logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Kültür Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş. [2. B.], B. No: 2021/57771, 19/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

KÜLTÜR RADYO VE TELEVİZYON YAYINCILIĞI A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/57771)

 

Karar Tarihi: 19/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Fatma Gülbin ÖZTÜRK

Başvurucu

:

Kültür Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş.

Vekili

:

Av. Elçin Özge ŞİMŞEK ÇAĞLAYAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yerel seçimlerde bir haber ajansıyla seçim sonuçlarına ilişkin veri aktarımı sağlanmasına yönelik hizmet sözleşmesi yapan televizyon kanalının sözleşmenin gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/12/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. KRT TV ismiyle televizyon yayıncılığı faaliyeti yürüten başvurucu ile Anadolu Ajansı Türk A.Ş. (AA) arasında 2019 Mahallî İdareler Genel Seçimleri Seçim Tv Ekranı Abonelik Sözleşmesi (sözleşme) imzalanmıştır. AA sözleşmede öngörülen seçim TV ekran bedeli karşılığında yayınlayacağı seçim TV ekranının internet üzerinden sözleşmede abone sıfatı ile anılan başvurucuya iletme edimi altına girmiştir. Sözleşmede ayrıca başvurucuya bu verileri yayımlama hakkı da tanınmıştır. Başvurucu, bu kapsamda AA'ya sözleşmede öngörülen 2.500 TL ve bunun katma değer vergisi bedelini ödemiştir.

6. Başvurucu 12/4/2019 tarihinde AA aleyhine, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde Türkiye genelinde sandıkların açılmasının ardından saat 23.20'ye kadar AA'dan veri akışı sağlandığını; bu saate kadar İstanbul için %98 oranında sandık sonuçlarına ilişkin oy dağılımı bilgisinin kendisine iletildiğini ancak bu saatten sonra yaklaşık 13 saat boyunca veri akışının kesintiye uğradığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca 1/4/2019 tarihinde saat 01.07'de AA'nın internet sitesinde "Seçim yayın sistemine sahadan veri akışı gerçekleşmemektedir. Sahadan veya Yüksek Seçim Kurulundan (YSK) veriler ulaştığında sonuçların aktarımı sürecektir." şeklinde bir duyuru yayımlandığını ifade etmiştir. Aynı gün YSK Başkanı tarafından yapılan açıklamaya da dilekçesinde yer veren başvurucu "AA benim müşterim değil. Nereden alıyor bilmiyorum. AA akşam doksanları gösterdiğinde ben sisteme yeni daha tarayıp girmeye başlamıştım. Dolayısıyla ben AA'ya herhangi bir bilgi servisi yapmıyorum. Benim üzerimden bir polemik yaratılmasın. Biz tarandığı andan itibaren sisteme elverişli tüm siyasi partilere sonuçları tarayarak veriyoruz. Şu an itibarıyla %80'in üzerinde sandık sonuç tutanağını, sayım döküm cetvelini, ilçe birleştirme tutanaklarını siyasi partilerle paylaştık. Bugün öğleye doğru da büyük oranda itiraza uğramayanları paylaşırız." şeklinde beyanlarda bulunulduğunu belirtmiştir.

7. Başvurucu; AA'nın açıklamasında veri akışı kesintisinin sahadan ve YSK'dan kaynaklandığı yönünde örtülü bir gerekçe sunulmuş olsa da YSK tarafından kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edildiğini ve bu nedenle AA'nın yaklaşık 13 saat süren veri kesintisinin gerekçesini yeterince ortaya koyamadığını, dolayısıyla kusursuzluğunu ispatlayamadığını ileri sürmüştür. Veri akışındaki kesintinin oy sayımının en kritik aşamalarının yaşandığı ve kamuoyunun özellikle İstanbul'daki seçim sonuçlarına odaklandığı bir zaman diliminde gerçekleştiğini belirten başvurucu, AA'nın sözleşmeden doğan edimini yerine getirmemesi nedeniyle yaptığı yayınların izlenme oranlarının düştüğünü, yayıncılık güvenilirliğinin sarsıldığını ve ticari itibarının zedelendiğini iddia etmiştir. Ayrıca veri akışının kesintiye uğramasının sözleşmede yer verilen mücbir sebep hâlleri kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kaldı ki mücbir sebep söz konusu olsa bile AA'nın bu durumu belgelendirme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Son olarak başvurucu, bir basın kuruluşu olarak haber verme hakkının ihlal edildiğini belirtmiş; davalı AA ile 5/4/2019 tarihinde yapılan arabuluculuk görüşmesinin de anlaşmazlıkla sonuçlandığını ifade etmiştir. Bu kapsamda, AA'ya ödenen sözleşme bedelinin alınamayan hizmet oranında tarafına iade edilmesini talep etmiştir.

8. Dava, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (Mahkeme) tarafından görülmüştür. Dosya, bir mali müşavir ve bir bilgisayar mühendisinden oluşan iki kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporunda davalının "siber saldırı altında olması nedeniyle veri akışını gecikmeli sağladığı ve bunun mücbir sebep teşkil ettiği" yönündeki iddiası incelenmiş ve davalının bu iddiasının teknik olarak saptanamadığı açıkça ifade edilmiştir. Mali yönden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun AA'dan aldığı hizmetin gecikmeli de olsa ifa edildiği ve tespit edilebilir somut bir zararının bulunmadığı belirtilmiştir.

9. Mahkeme 12/11/2021 tarihinde davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararında Mahkeme şu hususlara yer vermiştir:

- Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Mücbir Sebepler başlıklı 6. maddesinde Türksat, PTT, Telekom altyapısı ya da internet servis sağlayıcılarından kaynaklanan arıza ve kesintiler, doğal afetler, terör veya halk hareketleri, devlet ve ilgili kurumların haber alma veya iletme konusunda getireceği kısıtlamalar ile abonenin teknik donanımında meydana gelebilecek arızaların mücbir sebep sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, bu tür durumların karşı tarafa bildirilmesi ve belgelenmesi hâlinde tarafların sorumlu tutulmayacağının düzenlendiği belirtilmiştir.

- Bu hüküm uyarınca, davalı tarafın siber saldırıya uğradığına dair iddialarını başvurucuya bildirmediği ve bu iddiaları belgeleyemediği dikkate alınmıştır. Bu nedenle, somut olayda mücbir sebep şartlarının gerçekleştiğinin kabulü mümkün bulunmamıştır.

- Öte yandan sözleşmenin 7. maddesinde taraflardan birinin sözleşme hükümlerine uymaması ya da sözleşmeyi ihlal etmesi hâlinde, mağdur olan tarafın uğradığı zarardan karşı tarafın sorumlu olacağı ifade edilmiştir.

- Ancak Mahkeme, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, başvurucunun sözleşmenin hiç ya da geç ifasından kaynaklı zararını ispatlayacak yeterli delil sunmadığını vurgulamış ve bu nedenle, sözleşmenin 7. maddesi kapsamında sözleşme bedelinin iadesinin talep edilemeyeceği kanaatine varıldığını belirtmiştir.

10. Başvurucu 12/11/2021 tarihli son celsede davanın kesin olarak reddedilmesinin ardından gerekçeli kararın yazılmasını beklemeden 13/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Gerekçeli karar, başvurucunun vekiline 20/6/2022 tarihinde elektronik tebligat yolu ile gönderilmiş; 25/6/2022 tarihinde ise tebliğ edilmiş sayılmıştır. Dolayısıyla başvurunun süresinde yapılmadığının söylenemeyeceği değerlendirilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

11. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin;

i. "Ajansın Sorumlulukları" başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Anadolu Ajansı, 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak seçimi merkez ve tüm yurt teşkilatı ile izleyecektir. Seçim sonuçlarının derlenmesi ve yayınlanmasına yönelik çalışma sisteminin ana esasları aşağıda sıralanmıştır:

a. Ajans, ‘Seçim TV Ekranı’nı başka abonelere de vermekte serbesttir.

b. Ajans, 31 Mart 2019 Pazar günü sandıklar açıldıktan sonra merkeze ulaşan sonuçları, seçim yasağının kaldırılmasını beklemeksizin aboneye aktaracaktır. Veri aktarımı, Türkiye genelinde oy sayımı tamamlanıncaya kadar sürecektir.

c. Seçim sonuç verileri, Ajans tarafından web ara yüzü üzerinden aboneye iletilecektir. Veri aktarımı başladıktan sonra, gelecek verinin sürekliliği ve geçerli oylarla dağılmış oylar arasındaki tutarlılık Ajans tarafından sağlanacaktır."

ii. "Mücbir Sebep" başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"Mücbir Sebep; Türksat, PTT, Telekom altyapısından veya internet servis sağlayıcılarından kaynaklanan arıza ve kesintiler, doğal afetler, terör-halk hareketleri veya devlet ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların haber alma veya iletme konusunda getireceği kısıtlamalar ile abonenin teknik donanımında meydana gelebilecek arızalar mücbir sebep sayılacaktır. Mücbir sebeplerin ortaya çıkması hâlinde, tarafların bu durumu karşı tarafa bildirmesi ve belgelemeleri şartıyla sorumlulukları ortadan kalkacaktır."

iii. "Diğer Hükümler" başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Taraflardan biri işbu sözleşme hükümlerine uymadığı veya sözleşmeyi ihlal ettiği takdirde, mağdur olan tarafın maruz kalacağı zararından karşı taraf sorumlu olacaktır,"

12. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Gecikme tazminatı" başlıklı 118. maddesi şöyledir:

"Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Anayasa Mahkemesinin 19/11/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade ve Basın Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

14. Başvurucu, AA'nın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kamuoyunun haber alma hakkının ve haber verme hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Oy sayımının kritik bir aşamaya ulaştığı saatlerde veri akışının durduğunu belirten başvurucu; bu durumun yayının izlenebilirliğini azalttığını, güvenilirliğini sarstığını ve ticari itibarına zarar verdiğini ifade etmiştir. Mahkeme tarafından uyuşmazlığın eksik ifa olarak nitelendirildiğini ancak bu tespitin hatalı olduğunu belirten başvurucu, adil yargılanma hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Bakanlık görüşünde öncelikle başvurunun kabul edilebilirlik kriterleri yönünden ele alınması gerektiğine işaret edilerek kabul edilebilirlik kriterleri sayılmıştır. Esasa yönelik olarak ise görüşünde Anayasa Mahkemesi içtihadına yer veren Bakanlık, ilgili içtihatlar dikkate alınarak başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine bir müdahalenin bulunup bulunmadığının, bir müdahalenin varlığı sonucuna ulaşıldığı takdirde uygulanan işlemin meşru amacı haiz olup olmadığı ile pozitif yükümlülüklerin belirlenmesinde devletin takdir marjının kapsamının yerel makamlarca yeterince değerlendirilip değerlendirilmediğinin bu anlamda mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli gerekçe içerip içermediği hususlarının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bakanlığın görüşünde yer verilen Anayasa Mahkemesi içtihatları şöyledir: AYM, E.1997/19, K.1997/66, 23/10/1997; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 30-38; Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 27-55; Bizim Fm Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], B. No: 2014/11028, 18/10/2017, §§ 51-57. Bakanlık ayrıca başvuruya konu olay yönünden AA'dan görüş temin edildiğini belirtmiştir. AA, Bakanlığa gönderdiği görüş yazısında;

- Bireysel başvuruya konu ihtilafın ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantılı olmadığını, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğunu,

- Başvurucunun sözleşmenin tam ve gereği gibi yerine getirilmediği iddiasıyla sözleşme bedelinin eksik hizmet oranında iadesi talebi ile dava açtığını,

- Yargılamaya konu edilen tutarın yalnızca maddi bir bedel olduğunu ve talebin ifade ve basın özgürlükleri ile bağlantısının bulunmadığını,

- Başvurucunun seçim sonuçlarına ilişkin veriye başka kaynaklardan da ulaşabileceğini, veri akışındaki bu aksaklığın sadece sözleşme ilişkisi kapsamında ele alınabileceğini,

belirtmiştir.

16. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği cevapta seçim gecesi veri akışında yaşanan yaklaşık 13 saatlik kesintinin yayıncılık görevini yerine getirmesini engellediğini ve bu durumun kamuoyunun bilgiye erişim hakkını ortadan kaldırdığına ilişkin iddialarını yinelemiştir. Bireysel başvuruya konu ihtilafın yalnızca sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilemeyeceğini belirten başvurucu, yaşanan bu kesintinin aynı zamanda ifade ve basın özgürlüklerine de doğrudan bir müdahale teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Bu durumun Bakanlık tarafından salt sözleşme ihtilafı olarak nitelendirilmesinin ve meselenin basın özgürlükleri çerçevesinde ele alınmamasının yerinde olmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetinin esasen yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun yargılama sonucuna yönelik şikâyetlerinin ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerlidir ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir Coşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2) [1. B.], B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63; Haci Boğatekin (2) [2. B.], B. No: 2014/12162, 21/11/2017, § 38).

20. İfade ve basın özgürlüklerine yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi ancak bu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmesi ve orantılılık ilkesine uygun olması hâlinde mümkündür (bkz. Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72). Bununla birlikte, ifade ve basın özgürlüklerinin yalnızca devletten gelebilecek doğrudan müdahalelere karşı korunması yeterli değildir. Diğer bir deyişle ifade ve basın özgürlükleri alanında devletin pozitif sorumluluğunun bulunduğu inkâr edilemez bir gerçektir (ifade özgürlüğü alanında devletin pozitif yükümlülüğüne işaret eden kararlar için bkz. Nilgün Halloran [2. B.], B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 32; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 48; basın özgürlüğü alanında devletin pozitif yükümlülüğüne işaret eden bir karar için bkz. Bekir Coşkun, §§ 32, 46). Bu özgürlükler, devletin bireyler arasındaki ilişkilerde bile hukuk alanında ve uygulamada koruma tedbirleri almasını gerektirebilmektir (Bizim Fm Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş., § 56).

21. Anayasa Mahkemesi, devletin bir alanda pozitif yükümlülüğünün olup olmadığına karar verirken toplumun genel çıkarları ve bireyin çıkarları arasında ulaşılmaya çalışılan dengeye önem verecektir. Devletin bu yükümlülüğü -kaçınılmaz olarak- devletin ve toplumun idare edilmesi ile ilgili zorluklara, öncelikler ve kaynaklar hakkındaki seçimlere bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Bu sebeple pozitif yükümlülüklerin belirlenmesinde devletin takdir marjı da hesaba katılacaktır. Demokratik bir toplumda böyle bir yükümlülük, kamu gücünü kullanan organlar için imkânsız veya adil olmayan bir yük oluşturduğu şeklinde yorumlanmamalıdır (Bizim Fm Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş., § 57).

22. Somut olayda bilirkişi raporunda, AA'nın seçim gecesi veri akışını sözleşmede öngörülen şekilde sağlayamamasının siber saldırı altında olması sebebine dayandığı hususundaki iddiasının teknik olarak doğrulanamadığı belirtilmiştir (bkz. § 8). Bu doğrultuda davalının edimini gecikmeli ifa ettiği ve bu yönüyle kusurlu olduğu hususunun dosya kapsamından anlaşıldığı görülmektedir. Ayrıca veri akışındaki yaklaşık 13 saatlik kesintinin oy sayımının en kritik aşamalarında yaşandığı, bu durumun başvurucunun yayıncılık faaliyetini etkileyebilecek nitelikte olduğu da açıktır. Buna rağmen Mahkemenin; kesintinin süresi, gerçekleştiği zaman dilimi, yayın faaliyetinin niteliği ve seçim sonuçlarının kamuoyu bakımından taşıdığı önem gibi başvurucunun edimin gecikmeli ifası sebebi ile ortaya çıkan zarara yönelik iddialarını gerekçeli kararda tartışmaksızın, yalnızca somut zararın kesin olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş olduğu anlaşılmaktadır.

23. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde yargılama merciilerinin delil değerlendirmesine ve hukuki yorumuna, bireylerin anayasal hakları ihlal edilmediği sürece müdahalede bulunmamaktadır (Önder Balıkçı [2. B.], B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 47; Haci Boğatekin (2), § 49). Ancak mevcut başvuruda Mahkeme tarafından ortaya konulan ret gerekçesinin, uyuşmazlığın temelini oluşturan maddi ve hukuki sorunları değerlendirme bakımından ilgili ve yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Zira Mahkeme, davalının edimi kritik bir anda gecikmeli olarak ifa ettiğine ilişkin tespitleri, bu gecikmenin sebebi ile oluşan kusuru ve gecikmenin başvurucunun basın faaliyeti üzerindeki etkilerine yönelik iddiaları tartışmadan sonuca ulaşmıştır. Bu çerçevede Mahkemenin başvurucunun ifade ve basın özgürlükleri ile davalının sözleşmeden kaynaklanan hak ve yükümlülükleri arasında adil bir denge kurduğundan söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesinden şikâyet etmiştir.

26. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 2.500 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

30. Başvurucuya talebiyle bağlı kalınarak net 2.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesine (E.2019/198, K.2021/695) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 2.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Kültür Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş. [2. B.], B. No: 2021/57771, 19/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı KÜLTÜR RADYO VE TELEVİZYON YAYINCILIĞI A.Ş.
Başvuru No 2021/57771
Başvuru Tarihi 13/12/2021
Karar Tarihi 19/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yerel seçimlerde bir haber ajansıyla seçim sonuçlarına ilişkin veri aktarımı sağlanmasına yönelik hizmet sözleşmesi yapan televizyon kanalının sözleşmenin gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
İfade özgürlüğü Diğer İhlal Manevi tazminat
İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi