logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(M.B. [2. B.], B. No: 2021/29235, 29/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

M.B. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/29235)

 

Karar Tarihi: 29/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

M.B.

Vekili

:

Av. Özlem BARINER

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltında ve ceza infaz kurumunda kötü muameleye maruz kalınması, bunlarla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/7/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

5. 1988 doğumlu olan başvurucu, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) personeli olarak çalışmaktayken 1/12/2016 tarihinde olağanüstü hal (OHAL) kanun hükmünde kararnamesiyle (KHK) kamugörevinden çıkarılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) başlattığı soruşturma kapsamında başvurucu 27/7/2017 tarihinde Balıkesir'deki kayınpederinin evinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) bağlantısı (üye olması) nedeniyle gözaltına alınmıştır.

6. Başvurucu, aynı gün Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne (TEM) götürülmüş, 2/8/2017 tarihine kadar TEM'de gözaltında tutulmuştur. 1/8/2017 tarihinde TEM'de görevli polislere, 2/8/2017 tarihinde ise Cumhuriyet savcısına avukatı eşliğinde ifade vererek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini bildirmiştir. Başvurucu, son ifade işleminden sonra silahlı terör örgütüne üye olma suçundan adli kontrol şartıyla (yurt dışına çıkmama ve haftada beş gün imza atma) serbest bırakılmıştır. Adli kontrol kararı Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 2/8/2017 tarihinde dosya üzerinden verilmiştir.

7. Başsavcılığın talebi üzerine 8/8/2017 tarihinde başvurucu hakkında Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklamaya yönelik olarak yakalama emri çıkarılmıştır. Başvurucu, aynı gün Denizli'deki evinde yeniden gözaltına alınmış, ertesi gün ise TEM'e götürülmüş; TEM'de 18/8/2017 tarihine kadar ikinci kez gözaltında tutulmuştur. 17/8/2017 tarihinde başvurucu; avukatı eşliğinde polislere, 18/8/2017 tarihinde ise Cumhuriyet savcısına bir kez daha ifade vermiştir. Başvurucu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini yeniden beyan etmiş; ayrıca ilk gözaltı sırasında yaptığı gibi bazı kişileri fotoğrafları üzerinden teşhis etmiştir.

8. Başvurucu 18/8/2017 tarihinde Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.

9. Başvurucunun tutuklama kararına itiraz ettiği 25/8/2017 tarihli dilekçesine bakıldığında ilk ifadesinden önce kendisiyle mülakatlar yapıldığına ilişkin bir beyanda bulunduğu fakat fiziksel veya psikolojik olarak zarar verildiğinden veya gözaltında kötü bir muameleye maruz bırakıldığından bahsetmediği görülmüştür.

10. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından cezalandırılması istemiyle Başsavcılık tarafından iddianame düzenlenerek ceza davası açılmıştır.

11. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından yapılan yargılamada 8/11/2021 tarihinde isnat edilen suçlamalar nedeniyle başvurucunun mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş, toplamda 20 yıl 15 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince 10/1/2022 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucunun temyiz talebinin Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından 8/2/2024 tarihinde reddedilmesiyle birlikte karar kesinleşmiştir.

B. Kötü Muamele İddialarına İlişkin Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci

12. Başvurucunun birlikte yargılandığı sanıklardan olan M.C.Y. tutulduğu ceza infaz kurumundan 15/6/2020 tarihinde Başsavcılığa şikâyet dilekçesi sunmuştur. M.C.Y. şikâyet dilekçesinde, Ağır Ceza Mahkemesindeki 30/4/2020 tarihli celsede başvurucunun 10/3/2020 tarihinde (ilk celseden dokuz gün önce) tutulduğu ceza infaz kurumundaki odasında arama yapıldığını, bu sırada bir infaz koruma memurunun yaka kamerası ile savunma için hazırladığı yazıları teker teker gizli şekilde kayda aldığını, buna karşı çıkması sonrasında ise üzerine yürüyüp disiplin işlemi yapmakla tehdit ettiğini söylediğini belirtmiştir. M.C.Y. başvurucunun bu ifadesinin kendisi hakkındaki davayı da etkileyeceğinden önemli olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucunun beyanı üzerine Ağır Ceza Mahkemesinin olayı Başsavcılığa ihbar ettiğini de eklemiştir.

13. Söz konusu şikâyet dilekçesi sonrasında Başsavcılık soruşturma başlatmış, bu kapsamda M.C.Y.nin ifadesini Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla 20/7/2020 tarihinde almıştır. M.C.Y. şikâyet dilekçesiyle aynı yönde beyanda bulunmuştur.

14. Başsavcılık soruşturma kapsamında Ağır Ceza Mahkemesinden 19/3/2020 ve 30/4/2020 tarihli celselerdeki başvurucunun ifadelerini ve 30/3/2020 tarihinde başvurucu vekili tarafından Ağır Ceza Mahkemesine sunulan dilekçeyi, yine bunun ekinde yer alıp başvurucunun yazdığı dilekçeyi istemiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 28/7/2020 tarihli yazıyla ilgili duruşma tutanaklarını göndermiştir. Yazıda, başvurucu müdafi Av. Özlem Barıner'ın 30/3/2020 tarihinde sunduğu bir dilekçe olmadığı, adı geçen müdafinin başvurucunun yazdığı dilekçeyi (13/3/2020 tarihli) sunduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.

15. 19/3/2020 tarihli celsede başvurucu; savunmasını SEGBİS ile değil bizzat mahkeme huzurunda yapmak yönünde beyanda bulunmuş, tutuklama kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Başvurucu; ifadesinin bir kısmında soruşturma aşamasındaki beyanlarının yasak usul ve yöntemlerle alındığını, özgür iradesini yansıtmadığından bunları kabul etmediğini, dava dosyasından çıkarılmasını istemiştir. Ağır Ceza Mahkemesi celse sonunda, başvurucu vekilinin 13/3/2020 tarihinde sunduğu dilekçedeki olayın (bkz. § 14) araştırılması için başvurucunun tutulduğu ceza infaz kurumu ve Başsavcılığa söz konusu dilekçenin gönderilmesine karar vermiştir.

16. Ağır Ceza Mahkemesindeki 30/4/2020 tarihli celsede başvurucu, isnat edilen suçlamalara ilişkin savunması dışında gözaltında ve ceza infaz kurumunda kötü muameleye maruz kaldığına dair bazı iddialarda bulunmuştur. Başvurucu; kayınpederinin evinde ilk kez gözaltına alındığı sırada eşi ve bebeğiyle yatmaktayken iki polis memurunun odaya girip üzerine çullanarak kendisini yere yatırıp kelepçelediklerini, bağırıp azarladıklarını, Burhaniye'de bulunan bir polis merkezinin nezarethanesine yerleştirildiğini, akşama kadar yiyecek ve içecek verilmediğini, daha sonra TEM'e getirildiğini, buradaki kapalı bir spor salonunda 50-60 kişi ile birlikte iki gün tutulduğunu, iki gün sonra TEM binasının alt katlarının birindeki demir parmaklıklı bir nezarethaneye konulduğunu, üç kişilik bu yerde ondan fazla kişiyle birlikte olduğunu, tutulduğu süreçte MİT görevlisi kişilerce avukatı olmadan çoğu zaman mesai saatleri dışında hatta gece yarıları sorgulandığını ileri sürmüştür. Sorgulamalar sırasında bu görevlilerin tehdit ve hakaretlerine maruz kaldığını, bir keresinde sorulan soruyu cevaplayamadığı için yüzüne tokat atıldığını, kolunun bükülerek kafasının arkasına vurulduğunu, cinsel dokunulmazlığına yönelik fiillerle tehdit edildiğini, yapılan kötü muamelelerden kurtulamayacağına kanaat getirdiğini, bu nedenle istenen yönde ifade vermek zorunda kaldığını belirterek sorumlulardan şikâyetçi olduğunu söylemiştir. Başvurucu, gözaltı sürecinde düzenlenen doktor raporlarının polis memurları önünde muayene edilmeden nezarethaneye gelen doktorlar tarafından hazırlandığını, raporların gerçeği yansıtmadığını, ilk gözaltı süreci sonunda avukatı eşliğinde TEM'de verdiği ifadenin polisler tarafından hazırlanarak bilgisayara kaydedildiğini ve kendisine okunarak onaylatıldığını, ertesi gün Başsavcılıkta verdiği ifade sırasında da polislerin kendisine nezaret ettiğini, istendiği gibi ifadesini yinelediğini, daha sonra adli kontrol şartıyla salıverildiğini, ikinci gözaltı sürecinde ve tutukluluğunun ilk günlerinde de benzer veya daha ağır kötü muamelelere maruz kaldığını belirtmiştir.

17. Başvurucu 30/4/2020 tarihli celsede ikinci gözaltı sürecine ilişkin anlatımlarında gece yarısı yapılan sorgulamaların devam ettiğini, istendiği gibi ifade vermesi amacıyla işkence gördüğünü, tehdit ve hakaretlere maruz kaldığını, tutuklanıp ceza infaz kurumuna teslim edilirken polislerin; verdiği ifadenin yetersiz, E.A. (yargılandığı dosyadaki diğer sanık) ile ilişkili olduğu yönünde beyanda bulunması gerektiğini, bu nedenle ertesi gün yeniden geleceklerini söylediklerini, ertesi gün gece saat 22.00 sıralarında polislerin gelerek kendisini bir odaya götürdüklerini, yeniden tehdit ederek istedikleri şekilde ifade vermeye zorladıklarını, zaten Cumhuriyet savcısının yazılı talimatı olmadığından yeniden ifade vermesinin hukuka aykırılık taşıdığını, ifadesi sırasında yanında avukatı olmadığını, bir sonraki gün avukatının polislerin emrivakisi üzerine tutulduğu ceza infaz kurumuna geldiğini, eşinin de tutuklanacağı söylenerek tehdit edildiğini, eşine ve bebeğine gelebilecek kötülükleri göğüslemek için polislerce hazırlanan tutanağı imzalamak zorunda kaldığını, eşinin de aynı nedenle tutanağı imzaladığını, tutanak içeriğini kesinlikle kabul etmediğini, ceza infaz kurumunda ilk üç gün tutulduğu odanın oldukça pis olduğunu, verilen yatakta insan dışkısı ve idrarı bulunduğunu, üzerine tutulan ışığın 24 saat hiç kapatılmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca M.C.Y.nin şikâyet dilekçesinde dile getirdiği olayı da anlatmıştır. Başvurucunun söz konusu kötü muamele iddiaları hakkında Ağır Ceza Mahkemesi, Başsavcılığa suç duyurusunda bulunmamış; bu hususu başvurucunun takdirine bırakmıştır.

18. Başvurucu müdafii Av. Özlem Barıner sunduğu 13/3/2020 tarihli dilekçede (bkz. § 15) başvurucunun gözaltında tutulduğu süreçteki kötü muamele iddialarını değil M.C.Y.nin şikâyet dilekçesine konu olan olayı dile getirmiştir.

19. Başsavcılık, başkaca bir araştırma yapmadan 11/8/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

UYAP'ta M.B. yada vekili tarafından işkence ve kötü muamele iddiası ile ilgili herhangi bir şikayet olup olmadığı yönünden yapılan sorgulamada bu yönde bir soruşturmaya rastlanılmadığı, bunun üzerine müşteki [M.C.Y.nin] beyanları ve incelenen Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasındaki belgeler dikkate alınarak işkence ve kötü muamele ile ilgili yapılan araştırma ve incelemede M.B.nin gözaltında bulunduğu süre zarfında Adli Raporların alındığı, raporlarında darp cebir izi bulunmadığı kayıtlı olduğu, M.B.nin soruşturma evresinde Ankara TEM Şube Müdürlüğü'nde alınan 02/08/2017 tarihli ifadesini avukat huzurunda verdiği ve ifadesinde işkence ve kötü muamele iddialarına yer vermediği gibi ayrıntılı beyanları bulunduğu, ifadesini avukatı ile birlikte imzaladığı, 02/08/2017 tarihinde Cumhuriyet Savcılığınca alınan ifadesinde TEM Şube'de vermiş olduğu 02/08/2017 tarihli ifadesini kabul ettiği, hiçbir baskıya maruz kalmadığını beyan ettiği, aynı gün adli kontrol istemi ile Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildiği ve Hakimlikçe adli kontrol altına alınmasına karar verildiği, ancak M.B.nin yurt dışına kaçacağı yönünden istihbari bilgiler elde edilmesi üzerine savcılıkça adli kontrol kararının kaldırılarak tutuklamaya sevk işlemlerinin yapılabilmesi için yakalama emri talep edilmesi üzerine Hakimlikçe talebin kabulü ile hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği,

Bu karara istinaden yakalanan M.B.nin Ankara TEM Şube Müdürlüğü'nde alınan 17/08/2017 tarihli ifadesini avukat huzurunda verdiği, ifadesinde işkence ve kötü muamele iddialarına yer vermediği gibi ayrıntılı beyanları bulunduğu ve fotoğraftan bazı isimler ile ilgili teşhisler yaptığı, teşhis tutanağını avukatı ile birlikte imzaladığı, 18/08/2017 tarihinde Cumhuriyet Savcılığınca alınan ifadesinde TEM Şube'de vermiş olduğu 17/08/2017 tarihli ifadesini kabul ettiği, özgür ifadesini yansıttığını beyan ettiği, yaptığı teşhislerin doğru olduğunu, bu işlemler sırasında herhangi bir baskıya maruz kalmadığını beyan ettiği ve ifade tutanağını avukatı ile birlikte imzaladığı,

Bu halde M.B.nin kötü muamele işkence iddiasının soyut nitelikte olup, adli raporlar, soruşturma evrakları içerisindeki bilgi belge ve avukat huzurunda verdiği ve kendi imzasını içeren ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde atılı suçun işlendiğine dair yeterli şüphe oluşmadığı,

M.B.nin tutuklu bulunduğu Sincan Ceza İnfaz Kurumunda arama işlemi sırasında meydana geldiğini iddia ettiği, ifadelerinin infaz koruma memurları tarafından yaka kamerası ile kayıt edildiği iddiası ile ilgili de Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesince gerek Cezaevi Müdürlüğüne gerekse Cumhuriyet Savcılığına 30/04/2020 tarihinde bildirimde bulunulduğundan aynı olay ile ilgili birden fazla soruşturma imkanı olmadığı, bu soruşturmanın bu iddia yönünden mükerrer nitelikte olduğu anlaşıldığından,

..."

20. Başvurucu verilen karara itiraz ederken yargılandığı ceza davasının 16/7/2020 tarihli celsesinde maruz kaldığı kötü muamele nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesinin Başsavcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, bu nedenle olayla ilgili mükerrer soruşturma olduğunu, ayrıca olayın mağduru olarak ifadesine başvurulmadığını, verilen kararda aleyhinde yürütülen ceza soruşturmasında kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin ifadesi olmadığına atıf yapıldığını fakat Ağır Ceza Mahkemesinde kötü muameleye dair verdiği ayrıntılı anlatımlarına değinilmediğini ileri sürmüştür.

21. Başvurucunun itirazı Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/3/2021 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya tebliğ edilmemiştir.

22. Başvurucu 15/6/2021 tarihinde verilen kararı öğrendiğini belirtmiştir.

23. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz ederken dile getirdiği suç duyurusuyla ilgili olarak Başsavcılığın soruşturma açtığı görülmüştür. Bununla birlikte Başsavcılık 26/8/2020 tarihinde; 11/8/2020 tarihli (bkz. § 19) karardan bahsederek ihbarın mükerrer nitelikte olduğunu belirtip kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. UYAP'ta yapılan incelemede verilen karara itiraz edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır.

C. Başvurucunun İddialarıyla İlgili Sağlık Raporları ve İfade Tutanakları

24. Başvurucunun yargılandığı ceza davasındaki soruşturmayla ilgili evrakta gözaltında tutulduğu süre içinde (27/7/2017-2/8/2017 tarihleri ile 8/8/2017-18/8/2017 tarihleri) düzenlenen sağlık raporlarında herhangi bir yaralanma bulgusu görülmediği belirtilmiştir.

25. Başvurucu 1/8/2017, 17/8/2017 tarihlerinde TEM'de; 2/8/2017, 18/8/2017 tarihlerinde Başsavcılıkta ifade verirken avukatı yanında hazır bulunmuştur. Başvurucu, her iki ifadesinde de hiçbir baskı altında kalmadan hür iradesiyle beyanda bulunduğunu belirtmiş; kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin bir anlatımı olmamıştır. Başvurucu ayrıca tutuklanmasıyla neticelenen Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yapılan 18/8/2017 tarihli sorgusu sırasında da gözaltında kötü muameleye maruz kaldığıyla ilgili bir beyanda bulunmamıştır.

26. Başvurucu, tutuklanması sonrasında Sincan 2. No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulmaya başlanmış, 20/8/2017 tarihinde söz konusu infaz kurumundaki 4 no.lu görüşme odasında TEM'de görevli polislere avukatı eşliğinde ifade vermiştir. Başvurucu, kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin bir anlatım sarf etmemiştir. 21/8/2017 tarihinde ceza infaz kurumunda yapılan muayenede başvurucuda travmatik bir lezyon saptanmamıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Anayasa Mahkemesinin 29/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Kolluk Görevlilerinin Kasıtlı Eylemleri Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu; gözaltında tutulduğu süre içinde kendisine hakaret edildiğini, tokat atıldığını, kafasına vurulduğunu, bir soda şişesiyle cinsel saldırıya maruz bırakılmakla ve eşinin tutuklanmasıyla tehdit edildiğini, yasal olmayan sorgulamalar yapıldığını, bu süreçte yaşadıklarının bedensel ve psikolojik olarak tahribata neden olduğunu, hakkında düzenlenen sağlık raporlarının usule aykırı olarak polislerin nezaretinde hasta mahremiyeti sağlanmadan hazırlandığını, bu hususun Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından hazırlanan (12/4/2021 tarihli) tıbbi değerlendirme raporunda da teyit edildiğini ileri sürmüştür. Gözaltında tutulduğu süreçte OHAL olduğunu ve uluslararası kuruluşların raporlarında da bu dönemde kötü muamelenin gerçek bir risk teşkil ettiğinin belirtildiğini, yargılandığı dosyada dinlenen dört tanığın da kendisi gibi kötü muameleye maruz kaldığı yönünde ifade verdiğini, bu durumda ispat külfetinin devlete geçtiğini, 25/8/2017 tarihinde sulh ceza hâkimliğine yazdığı dilekçeyle mülakatlara alındığını belirttiğini fakat bir işlem yapılmadığını, Başsavcılık tarafından yapılan soruşturmada ifadesine başvurulmadığını, suç tarihlerinin doğru tespit edilmediğini, olayın faillerinin belirlenmediğini, dosya üzerinden yürütülen soruşturmanın etkisiz olduğunu belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

29. Bakanlık görüşünde, kötü muamele yasağına ilişkin iddialar konusunda bir görüş bildirmemiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formunda dile getirdiği hususları yinelemiştir.

b. Değerlendirme

30. Somut olayda başvurucu silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla iki ayrı dönemde (27/7/2017-2/8/2017 ile 8/8/2017-18/8/2017) gözaltında tutulmuştur. Başvurucu gözaltında tutulduğu bu dönemlerde ve tutuklanarak götürüldüğü ceza infaz kurumunda bedensel ve psikolojik olarak kötü muameleye maruz kaldığından şikâyet etmiştir.

31. Başvurucu ilk kez gözaltına alındığı 27/7/2017 tarihinden sonra 2/8/2017 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir. İfadesi sırasında avukatı da yanında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde gözaltında tutulması sırasında kötü muamele gördüğüyle ilgili olarak herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Başvurucu gözaltından sonra tutuklanmayıp salıverilmiş, dolayısıyla iddialarının faili olan kamu görevlilerinin gözetim ve denetim altından çıkmış ise de kötü muamele iddialarını soruşturma makamlarının önünde dile getirip ilgililer hakkında şikâyetçi olmamış, adli rapor da almamıştır.

32. Başvurucunun ikinci kez gözaltında tutulduğu süreçte de benzer gelişmeler yaşanmıştır. Başvurucu 17/8/2017 tarihinde TEM'de görevli polislere, ertesi gün ise Cumhuriyet savcısına ifade vermiştir. Yine başvurucunun yanında avukatı yer almıştır. Başvurucu buradaki ifadelerinde de kötü muameleye maruz kaldığıyla ilgili bir şikâyet dile getirmemiştir. İfadelerden sonra başvurucu bu kez salıverilmeyip sorguya sevk edilmiştir. Başvurucu, avukatı ile beraber sulh ceza hâkimliği huzurunda yaptığı savunma sırasında da gözaltında kötü muamele gördüğüyle ilgili bir iddia da bulunmamıştır. Ayrıca 21/8/2017 tarihinde ceza infaz kurumunda yapılan muayene sonucunda düzenlenen raporda da vücudunda bir lezyon bulunmadığı belirtilmiştir.

33. Öte yandan başvurucunun gözaltında tutulduğu her iki süre içinde de herhangi bir yaralanma tespitine yer verilen bir sağlık raporuna rastlanmamıştır. Başvurucu da zaten böyle bir raporun varlığından bahsetmemiş, raporların usule aykırı şekilde hazırlandığını ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür. Buna rağmen başvurucu ne maruz kaldığı muameleler nedeniyle vücudunda meydana gelen yaralanma izinden ne de görmelerine rağmen doktorların bu yaraları sağlık raporuna kayıt etmediklerinden bahsetmiştir.

34. Başvurucu gözaltında kötü muameleye maruz kalmasıyla ilgili iddiaları sulh ceza hâkimliğine tutukluluğuna itiraz ederken sunduğu 25/8/2017 tarihli dilekçesinde dile getirdiğini iddia etmiş ise de söz konusu dilekçede sadece ifadesinden önce yapılan mülakatlardan bahsettiği görülmüştür. Dilekçedeki bu beyanların gözaltında kötü muameleye maruz kaldığını iddia ettiği şeklinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki başvurucu da bu dilekçe sonrasında kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak soruşturma makamlarının harekete geçip geçmediğiyle ilgilendiğini veya yeniden şikâyet ettiğini gösterir bir bilgi/belge sunmamıştır.

35. Başvurucu yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesinin 30/4/2020 tarihli celsesinde ilk kez açık bir şekilde gözaltında tutulduğu dönemlerde kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürmüş; yaşadığı olayları ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Her ne kadar başvurucunun kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak Başsavcılık, M.C.Y.nin dilekçesi üzerine ceza soruşturması başlatmışsa da 30/4/2020 tarihli celse tutanağını temin etmiş ve başvurucunun dile getirdiği iddiaları incelemiştir.

36. Başvurucunun 27/7/2017 tarihinde gözaltına alınmasıyla başlayan süreçte kötü muameleye maruz kaldığını 2,5 yıldan fazla bir süre sonra dile getirdiği, bunun yanında kötü muamele iddialarını destekleyen sağlık raporu, tanık beyanı, kamera kaydı gibi bir delil bulunmadığı, başvurucunun anlatımlarına bakıldığında ise kötü muamele iddialarını geç dile getirmesinde makul bir gerekçe ileri sürmediği görülmüştür.

37. İspat külfetinin devlete geçtiği durumlar hariç olmak üzere kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceğini gösteren emare ve delilleri -haklı bir gerekçeleri olmadığı sürece- zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüdür. Olgulara dayanmayan yetersiz açıklamalar, iddiaların deliller ile desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu veya kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeler gibi hususlar, kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddianın savunabilir olduğundan ve dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemez. Kaldı ki iddiaların güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirilmemesi hâlinde mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerini söyleyebilmek mümkün değildir (Beyza Metin [1. B.], B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45-47).

38. Tüm bu tespitler çerçevesinde başvurucunun kötü muamele iddialarını geç ileri sürdüğü ve dosya kapsamına göre de bu iddiaları destekleyen bir delil bulunmadığı değerlendirildiğinde başvurucunun özen yükümlülüğüne uygun hareket etmediği, dolayısıyla kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin iddiasının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutulma Koşulları Yönünden

40. Başvurucunun hem gözaltında tutulduğu nezarethanelerde hem de tutuklandıktan sonra barındırıldığı ceza infaz kurumundaki tutulma şartlarının yetersizliğine ilişkin iddialarının Nebahat Baysal Gül ([2. B.], B. No: 2016/14634, 28/5/2019, §§ 17-31) ve Süleyman Araç ([2. B.], B. No: 2015/7985, 20/9/2018) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

41. Başvurucunun gözaltının hukuki olmadığına ve gözaltı süresinin kanunda belirlenen süreyi aştığına ilişkin şikâyeti ile tutuklamanın hukuki olmadığına ve tutuklama dolayısıyla aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetinin -2018/31133 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından 14/10/2021 tarihinde yapılan inceleme sonunda kabul edilemezlik kararı verildiği tespit edildiğinden- mükerrer başvuru olması nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesi gerekir. Ayrıca tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiasının Ahmet Kubilay Tezcan ([2. B.], B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26) kararı doğrultusunda, avukatla görüşmenin teknik araçlarla kayda alınması nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz hakkının engellediğine ilişkin iddiasının Emre Ayhan ([2. B.], B. No: 2016/80704, 13/2/2020, §§ 132-136) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kolluk görevlilerinin kasıtlı eylemleri dolayısıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutulma koşulları dolayısıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(M.B. [2. B.], B. No: 2021/29235, 29/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı M.B.
Başvuru No 2021/29235
Başvuru Tarihi 6/7/2021
Karar Tarihi 29/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltında ve ceza infaz kurumunda kötü muameleye maruz kalınması, bunlarla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
İnfaz kurumunda güç kullanımı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (süre) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi