|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
BURAK BAYRAK BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/47581)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 10/12/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Burak BAYRAK
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Üzeyir AHISKALI
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.
2. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Başvuruya Konu Olay İle İlgili Genel Bilgi
3. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Darbe teşebbüsünde bulunanlarca hazırlanan "sıkıyönetim direktifi" ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından emir komuta bütünlüğü içinde devletin yönetimi maksadıyla "Yurtta Sulh Konseyi" teşkil edildiği, yönetime el konulduğu, tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, kamu yetkisi ile yapılan tüm atama ve görevlendirmelerin teşkil edilen "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından veya onun vereceği yetkiye istinaden yapılacağı, bunun haricinde yapılacak işlemlerin yok hükmünde olduğu, mevcut yürütme erkinin görevden el çektirildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) feshedildiği, tüm valilerin görevden alındığı, tüm vali, kaymakam ve belediye başkanlığı atamalarının "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından yapılacağı, siyasi partilerin tüm faaliyetlerinin sonlandırıldığı, polis teşkilatının sıkıyönetim komutanları emrine alındığı belirtilmiştir. Anılan direktif ve ekindeki sıkıyönetim komutanlıklarına ilişkin atama listesi, darbe teşebbüsünde bulunanlar tarafından ilgili askerî birimlere ve bakanlıklara gönderilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12, 13).
4. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Darbe teşebbüsü süreci ve darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaya ilişkin olgular hakkında detaylı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25, 51-54).
B. Başvuruya Konu Süreç
5. Başvurucu, bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte Harp Akademileri Komutanlığı Hava Harp Akademisinde öğrenci subay (hava pilot üsteğmen) olarak görev yapmaktadır.
6. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) darbe teşebbüsü sırasında Hava Harp Akademileri Komutanlığında gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak yürüttüğü soruşturma kapsamında Anayasa'yı ihlal suçundan 1/8/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu 9/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır.
7. Başvurucunun soruşturma evresinde alınan ifadesine iddianamede şu şekilde değinilmiştir:
Başvurucu;
(1) Olay günü saat 22.00 sıralarında ismini hatırlamadığı bir arkadaşının Hava Harp Akademisine acil gelmesini söylediğini, bunun üzerine Hava Harp Akademisine gelerek sınıfa geçtiğini ve yoklama alındığını, bir kısım arkadaşının isimlerinin okunduğunu ve bu kişilerin sınıftan ayrıldığını, kendisinin darbe kalkışmasında kimseden emir almadığını, herhangi bir görevinin olmadığını, hiçbir eylemde bulunmadığını,
(2) Sınıf kıdemlisi Yüzbaşı H.Ş.nin Albay T.Ö.nün yanına gitmesi emrini kendisine söylediğini, 15/7/2016 günü izinli olması nedeniyle Albay'ın yanına gitmediğini, Albay'ın yanına giden kişilerin Albay tarafından verilen emirleri kendisine ilettiğini, bu emirlerden birincisinin müştereklik (Kara, Hava ve Deniz Kuvvetlerinin birlikte harekât icra etmesi) ile ilgili bir doküman oluşturulması olduğunu, ikincisinin ise askerî harekât ile ilgili makale oluşturulması olduğunu, kendisinin İngilizcesinin iyi olması nedeniyle bu görevlerin verildiğini beyan etmiştir.
8. Başsavcılık; soruşturma sırasında alınan şikâyetçi, tanık ve şüpheli ifadeleri, şüphelilerden elde edilen telefonlarda kullanılan Whatsapp adlı program üzerinden yapılan yazışmalar, Hava Harp Akademileri Komutanlığında yapılan incelemeler sırasında olay yerinden elde edilen kamera, telefon santrali üzerinden yapılan arama ile Hava Harp Akademileri Komutanlığına giriş-çıkış kayıtları ve olaya ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları doğrultusunda aralarında başvurucunun da bulunduğu Hava Harp Akademileri Komutanlığında görev yapan şüpheliler hakkında Anayasa'yı ihlal, TBMM'yi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs ile FETÖ/PDY'ye üye olma suçları başta olmak üzere çeşitli suçlardan cezalandırılmaları talebiyle iddianame düzenlemiştir.
9. İddianamede; Hava Harp Akademileri Komutanlığında yer alan Ölçme ve Değerlendirme Şube Müdürlüğünün darbe koordinasyon merkezi olarak kullanıldığı, darbe girişimi öncesi, esnasında ve sonrasında toplantılar düzenlendiğini, darbe görevlendirmelerinin buradan yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca öğrenci subayların Çağrı Planı Devrede uygulaması ile resmî üniformaları ve silahlarını kuşanarak akademiye gelmelerinin sağlandığına, öğrenci subayların yine öğretim elemanları koordinesinde nizamiye girişlerinin darbe girişimine aktif katılan nöbetçi amirlerce silah zoruyla açtırılmak suretiyle darbeye destek amaçlı sivil araçları ile sahaya çıkışlarının gerçekleştirildiğine, darbe girişiminin başarısız olması sonrası görevlendirme listelerinin imha edildiğine değinilmiştir. Öğrenci subayların (yüzbaşı ve üsteğmen rütbesindeki askerler) akademiye toplanması ile görevlendirmelerin başladığına, görevlendirmeler öncesinde Hava Harp Akademileri Komutanlığında darbe karşıtı olan, darbeci kanadın bağlı olduğu FETÖ/PDY ile ilintisi olmayan bir yüzbaşı ve bir üsteğmenin amfilerde tutulduğuna değinilmiştir. Darbe kalkışmasına müdahale için Hava Harp Akademisi binasının etrafını saran güvenlik timine yönelik silah kullanmaya yönelik hareketler yapıldığı, Hava Harp Akademisine girmek isteyen güvenlik timine kapıların açılmadığı, bu esnada Hava Harp Akademisindeki öğretim üyeleri ve öğrenci subayların ellerinde silahları ile giriş katında ve ikinci katta dolaştığı ve bina içerisinde mevzi aldığı anlatılmıştır. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şöyledir:
i. Harp Akademileri görevlilerince başvurucunun kolluk görevlilerine teslim edilmesiyle ilgili tanzim edilen tutanakta "Hava Pilot Üsteğmen T.U., Pilot Üsteğmen C.A.Ç., Pilot Üsteğmen F.Ü., Pilot Üsteğmen G.B., Hava Pilot Üsteğmen Burak Bayrak [başvurucu], Hava Üsteğmen S.İ., Pilot Üsteğmen A.K. ile ilgili olarak; 14 Temmuz 2016 günü saat 22.40’da Whatsapp üzerinden sınıf kıdemlisi Yüzbaşı H.Ş. bu yedi subaya Albay T.Ö.yü görmeleri hususunda mesaj attığı, söz konusu subayların 15.07.2016 günü Saat 10.00-11.00 dolaylarında Albay T.Ö.yü gördükleri, sınıflarına döndüklerinde 'Kendilerine müştereklikle ilgili bir dokümanı Pazartesi gününe kadar hazırlama görevi verdiğini' ifade ettikleri, 01 Ağustos günü bu yedi subaydan Hava Pilot Üsteğmen T.U., Pilot Üsteğmen G.B., Pilot Üsteğmen A.K.nın kafa kafaya verip bir şeyler görüştükleri, Üsteğmen H.B. ve Yüzbaşı C.O. tarafından harp akademileri komutanına ifade edildiği, bu nedenle şüpheli olabilecekleri değerlendirilmiştir." şeklinde ibareler bulunduğu anlaşılmıştır.
ii. Harp Akademileri Komutanlığı İdari Tahkikat Heyetince tanzim edilen 8/9/2016 tarihli kamera görüntüleri tespit tutanağında (15 Temmuz 2016 Ana Giriş Hava Harp Akademisi); "15 Temmuz 2016 Darbe girişimi esnasında, Hava Harp Akademisi Komutanlığı Giriş Katında; giriş kapılarının içerden kilitlendiği, darbe taraftarı olmayan hiçbir askerin binaya alınmadığı, saat 01:30’da kamera görüntülerinden Bnb. C.E., beraberinde Yzb. S.B., Yzb. H.A. ve Yzb. D.Y. ile Hava Harp Akademisi ana giriş kapısından çıkmış, sonrasında söz konusu personel otoparkta Harp Akademileri Güvenlik timi tarafından yakalanmış, saat 01.33’de M.K.İ., Hava Harp Akademisinden Yzb. F.P. ile birlikte bu olayı görerek koşarak merdivenlerden 2. kata çıktığı, olayı haber verdiği, sonrasında Kd. Bçvş. Y.Y. ile birlikte Alb. L.Ö.nün aşağıya inerek kapıyı kilitledikleri ve çok sayıda öğrenci subayın tabancaları ile ana girişe gelerek binayı savunduğu, dışarıda TSK personelinin olduğu bilinmesine rağmen müteakip maddelerde arz edilen silah kullanmaya yönelik olan hareketler tespit edilmiştir. Harp Akademileri Komutanlığı Güvenlik Timi tarafından Hava Harp Akademisi binasının etrafı sarıldığında öğrenci subayların elinde tabanca ile diğer askerler ile birlikte HHA ana giriş kapısı girişine indiği, sonrasında Alb. L.Ö.nün telefonla konuştuğu kamera görüntülerinde tespit edilmiş ve bina girişinde dört personel mevzi alarak beklemiş, -saat 01.43’te ana giriş kapısına bir grup personel geldiği, bu esnada mevzide bekleyen personelin kapıyı açamayarak bu personeli sağa doğru yönlendirdikleri, dışarıda bulunan grubun saat 01:55 ile 01:58 arasında diğer kameradan tespit edildiğine göre pencereden içeri girdiği tespit edilmiştir. Pencereden atlayan personel Ütğm. O.A., Ütğm. Ö.F.S., Ütğm. M.G., Yzb. U.E., Yzb. S.K. ve Yzb. O.Y. olduğu tespit edilmiştir. Yzb. U.E., Yzb. S.K. ve Yzb. O.Y. 2 numaralı nizamiyeden kart okutmadan girerek Hava Harp Akademisi binasına geldikleri ve kimlikleri tespit edilmemesi için bu tür bir hareketle binaya girdikleri değerlendirilmektedir. Bu esnada aşağı inen personel arasında; 01.46’da elinde tabanca ile Yzb. H.B.nin de bulunduğu, saat 01.56 sularına kadar ortamın biraz sakinleştiği ancak saat 01.56’da Dz. Kur. Bnb. V.Y. ve arkasından birçok öğrenci subayın indiği, bunların arasında; saat 01.56’da askeri kamuflaj ve elinde tabanca ile Ütğm. Burak BAYRAK’ın [başvurucu] da bulunduğu görüntülerden tespit edilmiştir."
iii. Başvurucunun darbe girişimi esnasındaki eylemlerine ilişkin olarak;
(1) Şüpheli F.Ü.nün kolluk tarafından alınan ifadesinde özetle; olay günü kendisini hava pilot üsteğmen İ.U.nun aradığını ve çağırma planının devrede olduğunu söylediğini, ayrıca dönem arkadaşlarının olduğu Whatsapp grubuna diğer şüpheli H.Ş.nin "çağrı planı devrede" şeklinde mesaj attığını, bu arama ve mesaj üzerine Hava Harp Akademileri Komutanlığına geçtiğini, sınıfta beklemeye başladığını, bu esnada televizyonda Ankara'da helikopter ile bir saldırı girişimi ve TBMM binasında patlamayı gördüğünü, saat 02.00 ve 04.00 sıralarında jetlerin alçak irtifadan geçtiğini, yine saat 02.00 sıralarında hava pilot kurmay albay L.Ö. bina dışında silahlı kimliği belirsiz birilerinin olduğunu, dışarı giriş-çıkış yapılmamasını, dışarıda olanların da içeri gelmemesini söylediğini, o gece yanında başvurucunun da olduğunu beyan etmiştir.
(2) Şüpheli S.İ.nin kolluk tarafından alınan ifadesinde özetle; saat 00.30'da Hava Harp Akademileri Komutanlığına geldiğini, ne olduğunu anlamak için başvurucuya sorduğunu, onun da "Sıkı yönetim ilan edildi." dediğini, bunun üzerine telefona baktığında diğer şüpheli H.Ş.nin Whatsapp grubunda sıkı yönetim emrini paylaştığını gördüğünü,daha sonrasında ışıkları yanan amfilere baktığında Hava İstihbarat Yüzbaşı C.O. ve Hava Mühimmat Tahrip Üsteğmen H.B.yi tek başlarına otururken gördüğünü, bu durumu başvurucuya sorduğunda kendisine bilmediğini söylediğini beyan etmiştir.
(3) Şüpheli A.K.nın kolluk tarafından alınan ifadesinde özetle; 14/7/2016 günü sınıf kıdemlisi Yüzbaşı H.Ş. Whatsapp üzerinden Hava Pilot Üsteğmen T.U., Pilot Üsteğmen C.A.Ç., Pilot Üsteğmen F.Ü., Pilot Üsteğmen G.B., Hava Pilot Üsteğmen Burak Bayrak (başvurucu), Hava Üsteğmen S.İ. ve kendisinin Albay T.Ö.yü görmeleri hususunda mesaj attığını, 15/7/2016 günü Albay T.Ö.nün odasına gittiğini, belirttiği isimlerden F.Ü. ve başvurucu haricindeki diğer isimlerin orada olduğunu, Harp Akademileri Komutanı T.B.nin müştereklik konusunda bir doküman hazırlanması yönünde emri olduğunu söylediğini beyan etmiştir.
10. İddianamenin kabulü ile açılan dava, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Öte yandan bir kısım sanık hakkında darbeye teşebbüs ile bağlantılı çeşitli suçlardan açılan dava bu dosya ile birleştirilmiştir. Başvurucunun kovuşturma evresinde alınan ve gerekçeli kararda da yer verilen savunması şu şekildedir:
"...15 [Temmuz] gecesi ve öncesinde asla hiç kimseden darbe girişimine yönelik bir emir veya görev almadım. Hiçbir işgal bölgesine gitmedim. Harp Akademileri yerleşkesi içinde veya dışında doğrudan yada dolaylı olarak darbe girişimini destekleme anlamına gelebilecek herhangi bir fiilde bulunmadım. İddianamede hakkımda cebir ve şiddet içeren veya o anlama gelebilecek hiçbir iddia yoktur. O gece boyunca bir WhatsApp mesajı dahi atmadım. Üzerime atılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ön gördüğü düzen yerine başka bir düzen getirmeye teşebbüs ve terör örgütü üyeliği suçlamalarını kesinlikle reddediyorum..."
11. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucuya atılı eylemlerin bir bütün olarak Anayasa'yı ihlal suçu niteliğinde olduğu sonucuna ulaşmış ve başvurucuyu müebbet hapis cezasına mahkûm etmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"... Darbe girişiminin başta görsel ve sosyal duyurulmasından sonra girişimin hazırlık, yönetim-koordinasyon aşamalarında görevli olduğu anlaşılan sanıklarca devreye sokulan 'Çağrı Planı' uygul[a]ması ile normal günlerde hiçbir şekilde silah ve mühimmat taşıma zorunluluklarının bulunmamasına rağmen silahlarını ve askeri üniformalarını kuşanarak Harp Akademileri Komutanlığına intikal ettikleri, burada Darbe girişiminin kendilerine tebliğine, duyurulmasına rağmen, Yönetim-Koordinasyon kademesinin eylem ve talimatları doğrultusunda kalkışmayı başarılı kılma adına içeride yürütülen eylem ve faaliyetler ile ve dışarıda yürütülen işgallere aktif düzeyde katılım sağladıkları, çağrı planı üzerinden yaptıkları yazışmalar ile kalkışmaya katılmaya hazır oldukları, birçoğunun bu durumu önceden haberdar olduğu, haberdar olmasalar dahi bu durumu bekledikleri, kalkışmada yer almaktan geri kalmadıkları, duyurulması ile hiç itirazsız, koşulsuz Akademi binasına geldikleri, verilen talimatları harfiyen yerine getirdikleri, Harp Akademileri Komutanlığında bulunma amaçları askeri eğitim olan ve [bunun] dışında askerlik ve güvenliği sağlama adına resmiyette hiçbir görevlerinin bulunmamasına rağmen, TSK emir komuta zinciri dışında yapılan görevlendirme ve örgütsel talimatlar gereği, Harp Akademileri komutanlığından işgal bölgelerine, bir kısmının sivil-özel araçları ile, bir kısmının ise darbeci kanat tarafından temin edilen TSK envanterine kayıtlı askeri helikopterler ile çıkış yaptıkları, bir kısmının vatandaşlarımızın sokağa çıkması ile oluşan trafik ve emniyet görevlilerimizin müdahalesi neticesinde görev yerlerine/işgal bölgelerine ulaşamadan akademi yerleşkesine geri döndükleri, halkı ve emniyet mensuplarının çabalarını görmelerine rağmen kalkışmayı başarılı kılmak adına faaliyetlerini sürdürdükleri, kara yolu ile ulaşamadıkları kritik işgal bölgelerine helikopterlerle intikal ettikleri, yine her birinin gerek almış oldukları akademik eğitimler gerekse de üst derecede olan subaylık rütbeleri (en düşük üsteğmen rütbesi), eğitim durumları göz önüne alındığında Darbe girişiminin duyurulmasına kadarki yaşanan hazırlık sürecini idrak edememe gibi bir durumda olmadıkları, aşamalarda alınan ifadelerinde darbe girişimine ilişkin eylem ve faaliyetlerini gizleme çalışmaları içerisinde oldukları, anlatılan nedenlerle darbe girişiminden haberdar olmadıkları yönündeki savunmalarına itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla tüm bu hususlar ile sanıkların açıklandığı üzere darbe girişimi esnasında üstlendikleri görev ve roller birlikte dikkate alındığında darbe girişimine aktif olarak katıldıklarının sabit olduğu, diğer yandan her ne kadar sanıklar hakkında aynı zamanda TCK'nın 311. ve 312. maddeleri uyarınca yasama organına ve hükûmete karşı suç işlemek suçlarından da kamu davası açılmış ise de; sanıkların doğrudan Meclise ve Hükûmete yönelmiş bir eylemi tespit edilemediğinden, eylemin bir bütün olarak TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzen yerine başka bir düzen getirmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu belirtilmiştir.
...
Sanık Burak BAYRAK ile ilgili olarak;
Olay tarihinde Harp Akademileri Komutanlığı Hava Harp Akademisinde üsteğmen rütbesi ile öğrenci subay olduğu, sanığın 15 Temmuz 2016 günü 23.00 sıralarında akademide yoklama alınacağını öğrenmesi üzerine Hava Harp Akademisi binasına gittiği, Hava Harp Akademisi Binasının etrafı güvenlik timi tarafından sarıldığında kamera görüntülerinden de anlaşılacağı üzere elinde silahla giriş katına inerek güvenlik timine karşı binayı savunduğu anlaşılmakla sanığın darbeci kanadın emrine girerek sözde sıkıyönetim direktifi çerçevesinde hareket ettiği, Fetö/pdy terör örgütü tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişiminde aktif rol aldığı, güvenlik timi Hava Harp Akademisinin etrafını sardığında güvenlik timine karşı elinde silahla binayı savunmak için giriş katına inmesi nedeniyle Anayasayı İhlal İradesini gerçekleştirmeye yönelik fonksiyonel fayda sağlayabilecek eylemde bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak anayasayı ihlal suçu bakımından aşağıdaki şekilde mahkûmiyetine karar verilmiştir..."
12. Gerekçeli kararın "Hava Harp Akademileri Komutanlığı Giriş Katında Yaşanan Olaylar" başlıklı bölümünde yer verilen tespitlerin ilgili kısımları şöyledir:
i. Harp Akademileri Komutanlığı İdari Tahkikat Heyetince 15-16 Temmuz 2016 tarihli Hava Harp Akademileri kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde tanzim edilen 8/9/2016 tarihli (15/7/2016 tarihli ana giriş Hava Harp Akademisi) kamera görüntüleri tespit tutanağında 15 Temmuz 2016 gecesi darbe girişimi esnasında Hava Harp Akademileri Komutanlığı binasının ikinci katında bina içinde bulunan ve kimlikleri tespit edilen şahısların ellerinde silahlarla dolaştıkları, Albay L.Ö. tarafından verilen talimatlar doğrultusunda hareket ettikleri, koridorlarda silahlı askerlerin dolaştığı,
ii. Binanın giriş katında ise giriş kapılarının içeriden kilitlendiği, darbe taraftarı olmayan hiçbir askerin binaya alınmadığı, saat 01.30'da kamera görüntülerinden Binbaşı C.E.nin beraberinde Yüzbaşı S.B., Yüzbaşı H.A. ve Yüzbaşı D.Y. ile Hava Harp Akademisi ana giriş kapısından çıktığı, sonrasında söz konusu personelin otoparkta Harp Akademileri Güvenlik Timi tarafından yakalandığı, dışarıda Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin olduğu bilinmesine rağmen silah kullanılmasına yönelik hareketler yapıldığı, bu olaydan sonra kıdemli Başçavuş Y.Y. ile birlikte Albay L.Ö.nün aşağıya inerek kapıyı kilitledikleri ve çok sayıda öğrenci subayın tabancaları ile ana girişe gelerek binayı savunduğu,
iii. Albay L.Ö.nün telefonla konuştuğu ve bina girişinde dört personelin mevzi alarak bekledikleri, saat 01.43'te ana giriş kapısına bir grup personelin geldiği, bu esnada mevzide bekleyen personelin kapıyı açamayarak bu personeli sağa doğru yönlendirdikleri, dışarıda bulunan grubun saat 01.55 ile 01.58 arasında diğer kameradan tespit edildiğine göre pencereden içeri girdiği,
iv. Saat 01.56 sularına kadar ortamın biraz sakinleştiği ancak saat 01.56'da Binbaşı V.Y. ve arkasından aralarında başvurucunun da olduğu birçok öğrenci subayın askerî kamuflaj ve ellerinde silahları ile indiği; bir ara merdivenlerden çıkan Binbaşı V.Y.nin sonrasında elinde tabanca ile Hava Harp Akademisi ana giriş kapısına indiği, kapı önünde toplanma sonrasında muhtemelen Binbaşı V.Y.nin gruba konuşma yaptığı ve sonrasında gruptan birçok kişinin telefonla bir yerleri aradığı, bundan sonra personelin kapı önünde mevzi almaya devam ettiği, mevzi alan personelin ellerinde tabancalarının bulunduğu, saat 02.45 itibarıyla kapı önündeki birikmelerin sona erdiği ve iki adet nöbetçi bırakıldığı,
v. Saat 06.32'de Albay L.Ö. tarafından yoklama alındığı ve personelin binayı 06:52'de terk ettiği hususları tespit edilmiştir. Kamera görüntülerinden başvurucunun olaya iştirak ettiği belirtilmiştir.
13. Mahkeme kararına yönelik aralarında başvurucunun da bulunduğu taraflar ile Başsavcılığın istinaf talepleri İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) tarafından 18/10/2019 tarihinde esastan reddedilmiştir. Anılan kararda olay gecesi Hava Harp Akademisinde gerçekleştiği Mahkemece kabul edilen eyleme değinildikten sonra olayın sanıklar yönünden değerlendirilmesi açısından şu tespitlerde bulunulmuştur:
"...Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanıklar ve sanıklar müdafilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiştir..."
14. İstinaf Dairesince verilen esastan ret kararının aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) 30/6/2021 tarihinde anılan kararı onamıştır. Kararda darbe girişimine dair Hava Harp Akademisinde gerçekleştiği kabul edilen eyleme değinildikten sonra şu değerlendirmelere yer verilmiştir:
"5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
[...]
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında 'doğrudan fail' olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
[...]
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). Fakat Anayasasının 137/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/4 ve1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B maddeleri, TCK'nın 30. maddesi bağlamında birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir hizmete ilişkin olmak kaydıyla mutlak itaat kuralı gereğince konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmesi halinde de hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hata kurumunun olaysal olarak değerlendirilmesi ve şartları oluştuğunda uygulanması mümkündür.
[...]
73-Sanık Burak Bayrak yönünden;
Olay tarihinde Harp Akademileri Komutanlığı Hava Harp Akademisinde üsteğmen rütbesi ile öğrenci subay olduğu, sanığın 15.07.2016 günü 23.00 sıralarında akademide yoklama alınacağını öğrenmesi üzerine Hava Harp Akademisi binasına gittiği, Hava Harp Akademisi binasının etrafı darbe girişimine karşı yerleşke içerisinde mücadele veren güvenlik timi tarafından sarıldığında kamera görüntülerinden de anlaşıldığı üzere sanığın elinde silahla giriş katına inerek güvenlik timine karşı binayı savunduğu, bu kapsamda heyetçe yapılan kamera görüntüleri tetkikinde 08.09.2016 tarihli Hava Harp Akademisi giriş katındaki kamera görüntüleri tespit tutanağına göre; sanığın saat 01.56'da Hava Harp Akademisi giriş katında güvenlik timine karşı elinde silahla binayı savunan sanıklar içinde yer aldığının belirtilmiş olması karşısında sanığın güvenlik timine karşı koyma eyleminin ne şekilde olduğunun araştırılmasını isteyen tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirakedilme[miştir]"
15. Başvurucu, nihai kararı 1/8/2021 tarihinde öğrendikten sonra 9/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Komisyon, kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilemez olduğuna, adil yargılanma hakkının ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Başvurucu; olay günü herhangi bir cebir veya şiddet içeren eylemde bulunmamasına rağmen Anayasa'yı ihlal suçunu ne şekilde oluşturduğunun, hangi eylemlerin Anayasa'yı ihlal suçu için delil kabul edildiğinin ortaya konulmasına ilişkin aşamalarda ileri sürdüğü davanın sonucuna etkili itiraz ve savunmalarına Mahkeme ve kanun yolu incelemesi aşamasında ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde yargılama mercilerinin gerekçeli karar yükümlülüğünün yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamayacağını, gerekçeli karardan davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğunun tespit edilebildiğini belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formdaki şikâyetleri ile aynı doğrultuda açıklamalarda bulunmuştur.
19. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
21. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
22. Somut olayda istinaf ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşen gerekçeli karara göre başvurucunun Anayasa'yı ihlal suçundan mahkûm olmasında Mahkeme; olay günü darbe kalkışmasında yönetim aşamasında sorumlu olan kişilerce devreye sokulan Çağrı Planı uygulaması ile Harp Akademilerinde eğitim gören subayların silahlı ve üniformalı şekilde çağrıldığını, bu kalkışmanın kendilerine tebliğ edildiğini/haberdar olduklarını, bu subayların kalkışmaya katılmaktan geri durmadığını, her birinin gerek almış oldukları akademik eğitimler gerekse de üst derecede olan subaylık rütbeleri (en düşük üsteğmen rütbesi) ve eğitim durumları gözönüne alındığında darbe girişiminin duyurulmasına kadarki yaşanan hazırlık sürecini idrak edememe gibi bir durumda olmadıklarını, bu nedenlerle darbe girişiminden haberdar olmadıkları yönündeki savunmalarına itibar edilemeyeceğini belirtmiştir (bkz. § 11).
23. Ayrıca Mahkeme gerekçeli kararın "Hava Harp Akademileri Komutanlığı Giriş Katında Yaşanan Olaylar" başlıklı kısmında olay gününe ait kamera kayıtlarında Hava Harp Akademisi binasında ellerinde silah bulunan başvurucunun da aralarında olduğu sanıkların binanın dışındaki güvenlik timine karşı binayı savunduklarına değinmiştir (bkz. § 12). Kanun yolu incelemesi yapan İstinaf Dairesi ve Ceza Dairesinin yargılamayı yapan Mahkemeyle aynı sonuca ulaştığı açıktır. İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin gerekçede ve Ceza Dairesinin onama kararında nelerin dikkate alındığı belirtilmiş, dosyanın incelenmediği kuşkusuna sebep olacak şekilde bir değerlendirme yapılmamıştır.
24. Başvurucu ayrıca kendisi ile fiili olarak aynı durumda olan bir kısım sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini, kendisi hakkında neden mahkûmiyet kararı verildiğinin gerekçelerinin açıklanmadığını da ileri sürmüştür. Mahkemece, mahkûmiyet gerekçesinde başvurucunun darbeye teşebbüs eylemine katılan bir kısım sanıklar tarafından oluşturulduğu belirtilen whatsapp grubunda, darbe kalkışmasında yönetim aşamasında sorumlu olan kişilerce devreye sokulan Çağrı Planı uygulaması kapsamında yapılan duyuru üzerine Hava Harp Akademisine gelmesine önem atfedilmiş ve diğer deliller de dikkate alınarak başvurucunun darbeye teşebbüs suçuna iştirak ettiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan başvurucunun aynı durumda olduğunu ve beraat ettiğini ileri sürdüğü bir kısım sanık yönünden ise Mahkemece bu bağlamda bir tespit yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Mahkemece anılan nedenlerle başvurucu bakımından farklı bir değerlendirme yapılmış olması somut olayın özel koşulları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında yargılamanın hakkaniyetini zedelememektedir.
25. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Mahkemenin gerekçeli kararından anlaşıldığı üzere başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair deliller ayrı ve açık olarak tartışılmış ve karşılanmıştır. Bir başka deyişle başvurucu hakkında Anayasa'yı ihlal suçunun sübut bulduğunu kabul eden Mahkeme başvuru konusu olay bağlamında kamera kayıtlarını ve diğer delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Dolayısıyla Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde sonuca etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaların tartışıldığı ve yine kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararlarda da değerlendirme konusu hüküm ve gerekçenin uygun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla Mahkemenin ve kanun yolu mercilerinin kararları yeterli gerekçe içermektedir. Mahkemenin kararı gerekçeli olup hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik de mevcut değildir.
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
27. Başvurucunun;
i. Yargılama ve kanun yolu incelemesi yapan makamların doğal hâkim güvencesine sahip, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmamaları nedeniyle kanuni hâkim güvencesinin ve bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Mustafa Başer ve Metin Özçelik ([1. B.], B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 119-133) ile Hüseyin Talaz ([1. B.], B. No: 2017/26769, 15/12/2020, §§ 78-81) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
ii. Müdafi ile gizliliğin sağlandığı bir ortamda görüşme yapılmaması nedeniyle müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği iddiasının müdafi ile gizliliğin sağlandığı bir ortamda görüşülememesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği dikkate alınarak Orhan Patarya ([GK], B. No: 2019/42695, 20/5/2021, § 61) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
iii. Delillerin toplanmaması, bilirkişi incelemesi yapılmaması ve bir kısım talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının müdafi yardımından faydalanan başvurucunun yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu saptanmadığı dikkate alınarak Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
iv. Başvurucunun bir kısım tanıkları sorgulayamadığına ilişkin iddiasının tanık sorgulama hakkının ne şekilde ihlal edildiğine, somut olarak hangi tanığa soru soramadığına ilişkin olarak olay ve olgular ile delillerini ortaya koymadığı, buna ilişkin olarak taleplerini hangi celsede ileri sürdüğünü de göstermediği, böylece iddialarını gerekçelendirmediği, dolayısıyla ileri sürdüğü iddiaları temellendiremediği dikkate alınarak Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
v. Suçu işlediğine yönelik oluşan şüphe Mahkemece aleyhine yorumlanıp haksız olarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddiasının da Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
vi. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının kanun koyucunun yasak olarak belirlediği fiilin kapsamının suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olacak şekilde genişletilmemesi, yapılan yorumun suça ilişkin kuralın özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gözetildiğinde Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2017/4902, 28/1/2020, §§ 46-50) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.