logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Sabahittin Pişkinbaş [2. B.], B. No: 2021/62686, 7/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SABAHİTTİN PİŞKİNBAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/62686)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Merve ARSLANTÜRK

Başvurucu

:

Sabahittin PİŞKİNBAŞ

Vekili

:

Av. Sezin UÇAR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kamu makamları tarafından öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte olduğu ileri sürülen bir canlı bomba saldırısı sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle yaşam hakkının, idarenin hizmet kusuru nedeniyle açılan tam yargı davasında maddi tazminat talebinin reddedilmesi ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olması nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Bir terör örgütünün gençlik yapılanmasının üyeleri olduğu iddia edilen bazı kişiler, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları içindeki bir şehri yeniden inşa edecekleri savıyla 19/7/2015 tarihinden itibaren bulundukları şehirlerden Şanlıurfa'nın Suruç ilçesine doğru hareket etmiş ve basın açıklaması yapmak amacıyla 20/7/2015 günü saat 12.00 sıralarında Suruç Belediyesine ait Amara Kültür Merkezinin bahçesinde toplanmıştır. Basın açıklaması yapılırken üzerindeki patlayıcı maddeleri patlatan bir kişi kendi ölümü dışında pek çok kişinin ölümüne, birçok kişinin de yaralanmasına neden olmuştur (Ali Sadet ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/6838, 8/6/2021, §§ 8-11; söz konusu saldırı nedeniyle yürütülen cezai ve idari soruşturmayla ilgili süreçler için ayrıca anılan kararda bkz. §§ 12-49). Başvurucu da bu saldırıda yaralananlardan biridir.

3. Başvurucu; Suruç'ta meydana gelen bombalı saldırıda yaralanması nedeniyle olayın gerçekleşmesinde güvenlik zafiyeti bulunduğunu, gerekli önleyici tedbirlerin alınmadığını, bu nedenle idarenin hizmet kusuru olduğunu belirterek 12/7/2016 tarihinde İçişleri Bakanlığına tazminat başvurusunda bulunmuştur. Başvuru, İçişleri Bakanlığı tarafından Şanlıurfa Valiliğine (Valilik) yönlendirilmiş; Valilik 29/9/2016 tarihinde idarenin sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir hizmet kusuru tespit edilmediğini vurgulayarak başvurucunun tazminat talebi hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığına karar vermiştir.

4. Başvurucu, Valilik tarafından reddedilen başvuru üzerine Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde olayın güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle meydana geldiğini, idarenin hizmet kusuru olduğunu ileri sürerek 29/9/2016 tarihli işlemin iptali ile 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir.

5. İdare Mahkemesi başvurucunun tedavi evrakını temin ettikten sonra iş gücü kaybı oranının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna (ATK) gönderilmesine karar vermiştir. ATK 5/10/2018 tarihli yazısıyla tüm tıbbi evrak ve grafilerin (mümkünse DICOM formatında), meslek bilgisi ve başvurucunun pazartesi, çarşamba veya cuma günlerinden birinde muayeneye gönderilmesi gerektiğini işaret ederek eksiklik nedeniyle dosyayı iade etmiştir. Bu doğrultuda İdare Mahkemesi 1/11/2018 tarihli ara kararlarıyla başvurucunun on gün içinde Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesine, yirmi gün içinde pazartesi, çarşamba veya cuma günlerinden birinde ATK'ya müracaat etmesine karar vermiştir. Başvurucunun Balcalı Hastanesine müracaat ederek muayene olması neticesinde aşağıdaki rapor ve yazılar dosyaya sunulmuştur:

i. Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 21/12/2018 tarihli raporda "cilt kesisi", "sol el 1. CMC eklemde dejenerasyon" ve "bilateral dizlerde dejenerasyon" tanılarına yer verilmiştir.

ii. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 5/12/2018 tarihli raporda, yapılan odyolojik incelemeye göre hesaplanan işitme engellilik oranı %10 olarak belirlenmiştir.

iii. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Kliniğince düzenlenen 12/12/2018 tarihli heyet raporunda, 20/7/2015 tarihinde meydana gelen bombalı saldırı sonrasında sol kasık üstü bölgede şarapnel parçası bulunduğunu beyan eden, bu beyana ilişkin herhangi bir belge veya kaydın dosyada yer almadığı belirtilen başvurucunun fiziki muayenesinde sol alt karın bölgesinde, iliak kemik üzerine uyan alanda yaklaşık 1 cm boyutunda skar dokusu görüldüğü, palpasyonla karında ve yaralanmanın olduğunu beyan ettiği bölgede patoloji saptanmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca çekilen üst-alt abdomen bilgisayarlı tomografi incelemesinin "Ateşli silah yaralanmasına ait olabilecek direkt ya da indirekt bulgu izlenmemiştir." şeklinde raporlandığı belirtilmiş, patlamanın tesirine bağlı olarak genel cerrahi açısından bir sağlık problemi olmadığı değerlendirilmiştir.

iv. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığına başvuran başvurucunun 13/12/2018 tarihinde muayenesi yapılmış, 21/1/2019 tarihine sağlık kurulu randevusu verilmiş, anılan birimce düzenlenen 29/1/2019 tarihli yazıda ise başvurucunun 21/1/2019 tarihinde sağlık kurulu randevusuna gelmediği bildirilmiştir.

6. İdare Mahkemesi, ATK'ya müzekkere yazarak 5/10/2018 tarihli yazısındaki eksikliklerin giderildiğini belirterek dosyanın fiziki olarak yazı ekinde gönderildiğini ifade etmiştir.ATK,başvurucunun verilen randevu tarihinde Kurula müracaat etmediğinden dolayı herhangi bir işlem yapılmadığını ifade ederek dosyayı iade etmiştir.

7. Başvurucu, İdare Mahkemesinin 1/11/2018 tarihli ara kararı ile ATK'ya müracaat ederek muayene olması yönünde ara kararı alınmış ise de aynı tarihte Balcalı Hastanesindeki muayene işlemlerinin yapıldığını, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle ATK'daki işlemlere yetişemediğini açıklayarak yeniden ATK'ya sevkini istemiştir.

8. İdare Mahkemesi olayın meydana geliş biçimini, alınmayan güvenlik tedbirlerini ve sorumlular hakkında yürütülen ceza soruşturması sürecini birlikte değerlendirerek idarenin hizmet kusuru olduğu sonucuna ulaşmıştır. Kararda, olay yerinde önleme aramasının yapılmadığını, Suruç ilçe emniyet müdürünün gerekli güvenlik önlemlerini almayıp görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm edildiğini, gerekli tedbirler alınmış olsaydı saldırının önlenebileceğini belirtmiştir. Başvurucunun maddi tazminat talebini iş gücü kaybına dair raporların zararını ortaya koymaması ve muayenelere katılmaması nedeniyle reddetmiştir. Bununla birlikte yaralanması nedeniyle yaşadığı acı ve ızdırabı kısmen gidermek amacıyla başvurucu lehine 10.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir.

9. Taraflar, İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu; maddi tazminat talebinin yeterince incelenmediğini, yeniden muayene isteminin gerekmediğini, dosyada bulunan hastane kayıtlarının yeterli olduğunu, ayrıca yetersiz miktarda manevi tazminata hükmedildiğini ileri sürmüştür. Davalı idare ise olayın terör eylemi niteliği taşıdığını, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında manevi tazminat ödenmesinin mümkün olmadığını, ayrıca önlenemezlik ilkesi gereği idarenin sorumluluğunun doğmadığını belirtmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi (Daire) 13/10/2021 tarihinde kesin olarak verdiği kararda, idarenin hizmet kusuru olduğu yönündeki tespitte hukuka aykırılık görmemiştir. Bununla birlikte olayın izinsiz yardım toplama faaliyeti kapsamında gerçekleştiğini, başvurucunun bu faaliyete katılması nedeniyle %50 oranında müterafik kusuru olduğunu kabul etmiştir. Başvurucunun maddi ve manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunu reddeden Daire, davalı idarenin istinaf istemini ise kısmen kabul ederek manevi tazminat yönünden başvurucu lehine 5.000 TL ödenmesine karar vermiştir.

10. Başvurucu, nihai kararı 28/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 23/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucu; canlı bomba saldırısından önce güvenlik ve istihbarat birimlerine ulaşan bilgiler olmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını, kamu makamlarının saldırıyı öngörmelerine rağmen ihmalkâr davrandıklarını, nitekim saldırının gerçekleşmesinde sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı verildiğini belirterek devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun yaşam hakkına ilişkin şikâyetinin değerlendirilmesinde pozitif yükümlülüğün sınırları ve kamu makamlarının bu kapsamda sahip oldukları yetkiler dahilinde makul önlemleri alıp almadığı hususlarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

14. Ölümün gerçekleşmediği bazı hâllerde de başvuru; kişiye karşı kullanılan gücün derecesi ile türü, güç kullanımının ardında yatan niyet ve amaç ile maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçları gibi hususlar birlikte değerlendirilerek yaşam hakkı kapsamında incelenebilir (Mehmet Karadağ [2. B.], B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20; Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran [2. B.], B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 69; Yasin Ağca [1. B.], B. No: 2014/13163, 11/5/2017, § 109). Başvurucu; pek çok kişinin öldüğü, birçok kişinin de yaralandığı bombalı saldırıda yaralanmıştır. Bu sebeple potansiyel olarak ölümcül bir saldırıda yaralandığında kuşku bulunmayan başvurucunun saldırının gerçekleşmesinde kamu makamlarının ihmali olduğuna yönelik iddialarının yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

15. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği hâllerde -bazı istisnaları bulunmakla birlikte- idari makamlar veya yargı mercileri tarafından ödenmesine karar verilen tazminatın başvurucuların mağdur sıfatını ortadan kaldırabilmesi için yaşam hakkının ihlal edildiğinin idari makamlar veya yargı mercilerince açıkça veya en azından öz itibarıyla tespit edilmesi ve ödenmesine karar verilen tazminatın Anayasa Mahkemesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinde hükmettiği tazminat miktarıyla uyumlu olması gerekir (Hasan Kılıç [2. B.], B. No: 2018/22085, 27/1/2021, § 42). Manevi tazminat miktarının yeterli olup olmadığı konusunda yapılacak karşılaştırmada dikkate alınacak tazminat miktarı, tazminata karar veren yargı merciinin karar verdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin benzer başvurular üzerine verdiği veya verebileceği tazminat miktarıdır (kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. Siyami Hıdıroğlu [GK], B. No: 2018/11489, 11/1/2024, § 35). Başvurucunun maddi tazminat talebinin reddedildiği, Dairece ödenmesine karar verilen manevi tazminatın da anılan kararın verildiği tarihte Anayasa Mahkemesinin işbu başvuruya benzer nitelikteki başvurularda hükmedebildiği manevi tazminattan önemli ölçüde az olduğu görülmüştür. Bu sebeple başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalkmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

16. Başvuruya konu bombalı intihar saldırısının yapılmasında devlet görevlilerinin ihmali olduğu, bu nedenle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce Anayasa Mahkemesince Ali Sadet ve diğerleri başvurusunda incelenmiş ve bu inceleme sonunda ihlal iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu sonuca varırken şu hususları nazara almıştır:

i. Başvurucuların iddialarına dayanak olarak gösterilen haberlerde kamu makamlarının olay günü basın açıklamasına katılan kişilere saldırı yapılacağını önceden bildiklerine veya bilmeleri gerektiğine, buna rağmen Kültür Merkezi içinde ve çevresinde önleme aramasını da kapsayacak şekilde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığına ilişkin bir bilgi bulunmadığı gibi güvenlik güçlerince aranan ve başkalarının yaşamı için gerçek ve yakın bir tehdit oluşturduğu bilinen veya bilinmesi gereken Ş.A.A.nın saldırı öncesinde nerede saklandığının kamu makamlarınca bilindiğine, buna karşın Ş.A.A. hakkında hiçbir işlem yapılmadığına dair bir malumat da bulunmamaktadır.

ii. M.Y. hakkında açılan kamu davası sonucunda adli para cezasına hükmedilmesinin gerekçesi M.Y. hakkında soruşturma izni verilmesinin gerekçesi ile aynıdır: Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünün “Takviye Kuvvet” konulu yazısına ve Suruç Sulh Ceza Hâkimliğince verilen önleme kararına rağmen Kültür Merkezi önünde ve çevresinde toplanan gruba yönelik olarak dışarıdan gelmesi muhtemel saldırılara karşı her türlü patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla kişilerin üstlerinde ve eşyalarında önleme araması yaptırılmaması. Öte yandan olay tarihinde gerçekleşen saldırıya yönelik herhangi bir istihbarat bilgisine dayanmayan söz konusu yazıdaki tedbirlerin esbabımucibesi, bir terör örgütünün yapısı içerisinde faaliyet gösteren grupların 19/7/2015 tarihinde Suruç'a giderek buradan sınır ihlali yapmak suretiyle Suriye'ye geçmeye çalışacak olmalarıdır. Ayrıca Suruç Sulh Ceza Hâkimliğinin verdiği 7/7/2015 tarihli önleme araması kararı somut hiçbir yaşamsal tehdide dayanmamaktadır. Şüphesiz başvurucuların da iddia ettiği gibi Ş.A.A. terör nitelikli kayıp şahıs olarak güvenlik güçlerince aranmaktadır ancak bu aranmanın sebebi anılan kişinin herhangi bir zaman dilimi içinde olayın gerçekleştiği bölgede ve/veya olay günü toplanan kişilere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden veya bu yönde bir talimat vereceğinden şüphelenilmesi değil radikal gruplarla terör örgütü kamplarına katılmak için yasa dışı yollardan yurt dışına çıkabilecek olmasıdır. Bu durumda Ş.A.A.nın başvurucuların yakınlarının yaşamı için açık ve yakın bir tehdit teşkil ettiği ve bu hususun kamu makamlarınca bilindiği veya en azından bilinmesi gerektiği söylenemez.

17. Aynı olay nedeniyle açılan tam yargı davası sonrasında yapılan Ali Deniz Esen ([2. B.], B. No: 2021/34342, 17/9/2025) kararında da yaşam hakkının ihlal edildiği iddiası Ali Sadet ve diğerleri kararına atıfla açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

18. Ali Sadet ve diğerleri kararındaki tespit ve değerlendirmeler mevcut başvuru yönünden de geçerlidir ve anılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir bilgi başvuru dosyasında bulunmamaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu; dosyada yer alan hastane raporlarına ve tedavi evrakına rağmen maddi tazminat talebinin reddedildiğini, ayrıca hükmedilen 5.000 TL manevi tazminatın olayın ağırlığı ve yaşadığı acı ile ızdırabı karşılamaktan uzak olduğunu, yargısal merciilerin etkili bir şekilde inceleme ve araştırma yapmadıklarını ifade ederek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık, bu iddia yönünden görüş bildirmemiştir.

21. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

22. Somut olayda başvurucunun maddi tazminat talebi, iş gücü kaybına ilişkin raporların zararı ortaya koymaması ve muayenelere katılmaması nedeniyle reddedilmiştir. Başvurucu, dosyada mevcut hastane raporlarının yeterli olduğunu, yeniden muayene talebinin gerekmediğini ileri sürmüş ise de İdare Mahkemesinin mevcut belgeleri yeterli görmeyerek uzman bilirkişi incelemesini zorunlu kabul etmesi ve bu inceleme yapılmadığı için maddi tazminat talebini reddetmesi, yargısal makamların takdir yetkisi kapsamında olup açıkça keyfî bir nitelik taşımamaktadır. Öte yandan Daire, başvurucunun yaralanması sebebiyle yaşadığı acı ve ızdırabı kısmen gidermek amacıyla 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiş olup manevi tazminat miktarının düşüklüğü yargılamanın sonucunun adil olup olmamasıyla ilgili olan ve yargı merciilerinin takdirine giren bir meseledir. Başvurucunun ileri sürdüğü iddialar delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik bulunmadığı da dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Sabahittin Pişkinbaş [2. B.], B. No: 2021/62686, 7/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı SABAHİTTİN PİŞKİNBAŞ
Başvuru No 2021/62686
Başvuru Tarihi 23/12/2021
Karar Tarihi 7/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kamu makamları tarafından öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte olduğu ileri sürülen bir canlı bomba saldırısı sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle yaşam hakkının, idarenin hizmet kusuru nedeniyle açılan tam yargı davasında maddi tazminat talebinin reddedilmesi ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olması nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin diğer iddialar Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi