|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
GENEL KURUL
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
MENDUH ATAÇ BAŞVURUSU (2)
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/20360)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 17/4/2025
|
|
R.G. Tarih ve Sayı: 4/12/2025 - 33097
|
|
|
|
GENEL KURUL
|
|
|
|
KARAR
|
|
Başkanvekili
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Başkanvekili
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Mustafa ŞENOCAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Menduh ATAÇ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Enver AYHAN
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki
esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal
edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/4/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,
başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından
yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet
Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
4. Birinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından
incelenmesine karar vermiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle
ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu hakkında sahibi ve yetkilisi olduğu
işyerinde müştekinin bilgisi ve rızası olmadan müşteki adına 0535 ... 46 ve
0535 ... 41 numaralı abonelik sözleşmelerinin düzenlendiği iddiasıyla 5/11/2008
tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiştir.
7. Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) E.2020/468
sayılı dosyada 16/11/2020 tarihli Tensip Tutanağı'yla basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar vermiştir. Mahkeme 6/1/2021 tarihli kararı ile başvurucunun
kişinin bilgisi dışında abonelik işlemi yapma suçundan 5809 sayılı Kanun'un 56.
maddesinin (4) numaralı fıkrasının atfıyla 63. maddesinin (10) numaralı fıkrası
gereği 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
8. Başvurucu, itiraz yolu açık olarak verilen karara
itiraz etmiş; 13/1/2021 tarihli itiraz dilekçesinde üst bayi olarak görev
yaptığını, bu nedenle sorumlu tutulmaması gerektiğini, yine aynı suça ilişkin
olarak ekte sunduğu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay emsal
kararlarına göre kendisi gibi üst bayi konumunda olan kişilere beraat kararı
verildiğini ileri sürmüştür.
9. İtiraz üzerine Mahkeme 2021/36 Esas sayılı dosyada
15/1/2021 tarihli tensip tutanağı ile yargılamanın genel hükümlere göre
yapılmasına karar vermiştir.
10. Başvurucu; yargılama aşamasında alınan savunmasında
sözleşme düzenleme yetkisinin alt bayilerde olduğunu, kendisinin üst bayi
konumunda olduğunu, sözleşme düzenlemediğini, sadece hat açma işlemi yaptığını,
13/1/2021 tarihli itiraz dilekçesinde belirttiği gibi hakkında aynı suçtan
başka mahkemede yapılan yargılamada beraat kararı verildiğini, İstanbul Bölge
Adliye Mahkemesi ve Yargıtay emsal kararlarına göre üzerine atılı suçun
oluşmadığını, bu nedenlerle üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini
belirtmiştir.
11. Yapılan yargılama sonunda Mahkeme 9/3/2021 tarihli
kararla başvurucunun kişinin bilgisi dışında abonelik işlemi yapma suçundan
5809 sayılı Kanun'un 56. maddesinin (4) numaralı fıkrasının atfıyla 63.
maddesinin (10) numaralı fıkrası gereği 1.000 TL adli para cezası ile
cezalandırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı
şöyledir:
"...sanığın üzerine atılı suçun
unsurlarının '...kişinin bilgisi ve rızası dışında abonelik tesisi veya işlemi
yapmak, yaptırmak veya bunun için gerçeğe aykırı bir belge düzenlemek, usulüne
uygun düzenlenen evrakta değişiklik yapmak veya gerçek dışı hazırlanan bir
evrakı kullanmak...' olduğu, suçun sübutu bakımından sanığın adı geçen
sözleşmeyi mutlaka kendi el yazısı ile düzenleyip imzalaması şartı aranmadığı,
adı geçen evrakta değişiklik yapmak veya gerçek dışı hazırlanan evrakı
kullanmak fiillerinden herhangi birini gerçekleştirmesi abonelik sözleşmesi
hazırlamak dışında herhangi bir abonelik tesisi veya işlemi yapması veya
yaptırması hâlinde de suçun maddi unsurlarının oluşacağı, [A.İ.D.]
A.Ş.'nin yetkilisi olan sanığın bizzat sözleşme oluşturma fiilini
gerçekleştirmese dahi hattın aktivasyonunu sağlayacak onay işlemlerini
gerçekleştirdiği anlaşılmakla..."
12. Başvurucu, nihai hükmü 9/3/2021 tarihinde tebliğ ile
öğrendikten sonra 7/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
13. 5809 sayılı Kanun'un "Abone ve cihaz kimlik
bilgilerinin güvenliği" başlıklı 56. maddesinin (4) numaralı fıkrası
şöyledir:
"Kişinin bilgisi ve rızası dışında
işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi
veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve
yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik
yapılamaz ve bunlar kullanılamaz."
14. 5809 sayılı Kanun'un "Cezai hükümler"
başlıklı 63. maddesinin (10) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bu Kanunun 56 ncı maddesinin
birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne
kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu
işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile
cezalandırılır."
2. Yargıtay İçtihadı
15. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 29/9/2022 tarihli ve
E.2022/7215, K.2022/13076 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...suça konu abonelik
sözleşmelerini düzenleyen [D.T.P.
ve D.T.L.Ş.nin] %20 oranında hissedarı olduğunu, bu şirketin alt bayileri
olduğunu, hissedarı olduğu şirketin söz konusu alt bayilerinin distribütörü
olup aktivasyon işlemi yaptıklarını ve katılan adına hiçbir hat düzenlemediğini
beyan etmesi ve sanık müdafiinin kanun yararına bozma dilekçesi ve ekinde
sanığın şirket yetkilisi olmadığına ilişkin İstanbul Ticaret Odasına ait firma
detay bilgilerini içerir yazıya yer verdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın
atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden..."
16. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 26/1/2022 tarihli ve
E.2019/10890, K.2022/1335 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...alt bayi sorumlusu sanık [R.Y.nin] abonelik sözleşmelerini
düzenlediği, üst bayinin ise genel merkeze göndererek aktivasyon işlemini
sağladığının anlaşıldığı, bu bağlamda suçtan elde edilecek menfaatin sanık [R.Y.ye]
ait olduğu gözetilerek..."
17. (Kapatılan) Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 16/10/2019
tarihli ve E.2018/8061, K.2019/12874 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...sanığın üst bayi olarak sadece
aktivasyon işlemi yaptığı, adına hat çıkarılan kişiyi görmediğini beyan ederek
atılı suçlamayı kabul etmemesi, suça konu belgedeki imzanın sanık ve katılana
ait olmaması, alt bayi olan [P.T.] sahiplerinin dinlenmemesi ve bu kişiler yönünden imza
ve yazı incelemesi yaptırılmamış olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer
vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından suça konu belge üzerindeki imzanın
aidiyeti bakımından [P.T.] sahiplerinin imza ve yazı örnekleri temin
edilerek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu kişilerin tanık olarak
dinlenilmelerinden sonra üst bayilerin sözleşme düzenleme yetkilerinin bulunup
bulunmadığının sorulmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken
eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması..."
B. Uluslararası Hukuk
18. Gerekçeli karar hakkına ilişkin uluslararası hukuk
için bkz. Yasemin Ekşi, §§ 56-57.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Anayasa Mahkemesinin 17/4/2025 tarihinde yapmış
olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan
hakkında adli para cezası kararı verildiğini belirterek adil yargılanma
hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun yargılama aşamasında
lehine olan hususları ileri sürebildiği, aleyhine olan delillere karşı
çıkabildiği ve yargılamaya konu olaya ilişkin kendi anlatımını mahkemeye
sunabildiği, yargılama sonucunda başvurucunun eylemine uyan 5809 sayılı Kanun'a
muhalefet etme suçunu işlediğinden bahisle mahkûmiyet kararı verildiği ifade
edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanında genel olarak
bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti"
başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
''Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve
savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından
yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki
tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin
özü, iddia ve itirazları karşılanmadan hakkında adli para cezasına karar
verilmesine ilişkindir. Bu nedenle bu kısımdaki ihlal iddialarının adil
yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli hakkı yönünden incelenmesi gerektiği
değerlendirilmiştir.
1. Kabul
Edilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul
edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı
anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul
edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
25. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi
de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve
denetlemeyi amaçlar. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm
iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu
nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre
değişir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve
itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması
gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan
mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı
atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından
yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve
itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar
hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt
Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B.
No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No:
2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034,
20/3/2014, §§ 33, 34; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,
18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§
37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015,
§§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti.
[2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).
26. Yargılama merciinin aynı maddi veya hukuki olguyla
ilgili olarak başka bir yargı merciinin vardığından farklı bir sonuca ulaşması
hâlinde bunun dayanaklarını gerekçeli kararında göstermesi beklenir. Anayasa'da
güvenceye bağlanan tüm temel hak ve özgürlüklerin yorumunda gözetilmesi gereken
temel bir ilke olarak düzenlenen hukuk devleti ilkesi, yargı organlarının aynı
maddi veya hukuki olgularla ilgili olarak çelişkili kararlar vermekten mümkün
olduğunca kaçınmasını gerekli kılar. Aynı maddi veya hukuki vakıalarla ilgili
olarak farklı kararlar verilmesi hukuk devleti ilkesini zedeleyebileceği gibi
kişilerin hukuka olan inancını da zayıflatabilir. Bu nedenle bir maddi veya
hukuki vakıa ile ilgili olarak başka bir yargı mercii tarafından bir kimse
lehine karar verildiği ancak diğer bir yargı merciinin aynı olgu hakkında
farklı bir sonuca ulaştığı durumlarda bunun gerekçesinin belirtilmesi gerekir.
Yargı merciinin bu gibi durumlarda gerekçe gösterme yükümlülüğü, kişilerin
hukuka olan güvenlerinin sarsılmaması için hayati önemdedir (Mehmet Okyar
[2. B.], B. No: 2017/38342, 13/2/2020, § 29).
27. Başvurucu, basit yargılama usulünün uygulanmasına
karar verilmesi üzerine Mahkeme tarafından 6/1/2021 tarihinde verilen 740 TL
adli para cezası kararına itiraz etmiş; itiraz dilekçesinde, üst bayi olarak
görev yaptığını ve yine aynı suça ilişkin olarak ekte sunduğu İstanbul Bölge
Adliye Mahkemesi ve Yargıtay emsal kararlarına göre kendisi gibi üst bayi
konumunda olan kişilere beraat kararı verildiğini belirtmiştir. Başvurucu, yargılama
aşamasında alınan savunmasında da itiraz dilekçesinde belirttiği hususları
tekrarlamıştır.
28. Yine Yargıtay, abonelik sözleşmelerinin alt bayiler
tarafından düzenlenmesi durumuna ilişkin olarak çeşitli kararlar da vermiştir.
Anılan kararlarda üst bayinin aktivasyon işlemi yapmasından dolayı sorumlu
tutulabilmesi için yapılması gereken işlemler belirtilmiştir (bkz. §§ 15-17).
29. Somut olayda başvurucunun üzerine atılı suçun sübutu
bakımından müştekinin bilgisi ve rızası dışında oluşturulan sözleşmeyi mutlaka
kendi el yazısı ile düzenleyip imzalaması şartı aranmadığı, başvurucunun
yetkilisi olduğu şirket bizzat sözleşme oluşturma fiilini gerçekleştirmese dahi
şirketin hattın aktivasyonunu sağlayacak onay işlemlerini gerçekleştirmesi
neticesinde kişinin bilgisi dışında abonelik işlemi yapma suçundan başvurucu
hakkında hüküm kurulmuştur. Ancak verilen kararda davanın sonucunu
etkileyebilecek nitelikteki sözleşmeyi alt bayinin düzenlemesine ve
sorumluluğun alt bayide olmasına, üst bayinin bu sözleşmenin düzenlenmesi
aşamasına dair bir bilgisinin olmamasına, yine başvurucunun yine aynı suça
ilişkin olarak ekte sunduğu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay emsal
kararlarına dair itirazları hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken bu
yükümlülüğün yerine getirilmediği görülmüştür (bkz. § 11). Öte yandan yukarıda
anılan konuyla ilgili Yargıtay içtihatları da gözetildiğinde (bkz. §§ 15-17) bu
değerlendirmenin gerekliliği daha belirgin hâle gelmektedir.
30. Böylece başvurucunun sözleşmenin alt şirket
tarafından düzenlendiğine bu nedenle belgenin düzenlenmesinden sorumlu
olmadığına yine aynı suça ilişkin olarak ekte sunduğu İstanbul Bölge Adliye
Mahkemesi ve Yargıtay emsal kararlarına göre de hakkında beraat kararı
verilmesi gerektiğine yönelik savunmalarının Mahkemece değerlendirilmediği
anlaşılmıştır (bkz. § 11). Diğer bir ifadeyle yargılama merciinin üst bayinin
sorumluluğu hususunu yeterli açıklıkta ortaya koyan somut bir gerekçe
oluşturmadığı görülmüştür.
31. Eldeki başvuruda Mahkeme, kanuna aykırı olarak
düzenlenen sözleşmeyi, üst bayi olan şirketin yetkili temsilcisi başvurucunun
onaylamasını mahkûmiyet için yeterli görmüştür (bkz. § 11). Şirket yetkilisi
olan başvurucunun sözleşmeyi bizzat düzenlememesi, sadece hat açma işlemini
gerçekleştirmesi karşısında mahkemece mahkumiyete esas alınan fiillerin
başvurucuyu cezai yönden sorumluluk altına sokmasının gerekçeleri kararda
yeterince ortaya konulamamıştır.
32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde
güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar
hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
33. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama
yapılması ve 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
34. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki
yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının
gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama
işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere
ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin
nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda
bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül
Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60,
66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§
93-100).
35. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin
davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır.
Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından
bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar
verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her
aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak
yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları
değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
36. Başvurucu; maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge
sunmadığından maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim
sağlayacağı anlaşıldığından da manevi tazminat talebinin reddine karar
verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının
ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak
üzere Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2021/36, K.2021/141)
GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan
toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde
yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten
ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
GÖNDERİLMESİNE 17/4/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.