|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Mutlu ALAF
|
|
Başvurucu
|
:
|
Duygu Fatma KARABULUT
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet Recai BAĞCI
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada esasa dair iddiaların dikkate alınmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, hastanede farklı dönemlerde alt işverenler adına işçi olarak çalışmaktayken iş akdini evlilik nedeniyle feshetmiştir. Başvurucuya kıdem tazminatı ödemesi yapılmıştır. Başvurucu; davalı idare aleyhine 21/7/2015 tarihinde alt-üst işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu iddiasıyla ücret alacağı farkı, kıdem tazminatı alacağı farkı, hafta sonu izin alacağı farkı ve yıllık izin ücreti alacağı için dava açmıştır. Başvurucu fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ücret alacağı farkı için 4.000 TL, kıdem tazminatı alacağı farkı için 4.000 TL, hafta sonu izin alacağı farkı için 4.000 TL ve yıllık izin ücreti alacağı için 500 TL talep etmiştir.
3. Ankara 32. İş Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada başvurucu 1/2/2016 tarihli talep dilekçesiyle kendisi ile aynı şartlarda çalışan kamu işçisinin ücretinin, tüm ek ödemelerle (tazminat, ikramiye, prim, döner sermaye vb.) birlikte özlük haklarının, çalışma süresine göre hak ettiği yıllık izin gün sayılarının ve toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan haklarının davalı idareden sorulmasını talep etmiştir. Mahkeme 12/5/2016 tarihli müzekkere ile bu hususları davalı idareden sormuştur.
4. Mahkeme 21/3/2017 tarihli duruşmada yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına karar vermiştir. Davalı idare tarafından müzekkereye cevap verilmiş fakat yalnızca başvurucunun çalışma bilgilerine ilişkin kayıtlar gönderilmiş, emsal işçilere ilişkin bilgi ve belge gönderilmemiştir. 20/6/2017 tarihli duruşmada emsal işçilere ilişkin bilgilerin gönderilmesi için tekrar müzekkere yazılmasına ve idareden cevap geldiği takdirde dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Mahkemece 21/11/2017 tarihli duruşmada idareye yazılan müzekkere cevabı beklenmeden dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir. 11/1/2018 tarihinde bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Raporda özetle dosyada emsal işçilere ilişkin bilgi olmadığı gerekçesiyle hesaplama yapılamadığı bildirilmiştir. Başvurucu bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunmuştur.
6. Mahkemece 10/4/2018 tarihli duruşmada emsal işçilerin almış olduğu ücretin Sağlık İş Sendikasından sorulmasına ve başvurucunun itirazlarının değerlendirilmesi için dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkeme tarafından Sağlık İş Sendikasına yazılan 11/4/2018 tarihli müzekkerede emsal işçi ücretlerinin sorulduğu görülmüştür. Yazı cevabının gelmesinden sonra dosya tekrar bilirkişiye gönderilmiştir. 28/1/2019 tarihinde bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Başvurucu rapora itiraz etmiştir. 28/3/2019 tarihli duruşmada dosyanın yeni bir bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Ek rapor 1/7/2019 tarihinde dosyaya sunulmuştur. Bu raporda dosyadaki emsal ücret araştırmasına yönelik bilgi ve belgeler kapsamında başvurucunun ilgili dönemin asgari ücretinden %25 fazla aldığı, buna göre emsal ücretinin 1.501,88 TL olduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun son brüt ücretinin günlüğü ise 50,06 TL olarak bildirilmiştir. Bu ücretler üzerinden yapılan hesaplamada ise başvurucunun brüt 3.604,32 TL, net 2.582,50 TL yıllık izin alacağı olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer alacak kalemleri yönünden ise davalı idare ile alt işverenler arasındaki ilişkinin alt-üst işverenlik kapsamında kaldığı, bu nedenle bu alacak kalemleri yönünden hesaplama imkânının olmadığı değerlendirmesi yapılmıştır.
8. Başvurucu, rapora itiraz etmiş; rapora itiraz dilekçesinde bilirkişinin hâkim yerine geçerek hukuki değerlendirme yaptığını, emsal brüt ücretinin raporda 1.501,88 TL olarak tespit edildiğini, diğer alacak kalemlerinin de bu ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. 15/11/2019 tarihli duruşmada Mahkeme, ek rapor aldırılması talebinin reddine karar vermiştir.
9. Başvurucu 8/3/2020 tarihinde beyan dilekçesi sunmuştur. Bu dilekçede rapora itirazlarının yanında davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını ifade etmiş ve yıllık izin ücreti alacağını net 2.582,50 TL'ye artırmış, eksik kalan harcın 2.082,50 TL üzerinden alınmasını talep etmiştir. 11/3/2020 tarihli duruşmada başvurucu, talep artırım dilekçesi verdiğini beyan etmiştir. Bu duruşmada Mahkeme, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiş; 500 TL yıllık izin alacağını hüküm altına almıştır. Diğer alacak kalemlerine ilişkin taleplerin ise reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde muvazaa iddiası ile reddedilen alacak kalemleriyle ilgili olarak özetle davalı idareye bağlı hastane ve dava dışı alt işveren taşeron şirketler arasında akdolunan hizmet alım sözleşmelerinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi içinde ve alt işverenlik yönetmeliği kapsamında olduğu değerlendirmesi yapılmış ve başvurucunun baştan itibaren idarenin işini yaptığının ve asıl işveren olarak idarenin işçisi olduğunun tespiti talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Buna bağlı olarak başvurucunun fark ücret, fark kıdem tazminatı ve fark hafta sonu tatili ücreti alacaklarının olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
10. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş; istinaf dilekçesinde özetle son brüt ücretinin 1.501,88 TL olarak tespit edildiğini, buna göre yıllık izin alacağının hesaplandığını ancak diğer fark alacak kalemlerinin hesaplanmadığını, bu yöndeki itirazlarının gerekçesiz olarak reddedildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yıllık izin alacağına ilişkin talep artırım dilekçesi göndermesine rağmen bunun dikkate alınmadığını ve harcın tamamlatılması için süre verilmediğini iddia etmiştir.
11. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) verilen 27/4/2022 tarihli karar ile istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle muvazaanın tespiti ve yıllık izin alacağı yönünden Mahkeme ile aynı değerlendirmelerde bulunulmuştur. Talep artırım dilekçesinin değerlendirilmediğine yönelik iddia yönünden ise dosya kapsamında sözü edilen dilekçenin yer almadığı, yine başvurucu vekili tarafından harcın tamamlanması için Mahkemeden süre talep edilmediği değerlendirmesi yapılmıştır.
12. Başvurucu, nihai kararı 16/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 14/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucu; son brüt ücretinin 1.501,88 TL olarak tespit edilmiş olmasına rağmen reddedilen alacak kalemlerinin bu tutar üzerinden hesaplanmadığını, bu durumun bariz takdir hatası olduğunu ileri sürmüştür. İstinaf dilekçesinde de bu hususu dile getirdiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin hiçbir değerlendirme yapmadığını, bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin aksine talep artırım dilekçesini UYAP üzerinden "Beyan Dilekçesi" başlığı altında sunduğunu, Mahkemenin harç yatırmak için kendisine süre vermediğini, Bölge Adliye Mahkemesinin de dosyayı incelemeden karar vererek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; davalı idarenin müzekkerelere cevap vermediğini, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin de ihlal edildiğini ifade etmiştir.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden temin edilen görüş ve belgeler sunulmuştur. Bakanlık tarafından başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiğine işaret edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
16. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34)
17. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
18. Eldeki olayda başvurucu, işçilik alacakları için dava açmış ve yargılama esnasında başvurucunun son brüt ücreti tespit edilmiştir. Tespit edilen bu ücret üzerinden hak ettiği yıllık izin alacağı hesaplanmış ve başvurucu bu hesaplamaya göre talep artırım dilekçesi sunmuştur. Mahkeme ise bu talep artırım dilekçesini dikkate almamış ve yıllık izin alacağına dava dilekçesinde talep edilen tutar üzerinden hükmetmiştir. Diğer fark alacaklarına ilişkin talepleri ise muvazaa olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
19. Mahkeme tarafından yargılama boyunca davalı idare ve sendikaya müzekkere yazılarak emsal işçilerin ücretleri tespit edilmeye çalışılmıştır. 1/7/2019 tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun ücreti brüt 1.501,88 TL olarak tespit edilmiş ve buna göre başvurucunun yıllık izin alacağı net 2.582,50 TL olarak hesaplanmıştır. Hükme esas alınan bu bilirkişi raporunda işverenler arasında muvazaalı ilişki olmadığı gerekçesiyle fark ücret, fark kıdem tazminatı ve fark hafta sonu tatil alacakları yönünden hesaplama yapılmamıştır. Başvurucu hem bu rapora karşı yapmış olduğu itirazında hem de istinaf dilekçesinde, tespit edilen bu ücret üzerinden fark ücret alacaklarının hesaplanmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Nitekim yine dosyaya sunmuş olduğu 8/3/2020 tarihli beyan dilekçesi ile istinaf dilekçesinde kendisine 11.203,10 TL kıdem tazminatı ödendiğini, eğer tespit edilen ücret üzerinden hesaplama yapılsa idi 12.240,27 TL kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca UYAP üzerinden "Beyan Dilekçesi" başlığı altında 8/3/2020 tarihinde gönderdiği dilekçe ile yıllık izin alacağına ilişkin talebini 2.582,50 TL olarak artırdığını, 2.082,50 TL üzerinden harç alınması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucu, kararın verildiği 11/3/2020 tarihli duruşmada da talep artırım dilekçesi verdiğini bildirmiştir. Mahkemenin bu dilekçeyi dikkate almadan karar vermesi üzerine talep artırım dilekçesinin gözönünde bulundurulmadığına ilişkin şikâyetini istinaf dilekçesinde dile getirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise sözü edilen dilekçenin dosya kapsamında yer almadığı değerlendirmesini yapmıştır.
20. Başvurucu; dava dilekçesinde yıllık izin ücreti alacağı yanında ücret alacağı farkı, kıdem tazminatı alacağı farkı, hafta sonu izin alacağı farkı da talep etmiştir. Mahkeme, emsal ücret araştırması ile başvurucunun brüt ücretini tespit ettirmiştir. Karar gerekçesinde davalı idareye bağlı hastane ile dava dışı alt işveren taşeron şirketler arasında muvazaanın olmadığı sonucuna varılmış ve yıllık izin alacağının belirlenen brüt ücret üzerinden tespit edilmesine karar verilmiştir. Varılan bu sonuca ve tespite rağmen fark alacakları ile ilgili olarak belirlenen brüt ücret üzerinden değerlendirme yapılmayıp başvurucunun fark alacağının olup olmadığı hususunda ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konmamıştır. Bunun yanında başvurucu 8/3/2020 tarihinde UYAP üzerinden yıllık izin alacağı yönünden talep artırım dilekçesi göndermiştir. Mahkeme bu dilekçeye ilişkin bir değerlendirme yapmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ise gerekçesinde sözü edilen dilekçenin dosya kapsamında olmadığı değerlendirmesini yapmıştır. Bu değerlendirmenin aksine dilekçenin UYAP üzerinden gönderildiği anlaşılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
22. Başvurucu; davalı idarenin müzekkerelere cevap vermediğini, bu nedenle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de gerekçeli karar hakkı yönünden ulaşılan sonuç gözetildiğinde bu aşamada anılan ihlal iddiaları yönünden inceleme yapılmamıştır.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
23. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesinden yakınmıştır.
24. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
29. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 32. İş Mahkemesine (E.2016/1151, K.2020/146) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.