|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
A.Y. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/26370)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 29/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Saliha AKSOY
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. A.Y.
|
|
|
|
2. Barış YILMAZ
|
|
|
|
3. Emin YILMAZ
|
|
|
|
4. Evin YILMAZ
|
|
|
|
5. Gurbet YILMAZ
|
|
|
|
6. Meryem YILMAZ
|
|
|
|
7. Muhammed YILMAZ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. İlyas TARIM
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, tam yargı davasının süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular; yakınları A.Y.nin 14/12/2015 tarihinde Şırnak'ın Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde meydana gelen olaylarda hayatını kaybettiğini belirterek uğradıkları zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 900 TL maddi ve 1.200.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
3. Mardin 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 3/8/2017 tarihli kararıyla dava dilekçesinin 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun olarak düzenlenmediği gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Anılan karar üzerine başvurucular vekili 6/10/2017 tarihinde yenileme dilekçesi sunmuştur.
4. Yenileme dilekçesi üzerine görülen davada Mahkeme 19/10/2017 tarihli kararıyla davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak düzenlenmediği gerekçesiyle verilen 03/08/2017 tarih ve E:2017/1894, K:2017/2072 sayılı dilekçe ret kararının 05/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği; davacı vekili tarafından UYAP Avukat Portal üzerinden düzenlenen yenileme dilekçesinin ise 06/10/2017 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına girdiği, bu durumda; 05/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği görülen dilekçe ret kararının tebliğini izleyen günden itibaren 30 günlük süre içerisinde, en son 05/10/2017 tarihinde yenileme dilekçesi verilerek dava açılması gerekirken, bu sürenin geçmesinden sonra 06/10/2017 tarihinde Mahkememiz kaydına giren yenileme dilekçesiyle açıldığı kabul edilen davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı ..."
5. Söz konusu karar hakkında istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 12/4/2018 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun reddine hükmetmiştir. Başvurucuların kararı temyiz etmesi üzerine hüküm Danıştay Onuncu Dairesinin 24/12/2020 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
6. Başvurucular, nihai kararı 29/4/2021 tarihinde öğrendikten sonra 31/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Başvurucular; Mahkemece verilen dilekçe ret kararının vekil İ.T.ye tebliğ edildiğini, anılan tebligatın 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca muhtara teslim edildiğini, tebligatın usule aykırı olduğunu, dosyada birden fazla vekil olmakla birlikte tebligatların vekil S.Ö.ye yapılması yönünde Mahkemeye adres bildirildiğini, buna rağmen vekil İ.T.nin adresine yapılan usulsüz tebligat esas alınarak yenileme dilekçesinin süresinde olmadığına hükmedildiğini, bu nedenle mahkemeye erişim hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
8. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
9. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Anılan hak, kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).
10. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil; iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).
11. Başvurucular tarafından açılan davanın Mahkemece süresinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturduğu açıktır. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
12. İncelenen olayda davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının 2577 sayılı Kanun'un 14. ve 15. maddelerine dayandığı görülmektedir. Bu itibarla somut olayda başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının olduğu ve sınırlamanın meşru amacının bulunduğu (idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre şartı öngörülmesinin en genel ifadeyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amaca hizmet ettiği yönünde ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner [2. B.], B.No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi [1. B.], B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52) anlaşılmıştır.
13. Kanunilik ve meşru amaç şartlarını sağladığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale, ölçülülük ilkesi bakımından da değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
14. Hak arama özgürlüğünün bağlandığı usul kurallarına uyulmaması nedeniyle uyuşmazlıkların esası hakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin meşru amacın gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından asıl üzerinde durulması gereken husus ise müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.
15. 7201 sayılı Kanun'un 11. maddesinde yer alan kural uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır; vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Tebliğ edilen evrakın içeriğine göre bir kanun yoluna başvurulması söz konusu ise kanunda öngörülen süreler bu tarih itibarıyla işlemeye başlar (Yasin Yaman [1. B.], B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 24).
16. Eldeki olayda başvurucular, başvuruya konu davada vekiller İ.T. ve S.Ö. tarafından temsil edilmiş; dilekçe ret kararı 5/9/2017 tarihinde vekil İ.T.ye 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. 6/10/2017 tarihinde vekil İ.T. tarafından yenileme dilekçesi verilmiştir.
17. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi işlem kütüğünde yapılan incelemede Cizre 2. Noterliğinde 13/4/2016 tarihinde düzenlenen 1167 No.lu vekâletname ile avukat S.Ö.ye dava takip yetkisinin verildiği anlaşılmıştır. S.Ö. tarafından 6/7/2017 tarihinde vekil İ.T.ye vekâletname yerine geçmek üzere yetki belgesi verilmiş, dava dilekçesinde ve yenileme dilekçesinde vekil olarak S.Ö. yanında İ.T.ye de yer verilmiştir. Anılan yetki belgesinin vekâletname yerine geçtiği ve Mahkeme kararının İ.T.ye tebliğ edildiği tarihi kapsadığı açıktır. Söz konusu yetki belgesi vekâletname yerine geçmek üzere verildiğinden başvurucular adına kararları temyiz etmek ve istinaf başvurusu yapmak da dâhil olmak üzere davayı takip hak ve yetkisini içerdiği, vekilin başvurucular tarafından azledildiğine dair bir azilnamenin de dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
18. Yukarıda ifade edilen olgular karşısında Mahkemenin uyuşmazlık konusu kararının tebliği tarihinde başvurucular ile vekili İ.T. arasındaki vekâlet ilişkisinin hâlen devam ettiği, dolayısıyla vekil İ.T.nin başvurucular adına usule ilişkin işlemler yapma yetkisine sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda kararın usule uygun şekilde düzenlenen vekâletname ile yetkilendirilmiş avukata tebliğ edilmesi ve dava süresinin bu tebligat tarihinden itibaren başlatılmasına yönelik değerlendirme ve ulaşılan sonuç dava açmayı imkânsız kılacak nitelikte aşırı şekilci bir yaklaşımdan kaynaklanmadığı gibi belirtilen kanun hükümlerine öngörülmeyecek şekilde olağanın dışında bir anlam vermek suretiyle sonuca ulaşıldığına dair bir uygulama olarak da değerlendirilmemiştir. Mahkemece yapılan bu yorum bağlamında mahkemeye erişim hakkına müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.