|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Yüksel GÜNARSLAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ümit ÖZÇELİK
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Seda ŞARALDI
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlileri tarafından yapılan adli nitelikteki ev araması sırasında gösterilen ihmal sonucunda ölüm olayının meydana gelmesi ve bu olaydan sorumlu görevliler hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 27/10/2021 ve 17/6/2022 tarihlerinde yapılmıştır. Komisyon, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle benzer mahiyetteki 2022/64658 numaralı başvuru incelenen başvuruyla birleştirilmiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında başvurucunun Samandağ ilçesindeki ikametinde 17/1/2020 tarihinde arama yapılmıştır. Aynı tarihli arama ve el koyma tutanağına göre saat 05.45 sıralarında çevre güvenliği alındıktan sonra Özel Harekât polisleri ile birlikte kapı çalınmış ve akabinde güvenlik gerekçesiyle kapı kırılarak içeri girilmiştir. Yine anılan tutanağa göre ev sahibi B.Ö.ye aramaya ilişkin mahkeme kararı okunmuş ve saat 06.00'da mahalle muhtarı huzurunda arama işlemine başlanmıştır. Arama sırasında ev sakinlerinden E.Ö.nün rahatsızlanması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak ambulans istenmiş ancak E.Ö.nün oğulları ambulansı beklemeden annelerini kendi imkânlarıyla hastaneye götürmüştür. Başvurucunun bulunmadığı arama işlemine saat 08.10'da son verilmiştir.
6. Başvurucunun annesi olan E.Ö. önce Samandağ Devlet Hastanesine, oradan da sırasıyla Özel G. Hastanesi ve Özel A. Hastanesine sevk edilmiş ve aynı gün hayatını kaybetmiştir.
7. Başvurucu 28/1/2020 tarihinde kardeşleri S.Ö. ve Be.Ö. ile birlikte Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) müracaat ederek arama işlemine katılan polis memurları ile Samandağ Devlet Hastanesinde görevli sağlık çalışanlarından şikâyetçi olmuştur. Başvurucu aynı gün alınan savcılık ifadesinde polislerin olay günü saat 05.00'te evlerine gelerek herhangi bir uyarıda bulunmadan doğrudan kapıyı kırarak içeri girdiklerini, kardeşleri Be.Ö. ve S.Ö.yü darbederek kelepçelediklerini, bunu gören annesinin fenalaştığını beyan etmiştir. Başvurucu ifadesinin devamında kardeşlerinin bu yöndeki taleplerine rağmen kolluk görevlilerinin ambulans çağırmadığını, ambulans çağırmaya çalışan kardeşi S.Ö.ye engel olduklarını, bir süre sonra eve gelen abisinin annesini kendi imkânlarıyla Samandağ Devlet Hastanesine götürdüğünü ancak burada doktorların yeterli ilgiyi göstermediklerini ileri sürmüştür.
8. Başvurucunun kardeşi S.Ö. savcılık ifadesinde arama esnasında annesinin fenalaştığını, kolluk görevlilerine ambulans çağırmaları yönünde talepte bulunmalarına rağmen bu talebi karşılamadıklarını ve kendisinin ambulans çağırmasına engel olduklarını beyan etmiştir. S.Ö. ayrıca annesinin yaklaşık bir saat boyunca bu şekilde bekletildiğini, sonrasında Be.Ö. ile birlikte annesini kendi imkânlarıyla Samandağ Devlet Hastanesine götürdüklerini ancak burada da gerekli ilginin gösterilmediğini ifade ederek ölüme neden olan kolluk görevlileri ile sağlık çalışanlarından şikâyetçi olmuştur. Be.Ö.de aynı tarihte alınan ifadesinde başvurucu ve S.Ö.nün anlatımlarıyla uyumlu şekilde beyanda bulunmuştur.
9. Başsavcılık arama işlemine katılan muhtar İ.Ö.nün ifadesini 20/4/2020 tarihinde tanık sıfatıyla almıştır. İ.Ö. anılan ifadesinde eve girdiğinde kapının kırık olduğunu, kolluk görevlilerinin evdekilere yönelik kötü muamelesine tanık olmadığını, E.Ö.nün evinde arama yapılması ile ilgili olarak söylendiğini, eşi olan B.Ö.nün E.Ö.yü yatak odasına götürdüğünü, E.Ö.nün bir süre uzandıktan sonra tekrar yanlarına geldiğini ve 5-6 dakika sonra fenalaştığını beyan etmiştir. İ.Ö. ayrıca kolluk görevlilerine ambulans çağrılması gerektiğini söylediğini, görevlilerin de tamam diyerek karşılık verdiklerini, bu sırada çıkan karışıklık sonrasında oğullarının E.Ö.yü sırtlayarak kendi imkânlarıyla hastaneye götürdüklerini, polis memurlarının ambulansın aranmasını engellemediklerini ve E.Ö.nün fenalaşmasından 5-7 dakika sonrasında arabaya bindirildiğini ifade etmiştir.
10. Soruşturma kapsamında E.Ö.ye tıbbi müdahalede bulunan sağlık çalışanlarının ifadeleri kolluk görevlilerince bilgi veren sıfatıyla alınmıştır.
11. Soruşturma kapsamında arama işlemine ilişkin kamera görüntüleri temin edilmiş ve Hatay İl Emniyet Müdürlüğünde görevli bir polis memuru tarafından çözümlenmiştir. 25/6/2020 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:
"00066 isimli videoda (19 dakika 20 saniye uzunluğunda);
Ev aramasının devam ettiği, görüntünün 02.21 zamanında yaşlı kadının yatak odasına yürüyerek girdiği, hareketlerinden rahatsız olduğu polislerin gel buyur teyze diyerek yardımcı oldukları, yaşlı kadının ve yaşlı kadın hakkında yapılan konuşmaların arapça olduğu ve anlaşılamadığı,
Görüntünün 13.22 zamanında yaşlı kadının ve ev halkının oturur vaziyette olduğu, yaşlı erkek şahsın ayak ayak üstüne atarak rahat vaziyette görevlilerle konuşma yaptığı,
Görüntünün 13.33 zamanında görüntüde olmayan bir anında yaşlı kadının arapça seslenerek konuştuğu, bir erkek şahsın '112'yi arasana' diye seslendiği,
Görüntünün 14.00 zamanında ev halkının koltuk üzerinde oturur vaziyette olan kadının yanında olduğu ve kendi aralarında arapça konuştukları,
Görüntünün devamında kahverengi eşofmanlı erkek şahsın elinde telefon olduğu,
Görüntünün 14.04 zamanında kahverengi eşofmanlı erkek şahsın Polislere hitaben 'Ambulans bizahmet' dediği, görevli polislerden birinin 'Ambulansa ihtiyaç var mı?' sorusuna yine kahverengi eşofmanlı erkek şahsın 'var, var, evet' şeklinde cevap verdiği, Polisin de 'tamam' diyerek cevap verdiği,
Görüntünün 14.38 zamanında görevli polisin 'çağırdılar ambulansı' şeklinde konuşma yaptığı, görüntünün devamında kahverengi eşofmanlı erkek şahsın kahverengi bir mont giyerek görevli polislere 'Acil bir şekilde geliyor mu? Aramam gerekiyor mu?' şeklinde soru sorduğu, Polisin de 'Tabi tabi aradılar, ambulans artık ne zaman gelirse, yakın uzak mı hastane buraya 112' şeklinde cevap verdiği,
Görüntünün 15.57 zamanında yaşlı kadının oturduğu koltuktan kendi başına kalkarak kapıya doğru yürüdüğü, ev halkının da yaşlı kadınla birlikte yürüdüğü, yaşlı kadının koridora çıktığında sendeleyerek yere düşmeden yanında bulunan uzun saçlı erkek şahsın ve kahverengi eşofman giyen erkek şahsın tuttukları, görüntünün 16.23 zamanında görevli erkek polislerden birinin bayan polise 'abla yardımcı ol sen de' dediği ve bayan polisin de yardımcı olduğu,
Görüntünün 16.40 zamanında kahverengi eşofman giyen şahsın polislere hitaben 'normalde sizin ambulansla gelmeniz gerekmiyor mu? Böyle durumlar için' dediği, polisin de 'Maalesef böyle bir zorunluluğumuz yok' demesi üzerine kahverengi eşofman giyen şahsın 'Nasıl maalesef ya, nasıl bir sorumsuzluktur bu, hiç mi düşünmüyorsunuz?' dediği, polisin de 'Beni mi fırçalıyorsun beyefendi' dediği, kahverengi eşofman giyen şahsın 'Hepinizi fırçalıyorum ya' dediği, polisin 'biz elimizden geleni yapıyoruz, bak ambulans çağırdık, durumun aciliyetini ilettik, ambulans hızlı bir şekilde gelecektir.' dediği, görüntünün devamında ev kapısından çıkarak bina merdivenlerine gittikleri, bu hareketler esnasında bayan polisin sürekli olarak yardımcı olduğu, aşağıda bulunan görevlilere seslenilerek yardımcı olunması istendiği... [tespit edildi.]"
12. Başsavcılık, E.Ö.nün tedavi gördüğü tüm kurumlardaki tıbbi belgeleri temin ederek Adli Tıp Kurumundan ölüm nedeni ve ölümün meydana gelmesinde kolluk görevlileri ile sağlık çalışanlarının sorumluluğuna dair rapor düzenlenmesini talep etmiştir.
13. Adli Tıp Kurumu 8. Adli İhtisas Kurulunca düzenlenen 26/8/2020 tarihli raporda öncelikle E.Ö.nün ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana geldiği ve farklı sağlık kuruluşlarında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiştir. Raporda ayrıca kolluk görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin olarak "adli tahkikat ile hasta yakınlarının 112 acil ambulans servisinin aramasının engellendiğinin ve sağlık kuruluşuna başvuruların bu nedenle geciktirildiğinin tespiti halinde kişinin ölümünde etkisinin olabileceği fakat gecikme olmasa da kurtulmasının kesin olmadığı" kanaatine yer verilmiştir.
14. Başsavcılık, Hatay Valiliğinden olay günü arama işlemine katılan kolluk görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma ve taksirle ölüme neden olma suçlarından soruşturma izni verilmesini 8/10/2020 tarihinde talep etmiştir.
15. Arama işlemine katılan kolluk görevlilerinin beyanları haklarında yürütülen ön inceleme kapsamında muhtelif tarihlerde alınmıştır. Komiser K.Ç. 3/11/2020 tarihli ifadesinde arama işlemine saat 06.00 başladıklarını, yaklaşık 20-25 dakika sonra E.Ö.nün rahatsızlandığını, kendisinin de 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak ambulans talep ettiğini, E.Ö.nün yakınlarının ambulansı beklemeyerek kendi imkânlarıyla E.Ö.yü hastaneye götürmek istediklerini, bu sırada polis memurlarının E.Ö.nün araca taşınmasına yardımcı olduklarını beyan etmiştir. İfadeleri alınan polis memurlarından beşi K.Ç.nin anlatımlarını destekler mahiyette açıklamada bulunmuş, dördü ise farklı bir bölgede olmaları nedeniyle olay sırasında yaşananlara şahit olmadığını ifade etmiştir.
16. Ön inceleme kapsamında ayrıca 112 Acil Çağrı Merkezi hattına ait kayıtlar temin edilmiştir. Bu kayıtlara göre 17/1/2020 günü saat 06.20.41'de hattı arayan numara arama işlemine katılan Komiser K.Ç.ye aittir. Yine ilgili kurumdan temin edilen hasta giriş kayıtlarına göre E.Ö. bu çağrıdan 22 dakika sonra saat 06.42'de Samandağ Devlet Hastanesine giriş yapmıştır.
17. 11/11/2020 tarihli ön inceleme raporunda dosya içeriğindeki ifadeler, 112 Acil Çağrı Merkezi görüşme dökümü ve hastane kayıtlarına istinaden görevli memurların kusuru olmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine dair görüş bildirilmiştir.
18. Hatay Valiliği 13/11/2020 tarihinde görevli polis memurları hakkında soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir.
19. Başvurucu 16/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumuna (Kamu Denetçiliği Kurumu) söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla başvurarak sorumlular hakkında soruşturma yapılması talebinde bulunmuştur.
20. Başvurucu bu süreçte ayrıca soruşturma izni verilmemesi kararına karşı Adana Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi (İdari Dava Dairesi) nezdinde 29/3/2021 tarihinde itiraz etmiştir.
21. İdari Dava Dairesi 15/6/2021 tarihinde ön inceleme dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde isnat edilen eylemlerin Başsavcılık tarafından soruşturma yapılmasını gerekli kılacak nitelikte ve yeterlilikte olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.
22. Kamu Denetçiliği Kurumu, arama işlemine ilişkin görüntü kayıtları ile 112 Acil Çağrı Merkezi görüşme kayıtları başta olmak üzere ilgili bilgi ve belgeleri inceledikten sonra başvurucunun dile getirdiği iddianın gerçeği yansıtmadığının somut olarak tespit edildiği gerekçesiyle başvurunun reddine karar vermiştir. 16/9/2021 tarihli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Bu noktada 18 dakika 45 saniyelik 3. video kaydının kesintisiz olduğu, odada yapılan konuşmaların rahatlıkla duyulup anlaşılabildiği görülmektedir. Görüntülerde ailenin müteveffanın rahatsızlandığını fark etmesi ve ambulans istemesi üzerine aynı anda ambulans çağrıldığı, ambulans çağrıldıktan sonra müteveffanın oğullarının annesinin koluna girerek anneyi çıkardığı, kesintisiz olan 3. video kaydının hiçbir yerinde; şikâyet dilekçesinde ve eklerindeki dilekçelerde iddia edildiği şekliyle ‘evde bulunanların cep telefonları ile 112’yi aramalarına izin verilmediğine’, ‘evin içerisinde bulunan polislerin ambulansa yaklaşık bir saat boyunca haber vermediğine’, ‘E.Ö.nün yaklaşık bir saat boyunca hukuka aykırı bir şekilde bekletildiğine’, müteveffaya ilişkin olumsuz bir tutum içinde bulunulduğuna dair iddialarını doğrulayan bir emarenin ve söylemin bulunmadığı tespit edilmiştir."
23. Başvurucu, ceza soruşturması devam ederken 27/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru 2021/55088 başvuru numarasıyla kaydedilmiştir.
24. Başsavcılık 17/2/2022 tarihinde arama işlemine katılan kolluk görevlileri ile E.Ö.ye müdahale eden sağlık çalışanları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Anılan kararda öncelikle şikâyet edilen kolluk görevlilerinin ambulansın aranmasına ve E.Ö.nün hastaneye intikaline engel teşkil eden bir eylem gerçekleştirdikleri hususunda herhangi bir emare bulunmadığı, dolayısıyla E.Ö.nün ölümü ile adli arama işlemi arasında bir illiyet bağı olmadığı, bu suretle görevlilere isnat edilen suçların yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca Hatay Valiliğinin kolluk görevlilerine ilişkin olarak soruşturma izni verilmemesi yönündeki kararının yargısal incelemeden geçerek kesinleştiği gerekçesiyle kovuşturma olanağının da bulunmadığı tespitine yer verilmiştir. Başsavcılık ayrıca E.Ö.ye müdahalede bulunan sağlık çalışanlarının gerçekleştirdikleri işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilmesi nedeniyle bu kişilere isnat edilen suçların da yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir.
25. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik itirazı Hatay 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 9/5/2022 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
26. Başvurucu, itirazın reddi kararını 23/5/2022 tarihinde öğrendiğini beyan ederek 17/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru 2022/64658 başvuru numarasıyla kaydedilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Anayasa Mahkemesinin 10/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
28. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun 2022/64658 numaralı başvuru kapsamında yaptığı adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu; kolluk görevlilerinin gerçekleştirdikleri arama sırasında rahatsızlanan annesi için ambulans çağırmadıklarını, ev sakinlerinin ambulans çağırmasını da engellediklerini, bu şekilde yaklaşık bir saat beklettikleri annesinin yaşamını yitirmesine neden olduklarını ileri sürmüştür. Suçun ağır cezalık nitelikte olması nedeniyle Başsavcılık tarafından doğrudan soruşturma yürütülmesi gerekirken hatalı olarak soruşturma izni istendiğini, Hatay Valiliğinin herhangi bir araştırma yapmadan gerekçesiz olarak soruşturma izni verilmemesine karar verdiğini ve bu karara yaptığı itirazın uzun bir süre sonra gerekçe bildirilmeden reddedildiğini beyan etmiştir. Ayrıca kamera kayıtlarının kesilip bölünerek delillerin karartıldığını ve soruşturma sürecine dâhil olmasına imkân sağlanmadığını ifade etmiş, bu nedenlerle yaşam hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.
30. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde başvurunun değerlendirilmesinde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, ilgili içtihatlar ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
2. Değerlendirme
31. Başvurucunun ihlal iddialarının bir bütün olarak yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
32. Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülükler uyarınca devlet; yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 35).
33. Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için devletin yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturması (İpek Deniz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, § 135), bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler alması (T.A., § 136; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 36) hatta önceden belirlenebilir bir veya daha fazla bireyin yaşamına yönelik bir tehdit söz konusu olmasa bile kişilerin yaşamını korumak için genel güvenlik tedbirleri alması gerekir (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya [1. B.], B. No: 2013/1280, 28/5/2014, § 59). Öte yandan yetkili makamlardan yaşamla ilgili her türlü potansiyel tehdidin gerçekleşmesini önlemek için somut tedbirler alması beklenemeyeceği (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya, § 60) gibi özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında koruma yükümlülüğünün kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanması da mümkün değildir. Ayrıca hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir. Unutulmaması gerekir ki yaşam hakkının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi, idari ve yargısal makamların takdirindedir (T.A., §§ 136, 137; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 37).
34. Pozitif yükümlülüğü kapsamında devletin yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (T.A., § 134; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 38).
35. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, § 63). Bununla birlikte anılan yükümlülük, yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği bazı istisnai hâllerde ceza soruşturması yürütülmesi gerektirebilir (etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza soruşturmasını gerektirdiği durumlara örnekler için bkz. Nuran Seslioğlu [1. B.], B. No: 2014/13765, 9/1/2018; Bedrettin Yalçin ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/16380, 9/1/2018; Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018; Naziker Onbaşı ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/18224, 9/5/2018; Burcu Demirkaya ve Yücel Demirkaya [2. B.], B. No: 2015/1232, 30/10/2018; Aydın Keskin [1. B.], B. No: 2019/4746, 17/11/2021; Abdülkadir Yılmaz ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/13649, 29/1/2020; Serap Sivri [1. B.], B. No: 2019/6198, 23/11/2021).
36. Etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 98).
37. Kamu görevlilerinin görevlerini devlet adına ifa etmeleri ve görevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılı olarak sık sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında olma riski ile karşı karşıya olmaları nedeniyle haklarında adli soruşturma yürütülmesinin belirli bir makamın iznine bağlanması hukuk devletinde makul görülebilir bir durumdur (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş [2. B.], B. No: 2013/7907, 21/4/2016, § 106). Nitekim Anayasa'nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılmasının -kanunla belirlenen istisnalar dışında- kanunun gösterdiği idari mercinin iznine bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 107).
38. Soruşturma izni prosedürü, görevleri sebebiyle suç işledikleri iddia edilen kamu görevlilerinin gereksiz ithamlarla karşılaşmamaları ve kamu görevlerinin aksamaması amacıyla ihdas edilmiş olup bu amaç uyarınca ceza soruşturmasına geçilmeden önce yapılması gereken ön inceleme, ceza soruşturması yürütülmesini gerekli kılacak bir durumun bulunup bulunmadığının tespitine yöneliktir. Bu nedenle soruşturma izni prosedürünün anılan amacın ötesinde ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek ve soruşturmanın etkin olarak yürütülmesine engel olacak şekilde ya da kamu görevlilerinin ceza soruşturmasından muaf tutulduğu izlenimini oluşturacak şekilde uygulanmaması gerekir (Naziker Onbaşı ve diğerleri, § 70).
39. İncelemeye konu olayda başvurucu ve kardeşlerinin şikâyeti üzerine Başsavcılık E.Ö.nün ölümüne ilişkin olarak soruşturma başlatmıştır. Soruşturma kapsamında arama işlemine katılan muhtar İ.Ö. tanık sıfatıyla dinlenmiş, E.Ö.nün ölüm nedeni ve kolluk görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu temin edilmiş, arama işlemi sırasında çekilen kamera görüntüleri incelenerek çözümlenmiş ve sonrasında aramaya katılan polis memurları hakkında soruşturma izni istenmiştir.
40. Ön inceleme kapsamında ilgili kolluk görevlilerinin beyanları alınmış ve 112 Acil Çağrı Merkezi ile E.Ö.nün Samandağ Devlet Hastanesine giriş belgeleri temin edilmiştir. Ön inceleme neticesinde hazırlanan raporda anılan delillere yer verilmek suretiyle kolluk görevlilerinin ölümün meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine dair görüş bildirilmiştir. Bu rapora istinaden Hatay Valiliğince soruşturma izni verilmemesine karar verilmiş ve başvurucunun bu karara yaptığı itiraz İdari Dava Dairesince kesin olarak reddedilmiştir.
41. Ceza soruşturması ve ön inceleme sürecinde kamera kayıtları, 112 Acil Çağrı Merkezi kayıtları, Adli Tıp Kurumu raporu, kolluk görevlileri ve tanık İ.Ö.nün beyanları gibi olayın gerçekleşme koşullarının belirlenmesi açısından önem arz eden delillerin toplandığı görülmüştür. Somut olay sürecinde elde edilen bu delillerin hiçbirinin kolluk görevlilerinin E.Ö.nün rahatsızlandığını fark etmelerine rağmen ambulans çağırmadıkları, yakınlarının ambulans çağırmasına engel oldukları ve bu suretle sağlık hizmetlerine erişimini geciktirdikleri yönündeki başvurucu iddialarını desteklemediği anlaşılmıştır. Aksine birbirleriyle uyumlu olduğu değerlendirilen bu delillere göre E.Ö.nün fenalaştığının fark edilmesinden hemen sonra sorumlu Komiser K.Ç. saat 06.20'de 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak ambulans talebinde bulunmuştur. E.Ö.nün yakınları ambulansın gelişini beklemeden hastayı kendi imkânlarıyla hastaneye götürmüştür. Bu süreçte başvurucunun annesi E.Ö. olay günü saat 06.42'de Samandağ Devlet Hastanesine giriş yapmış ve aynı gün kalp damar hastalığına bağlı olarak yaşamını yitirmiştir.
42. Öte yandan başvurucu; kolluk görevlileri tarafından incelenen kamera görüntülerinin kesilip bölündüğünü, bu suretle delil karartıldığını ileri sürmüştür. Görüntüleri inceleyen polis memuru tarafından hazırlanan 25/6/2020 tarihli rapor ile tanık İ.Ö.nün olaya ilişkin anlatımı örtüşmektedir. Dahası aynı görüntülerin incelenmesinden sonra hazırlanan Kamu Denetçiliği Kurumu kararında da ilgili video kaydının kesintisiz olduğu belirtilmiş, 25/6/2020 tarihli raporla uyumlu tespitlere yer verilmiştir. Dolayısıyla söz konusu görüntüler üzerinde manipülasyon yapılıp yapılmadığına ilişkin ayrıntılı bir teknik inceleme yapılmasını gerektiren bir olgunun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
43. Başvurucu, somut olaya konu eylemin ağır cezalık suç olması nedeniyle soruşturma izni istenmeden doğrudan soruşturma yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Bununla birlikte Başsavcılık kolluk görevlilerine isnat edilen eylemleri 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen taksirle öldürme ve aynı Kanun'un 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu olarak niteleyerek 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni talebinde bulunmuştur. Bu suçlar için öngörülen cezaların türü ve süresi gözönüne alındığında Başsavcılığın söz konusu suçların 4483 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında genel soruşturma hükümlerine tabi suçlardan olmadığı yönündeki değerlendirmesinin keyfî olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan kamu görevlilerine isnat edilen kötü muamele eylemi nedeniyle soruşturma izni prosedürünün işletilmesinin gerekli olmadığı açıktır. Bununla birlikte Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararında sadece soruşturma izni verilmemesi yönündeki olguya dayanılmamış, isnat edilen suçların yasal unsurlarının oluşmadığı da açık şekilde belirtilmiştir.
44. Somut olayda soruşturma izni prosedürünün bir ceza soruşturması açılmasını gerektirecek somut veri bulunup bulunmadığının araştırılması amacının ötesinde ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek, soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesine engel olacak ya da kamu görevlilerine yargı muafiyeti sağlayacak şekilde uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvuruya konu olayda kamu görevlilerinin ihmallerinin tespit edilmesinde uygun araçların kullanılmasının önüne geçilmesi ya da tespit edilen ihmalî davranışların adli makamlar önüne taşınmasının engellenmesi gibi bir sonuç doğmamıştır. Dolayısıyla yaşam hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 2022/64658 numaralı başvuru yönünden adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 2021/55088 numaralı başvuru yönünden yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA, 2022/64658 numaralı başvuru yönünden ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.