logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(O.H.Z.M [2. B.], B. No: 2021/55852, 7/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

O.H.Z.M BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/55852)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Yüksel GÜNARSLAN

Başvurucu

:

O. H. Z. M.

Vekili

:

Av. Nail KARAKUŞ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, yurda yasa dışı yollarla giren bir göçmenin kaybolması hakkında başlatılan ceza soruşturmasının etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Mısır Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan ve İtalya'da yaşayan başvurucu 24/2/2021 tarihinde İpsala İlçe Jandarma Komutanlığına müracaat ederek kardeşi A.H.Z.M. hakkında kayıp ihbarında bulunmuş ve avukatı eşliğinde ifade vermiştir. Aynı tarihli kolluk ifade tutanağına göre başvurucunun kardeşi 15/11/2020 tarihinde İran sınırından Türkiye'ye yasa dışı yollarla girdikten sonra ertesi gün Yunanistan'a geçmiştir. A.H.Z.M. burada bir gün kaldıktan sonra 18/11/2020 günü saat 01.00 sıralarında Yunan askerleri tarafından yaklaşık 25 göçmenle birlikte bir bota bindirilerek Meriç Nehri üzerinden Türkiye'ye geri itilmiştir. Botun devrilmesi üzerine bazı göçmenler Türkiye sınırına doğru yüzerek karaya çıkmış ancak A.H.Z.M.den haber alınamamıştır. Başvurucu, ifadesinde kardeşinin dış görünüşünü tarif etmiş, kardeşine ait pasaport ile annesine ait DNA analiz raporunu ibraz etmiştir.

3. Başvurucu, aynı konuya ilişkin olarak 14/4/2021 tarihinde bu defa Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmiştir. Suç duyurusu dilekçesinde önceki kolluk ifadesine ek olarak devrilen botta bulunan ve olay sonrasında İstanbul'a giden akrabalarından kardeşinin karaya çıkmadığını öğrendiğini, 26/11/2020 tarihinde iki farklı numaradan Mısır'daki ailesinin arandığını ancak bu numaralara dönüldüğünde cevap alınamadığını, İpsala'da benzer şekilde boğularak ölen kişiler olduğunu öğrenmesi üzerine buraya giderek ihbarda bulunduğunu, kimlik tespiti yapılamayan cesetlere ilişkin teşhis işlemi yapılmaya çalışıldığını ancak kardeşini tespit edemediğini beyan etmiştir. Ayrıca öldüğünden veya kaçırıldığından kuşkulandığı kardeşinin bulunması için Edirne il merkezi ve ilçelerinde ölü olarak bulunan ve kimliği teşhis edilemeyen kişilerin belirlenerek kendisine teşhis ettirilmesini, gerektiğinde annesine ait DNA analiz raporunun karşılaştırma için kullanılmasını, farklı bir isimle işlem yapılması ihtimaline binaen fotoğrafının çevredeki geri gönderme merkezleri ile ceza infaz kurumlarına gönderilerek gerekli araştırmanın yapılmasını talep etmiştir.

4. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasını 16/4/2021 tarihli yetkisizlik kararı ekinde İpsala Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir.

5. Başsavcılık 28/4/2021 tarihinde İpsala Emniyet Müdürlüğü ve İpsala Jandarma Karakol Komutanlığına müzekkere yazarak A.H.Z.M. hakkında ayrıntılı bir araştırma yapılmasını, bu isimde bir kişiyle ilgili herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının bildirilmesini istemiştir.

6. İlçe Emniyet Müdürlüğü 25/5/2021 tarihli yazıyla kayıp şahıs hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını bildirmiştir.

7. İlçe Jandarma Komutanlığınca gönderilen 14/6/2021 tarihli yazı ekindeki tutanakta kayıp şahıs hakkında herhangi bir işlem yapılmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.

8. Başsavcılık 27/6/2021 tarihinde kayıp şahsa ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamadığını belirterek olayda suç veya suç unsuru tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

9. Başvurucu, soruşturma kapsamında ileri sürdüğü delil temini talepleri karşılanmadan ve herhangi bir araştırma işlemi yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiştir. Edirne 1. Sulh Ceza Hâkimliği 23/8/2021 tarihinde anılan kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu, itirazın reddi kararını 10/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 8/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu, Yunan askerî makamları tarafından Meriç Nehri üzerinde geri itilen kardeşinin kaybolduğunu öğrenmesinin ardından İpsala Jandarma Komutanlığına yaptığı 24/2/2021 tarihli ihbara rağmen konuya ilişkin soruşturma başlatılmaması, yetkili merciilerin hareketsiz kalması nedeniyle Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı 14/4/2021 tarihli şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada ise delil araştırma talepleri karşılanmadan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, soruşturmanın özenli ve ivedi yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının usul boyutları ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde öncelikle başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerini karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca esasa ilişkin olarak yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının özü, Yunan askerleri tarafından yaklaşık 25 göçmenle birlikte bir bota bindirilerek Meriç Nehri üzerinden Türkiye'ye geri itilen ve kendisinden bir daha haber alınamayan kardeşinin akıbeti hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesine, bir başka ifadeyle yaşam hakkının etkili soruşturma yürütülmesine ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkindir. Ölümün gerçekleşmediği bazı durumlarda yaşam hakkı çerçevesinde inceleme yapmanın mümkün olduğu (Mehmet Karadağ [2. B.], B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20) gözönüne alınarak başvurunun yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesinin gerekli ve yeterli olduğu değerlendirilmiştir (zorla kaybetme iddiası hakkındaki iddiaların yaşam hakkı kapsamında incelendiği başvurular için bkz. Hasibe Meşe [1. B.], B. No: 2015/7748, 7/2/2019; Birsen Gülünay [2. B.], B. No: 2013/2640, 21/4/2016; kasten öldürme iddiaları da gözetilerek kayıp olayı hakkında başlatılan soruşturmanın yaşam hakkı kapsamında incelendiği başvuru için bkz. Mehmet Özcan [2. B.], B. No: 2015/3752, 28/11/2018). Başvurucu; kolluk ifadesi ve Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikâyet dilekçesinde kardeşinin Yunan askerî makamları tarafından başka yabancılarla birlikte bir bota bindirilerek geri itildiğini, bu botun Meriç Nehri üzerinde devrildiğini, botta bulunan kişilerden bazılarının yüzerek Türkiye sınırından karaya çıktıklarını ancak kardeşinin akıbeti hakkında haber alamadığını beyan etmiştir. Başvurucunun benzer nitelikteki geri itme vakalarında batan botlarda pek çok yabancının yaşamını yitirdiği yönündeki iddiaları üzerine nehrin İpsala kıyısına vuran ve kimliği belirlenemeyen ceset fotoğrafları gösterilmek suretiyle başvurucuya teşhis işlemi yaptırılmıştır. Başvurucunun kardeşinin de içinde olduğu botun nehirde battığı, bottaki birçok yabancının Türkiye sınırından karaya çıktığı ancak kardeşinin akıbetinin bilinmediği yönündeki iddiaları karşısında somut olayda başvurucunun yakınının yaşamını yitirmiş olmasının muhtemel olduğu ve bu nedenle soruşturma yürütme yükümlülüğünün doğduğu değerlendirilmelidir.

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

16. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 97).

17. Ölüme kasten neden olunması veya ölümün saldırı sonucu meydana gelmesi hâlinde etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü ölüm olayı hakkında ceza soruşturması yürütülmesini gerektirir (Asya Göres ve diğerleri [GK], B. No: 2018/15851, 1/12/2022, § 74). Bu tür soruşturmanın Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmesi, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi, soruşturmanın veya sonuçlarının gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olması ve meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmesi gerekir (Salih Akkuş [1. B.], B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Bununla birlikte etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 98). Şüphesiz anılan ölçütler, ölüm söz konusu olmamasına rağmen yaşam hakkı kapsamında incelenebilecek olaylar yönünden de geçerlidir.

18. Somut olayda başvurucu 18/11/2020 tarihinden itibaren haber alamadığı kardeşinin bulunabilmesi için İpsala Jandarma Komutanlığına müracaat etmiştir. Burada başvurucunun ifadesi alınmış ve kimliği tespit edilemeyen cesetler üzerinde teşhis işlemi yaptırılmıştır. Başvurucunun bu ilk müracaatı üzerine soruşturma açılıp açılmadığı veya açılmış ise hangi işlemlerin yapıldığı hususunda bir veri bulunmamaktadır. Başvurucu, ilk müracaatından sonra kendisine herhangi bir bilgi verilmemesi üzerine bu defa Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulunarak suç duyurusunda bulunmuş; kardeşinin akıbetinin araştırılmasını talep etmiştir. Anılan suç duyurusu üzerine başlatılan ve yetkisizlik kararıyla Başsavcılığa gönderilen soruşturma kapsamında kayıp şahıs hakkında kolluk birimleri tarafından yapılan bir işlem bulunmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

19. Başvuruya konu olayda soruşturma merciileri kayıp şahsın akıbeti ve olayın gerçekleşme koşullarının tespiti için bu kişi hakkında ilgili kolluk birimlerince işlem yapılıp yapılmadığının araştırılması ve İpsala ilçesindeki kimliği belirsiz cesetlerin başvurucuya teşhis ettirilmesi gibi birtakım soruşturma işlemleri yapsa da soruşturmanın genelinde bazı önemli eksiklikler göze çarpmaktadır. Bu eksiklikler temelde belirtilen tarihte anılan olayın gerçekleşip gerçekleşmediği, başvurucunun yakınının olay sırasında Meriç Nehri'nde devrildiği ileri sürülen botta olup olmadığı ve akıbetinin ne olduğunun tespitine ilişkindir.

20. Başvurucu talep etmesine rağmen soruşturma merciileri Meriç Nehri'ne kıyısı bulunan il ve ilçelerdeki yetkili merciilerle irtibata geçerek belirtilen tarihte ve sonrasında yakalanan bir göçmen olup olmadığı ve nehir kıyısında kimliği belirlenemeyen ceset bulunup bulunmadığına dair bir araştırma yapmamıştır. Başvurucunun olayın gerçekleşme biçimine ilişkin anlatımı gözetildiğinde Meriç Nehri kıyısında bulunan ve kimliği belirsiz olan cesetlerin fotoğraflarının başvurucuya gösterilerek teşhis ettirilmemesinin önemli bir eksiklik olduğu anlaşılmıştır.

21. Başvurucu 14/4/2021 tarihli dilekçesinde aynı botta başka akrabalarının da olduğunu belirtmesine rağmen bu kişilerin kimlik bilgileri araştırılarak olayın gelişimine ve kayıp şahsın akıbetine ilişkin beyanları alınmamıştır. Yine başvurucunun talebine rağmen kayıp şahsın fotoğrafları civar il ve ilçelerdeki geri gönderme merkezleri ve ceza infaz kurumlarına gönderilerek bu kişi hakkında işlem yapılıp yapılmadığı sorulmamıştır. Soruşturma dosyası kapsamında kayıp şahısla ilgili olarak Göç İdaresi Başkanlığı nezdinde de bir araştırma yapılmadığı görülmüştür. İzah edilen bu hususlar soruşturma merciilerinin somut olayın koşullarının ve kayıp şahsın akıbetinin belirlenmesi için gereken delilleri toplamada özensiz davrandığını ortaya koymaktadır.

22. Söz konusu eksiklikler başvurucunun şikâyeti üzerine yürütülen soruşturmanın etkisiz olduğu sonucuna varılması için yeterlidir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.

III. GİDERİM

24. Başvurucu, ihlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın ilgili mercilere gönderilmesi ile 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

27. Ayrıca ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

D. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere İpsala Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2021/533) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/1/2026 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY

Başvuru, yurda yasa dışı yollarla giren ve yine yurttan yasa dışı yollarla çıktığı iddia edilen bir göçmenin kaybolması hakkında başlatılan ceza soruşturmasının etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Somut olayda, Mısır Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan başvurucu, kardeşinin yasa dışı yollarla İran üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığını, ertesi gün Yunanistan’a geçtiğini, burada bir gün kaldıktan sonra Yunan askerleri tarafından 25 kişi ile birlikte bota bindirilerek Meriç Nehri üzerinden botun geri itildiğini, botun devrilmesi sonucunda bazı göçmenlerin yüzerek karaya çıktığını, ancak kardeşinden haber alınamadığını, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, İpsala’da bulunan ve kimlik tespiti yapılamayan cesetlere ilişkin teşhis işlemi yapılmaya çalışıldığı ancak kardeşinin tespit edilemediğini iddia etmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı İpsala Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiş, Başsavcılık İpsala Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Karakol Komutanlığına müzekkere yazarak başvurucunun kardeşi hakkında ayrıntılı bir araştırma yapılmasını istemiştir. Her iki birimde kayıp şahıs hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını bildirmiştir. Başsavcılık olayda suç unsuru tespit edilemediğini belirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir.

Anayasa’nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülükler uyarınca devlet; yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B.No: 2012/752, 17/9/2013, § 50, 51). Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için devletin yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karsı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturması (İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021,§ 135), bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler alması gerekir. Yaşam hakkının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi idari ve yargısal makamların takdirindedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 53; Bilal Turan ve diğerleri (2), B. No: 2013/2075, 4/12/2013, § 59).

Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğü de vardır. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük -istisnalar bulunmakla birlikte- her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59; Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, § 63).

Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. (Cezmi Demir ve diğerleri, Başvuru Numarası: 2013/293, Karar Tarihi: 17/7/2014, R.G. Tarih-Sayı: 22/10/2014-29153, §114). Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır. Yaşam hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerin usuli boyutunu oluşturan etkin soruşturma yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil araç yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, §113; Yıldız Cingöz başvurusu, Başvuru Numarası: 2019/16011, K. Tarihi: 19/1/2022, § 41).

Anayasa Mahkemesi, olayların oluşumuna ilişkin delillerin değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevi olduğunu (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, § 68). belirterek, Anayasa Mahkemesinin ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine doğrudan geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini belirlemesinin söz konusu olmadığını, Anayasa Mahkemesinin bu husustaki görev ve yetkisinin ilgili yargısal sürecin Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının güvencelerinde aranan hususların sağlanıp sağlanmadığının incelemesinden ibaret olduğunu ifade etmiştir (Yıldız Cingöz başvurusu, § 43).

Yukarıda belirtildiği üzere soruşturma açısından önem arz eden husus, kararın niteliği değil, başvurucuların ve genel olarak da toplumdaki diğer bireylerin hukukun üstünlüğüne olan inancını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlerin hoş gösterildiği ya da bu tür eylemelere kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından yeterli hız ve özenin gösterilip gösterilmediğinin ortaya konulmasıdır.Başvuru konusu olayda Savcılık tarafından, başvurucunun soruşturmaya dahil olmasına imkân tanındığı, kaybolan şahsın bulunması ve olaya ilişkin sorumluların tespiti için Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığına yazı yazdığı, başvurucunun kardeşine ilişkin herhangi bir bilgi ve delil bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği görülmektedir. Buna göre, Başsavcılık tarafından soruşturma etkili ve hızlı şekilde yürütülmüş olup, Anayasa’nın 17. maddesinin ihlali söz konusu değildir.

Başvurucu, kardeşinin Türkiye’ye yasa dışı yollarla girdiğini ve yine yasa dışı yollarla Yunanistan’a geçtiğini, Yunan askerlerinin onu ve diğer göçmenleri bota bindirerek Meriç Nehri üzerinden geri ittiğini ve bu geri itme sonrasında kaybolduğunu ileri sürmüştür. Buna göre, başvurucunun kardeşini bota bindirerek geri iten Yunan askerleri olduğu ve botun devrilmesi bu fiil sonrasında meydana geldiği iddia edildiğinden, başvurucunun kardeşine ilişkin yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının Yunanistan adli makamlarına yapılması ve Yunanistan adli makamlarınca soruşturulması gerekir. Başvurucunun iddiasına göre, kardeşi yasa dışı yollarla ülkeye girdiğine ve hemen akabinde yasa dışı yollarla ülkeden çıkış yaparak Yunanistan’a geçtiğine, ayrıca İpsala Cumhuriyet Başsavcılığının kolluk kuvvetleri ile yaptığı yazışmalar sonrasında başvurucunun kardeşine ilişkin bir bilgi edinilemediğine göre, artık yaşam hakkının korunması konusunda Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir yükümlülüğünün bulunmadığı, bu yükümlülüğün Yunanistan idari ve adli makamlarına ait olduğu şüpheden uzaktır.

Başvuruya konu olayda başvurucunun iddiası dışında başvurucunun kardeşinin kaybolması konusunda idari ve adli makamlarda bir belge ya da bilgi bulunmadığından Başsavcılık tarafından gerekli yazışmalar yapılmış ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Buna göre, Başsavcılık tarafından etkin bir soruşturma yürütülmüş olup, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda atıf yapılan yerleşik içtihatları nazara alındığında, Başsavcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesindeki yaşam hakkını ihlal ettiği söylenemez.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun yakının kaybolması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinde koruma altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

 Ömer ÇINAR

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(O.H.Z.M [2. B.], B. No: 2021/55852, 7/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı O.H.Z.M
Başvuru No 2021/55852
Başvuru Tarihi 8/10/2021
Karar Tarihi 7/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yurda yasa dışı yollarla giren bir göçmenin kaybolması hakkında başlatılan ceza soruşturmasının etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kayıp vakaları İhlal Yeniden soruşturma
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi