külfet yükleyip yüklemediği, bu yükümlülüğün kaldırılmasının yolu olan adli yardımla ilgili verilen ret kararının gerekçesinin yeterli olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiği açıktır (İsmail Uğur [1. B.], B. No: 2019/14623, 16/11/2022, § 62).

27. 6100 sayılı Kanun'un 336. maddesinin (2) numaralı fıkrasında adli yardım talebinde bulunan kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Ancak 6100 sayılı Kanun'un 334. maddesinde de adli yardım talebinde bulunanlar için öngörülen söz konusu zorunluluğun temel hak ve özgürlükler bağlamında her somut olayın özelinde kişilerin durumu dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Kuralda öngörülen bu şartın bahsedilen durumlar dikkate alınmadan kategorik olarak uygulanması kişilerin mahkemeye erişimlerine ölçüsüz bir sınırlama getirebilir (İsmail Uğur, § 63).

28. Somut olayda başvurucu, mali gücünün bulunmadığını ileri sürerek adli yardım talebinde bulunmuş, 6100 sayılı Kanun'un öngördüğü yükümlülüğünü ifa etmek amacıyla bazı belgeleri (maaş bordrosu, SGK maaş ödeme belgesi, tapu örneği, icra takibi dosya örneği vb.) İstinaf Mahkemesine sunmuştur. Ancak İstinaf Mahkemesi, ibraz edilen belgelerin adli yardım talebinin kabulüne yeterli belge olarak kabul edilemeyeceğini belirterek ilave herhangi bir araştırmaya girmeksizin adli yardım talebini reddetmiştir. Başvurucu, anılan karara itiraz ederken ödemesi gereken harç miktarının çok yüksek olduğunu belirterek asgari ücretin biraz üzerinde aldığı maaşı, emekli maaşı ve üzerinde haciz bulunan bir ev dışında başkaca bir mal varlığı olmadığını ileri sürmüş ise de itirazı İstinaf Mahkemesinin gerekçesi yinelenmek suretiyle reddedilmiş, başkaca bir açıklama yahut değerlendirme de yapılmamıştır.

29. Mahkeme tarafından verilen karar ile başvurucunun 20.912.902,61 USD gibi bir miktarı yasal faiziyle birlikte ödemesine hükmedildiği, başvurucunun aleyhine neticelenen bir yargılamada istinaf kanun yoluna başvurmak suretiyle iddia ve itirazlarını ileri sürebilme imkânını kullanmak istemesi karşısında 660.790,31 TL başvuru harcı yatırması gerektiği, bu miktarın başvurucunun adli yardım talebinde bulunduğu yıl için belirlenen brüt asgari ücret olan 3.577,50 TL'nin çok üzerinde olduğu görülmektedir.

30. Diğer taraftan üzerinde haciz olan bir ev ve asgari ücretin biraz üzerinde bir maaş ile 3.500 TL emekli maaşı dışında bir geliri olmadığını iddia eden başvurucunun, ödemesi gereken istinaf başvuru harcının kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde güçleştireceği iddiasını desteklemek için ibraz ettiği belgelere (maaş bordrosu, SGK maaş ödeme belgesi, tapu örneği, icra takibi dosya örneği vb.) itibar edilmezken ekonomik durumunun elverişsizliğini ortaya koyabileceği hangi belgelere itibar edileceğinin İstinaf Mahkemesince belirtilmemesi başvurucuyu iddiasını ispat hususunda zayıf durumda bırakmıştır.

31. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davanın açıldığı dönemde 660.790,31 TL başvuru harcının, başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştıracak nitelikte olduğu, başvurucunun adli yardım talebinin ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin iddiasının aksini ortaya koyacak yeterlilikte olmayan bir gerekçeyle reddedilerek istinaf talebinde bulunmamış sayılmasına yönelik kararla mahkemeye erişimine yapılan müdahalenin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak yönünden gerekli ve orantılı olmadığı, başvurucu üzerinde aşırı bir yük oluşturduğu, bu açıdan yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI bu sonuca katılmamıştır.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, başvuruya konu davanın yirmi yılı aşkın bir süredir devam ettiğini belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

36. Başvurucu, ihlalin tespiti ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

37. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

38. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI'nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine (E.2018/540, K.2021/669) iletilmek üzere İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesine (E.2013/165, K.2017/806) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/10/2025 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY

Başvurucu, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Sayın Mahkemece yapılan değerlendirmede çoğunluk tarafından başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Aşağıda belirtilen gerekçeler ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki;

Başvurucu, Bakanlar Kurulu tarafından el konulan bir bankada genel müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken, TMSF tarafından hakkında alacak davası açılmıştır. Davanın kabulü ile başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesi üzerine başvurucu, istinaf harcının yüksek tutarda olduğu ve bu tutarı ödeyemeyeceği gerekçesi ile adli yardım talepli olarak kararı istinaf etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ödeme yoksunluğu ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmama şartının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, başvurucunun ibraz ettiği SGK maaş belgesi, ücret bordrosu, tapu örneği, icra dosyası vb. bilgi ve belgelerin adli yardım talebinin kabulü için yeterli olmadığını belirterek talebi reddetmiş, bu karara karşı yapılan itiraz da reddedilmiştir. Bunun üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından başvurucuya, istinaf harcının yatırılması aksi halde başvurunun reddedileceğine dair bir muhtıra gönderilmiş ve başvurucuya bir haftalık süre verilmiş, belirtilen süre içinde harç yatırılmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

HMK’nın 334. maddesinin birinci fıkrasına göre, “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”. Bu hüküm uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiği üzere, adli yardımdan yararlanabilmek için ekonomik durum itibariyle yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olma koşulu yeterli olmayıp, talebin de açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulunun sağlanması gerekir. Başvurucu hakkında, bankanın genel müdür yardımcısı olduğu döneme ilişkin olarak sorumluluk davası açılmış olup, söz konusu dava mahkemece kabul edilmiş ve başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmiştir. Buna göre, başvurucunun ödeme gücü konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmasa bile Kanunun öngördüğü “talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” koşulunun gerçekleşmediği kabul edilmelidir.

Kaldı ki, dosya içeriğinde yer alan belgelerden anlaşıldığı ve başvurucunun beyan ve ikrarı olduğu üzere, başvurucu sahibi olduğu bir taşınmazı 2012 yılında üçüncü bir şirkete (halen çalıştığı) şirkete devretmiş olup, söz konusu şirketin 2017 yılında unvan değişikliği yapması nedeniyle tapu sicilinde düzeltme yapılmıştır. Yine dosya içeriğinde yer alan belgelerden davacı adına kayıtlı olan başka bir taşınmaz üzerindeki hacizlerin 28.01.2021 tarihinde kalktığı ve davacı tarafından 24.3.2021 tarihinde taşınmazın 3. kişiye satışının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin muhtıra tarihi 5.3.2021 ve istinaf incelemesinin yapılmamış sayılmasına ilişkin kararı ise 3.6.2021 tarihli olup, taşınmazın satışı istinaf harcının tamamlanacağı tarihte ve istinafın yapılmamış sayılmasından önce gerçekleşmiştir. Başvurucunun 2012 tarihinde üçüncü bir şirkete taşınmazı devrettiğini beyan etmesi ve diğer taşınmazını da 2021 yılı Mart ayında satması karşısında, adli yardımın kabulü için HMK’nın 334. maddesinde belirtilen ödeme gücünden yoksunluk koşulunun gerçekleşmediği açıktır.

Başvurucunun halen çalıştığı, emekli maaşının da olduğu, 2012 ve 2021 yıllarında taşınmaz satışları yaparak gelir elde ettiği nazara alındığında yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olmadığı, bunun yanında Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında da ifade edildiği üzere başvurucunun davalı olduğu ve “talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” koşulunu sağlamadığı, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin başvurucunun adli yardım talebinin reddine ilişkin kararının HMK’nın 334. maddesine uygun olduğu, başvurucuya aşırı bir külfet yüklemediği ve başvurucunun istinaf kanun yoluna başvurmasını zorlaştıracak nitelikte olmadığının kabulü gerekir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

 

Üye

Ömer ÇINAR

Üye

Metin KIRATLI

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(N.R.M. [2. B.], B. No: 2021/16397, 1/10/2025, § …)
   
Başvuru Adı N.R.M.
Başvuru No 2021/16397
Başvuru Tarihi 6/4/2021
Karar Tarihi 1/10/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi