logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Rauf Demirci [2. B.], B. No: 2021/58592, 7/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

RAUF DEMİRCİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/58592)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucu

:

Rauf DEMİRCİ

Vekili

:

Av. Burak ÇOLAK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, mahkûmiyete esas alınan belgeler hakkında yeterince bilgi sahibi olma ve yorum yapma imkânının sağlanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında başvurucu hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan kamu davası açmıştır. İddianamede özetle Garson isimli gizli tanıktan ele geçirilen hafıza kartlarında yer alan verilere göre başvurucunun örgütün emniyet mahrem yapılanması içinde olması, kendi adına kayıtlı GSM hatları üzerinden ByLock listesinde yer almadığı ancak imajı alınan dijital verilere göre şahsi (operasyonel) telefon numarası olduğu değerlendirilen hattın yakını adına kayıtlı olduğu ve belirtilen hattın ByLock listesinde yer alması, başka bir soruşturmada şüpheli olarak ifadesi alınan M.H.K.nın başvurucu hakkında beyanda bulunması ve başvurucuyu teşhis etmesi, örgüt liderinin talimatı sonrası Asya Katılım Bankası A.Ş.deki (Bank Asya) hesabında para hareketliliği bulunması nedenleriyle atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

3. Soruşturma kapsamında başvurucu 5/5/2017 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu tutuklu olarak bulunduğu Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Yargılama boyunca başvurucu hakkında tutukluluğun devamı kararları verilmiştir.

4. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada duruşma hazırlığı işlemleri yapılmış; tensip tutanağında duruşmanın ilk celsesinin 3/4/2018 tarihinde yapılmasına, başvurucunun anılan tarihte Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanması için tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucu; tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla Mahkemeye 16/11/2017, 7/12/2017 ve 15/12/2017 tarihli dilekçeleri sunarak dosyada bulunan evrakların ekleriyle beraber kendisine gönderilmesini talep etmiştir. Hazırlanan müzekkere ve dosya evraklarına ilişkin CD 26/12/2017 tarihinde başvurucunun tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiş, başvurucu CD içeriğini incelediğine ilişkin tutanağı 5/1/2018 tarihinde imzalamıştır. Müzekkere ekinde iddianame, tensip zaptı, ByLock sorgu sonucu, Mahkemece bazı kurum ve kuruluşlara yazılan müzekkereler ile başvurucunun dosyası tefrik edilmeden önce aynı soruşturma kapsamında ifadesi alınan diğer şüphelilerin ifade tutanaklarının yer aldığı anlaşılmaktadır.

6. Başvurucu 20/12/2017 ve 29/12/2017 tarihli dilekçeleri ile iddianamede dayanılan ve/veya CD içeriğinde bulunmayan birtakım evrakların kendisine gönderilmesini talep etmiştir. Başvurucu, ayrıca 16/1/2018 tarihli dilekçesi ile tanık M.H.K.nın Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında verdiği ifade ve teşhis tutanağının, gizli tanık tarafından sunulan verilere ilişkin tutanakların CD içeriğinde yer almadığını iddia etmiş; ilgili evrakların fiziki olarak gönderilmesini talep etmiştir.

7. Mahkemece başvurucunun tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmek üzere hazırlanan 4/1/2018 tarihli müzekkere ve ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden, yukarıda gönderildiği belirtilen evrakların yanında barodan başvurucuya müdafi tayin edilmesi istemine ilişkin yazı ile başvurucunun yakalanmasına, tutuklanmasına ve tutukluluğunun devamına ilişkin evrakların dâhil edildiği anlaşılmaktadır. İlgili müzekkere ve ekindeki CD'de yer alan evrakları başvurucunun teslim aldığına ilişkin 15/1/2018 tarihli tesellüm belgesi düzenlenmiştir.

8. Başvurucu 9/1/2018, 15/1/2018 ve 16/1/2018 tarihli dilekçeleri ile gizli tanık Garson'un ifade ve teşhis tutanaklarının kendisine gönderilen CD içeriklerinde yer almadığını beyan etmiş, ilgili evrakların gönderilmesini talep etmiştir. Mahkemece Ceza İnfaz Kurumuna 16/1/2018 tarihinde müzekkere yazılarak ekine ilgili evrakların konulduğu görülmüş ise de söz konusu müzekkere ve eklerinin başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin tesellüm belgesine rastlanamamıştır.

9. Başvurucu 15/1/2018, 16/1/2018 ve 26/1/2018 tarihli dilekçelerinde tanık M.H.K.nın ifade ve teşhis tutanağının, CD içeriğinde veya fiziken gönderilen evraklar içinde yer almadığını belirtmiş; anılan evrakların gönderilmesini talep etmiştir. Mahkemece 16/1/2018 ve 17/1/2018 tarihli müzekkerelerde başvurucunun istemiş olduğu ifade ve teşhis tutanağının dosya içeriğinde yer almadığı belirtilmiş; bu müzekkerelerin başvurucuya 31/1/2018 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hazırlanan 27/2/2018 tarihli müzekkerede de benzer açıklamanın yer aldığı tespit edilmiştir.

10. Mahkeme, Sivas Cumhuriyet Başsavcılığından şüpheli M.H.K.nın sadece ifade tutanaklarını talep etmiştir. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasının şüphelisi olan M.H.K.nın ifade tutanağını Mahkemeye göndermiştir. Söz konusu ifade tutanağı 8/3/2018 tarihli müzekkereyle başvurucuya gönderilmiş ve tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 26/1/2018 tarihli dilekçesi ile M.H.K.nın teşhis işlemine ilişkin tutanakların gönderilmesini talep etmiştir. Mahkeme, başvurucunun istemiş olduğu teşhis tutanağının dosyasında fiziki olarak yer almadığını, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kayıtlarında da görülmediğini başvurucuya bildiren 19/3/2018 tarihli müzekkereyi hazırlamış; müzekkere 27/3/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında şüpheli olan M.H.K.nın teşhis işlemine ilişkin tutanakların başvurucunun yargılandığı başvuru konusu ceza dosyasına sunulduğuna ilişkin bilgi veya belgeye Mahkeme dosyası kapsamında rastlanamamıştır. Sivas Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne Mahkemece 3/7/2018 tarihli müzekkere yazılarak M.H.K.nın ifade ve teşhis evrakları talep edilmiş ise de müzekkereye cevap verildiği tespit edilememiştir.

13. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasının şüphelisi M.H.K.nın savcılık ifade tutanağının incelenmesinden kolluktaki beyanlarını aynen tekrar ettiğini, üniversite öğrenciliği döneminde yapının evlerine yerleştiğini, bu evlerde ev imamlığı yaptığını, öğrencilik hayatı boyunca bu evlerde kaldığını, 2010 yılında mezun olduktan sonra Ankara'da FETÖ/PDY bünyesinde çalışmaya başladığını, örgüt talimatı ile üç ay Belçika'da çalıştığını, daha sonra yine Ankara'ya dönerek sırasıyla Sincan ve Beypazarı ilçelerinde ilçe imamı ve esnaflardan sorumlu imam olarak görev yaptığını, himmet topladığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca 2015 yılında mahrem yapıya dâhil olduğunu, örgüt talimatıyla Ankara'nın Batıkent semtine taşındığını, mahrem yapı içinde Rasim kod adını kullanan biriyle tanıştırıldığını, kendisinden sorumlu kişinin Rasim olduğunu, Polis Akademisi mezunu komiser yardımcılarından oluşan grupların sorumluluğunun kendisine verildiğini, bu gruplarla 2016 yılı Haziran ve Temmuz aylarına kadar toplantı yaptığını, himmet topladığını, toplamış olduğu himmeti Rasim'e verdiğini, Rasim'in sorumluluğunda kendisi haricinde yine kendisi gibi örgütün "öğretmen" olarak isimlendirdiği üç kişi daha bulunduğunu, bu kişilerin de kod ad kullandıklarını ve komiser yardımcılarından sorumlu olduklarını belirtmiştir. M.H.K. tarafından gerçekleştirilen teşhis işlemine ilişkin tutanaklar, başvurucunun yargılandığı ceza dosyasında mevcut olmasa da M.H.K.nın ifade tutanağından, Ankara'daki yapılanmayı ve yapı içinde görevini bildiği kişileri anlattığı, teşhis işlemleri yaptığı anlaşılmaktadır. M.H.K.nın ifade tutanağının incelenmesinden doğrudan başvurucu hakkında açık beyanı tespit edilememiştir. Rasim kod adlı kişinin başvurucu olduğuna ilişkin herhangi bir iddia yahut beyanına rastlanmamıştır. Teşhis tutanağının incelenmesinden ise Rasim kod adlı kişinin kimlik numarası belirtilen kişi (başvurucu) olduğuna ilişkin teşhiste bulunulduğu görülmektedir.

14. Duruşmanın 3/4/2018 tarihli ilk celsesine başvurucu SEGBİS vasıtasıyla, müdafii ise duruşma salonunda hazır bulunarak katılmıştır. Duruşma tutanağında ByLock hakkında Başsavcılığa, Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığına, HTS çözümleri için Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği belirtilmiştir. Söz konusu belgeler başvurucu ve müdafine duruşmada okunmuş ve belgeler dosyasına konulmuştur.

15. Duruşmanın ilk celsesine ilişkin SEGBİS çözüm tutanağının incelenmesinden başvurucunun ayrıntılı savunma yapmak istediğini ancak hakkındaki ceza dosyasının içerikleri tarafına tam olarak tebliğ edilmediğinden ayrıntılı savunma hazırlayamadığını, dosyanın tamamının eline ulaşmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkeme; başvurucuya iddianameye göre savunmasını sunmasını, eksik olan hususların kendisine tekrar gönderilebileceğini bildirmiştir.

16. Başvurucu 17/5/2018 tarihli dilekçesi ile duruşmada beyan ettiği evrakların hâlen kendisine gönderilmediğini belirtmiş, ilgili evraklar ile sonradan eklenen evraklar da dâhil tüm dosya kapsamının gönderilmesini talep etmiştir. Mahkemece başvurucuya iletilmek üzere ilgili belgelerin CD ile gönderilmesine ilişkin 31/5/2018 tarihli müzekkerenin hazırlandığı anlaşılmaktadır.

17. Naip hâkim tarafından Mahkemenin bir başka esas sayılı dosyasında gizli tanık Garson dinlenmiş, beyanları tutanağa bağlanmış, başvurucunun yargılandığı dosyada delil teşkil ettiği gerekçesiyle bir suretinin dosya arasına alınmasına karar verilmiştir. Gizli tanık, hafıza kartlarının içindeki verilerin oluşumuna, bu verilerin nasıl hazırlandığına, Başsavcılığa teslim edildiğine ilişkin aynı Mahkemenin bir başka dosyasında ayrıntılı olarak beyanda bulunduğunu, bu beyanlarını aynen tekrar ettiğini belirtmiş; hafıza kartlarında yer alan listelerde yaklaşık 4700 kişinin ismi ve bilgilerinin yer aldığına, bu kişilerin hepsini doğrudan kendisinin tanımadığına, başvurucuyu da tanımadığına ilişkin ifadede bulunmuştur.

18. Gizli tanık Garson'un teslim ettiği hafıza kartı üzerinde Ankara Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda başvurucunun Emniyet Genel Müdürlüğü mahrem sorumlularına ilişkin kimlik bilgilerinin bulunduğu liste içinde yer aldığı, Rasim kod adını kullandığı, örgüt hiyerarşisine göre müdür yardımcısı/zümre başkanı olarak görev yaptığı, bu görevi yürüten kişilerin müdür pozisyonundaki kişilere yardımcı olan, ilin büyüklüğüne göre sayıları değişebilen müdüre bağlı olan kişileri ifade ettiği, örgüt içi haberleşmede kullandığı değerlendirilen operasyonel ve şahsi telefon numarasının bulunduğu şeklinde değerlendirmelerin yer aldığı anlaşılmaktadır.

19. Duruşmanın üçüncü celsesinde, celse tarihinde Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu tanık M.H.K. SEGBİS sistemi ile hazır edilip dinlenmiştir. Tanık, beyanında başvurucunun isminde birisini tanımadığını, önceki beyanı sırasında kendisine fotoğraf gösterilerek başvurucunun sorulduğunu hatırlamadığını belirtmiştir. Duruşma zaptına göre başvurucu da SEGBİS marifeti ile hazır edilmiş ise de SEGBİS ortamında tanığın bulunduğu cezaevi bağlantısı birleştirilemediğinden başvurucunun tanığa gösterilemediği anlaşılmaktadır.

20. Ceza yargılamasında toplamda yedi celse duruşma yapılmıştır. Celselerin tamamına başvurucu SEGBİS sistemi ile katılmıştır. Duruşma SEGBİS çözüm tutanaklarının incelenmesinden başvurucunun dosya kapsamında belirttiği bazı belgelerin eline eksik ulaşması, bazılarını inceleme fırsatı olmaması, celse aralarında da sunduğu dilekçelerle bu konu hakkında taleplerini dile getirmesine ilişkin iddialarını yinelediği anlaşılmaktadır.

21. Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması yönünde esas hakkında mütalaada bulunmuştur.

22. Duruşmanın 8/5/2019 tarihli yedinci ve son celsesine SEGBİS vasıtasıyla katılan başvurucu ve duruşmada hazır bulunan müdafii, mütalaaya karşı beyanda bulunup son savunmalarını yapmıştır. Yargılama neticesinde Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararda gizli tanık Garson'un teslim ettiği hafıza kartı üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan rapora göre başvurucunun Rasim kod adını kullandığı, örgüt hiyerarşisine göre müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, örgüt içi haberleşmede kullandığı değerlendirilen operasyonel ve şahsi telefonu başlığı altında yer alan kısımda telefon numarasının bulunduğu şeklinde bilgilerin yer aldığı, gizli tanık Garson'dan ele geçen hafıza kartı içeriğinin dosyadaki diğer delillerle uyumlu olduğu ve bu nedenle hükme esas alınabileceği belirtilmiştir. Başvurucunun kendi adına kayıtlı GSM hattının ByLock listesinde yer almadığı ancak imajı alınan dijital verideki şahsi (operasyonel) telefon numarasının başvurucunun yakını adına kayıtlı olduğu ve belirtilen hattın ByLock listesinde yer aldığı, hattın internet bağlantısı iletişim kayıtları (CGNAT) incelendiğinde ByLock sunucularına erişim sağladığının anlaşıldığı hususlarına dayanılmıştır. Kararda ayrıca 26/2/2012- 27/2/2012 tarihleri arasında Ankara Kızılcahamam'da faaliyet gösteren Asya Termal isimli tesiste konakladığı, Bank Asyada 8/9/2011 tarihinden itibaren hesabının bulunduğu, hesabında 31/12/2013-24/12/2014 tarih aralığındaki bakiye farkının 39.201,68 TL olduğu, böylece talimat döneminde hesabında artışa gittiği, başka soruşturmada şüpheli olarak ifadesi alınan tanık M.H.K.nın başvurucuyu teşhis ettiğinin tespit edildiğine dayanılmıştır.

23. Başvurucunun Emniyet Mahrem Hizmetler Yapılanması içinde sohbetler verdiği, bir kısım emniyet personelinin sorumlusu olarak vasıflandırıldığı tespit edilmiş ise de FETÖ/PDY'nin örgütsel yapısı içinde kendi iradesi ileörgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunamadığı, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenmediği ve bu faaliyetleri denetleyemediği gerekçesiyle FETÖ/PDY'nin yöneticisi olmadığı kabul edilmiş ve başvurucunun eylemlerinin bir bütün hâlinde silahlı terör örgütü üyeliği suçuna vücut verdiğine kanaat getirilmiştir. Başvurucunun kriptolu iletişim ağı olan ByLock isimli programı kullanmış olması, emniyet mensuplarına örgütün motivasyon ve adam devşirme aracı olarak kullandığı sohbet adı altında toplantılar düzenlemesi, emniyet teşkilatı mahrem imam yapılanması içinde olması nedeniyle tehlikenin ağırlığı, eylemlerinin yoğunluğu ve çeşitliliği, örgüt içindeki konumu değerlendirilmiş, alt sınırdan uzaklaşılarak mahkûmiyet kararı verilmiştir.

24. Hüküm, kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşmiştir.

25. Başvurucu, nihai kararı 5/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 2/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

26. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, gerekçeli karar hakkı ve suçta ve cezada kanunilik ilkesi dışındaki ihlal iddialarının kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ve ilkelere yönelik ihlal iddialarının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

27. Başvurucu; ByLock ve banka verileri hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın bu delillerin hükme esas alındığından tüm dosya içeriğinin gönderilmesini talep etmesine rağmen gerekli bilgi ve belgelerin tamamının tarafına ulaşmadığından, delillere ilişkin iddiaları hakkında gerekli araştırma ve incelemeler yapılmayıp iddia makamı karşısında dezavantajlı konuma düşürüldüğünden ve itirazlarına ilişkin değerlendirmeler yönünden mahkeme kararlarının gerekçelerinin yetersiz olduğundan yakınmıştır.

28. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucuya iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller, suçlamanın hukuki nitelendirmesi ve kanundan kaynaklı temel haklarının hatırlatıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca atılı suçun hukuki niteliği, iddianameye konu eylemler ve dosyada bulunan deliller hakkında bilgiye sahip olan başvurucunun yargılama aşamasında lehine olan hususları ileri sürebildiği, aleyhine olan delillere karşı çıkabildiği ve başvurucu ve müdafinin talebi üzerine savunma için süreler verildiği belirtilmiştir. Mahkemenin deliller çerçevesinde başvurucunun eylemlerine ilişkin tespit ve kabullerinden sonra eylemlerinin hukuki nitelendirmesini yaptığına ve mahkûmiyetine karar verdiğine, kanun yolu incelemesinde ise duruşma talebi de dâhil olmak üzere başvurucunun iddiaları hakkında değerlendirmede bulunulduğuna işaret edilmiştir.Ayrıca tanık M.H.K.nın huzurda dinlendiği, huzurda dinlenmeyen diğer tanıkların beyanlarının duruşmada başvurucu ve müdafiine okunduğu, diyeceklerinin sorulduğu, başvurucu ve müdafiinin iddia edilen diğer hususlar ile birlikte tanık ifadelerine yönelik savunmalarını Mahkemeye sunduğu beyan edilmiştir.

29. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı hakkındaki itirazları incelenmeksizin dayanılan deliller ile hüküm kurulduğu, alt sınırdan uzaklaşıldığı, tanık M.H.K.nın beyanlarına nasıl dayanıldığının ne şekilde aleyhe değerlendirildiğinin gerekçeli karardan anlaşılamadığı beyanında bulunmuştur. Gizli tanıktan elde edilen verilerin hangi deliller ile uyumlu olduğunun açıklanmadığını, dosya verilerinin tamamından haberdar olamadığını, verileri inceleyemediğini iddia etmiştir.

30. Başvuru, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri kapsamında incelenmiştir.

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

32. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Kararlarda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerin Anayasa Mahkemesi tarafından incelendiği, başvuruculara delillerini sunma ve inceletme noktasında mahkemelerce uygun imkânların tanınması gerektiği, tarafların dinlenilmemesi ve taraflara delillere karşı çıkma imkânı verilmemesinin yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabileceği vurgulanarak ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır (Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 32-37; Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, §§ 42-48; Ramazan Tosun [1. B.], B. No: 2012/998, 7/11/2013, §§ 34-42; Yüksel Hançer [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 18-19; Muharrem Keserci [2. B.], B. No: 2012/575, 8/5/2014, §§ 43-55; Ahmet Teyit Keşli [2. B.], B. No: 2013/2237, 18/9/2014, §§ 55-65; Abdulselam Tunç [1. B.], B. No: 2013/6986, 5/11/2014, §§ 56-66; Gürhan Nerse [2. B.], B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40; Aziz Ağırlı [1. B.], B. No: 2013/1377, 25/3/2015, §§ 32-43; Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş. [1. B.], B. No: 2013/8756, 15/4/2015, §§ 37-48; Targan Tolga Yungul [2. B.], B. No: 2013/1386, 16/4/2015, §§ 23-31; Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1020, 7/5/2015, §§ 22-35; Fahri Gösteriş [1. B.], B. No: 2013/1297, 13/4/2016, §§ 27-37; Zekayi Çelebi [1. B.], B. No: 2014/5633, 18/5/2016, §§ 25-30; Özgür Murat Engin [1. B.], B. No: 2014/7806, 21/9/2016, §§ 38-44; Laleş Çeliker [2. B.], B. No: 2013/8413, 21/4/2016, §§ 24-31; Cezair Akgül [1. B.], B. No: 2014/10634, 26/10/2016, §§ 27-31; Gökay Dayan [2. B.], B. No: 2014/12206, 21/9/2017, § 21; Ruhşen Mahmutoğlu [1. B.], B. No: 2015/22, 15/1/2020, § 56).

33. Somut olayda başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm olmasında dayanılan deliller; başvurucunun kullandığı değerlendirilen telefon hattının (CGNAT kayıtları ve ByLock sorgu sonucu tutanağına göre) ByLock listesinde yer alması, talimat döneminde Bank Asya hesabına para yatırması, otel konaklama kaydının bulunması, tanık M.H.K.nın başvurucuyu teşhis ettiğinin değerlendirilmesi ve diğer delillerle uyumlu olduğu değerlendirilen gizli tanık Garson'dan elde edilen verilerin bulunmasıdır. Mahkeme ayrıca karardan anlaşıldığı üzere başvurucunun örgüt içinde yer aldığını kabul ettiği konumu ve eylemleri açısından kriptolu iletişim ağı olan ByLock isimli programı kullanmış olmasını başvurucunun emniyet mensuplarına örgütün motivasyon ve adam devşirme aracı olarak kullandığı sohbet adı altında toplantılar düzenlemesini, emniyet teşkilatı mahrem imam yapılanması içinde olmasını temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirlemek açısından bir neden olarak da değerlendirmiştir.

34. Mahkeme, terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin mahkûmiyet gerekçesinde başvurucunun anayasal hakları kapsamında kaldığını iddia ettiği birtakım eylem ve verilerini delil olarak dikkate almıştır. Anayasa Mahkemesi Metin Birdal ([GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019) kararında temel hak ve özgürlükler kapsamında kalan birtakım eylemlerin terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirilmesini incelemiştir (Metin Birdal, §§ 60-72). Anayasa Mahkemesine göre yargı mercilerince başvurucunun terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil olduğunu gösteren deliller birlikte incelenmeli; temel haklar kapsamında kalan her bir delil terör örgütünün amacı, niteliği, bilinirliği, kullandığı şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayın ilgili diğer şartları dikkate alınarak değerlendirilmelidir (Metin Birdal, § 72).

35. Yargıtay, örgüte müzahir otelde konaklamanın örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği tespitlerinde bulunmuştur (bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 1/3/2023 tarihli ve E.2021/ 9204, K.2023/884; 29/11/2023 tarihli ve E.2022/23978, K.2023/9667; Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 29/4/2019 tarihli ve E.2019/664, K.2019/3014 sayılı kararları).

36. Yargıtay içtihadı uyarınca kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespiti açısından sadece CGNAT kayıtları yeterli delil olarak kabul edilmemektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 30/6/2021 tarihli ve E.2020/2018, K.2021/4527; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/10/2022 tarihli ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararları] (benzer yönde bkz. Mehmet Ayko [1. B.], B. No: 2019/41322, 7/1/2025, § 20; Atakan Yıldırım [2. B.], B. No: 2021/8629, 14/1/2025, § 29; Uğur Özçiftçi [1. B.], B. No: 2021/43521, 15/1/2025, § 20). Diğer yandan Anayasa Mahkemesi Ali Bayram İskender (GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirme yapılmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (Ali Bayram İskender, §§ 47-58). Başvuru konusu olayda ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı dosyaya getirtilmediği gibi anılan kararlarda yapılması öngörülen araştırma ve değerlendirmeler de mevcut değildir.

37. Yargıtay, Bank Asyaya örgütsel faaliyetle para yatırmayan, katılım hesabı açmayan sanıkların Bank Asyada hesapları olmasını örgüt üyeliği suçu yönünden delil olarak kabul etmemektedir (Bekir Yalım [1. B.], B. No: 2020/22265, 22/11/2022, §§ 39, 42, 43, 62; Bülent Devran [1. B.], B. No: 2019/13070, 3/5/2023, § 23). Bununla birlikte bu kişilerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin örgüte üye olma suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etme olarak kabul edilebileceği anlaşılmıştır. Ancak sanığın örgüt liderinin talimatı ile işlem yaptığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi bakımından sanığın Bank Asya nezdindeki -2014 yılı öncesi de dâhil olmak üzere- hesap açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve tüm hesap hareketlerine ilişkin kayıtlar dosyaya celbedilip incelenerek temin edilen kayıtlar üzerinde uzman bilirkişi raporu alınıp örgüt liderinin talimatından sonra bu talimat doğrultusunda katılım hesabı açma, döviz veya altın alma, para yatırma vb. işlemlerinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir (bkz. Gürcan Balık [2. B.], B. No: 2020/16435, 17/11/2022, §§ 40, 67; Yasin Vayvaylı ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/36090, 13/12/2023, §§ 7, 13, 14, 37). Ayrıca Yargıtay kararlarında (bkz. Ruhi Erginer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/24807, 15/4/2025, §§ 15-17) örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek banka hesabı açıldığını gösterir, kastı ortaya koyan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyete karar verilmesinin bozma gerekçesi yaptığı anlaşılmaktadır. Başvuru konusu olayda başvurucunun örgüt liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı sonrasındaki bankacılık işlemlerinin bu talimattan önceki dönemle uyumlu olmadığı veya olağan dışı bir hesap hareketliliği niteliğinde olduğu; başvurucunun, örgüt liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı üzerine örgütsel faaliyet kastıyla hesap açtığı, bankacılık işlemleri yaptığı, kastı ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususu ortaya konulmamıştır. Dahası başvurucunun Bank Asya nezdindeki 2014 yılı öncesi de dâhil olmak üzere hesap açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve tüm hesap hareketlerine ilişkin olarak alanında uzman bilirkişi marifeti ile bir inceleme de yaptırılmamıştır.

38. Yargıtay uygulamasına göre sanıklar hakkında Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen hafıza kartlarında yer alan kodlama mahkûmiyet için yeterli olmayıp bunun için destekleyici bir ifade, beyan yahut başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir (bkz. Sinan Bulut [1. B.], B. No: 2019/14914, 10/5/2023, §§ 27, 47; M.G. [2. B.], B. No: 2020/5305, 11/5/2023, § 32).

39. Gerekçeli karar içeriği ve hükme esas alınan delillere ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar gözönüne alındığında tanık M.H.K.nın beyanlarının ve yaptırılan teşhis işleminin başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündeki kanaatin oluşmasında belirleyici olduğu sonucuna ulaşmak mümkündür. Diğer bir ifadeyle tanık M.H.K.nın anlatımlarının ve teşhislerinin mahkûmiyet kararına ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine götüren tek olmasa da belirleyici nitelikte delil olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

40. Başvurucu, duruşmalarda ve celse aralarında sunduğu dilekçeler ile tüm dosya içeriğinin gönderilmesini talep etmesine rağmen gerekli bilgi ve belgelerin eksiksiz şekilde Mahkemece gönderilmeyerek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğinden yakınmıştır. Başvurucunun dosyadaki bilgi ve belgelerin eksik olduğunu esas hakkında mütalaa açıklandıktan sonra mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talep ettiği sıralarda da dile getirdiği tespit edilmiştir.

41. Somut olayda Mahkeme, tanık M.H.K.nın ifadesinde başvurucuyu teşhis ettiğine gerekçeli kararda yer vermekle yetinmiştir. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasının şüphelisi M.H.K.nın savcılık ifadesinde doğrudan başvurucu hakkında açık beyanı bulunduğuna ilişkin ifade tespit edilememiş; Rasim kod adlı birinden bahsedilmiş ise de başvurucunun anılan kod adlı kişi olduğuna ilişkin herhangi bir beyanına rastlanmamıştır (bkz. § 13).

42. Bunun yanında şüpheli M.H.K.nın gerçekleştirdiği teşhis işlemine ilişkin tutanağın başvurucunun yargılandığı ceza dosyası kapsamına dâhil edilmediği, başvurucunun ısrarlı taleplerine rağmen başvurucuya ilgili delile erişme imkânı tanınmadığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 9-12). Halbuki tanık M.H.K.nın beyanlarının tamamlayıcı bir parçası olan ve başvurucuya isnat edilen suç yönünden belirleyici nitelik arz eden teşhis tutanağının hükme esas alınabilmesi, duruşmada bu delilin başvurucuya okunarak söz konusu delile karşı itirazlarını etkili şekilde sunabilme olanağı sağlanması ya da tanığın dinlendiği celse teşhis işlemine açıklık getirilmesinin sağlanması ile mümkündür.

43. Başvurucunun yargılandığı davada tanık M.H.K. SEGBİS sistemi ile dinlenmiş, başvurucunun isminde birisini tanımadığını, kendisine fotoğraf gösterilerek başvurucunun sorulduğunu hatırlamadığını beyan etmiştir. Başvurucunun da SEGBİS marifeti ile hazır edildiği bu celsede SEGBİS ortamında tanığın bulunduğu cezaevi bağlantısı birleştirilemediğinden başvurucunun tanığa gösterilemediği tespit edilmiştir (bkz. § 19).

44. Tanık M.H.K.ya yaptırılan teşhise ilişkin tutanakların, teşhis işleminin başvuru konusu yargılamaya kazandırılarak başvurucuya delile karşı iddia ve itirazlarını etkili şekilde sunma olanağı tanınmaksızın hükme esas alınması, başvurucuyu iddia makamı karşısında usule ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürmüştür. ByLock ve Bank Asya verilerine ilişkin olarak yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında bu delillere yönelik yeterli araştırma yapılmamış olması başvurucunun dezavantajlı durumunu sürdüren unsurlar olmuştur. Yargılama makamı tarafından izlenen yöntemin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gereklerine uygun olmadığı ve başvurucunun menfaatlerini koruyan güvenceler içermediği açıktır. Bu durum yargılamanın bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkmasına yol açmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.

46. Yukarıda yapılan tespitler ve başvuruda uygun görülen giderim birlikte gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada ilgili Mahkemece başvurucunun diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından mevcut başvuruda değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

47. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve 1.250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

48. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

49. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

50. Başvurucu maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığı için maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından da manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,

D. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/399, K.2019/181) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/1/2026 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY

Başvurucu, mahkumiyete esas alınan belgeler hakkında yeterli bilgi sahibi olmaması ve yorum yapma imkanının sağlanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçeler ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;

Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında, gizli tanık Garson’un teslim ettiği hafıza kartı üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan rapora göre başvurucunun “Rasim” kod adını kullandığı, örgüt hiyerarşisine göre müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, örgüt içi haberleşmede kullandığı telefon numarasının bulunduğu bilgisinin yer aldığı, gizli tanık Garson’dan ele geçen bilgilerin dosya içindeki bilgilerle örtüştüğü ve hükme esas alındığı, başvurucunun imajı alınan şahsi telefon numarasının yakını adına kayıtlı olduğu ve ByLock listesinde yer aldığı,başvurucunun Bank Asya’da 2011 yılından beri hesabının olduğu31.12.2013 ve 24.12.2014 tarihleri arasında hesabında artış olduğu, başvurucunun Emniyet Mahrem Hizmetler Yapılanmasında sohbetler verdiği, başvurucunun eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği suçuna sübut verdiği belirtilmiş ve bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Anayasa Mahkemesi, Aydın Yavuz ve Diğerleri başvurusunda (Başvuru Numarası: 2016/22169, Karar Tarihi: 20/6/2017, R.G. Tarih ve Sayı: 30/6/2017-30110) darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaya ilişkin olarak FETÖ/PDY örgütünün özellikleri hakkında kapsamlı açıklamalara yer vermiştir. Söz konusu kararda Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 20/7/2016 tarihli toplantısında darbe girişiminin değerlendirildiği, bu değerlendirmede darbe girişiminin FETÖ tarafından TSK içindeki mensupları vasıtasıyla başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla milleti ve devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı, yetkili makamlar tarafından yapılan çok sayıda sözlü ve yazılı açıklamada genel olarak, darbe teşebbüsünün Fetullah Gülen'in talimatı ile başlatıldığı ve onun onayladığı plan doğrultusunda TSK içinde yuvalanmış FETÖ/PDY mensupları, örgüt yöneticisi konumundaki kamu görevlileri, siviller ile polis ve jandarma içine sızmış FETÖ/PDY üyeleri tarafından icra edildiği belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin aynı kararında (Aydın Yavuz ve Diğerleri) yetkili makamlarca ve soruşturma mercilerince 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak özellikle son yıllarda yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda bu yapılanmanın özelliklerine ve faaliyetlerine ilişkin birçok tespit ve değerlendirmeye yer verilerek, özetle; “i.FETÖ/PDY’nin başlangıçta özellikle din ve eğitim alanında faaliyet göstererek toplumda meşruiyet kazanmaya çalışmıştır. ii. FETÖ/PDY, bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirmiş ve bu kişiler yapılanmanın insan kaynağını oluşturmuştur…vii. FETÖ/PDY'nin yöneticileri ve üyeleri, faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürütmekte ve gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullanmaktadır…Gizlilik anlayışı, devlet yönetimi bakımından önemli görülen TSK, yargı, emniyet ve mülki idare birimlerinde ayrı bir titizlikle uygulanmaktadır… viii. FETÖ/PDY'nin gerçek amacı devleti ele geçirmektir…” hususları belirtilmiştir. Buna göre örgütün, devleti ele geçirmeye yönelik kadrolaştığı, 15 Temmuz darbe girişiminde bulunduğu açık ve net bir şekilde sabittir.

Yerel mahkemece, FETÖ/PDY’nin yukarıda özetle bahsettiğimiz yapısı ve amaçları göz önünde tutularak, somut olayda tanık ifadeleri, başvurucunun şahsi (operasyonel) telefon numarasının bylock bağlantısı, Garson’dan edinilen bilgiler ve Bank Asya hesabındaki hareketler gibi deliller değerlendirilerek başvurucu hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi yargılamayı yapan derece mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, yerel mahkemelerin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Başvurucu hakkında terör örgütü üyeliğinin sübut bulduğunu kabul eden yerel mahkeme, somut olay bağlamında tanık ifadelerini ve dosyadaki diğer delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkemenin gerekçesi incelendiğinde hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir.

Bu nedenlerle, somut olayda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edilmediği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

 Ömer ÇINAR

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Rauf Demirci [2. B.], B. No: 2021/58592, 7/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı RAUF DEMİRCİ
Başvuru No 2021/58592
Başvuru Tarihi 2/12/2021
Karar Tarihi 7/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, mahkûmiyete esas alınan belgeler hakkında yeterince bilgi sahibi olma ve yorum yapma imkânının sağlanmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi