logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Sefa Azim [2. B.], B. No: 2021/37084, 13/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SEFA AZİM BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/37084)

 

Karar Tarihi: 13/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportörler

:

Duygu BAKAY

 

 

Mutlu ALAF

Başvurucu

:

Sefa AZİM

Vekili

:

Av. Yıldız BERKİ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, meslek hastalığının tespiti için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, H.Y.H. A.Ş. bünyesinde 1996-2001 yılları arasında İstanbul Atatürk Havalimanı'nda, 2002-2007 yılları arasında Antalya Havalimanı'nda yer hizmetlerinde çalışmış; 2007-2010 yılları arasında TSM D.Ü. A.Ş. bünyesinde, 2010-2013 yılları arasında G.L.A. A.Ş. bünyesinde, 2013-2014 yılları arasında da M.G.T. A.Ş. bünyesinde şoför olarak çalışmaya devam etmiştir.

3. Başvurucu 2014 yılında mesleğe bağlı olarak işitme kaybı yaşadığı ve akciğerlerinin hasar gördüğü gerekçesiyle Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesine başvurmuştur. Hastanede yapılan tetkikler neticesinde 29/5/2014 tarihli sağlık kurulu raporu ile astım bronşit rahatsızlığı yönünden mesleki şüphenin bulunmadığı, işitme kaybı yönünden ise 10 yıl boyunca havalimanında gürültülü ortamlarda çalıştığı, işe girerken herhangi bir işitme kaybının olmadığı tespitiyle mesleki şüphe değerlendirmesi yapılmıştır.

4. Başvurucu, Antalya Atatürk Devlet Hastanesinden 20/8/2014 tarihli engelli sağlık kurulu raporu almıştır. İlgili raporda başvurucunun işitme kaybı ve astım bronşit nedeniyle %46 engel oranı olduğu tespiti yapılmıştır.

5. Başvurucu, bunun üzerine tekrar Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesine sevk edilmiştir. 18/9/2014 tarihli heyet raporunda " ...29/5/2014 tarih 640 sayılı raporumuzda astım mesleki düşünülmediği belirtilmiş ... Haziran 2014 te taşıdığı tarım ilacı torbası patlamış. Nefes darlığı çok artmış. Hasta akaryakıt taşımacılığı yaptığı dönemde kendisi akaryakıtı araçlara dolduruyormuş. Şu an çalışmıyor...(Mesleki Şüphe) Tozsuz dumansız ortamda çalışması önerilir... Hastada ağır metal etkilenmesi (Molibden) düşünüldü ... Sağ kulakta orta derecede sol kulakta çok ileri derecede sensörinöral tip işitme kaybı mevcut .... (Mesleki Şüphe) 29/5/2014 tarihli sağlık kurulu rapor kararının devamı uygun görülmüştür." tespitlerine yer verilmiştir. Raporun karar kısmında ise molibden etkilenmesi ve kallusa bağlı hâlen herhangi bir organ disfonksiyonu ve sekel mevcut olmadığına kanaat getirilmiştir. İşitme kaybı yönünden ortam analiz raporları, risk değerlendirme raporları, gürültüye maruziyet ve sensörinöral tip işitme kaybı ile ilgili olan denetim raporlarının teminini takiben ilgili mevzuat gereği son kararın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Kurulunca verilmesine karar verilmiştir.

6. SGK Sağlık Kurulunca yukarıda bahsi geçen heyet raporu dikkate alınarak 7/1/2015 tarihli karar ile başvurucunun meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespitine ilişkin dosyanın Yüksek Sağlık Kuruluna sevki gerektiği belirtilmiştir. Kararda, başvurucunun işitme kaybına neden olduğu düşünülen H.Y.H. A.Ş. nezdinde 2003-2007 yılları arasında çalıştığı, adı geçen işyerinin gürültü analiz raporlarının bulunmadığı, 2004 yılındaki muayenesinde patoloji saptanmayan başvurucunun 2007 yılındaki muayenesinde işitme kaybının ortaya çıktığı, mesleki işitme kaybına yol açtığı düşünülen işyerinden yedi yıl önce ayrılan başvurucunun yükümlülük süresi açısından değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

7. Yüksek Sağlık Kurulunun 13/2/2015 tarihli kararında ise başvurucunun mesleki işitme kaybına yol açtığı düşünülen işyerinden yedi yıl önce ayrıldığı, bu kapsamda yükümlülük süresi yönünden değerlendirilmek üzere dosyanın kendilerine gönderildiği belirtilmiş; yapılan inceleme neticesinde başvurucudaki işitme kaybı ve bronş astımının mesleki olmadığı tespiti yapılmıştır.

8. Başvurucu, anılan karar üzerine tekrar sırayla Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi ile Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinden raporlar almış ve tekrar maluliyetin tespiti için SGK'ya başvurmuş; ancak Yüksek Sağlık Kurulu 28/8/2015 tarihli kararı ile başvurucuda meslek hastalığının mevcut olmadığına karar vermiştir.

9. Başvurucu, 28/8/2015 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu kararının iptali ve iş göremezlik oranının tespiti istemiyle SGK aleyhine Antalya 2. İş Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinin raporuna göre işgücü kaybı oranının %33 olduğunu belirten başvurucu 2011-2013 yılları arasında G.L.A. A.Ş. bünyesinde tehlikeli madde tanker operatörü olarak çalıştığını, maruz kaldığı zehirli maddeler nedeniyle rahatsızlandığını, bu rahatsızlığı nedeniyle de %20 oranında işgücü kaybının mevcut olduğunu, buna rağmen Yüksek Sağlık Kurulu kararı ile rahatsızlıklarının mesleki olmadığı yönünde tespit yapıldığını, bu tespitin kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

10. Mahkeme, yargılama sırasında H.Y.H. A.Ş.nin davalı SGK'nın yanında davaya katılma talebini kabul etmiştir. Başvurucunun iddialarına yönelik ise sicil dosyası ile sağlık kurulu raporları ve dayanağı belgelerin dava dosyasına gönderilmesi için ilgili Sosyal Sigorta İl Müdürlüklerine, Antalya Atatürk Devlet Hastanesi ile Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine müzekkereler yazmıştır. Mahkeme ayrıca H.Y.H. A.Ş.den gürültü ölçüm raporlarını da talep etmiş; bu doğrultuda H.Y.H. A.Ş. tarafından 2015 yılında hazırlanan gürültü ölçüm raporu Mahkemeye ibraz edilmiştir. Mahkeme topladığı bilgi ve belgeler ile birlikte dosyayı Adli Tıp Kurumuna (ATK) göndermiş ve başvurucunun meslek hastalığı olup olmadığı, astım bronşit ile işitme kaybının meslek rahatsızlığı sayılıp sayılmayacağı hususlarında rapor talep etmiştir.

11. ATK, başvurucunun işitme kaybına yönelik yeniden hastaneye sevki ile ODYO (işitme testi) ve BERA (doğumsal işitme kayıpları ve işitme fonksiyonlarını kapsamlı olarak değerlendirebilmek için kullanılan test) tetkiklerinin yapılmasını talep etmiştir. Tüm bu toplanan bilgi ve belgeler neticesinde ATK 8/10/2018 tarihli raporu ile başvurucunun astım bronşit ve işitme kaybının 11/10/2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre meslekten kaynaklanmadığı, başvurucuda meslek hastalığı bulunmadığı sonucuna varmıştır. Raporda, başvurucunun hakkında 2012 yılından bu yana düzenlenen sağlık raporları ile talep üzerine Mahkemece alınan sağlık raporlarını bir bütün olarak değerlendirmiştir. Buna göre başvurucunun 27/5/2013 tarihinde işe giriş nedeniyle aldığı sağlık raporunda işitme kaybının tespit edildiği ve ağır vasıta ile ticari araç kullanamayacağına karar verildiği, 24/2/2017 tarihinde alınan rapora göre daha önce aynı hastanede başvurucunun kaydı olmadığından işitme kaybının bahsi geçen olay üzerine gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde belirleme yapılamadığı, 17/7/2017 tarihli rapora göre işitme kaybının %40 olduğu, hafif restriktif akciğer hastalığı oranının %20, kişinin özür oranının ise %52 olduğu hususlarına yer vermiştir. Havalimanı ölçüm raporlarını da inceleyen ATK maruz kalınan gürültünün -kullanılan tıkaç tipi kulaklık da hesaba katıldığında- en düşük maruziyet oranının altında kaldığını belirlemiştir.

12. Başvurucu, anılan ATK raporuna itiraz etmiş; SGK'nın sevki ile Konya Devlet Hastanesinden engelli sağlık kurulu raporu alındığını, bu rapor ile kendisinde meslek hastalığı bulunduğuna dair Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinin raporunun teyit edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca H.Y.H. A.Ş. tarafından gönderilen ölçüm raporunun değerlendirmeye alınamayacağını zira raporun kendi çalışma pozisyonu olan apronda uçak altı alanındaki gürültüye ilişkin bir değerlendirme içermediğini belirtmiştir. Raporda kulak tıkacı kullanımından bahsedildiğini ifade eden başvurucu, personele tıkaç kullanım zorunluluğunun 2004 yılından sonra getirildiğini, bu döneme kadar yaklaşık 6 yıl tıkaç olmadan çalıştırıldığını, işyeri hekimliğinin muayene raporları incelendiği takdirde işitme kaybının bu 6 yıllık çalışma döneminde meydana geldiğinin anlaşılabileceğini ifade etmiş ve ilgili raporların dosyaya getirtilmesini talep etmiştir. Astım rahatsızlığı yönünden ise başvurucu, 2011-2012 yıllarında G.L.A. A.Ş.de tanker operatörü olarak çalıştığını, görevi sırasında taşıdığı ürünlerin üst kapaktan dolumunu yaptığı esnada ürün buharını soluduğunu, bu ürünlerin zehir oranı yüksek olan birçok maddeyi içerdiğini, nitekim iş sırasında rahatsızlandığını ve boğucu öksürüğe tutulduğunu, Kırıkkale Devlet Hastanesinde tedavi gördüğünü, Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesine sevk edildiğini ve burada da astımın meslek hastalığı olduğu tespiti yapıldığını belirtmiştir.

13. Başvurucunun itirazı üzerine Mahkeme, H.Y.H. A.Ş.den Nisan-Ekim 2018 tarihi aralığı gürültü ölçümlerini talep etmiştir. H.Y.H. A.Ş. ise 2015 yılında hazırlanan gürültü ölçüm raporunu Mahkemeye ibraz ettiğini, bu rapor sonrası işletme şartlarında bir yenilik olmaması nedeniyle yeniden rapor hazırlanmadığını belirtmiştir. Mahkeme başvurucunun itirazları üzerine çelişkinin giderilmesi için dosyayı yeniden ATK'ya göndermiştir. ATK Üst Kurulu tarafından yapılan incelemede, ilk raporda alıntılanan raporlara ve yapılan değerlendirmelere yer verilmek suretiyle başvurucuda meslek hastalığı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

14. Mahkeme 7/7/2020 tarihli kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile ATK raporlarında yer alan tespitlere değinilmiş; 22/6/1972 tarihli ve 14223 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde yapılan inceleme neticesinde başvurucunun meslek hastalığının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

15. Başvurucu, davanın reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Yargılama sürecindeki iddialarını tekrarlayan başvurucu ayrıca kendisinin 1996-2007 yılları arasında havalimanında çalıştığını, Mahkemenin ise 2018 yılına ait gürültü analiz raporlarına göre inceleme yaptığını ileri sürmüştür. Konya Devlet Hastanesinden alınan raporun ATK'ya gönderilmediğinden yakınan başvurucu, Mahkemenin delilleri toplamadan ATK'dan rapor aldığını, dolayısıyla raporun maddi gerçeği yansıtmadığını iddia etmiştir. Başvurucu son olarak astım hastalığının sebebi olan G.L.A. A.Ş.nin de davaya dâhil edilmesi gerektiğini ancak bu hususun ihmal edildiğini belirtmiştir.

16. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi 15/10/2020 tarihli kararı ile gerekçeli kararda bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek istinaf talebinin esastan reddine hükmetmiştir.

17. Başvurucu, istinaf talebinin reddi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, yargılama sürecindeki iddialarını tekrarlamış; ayrıca 2009 yılında Akdeniz Üniversitesinde uçak altı çalışma nedeniyle yaşadığı işitme kaybına ilişkin adli vaka olarak tedavi gördüğünü, ne buna dair belgelerin ne de işyeri hekimliğince tanzim edilen 2004-2007 yıllarına ait sağlık dosyasının talebine rağmen dosyaya getirilmediğini ileri sürmüştür.

18. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 24/6/2021 tarihli kararı ile temyiz talebinin reddine, maddi deliller ve bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesi nedeniyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermiştir.

19. Başvurucu, nihai kararı 9/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 2/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

20. Komisyon makul sürede yargılanma hakkı ile çalışma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilemez olduğuna, adil yargılanma hakkına yönelik şikâyetin ise kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

21. Başvurucu; deliller toplanmadan yargılamanın neticelendirildiğini, bu yöndeki iddia ve itirazlarının gerekçeli kararda karşılanmadığını iddia etmiştir. Bu kapsamda 1996-2007 yılları arasında havalimanında çalıştığı hâlde Mahkemenin 2018 yılına ait gürültü analiz raporlarını talep ettiğini, işyeri hekimliğince düzenlenen sağlık dosyasının talebine rağmen getirtilmediğini, yargılama devam ederken Konya Devlet Hastanesi tarafından meslek hastalığı olduğuna dair ibraz edilen raporun incelenmediğini, dolayısıyla tüm deliller toplanmadan düzenlenen ATK raporunun da maddi gerçeği yansıtmadığını, ayrıca astım bronşite yakalandığı işyerinin sahibi G.L.A. A.Ş.nin davaya dâhil edilmediğini belirtmiştir. Bu kapsamda yargılamanın adil bir şekilde yürütülmediğini ifade eden başvurucu, hak arama hürriyetinin ve hukuki dinlenilme hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetlerinin özü itibarıyla iddia ve itirazlarına yönelik yargı mercilerince inceleme ve değerlendirme yapılmadığı hususuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda başvurunun gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

24. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

25. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

26. Eldeki olayda başvurucunun temel iddiasının işitme kaybı ve astım bronşit rahatsızlıklarının, yerine getirdiği meslek ve çalıştığı işyeri şartlarından kaynaklandığı hususuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu bu kapsamda 1996-2001 yılları arasında İstanbul Atatürk Havalimanı'nda, 2002-2007 yılları arasında Antalya Havalimanı'nda yer hizmetlerinde apronda uçak altında şoför olarak çalıştığını ve işitme kaybının bu süreçte meydana geldiğini ileri sürmüştür. Özellikle anılan yıllara ilişkin görev yaptığı yerlerin gürültü analiz raporları ile kurum hekimliğinde yer alan sağlık dosyasının incelenmesini talep eden başvurucu, mesleğe başlamadan önce işitme kaybı ile ilgili bir rahatsızlığının olmadığını iddia etmiştir. Mahkemenin bu kapsamda Antalya SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazarak başvurucunun sicil dosyası ile sağlık kurulu raporu ve dayanağı tüm belgeleri talep ettiği görülmüştür. Buna mukabil müzekkere cevabına istinaden dosyaya giren en eski sağlık raporunun 2012 yılına ilişkin olduğu, 1996-2007 dönemine ait sağlık bilgisine ilişkin herhangi bir tespitin yapılamadığı görülmüştür. Bu kapsamda ATK her ne kadar BERA (doğumsal işitme kayıpları ve işitme fonksiyonlarını kapsamlı olarak değerlendirebilmek için kullanılan test) tetkiki yapılmasını talep etmiş ise de 24/2/2017 tarihinde alınan rapora göre daha önce aynı hastanede başvurucunun kaydı olmadığından işitme kaybının bahsi geçen olay üzerine gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde belirleme yapılamadığı belirtilmiştir (bkz. § 11).

27. Mahkeme ayrıca H.Y.H. A.Ş.ye de müzekkere yazmış ve gürültü ölçüm analizlerinin gönderilmesini talep etmiştir. Müzekkereye cevaben H.Y.H. A.Ş. 28/12/2015 tarihli gürültü ölçüm raporunu göndermiştir. Başvurucu, ilgili raporda ölçüm yapılan noktaların kendi çalışma alanını kapsamadığını, kaldı ki ölçümün kendi çalıştığı döneme de ilişkin olmadığını, nitekim raporda kulak tıkacından bahsedilmiş ise de tıkaç kullanma zorunluluğunun 2004 yılından sonra getirildiğini belirterek rapora itiraz etmiştir. Bu bağlamda Mahkeme başvurucunun itirazları geçmişe dönük olmasına rağmen Nisan-Ekim 2018 tarih aralığına ilişkin ölçüm raporlarını talep etmiş ancak H.Y.H. A.Ş. tarafından verilen cevabi yazıda 2015 yılı sonrasına ilişkin tekrar rapor alınmadığı belirtilmiştir (bkz. §§ 12, 13).

28. Başvurucunun işitme kaybı ve astım bronşit rahatsızlıklarına sahip olduğu, bu nedenle belirli bir derecede işgücü kaybı yaşadığı dosya kapsamında pek çok sağlık raporu ile ortaya konulmuştur. Yargılamaya konu uyuşmazlığın, bu rahatsızlıkların yerine getirilen mesleğin tesir ve etkisi ile meydana gelip gelmediği üzerinde toplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan incelemede yukarıda da izah edildiği üzere sağlık raporları açısından 2012 yılına kadar, gürültü ölçüm analizleri ile ilgili olarak ise 2015 yılına kadar geriye gidilebildiği, başvurucunun çalıştığı döneme yönelik ise bir bilgi ve belgenin dosyaya girmediği görülmektedir. Başvurucunun havalimanında çalıştığı döneme ilişkin sadece Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinin 29/5/2014 tarihli sağlık kurulu raporu ile SGK Sağlık Kurulunun 7/1/2015 tarihli kararında birtakım belirlemelerin yapıldığı tespit edilmiştir. Buna göre 29/5/2014 tarihli raporda başvurucunun 10 yıl boyunca havalimanında gürültülü ortamlarda çalıştığı, işe girerken herhangi bir işitme kaybının bulunmadığı belirtilmiş; 7/1/2015 tarihli kararda ise 2004 yılındaki muayenesinde patoloji saptanmayan başvurucunun 2007 yılındaki muayenesinde işitme kaybının ortaya çıktığı ifade edilmiştir (bkz. §§ 3, 6). Ancak ne ATK raporunda ne de Mahkeme kararında birbirinden farklı tespitler içeren bu raporlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı gözlemlenmiştir.

29. Başvurucunun 1996-2007 yılları arasında havalimanında çalıştığı, astım bronşite sebep olduğunu iddia ettiği çalışma döneminin ise 2012-2013 yılları arasına denk geldiği gözetildiğinde 2015 yılında talep edilen meslek hastalığı tespitine yönelik değerlendirmenin bilgi ve belgeye erişim noktasında birtakım zorluklar barındırdığı şüphesizdir. Nitekim SGK Sağlık Kurulu da 7/1/2015 tarihli kararında işitme kaybına yol açtığı düşünülen işyerinden ayrıldıktan yedi yıl sonra başvurucunun talepte bulunduğunu belirterek yükümlülük süresi yönünden inceleme yapılması gerektiğini açıklamış ise de Yüksek Sağlık Kurulunca bu yönde ayrıca ve açıkça bir değerlendirme yapılmaksızın işin esasına girildiği, yargı mercilerince de bu yönde bir inceleme yapılmadığı açıktır.

30. Başvuruya konu olayda yukarıda izah edilen hususlar da gözetildiğinde başvurucunun iddia ve itirazlarının uyuşmazlığın sonucu ile doğrudan ilgili olduğu değerlendirilerek anılan itirazların yargı mercileri tarafından incelenmesi, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekmektedir. Bu itibarla başvurucunun uyuşmazlığın neticesiyle ilgili iddialarının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

32. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

34. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

35. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 2. İş Mahkemesine (E.2016/34, K.2020/95) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Sefa Azim [2. B.], B. No: 2021/37084, 13/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı SEFA AZİM
Başvuru No 2021/37084
Başvuru Tarihi 2/8/2021
Karar Tarihi 13/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, meslek hastalığının tespiti için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (hukuk) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi