|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ÇETİN HİÇYILMAZ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2021/62471)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 4/3/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan y.
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
Üyeler
|
:
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Hikmet Murat AKKAYA
|
|
Başvurucu
|
:
|
Çetin HİÇYILMAZ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Tarhan BİCEN
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir polis merkezinde kemik kırılmasına neden olacak şekilde meydana gelen yaralanma şikâyeti hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/12/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Bireysel Başvuru Öncesi Olaylar
5. Polis memurlarının düzenlediği ve başvurucunun da imzaladığı 15/3/2021 tarihli ve 20.10 saatli tutanakta iki ekibin saat 19.50 sularında devriye görevini yapmakta oldukları, başvurucunun yürümekteyken ekip otolarını görmesi üzerine tedirgin hareketlerde bulunduğu ve bunun üzerine durdurulduğu belirtilmiştir. Başvurucunun üzerinde nüfus cüzdanı bulunmadığından kendi beyanıyla Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını verdiği, yapılan sorgulamada aranan şahıslardan olmadığı anlaşılmıştır. Yine tutanaktan başvurucuya üzerinde suç unsuru olup olmadığının sorulması üzerine başvurucunun montunun cebinden çıkararak polis memurlarına kendi rızasıyla teslim ettiği ve peçeteye sarılmış uyuşturucu olduğu tahmin edilen maddenin muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine yasal hakları okunduktan sonra gerekli işlemlerin yapılması amacıyla başvurucu ilgili polis merkezine götürülmüştür.
6. Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde aynı gün düzenlenen genel adli muayene raporundan başvurucuda darp ve cebir izinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmasından önce başvurucuya kanuni haklarının hatırlatılarak anlatılıp açıklandığı, başvurucunun müdafi talep etmediği görülmektedir. Başvurucunun ifadesi aynı gün saat 21.51'de tamamlanmıştır. Başvurucu özetle polis ekibini gördüğünü, o esnada sokakta bulunan tanımadığı iki-üç kişinin kaçtığını, kaçarlarken yere beyaz bir şey attıklarını, attıkları şeyin ne olduğunu merak edip eline aldığını, peçete kâğıdını açıp bakarken polislerin geldiğini ifade etmiştir. Polis memurlarının kendisini kontrol etmek istediklerini, üzerinde herhangi bir suç unsuru olup olmadığını sorduklarında, yerden aldığı ve cebine koyduğu peçete kâğıdını içindekiyle birlikte rızasıyla polislere teslim ettiğini belirtmiştir. Polis merkezine getirilmesi üzerine peçete kâğıdı içindeki şeyin uyuşturucu olduğunu öğrenince psikolojisinin bozulduğunu, polislerle kısa süre tartışma yaşadığını, biraz bağırıp çağırdığını beyan etmiştir. Bu davranışı için üzgün olduğunu, bu tartışmadan dolayı şikâyetinin olmadığını, bulduğu şeyi polislere kendisinin verdiğini ancak uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını, bu maddeyi kabul etmediğini dile getirmiştir.
7. Bunun üzerine Cumhuriyet savcısının talimatıyla başvurucudan kan ve idrar örneği alınması için Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, gerekli örneklerin alındığı ve aynı gün başvurucunun salıverildiği anlaşılmıştır. Dosya evrakından gözaltı çıkış raporuna rastlanmamıştır.
8. Başvurucu olaydan sonra 25/3/2021 tarihinde aynı polis merkezine gitmiştir. Kolunda rahatsızlık olduğunu, kolundaki rahatsızlığın on gün önce polis merkezinde yaşadığı olaydan dolayı meydana geldiğini söyleyerek şikâyetçi olmak istemiştir. Bunun üzerine Cumhuriyet savcısına bilgi verilmiştir. Cumhuriyet savcısının talimatı tutanağa bağlanmıştır. Buna göre başvurucu ile olaya karışan kamu görevlilerinin şüpheli-müşteki sıfatıyla ifadesinin alınması, ayrıca olaya tanık olan kamu görevlilerinin bilgi veren sıfatıyla ifadelerinin alınması, polis merkezinin güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi istenmiştir. Başvurucunun aynı yerde ifadesi alınmıştır. Bu kapsamda başvurucu; kendi imkânlarıyla 24/3/2021 tarihinde aldığı doktor raporunu sunarak kolunda rahatsızlık bulunduğunu, kolunun kırılmasına neden olduğunu ileri sürdüğü komiserden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir. Bu aşamada başvurucuya isnat edilen suçun görevi yaptırmamak için direnme olduğu anlaşılmasına rağmen suça konu eylemin ne olduğunun İfade Tutanağı'nda açıklanmadığı görülmüştür.
9. Başvurucu, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) yazılı olarak müracaat ederek suç duyurusunda da bulunmuştur. 29/3/2021 tarihli dilekçede karakol amiri tarafından kolunun kırıldığını ve darbedildiğini ileri sürmüştür. 15/3/2021 tarihinde saat 20.30 sıralarındaki kamera kayıtlarının izlenmesini istemiştir. Ayrıca üzerine iftira atıldığını, kimseyi darbetmediğini ve polis memurlarına direnmediğini belirtmiştir. Başvurucunun aynı gün Başsavcılık nezdinde ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifadesi şu şekildedir:
"15/03/2021 tarihinde saat 20:30 sularında ... Karakolunda başka bir olay nedeniyle şüpheli olarak göz altında bulunduğum sırada, bana yapılan haksız[lık] sebebiyle polis merkezinde bulunan camlı odada cama 2 kez vurdum, amacım camı kırmak değildi zaten cam da kırılmadı, bu sırada burada bulunan ismini bilemediğim görsem tanıyabileceğim erkek komiser beni görerek benim üzerime gelip kolumu arkama doğru kıvırdı, ben kelepçe takacağını zannediyordum, sol kolum birden acımaya başladı, kolumun kırıldığını anladım, canım acıyordu, bunun üzerine ben de bağırdım, canımın acıması nedeniyle hakaretlerde bulundum, komiserin talimatıyla ismini bilemediğim görsem tanıyabileceğim birkaç polis memuru tarafından ters kelepçe takıldı, kolumun kırıldığını söylediysem de kimse dinlemedi. Daha sonra hakkımdaki dosya nedeniyle Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesine kan ve idrar örneklerim alınması için götürüldüm. Burada doktora infazım olduğundan, polis merkezinde yapmış olduğum davranışlar sebebi ile hakkımda bir işlem yapılması durumunda infazım yanacağından kolumun kırılmasıyla ilgili herhangi bir beyanda bulunmadım.
24/03/2021 tarihinde ağrım devam edince de aynı gün Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittim. Doktora olanları anlatınca adli rapor düzenlendi, sol kolumda kırık ve çatlak olduğunu öğrendim. Doktor kati rapor için beni ... Polis merkezine yönlendirdi. Burada da şikayetime konu olayla ilgili olarak şikayette bulundum. Beyanımın bir suretini dilekçeme ekledim. Doktor raporlarımı aldım, suretlerini dilekçeme ekledim.
Bu şekilde beni yaralayan 15/03/2021 saat 20:30 sularında... Karakolunda görev yapan ismini bilemediğim erkek komiserden şikayetçiyim. Bana kelepçe takan polis memurlarından bir şikayetim yoktur. Bu olaylara bir tanığım yoktur, ancak karakolun güvenlik kamerası görüntüleri alındığında olay görünecektir.."
10. Başsavcılık aynı gün içinde güvenlik kamerası kayıtlarının ya da olay yerini gösterir varsa başka güvenlik kamerası kayıtlarının temin edilerek CD'ye aktarılmasını, şüphelinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilerek suç tarihi itibarıyla görevli olduğuna dair görev belgesinin bir suretinin evraka eklenmesini, şüphelinin atılı suçtan ifadesinin alınmasını, olayla ilgili varsa tanıkların ayrı ayrı ayrıntılı şekilde beyanlarının alınmasını polis merkezi amirliğinden istemiştir.
11. Ertesi gün başvurucu, Başsavcılığa bir dilekçe sunmuştur. Dilekçenin içeriğinden isimleri ve adresleri belirtilen dört tanığın dinlenilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Bunlardan dinlenmesi istenen iki kişi, başvurucunun annesi ve babasıdır. Diğer iki kişi ise başvurucunun kardeşi ve başvurucunun 2024 yılında evlendiği kişidir.
12. Başvurucunun kolunun ağrıması şikâyetiyle gittiği Çiğli Bölge Hastanesinde anlattığı olaylara istinaden 24/3/2021 tarihinde adli olgu bildirir rapor düzenlenmiştir. Başsavcılık söz konusu rapora istinaden başvurucunun hastaneye sevkinin sağlanarak kesin hekim raporunun alınmasını, ayrıca başvurucunun anne ve babasının ifadesinin alınarak olay tarihinde ve saatinde ilgili Polis Merkezi Amirliğinde bulunup bulunmadığının, şikâyete konu edilen olayla ilgili görgüsünün olup olmadığının sorulmasını Bayraklı İlçe Emniyet Müdürlüğünden 6/4/2021 tarihinde istemiştir. Aynı tarihte Çiğli Emniyet Müdürlüğünden de dinlenilmesi talep edilen diğer iki kişinin ifadesinin alınması istenmiştir.
13. Başvurucu vekilinin bu sırada dosyanın incelenmesi için talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
14. Olay tarihinde komiser yardımcısı olarak görev yaptığı anlaşılan A.G.nin kasten yaralama suçu kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi 2/4/2021 tarihinde alınmıştır. Şüpheli; ifadesinde ekiplerin düzenlediği Olay Tutanağı'nı imzaladıktan sonra başvurucunun agresif bir tutum içine girdiğini fark ettiğini, başvurucunun duvardaki kolona ve camlı olan odanın kapısına hızla vurduğunu, kapının ardına kadar açıldığını, sonrasında kapı yanındaki cam bölüme dirseği ve koluyla defalarca vurduğunu, vururken de parmağını kendisine doğru sallayarak bağırdığını ifade etmiştir. Kamu malına zarar vermesini ve yaralanmasını önlemek için başvurucuyu omuz kısmından ittirdiğini, camlı bölümden 2-3 metre ötedeki güvenli alana doğru uzaklaştırdığını, görüntülerden görüleceği üzere başvurucunun yanına diğer görevli personel gelince bir adım geride kaldığını dile getirmiştir. Görevli polis memurları tarafından orantılı bir şekilde bedensel güç kullanılarak kelepçeyle başvurucunun kontrol altına alındığını belirtmiştir. Elleri arkadan kelepçeli olduğu hâlde kırık olduğunu iddia ettiği kolu ile cebinden çıkardığı telefonu kulağına kadar arkadan getirip telefon görüşmesi yaptığını da söylemiştir. Polis merkezinden ayrıldıktan 10 gün sonra iftirada bulunduğunu, kendisinden şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir. Aynı polis merkezinde görevli üç polis memurunun da beyanları alınmış ve olaya dair anlatımlarının benzer içerikte olduğu anlaşılmıştır. İfadeler başvurucunun şikâyetçi olduğu A.G. yanında olayın gerçekleştiği polis merkezinde görevli diğer polis memurları tarafından alınmıştır.
15. Başvurucu hakkında bir adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 20/4/2021 tarihli kati rapora göre sol dirsekte meydana gelen yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta derecede olduğu, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı hususunun olay tarihinden altı ay sonra yapılacak muayene ile değerlendirilebileceği bildirilmiştir.
16. Süreç içinde başvurucunun isimlerini ve adreslerini belirttiği dört kişinin beyanları ilgili polis memurları tarafından alınmıştır. Başvurucunun annesi; oğlunun kendisini aradığını ve durumunu anlattığını, polis merkezine vardıklarında başvurucunun hastanede olduğunu, eve gittikleri sırada yaşadıklarını anlattığını, polis memurlarının şikâyetçi olmamasını istediğini, aksi durumda "infazının yanacağını" aktardığını belirtmiştir. Kolunda kırık olduğunu öğrenince başvurucunun şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir. Diğer kişiler ise olayı ilk olarak başvurucunun annesinin telefon etmesiyle duyduğunu beyan etmiş olup ifadelerinin benzer nitelikte olduğu görülmektedir.
17. Olayların geçtiği yerde görevli bir polis memuru tarafından polis merkezinin iç kısmını gösteren kamera kaydı görüntüleri 10/5/2021 tarihinde tutanağa bağlanmış ve CD örneği dosyaya sunulmuştur.
18. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan kasten yaralama suçu ile başvurucu hakkında yürütülen görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin soruşturmalar 8/6/2021 tarihinde birleştirilmiştir. Diğer taraftan başvurucu hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/6/2021 tarihinde iddianame düzenlenmiştir.
19. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan değerlendirme sonucunda soruşturmaya konu her iki suç yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararda; başvurucunun şikâyet dilekçesi ve ifadesi (bkz. § 9) özetlenmiş, başvurucu hakkında alınan geçici ve kati raporlara (bkz. § 15) yer verilmiş, 15/3/2021 tarihli doktor raporunda darp ve cebir izinin bulunmadığı hususu altı çizilerek gösterilmiştir. Ayrıca olay tarihinde görevli komiser yardımcısının ifadesine doğrudan yer verildikten sonra diğer polis memurlarının beyanlarının alındığı da belirtilmiştir. Daha sonra Olay Yeri CD İnceleme Tutanağı'ndaki tespitlere yer verilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun yapılan işlemler öncesinde ve yasal işlemler sırasında kamu görevlisi olan güvenlik görevlilerine yönelik olarak görevlerini yapmalarını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanmadığı gerekçesiyle görevi yaptırmamak için direnme suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kasten yaralama suçu yönünden yapılan değerlendirme ise şu şekildedir:
"Çetin Hiçyılmaz’ın 15.03.2021 tarihinde Örnekköy Polis Merkezi Amirliğinde ... sicil numarasıyla Komiser Yardımcısı (Grup Amiri) olarak görev yapan [A.G.].nin kötü ve fena muamelesine maruz kalarak sol kolunun kırıldığına dair, Çetin Hiçyılmaz’ın şikayet anlatım, beyan ve iddiası dışında herhangi bir suç durumunun ve suç delilinin bulunmadığı belirlendiğinden, [A.G.] hakkında KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,"
20. Başvurucu söz konusu karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde özetle uyuşturucu madde ile ilgili olarak polis merkezinde düzenlenen ve kendisini suçlayıcı nitelikteki tutanağı okumadan imzaladığını, tutanaktaki hususların doğru olmadığını anlaması üzerine tepki gösterdiğini, camı kırmadığını ancak kendisine tokat atıldığını ve kolunun kıvrılarak üzerine gelindiğini, CD İnceleme Tutanağı'nın taraflı bir şekilde hazırlandığını, şikâyetçi olmaması için tembihlendiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun itirazı Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 15/11/2021 tarihinde reddedilmiştir.
21. Başvurucu nihai kararı 23/11/2021 tarihinde öğrenmiştir.
B. Bireysel Başvuru Sonrası Gelişen Olaylar
22. Başvurucu, kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için 22/12/2021 tarihinde Bakanlığa başvuru yapmıştır.
23. Bakanlığın 27/12/2022 tarihli yazısı ile kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunulmuştur. Bu kapsamda polis memuru tarafından düzenlenen CD Tutanağı ile olay anına ait görüntülerin birbiriyle örtüşmediği belirtilmiştir. Bakanlık yazısında şu hususlara da yer verilmiştir:
"... müştekinin kolunun kırılması ile gerçekleşen olayda, müştekiye ait 20/04/2021 tarihli Çiğli Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen doktor raporunun şüpheli tarafından ya da diğer soruşturma dışı polis memurlarının iştirakiyle işlenip işlenmediği hususu ile illiyet bağının Adli Tıp Kurumundan alınacak bir raporla saptanıp bahse konu kamera görüntüleri ile ilgili tekrar inceleme yapılarak şüphelinin hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/11/2021 tarihli ve 2021/4766değişik iş sayılı kararının bozulmasının istenilmesi arz ve dosya birlikte takdim olunur."
24. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine de Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından değerlendirme yapılmıştır. Dairenin 3/4/2023 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin itirazın reddine ilişkin kararı kanun yararına bozulmuştur. Bu kapsamda başvurucunun kolluk güçlerince alınan ayrıntılı anlatımları, kamera görüntülerine ilişkin CD içeriği ile adli muayene raporlarında tespit edilen yaralanma bulguları dikkate alınmıştır. Buna göre kamera görüntüleri ile ilgili olarak tekrar inceleme yaptırılması ve görüntülerin de gönderilerek şüphelinin başvurucuya yönelik eylemi ile başvurucunun kolunun kırılmasına neden olacak nitelikteki yaralanma arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi için adli raporun alınmasından sonra şüphelinin durumunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
25. Yargıtay tarafından yapılan tespitler dikkate alınarak Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz 8/7/2024 tarihinde kabul edilmiştir. Kararda gösterilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre değerlendirme yapılması istenmiştir.
26. Başsavcılık, İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı nezdinde kayıtlı bir bilirkişinin yardımıyla CD'nin çözümünün yapılmasına karar vermiştir. Ayrıca Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinden eylem ile başvurucunun kolunun kırılmasına neden olacak nitelikteki yaralanma arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti için adli heyet raporu istenmiştir.
27. Bilirkişi raporu 8/11/2024 tarihinde teslim edilmiştir. Raporda başvurucunun dirseğiyle cam bölmeye üç kez vurduğu, görüntülerde birinci polis olarak belirtilen görevlinin başvurucunun havada duran sol koluna sertçe vurduğu ve birlikte kamera açılarından çıktıkları tespit edilmiştir. Devamında arbede yaşandığı, başvurucunun elleri arkasından kelepçelenmiş hâlde görüntüye yansıdığı, yaklaşık 12 dakika sonra kelepçesinin çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan adli heyet raporu da 1/5/2025 tarihinde dosyaya sunulmuştur. Raporda özetle tarif edilen kola alınan darbenin kırık ile uyumlu olmadığı, başvurucunun ellerinin arkasından kelepçelenmesi için kolun bükülmesi sonucunda kırılmasının beklenen bir durum olmadığı, görüntülerin izlenmesi neticesinde sol dirsek ulna koronoid (olekranon) kırığı meydana gelmesine neden olabilecek bir travma mekanizmasını açıklayabilecek bir kaydın ayırt edilemediği, saptanan kırığın başvurucunun kamera görüş açısı dışına çıktığı sırada yaşanan arbedede veya sol dirseğinde ağrı şikâyeti ile sağlık kuruluşuna başvurduğu tarihe kadar geçen dokuz gün içinde meydana gelmiş olabileceği ancak mevcut bilgi ve belgelerle bu hususun tıbben bilinemeyeceği belirtilmektedir.
28. Gelen belgelerden sonra Başsavcılık tarafından 1/5/2025 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararda; şikâyet edilen polis memurunun başvurucuya yönelik kolunun kırılmasına sebebiyet verecek şekilde darp ve cebir uyguladığına veya uygulattırdığına dair hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelik, değer ve yeterlilikte suç delilinin bulunmadığı belirtilmiştir.
29. Başvurucunun itirazı aynı Hâkimlik tarafından 30/5/2025 tarihinde reddedilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Anayasa Mahkemesinin 4/3/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu; polis merkezinde başta komiser yardımcısı tarafından olmak üzere orantısız bir şekilde kendisine müdahalede bulunulduğunu ve kötü muameleye maruz kaldığını ileri sürmüştür. Bu kapsamda kendisine tokat atıldığını, kolu kırılacak kadar abartılı güç kullanımıyla kolunun kıvrıldığını, acı içinde kıvranırken yere yatırılarak kendisine ters kelepçe takıldığını iddia etmiştir. Ayrıca adil yargılanma hakkı kapsamında bilirkişi raporuna itiraz etme şansının olmadığını, aynı kurumun çatısı altında ve eylemi gerçekleştiren memurun mevki olarak altı konumundaki bir meslektaşına CD çözümünün yaptırılmasının mantık dışı bir uygulama olduğunu belirtmiştir. Bakanlık görüşünde öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri hatırlatılmış, kötü muamele yasağına ilişkin genel ilkeler açıklandıktan sonra İçişleri Bakanlığından temin edilen bilgi ve belgeler -bir açıklama yapılmaksızın- yazının ekinde sunulmuştur. Bu kapsamda başvurucunun şikâyetçi olduğu komiser yardımcısı hakkında disiplin soruşturmasının da başlatıldığı, başvuruya konu edilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki tespitler dikkate alınarak disiplin soruşturması sonucunda bir ceza verilmediği anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme
32. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
33. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).
34. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları, kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K. § 27).
35. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (K.K., § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, § 95; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 83).
36. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).
37. Etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa’nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).
38. Bireysel başvuru sonrası gelişen olaylar nedeniyle Başsavcılığın gerçekleştirdiği işlemlere bir bütün olarak bakmak gerekmiştir. Bu kapsamda kanun yararına bozma yoluna gidilmesi nedeniyle alınan adli rapor ile bağımsız bir bilirkişinin yardımıyla düzenlenen CD Çözüm Tutanağı gözönünde bulundurularak verilen ikinci kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da dikkate alınmıştır.
39. Somut olayda başvurucu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu şüphesiyle polis merkezine götürülmüş ve başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucu, tutanaktaki ifadeleri okumadan tutanağa imza attığından bahisle tepki göstermiş ve cam bölmeye dirseğiyle birkaç kez vurmuştur. Bunun üzerine komiser yardımcısı tarafından başvurucunun hem yaralanmasını hem de kamu malına bir zarar gelmesini önlemek adına müdahalede bulunulduğu, bu müdahale sırasında başvurucunun sol koluna sertçe vurulduğu, bu sırada diğer polis memurlarının da olaya dâhil olduğu, bir arbede yaşandığı ve başvurucunun daha sonra ters kelepçe ile bir süre tutulduğu, sakinleştikten sonra kelepçenin çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
40. Başvurucunun bu olaydan yaklaşık dokuz gün sonra sol kolundaki şikâyet nedeniyle gittiği Çiğli Bölge Hastanesinde anlattığı olaylara istinaden 24/3/2021 tarihinde adli olgu bildirir raporun düzenlendiği ve ertesi gün başvurucunun ifadesi alınarak şikâyet dilekçesini de Başsavcılığa sunduğu görülmüştür.
41. Başsavcılık, başvurucunun şikâyetine istinaden aynı gün CD İnceleme Tutanağı'nın bir örneğinin gönderilmesini polis merkezinden istemiştir. Ayrıca A.G.nin kasten yaralama suçundan şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması istenmiştir. Ertesi gün başvurucunun sunduğu dilekçeye dayanılarak başvurucunun belirttiği kişilerin beyanları da sonradan dosyaya girmiştir. Soruşturma dosyasına yansıyan CD İnceleme Tutanağı, şüpheli ifadesi, başvurucunun beyanları, hekim raporları, aynı polis merkezinde görevli diğer polis memurlarının beyanları dikkate alınarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucunun itirazı reddedildikten sonra bireysel başvuru yapılmıştır.
42. Bireysel başvuru incelemesi devam ederken kanun yararına bozma yoluna gidildiği, Yargıtay kararındaki tespitlere istinaden yapılan değerlendirme sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın kabul edilerek dosyadaki eksikliklerin giderilmesinin istendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda yapılan incelemede Başsavcılık tarafından öncelikle güvenlik kamerası görüntülerine yansıyan CD'nin tekrar çözümlemesi için polis memuru olmayan bir kişi aracılığıyla bilirkişi raporu alınmıştır. Bu sırada ayrıca görüntü kayıtları incelenerek eylem ile başvurucunun kolunun kırılmasına neden olacak nitelikteki yaralanma arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tıbbi açıdan tespiti için aralarında ortopedi uzmanlarının da olduğu bir heyetten rapor istenmiştir. Gelen raporlara istinaden kamu davasını açmaya yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle ikinci kez kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucunun itirazı, itiraz mercii tarafından yine reddedilmiştir.
43. Başvurucu, kendisine tokat atıldığını belirtmesine karşın CD Çözümleme Tutanaklarında buna yönelik bir tespit bulunmamaktadır. Başvurucunun olayın üzerinden geçen dokuz günden sonra kolundaki ağrı sebebiyle öncelikle hastaneye başvurduğu da açıktır. Eldeki tüm bilgi ve belgelere göre Başsavcılık tarafından başvurucunun sol kolunun ne zaman ve nasıl kırıldığı konusunda bir belirleme yapılamamıştır. Nitekim başvurucunun yakalanması ve salıverilmesi arasında geçen süreçte darbedildiğini gösterir bir adli rapor da dosyada bulunmamaktadır. Ayrıca başvurucu, mevcut olmasına rağmen fiziki bulguların adli raporlara yazılmadığı yönünde bir iddiada bulunmamış ve salıverilmesinin akabinde rapor alma yoluna gitmemiştir.
44. Başvurucunun saldırgan bir tavırla dirseğiyle cam bölmeye üç kez vurması sonrasında A.G.nin başvurucunun tutumuyla orantılı bir şekilde başvurucuya müdahalede bulunduğu, sonrasında da başvurucunun kamu malına zarar vermesinin önlenmesi için makul bir tedbir olarak başvurucunun ellerinin arkadan kelepçelendiği, kelepçenin 12 dakika sonra çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu bu esnada kolunun kırıldığını iddia etse de adli raporda bu yönde bir bulgu yer almamaktadır. Ayrıca 24/3/2021 tarihli adli raporda kırıktan söz edilse de içinde adli tıp uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda kamera görüntülerine yansıyan A.G.nin başvurucunun koluna vurması olayı ile kırığın uyumlu olmadığı, başvurucunun ellerinin arkasından kelepçelenmesi için kolun bükülmesi sonucunda kırılmasının beklenen bir durum olmadığı, kırığın meydana gelmesine neden olabilecek bir travma mekanizmasını açıklayabilecek bir kaydın ayırt edilemediği açıklanmıştır. Bu durumda, başvurucunun kolundaki kırığın kolluk görevlilerinin müdahalesinin ürünü olduğu sonucuna makul şüphenin ötesinde varılamaz. Bu sebeple kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
45. Diğer taraftan bireysel başvuru öncesindeki soruşturma sürecinde ifade alma, görüntü kayıtlarını inceleyip tutanağa bağlama gibi önemli soruşturma işlemleri, olayın gerçekleştiği polis merkezine bırakılmıştır. Ne var ki kanun yararına bozmadan sonra görüntü kayıtları tarafsızlığından şüphe duyulmayacak bir bilirkişiye inceletilmiş, başvurucuda meydana gelen kırığın kolluk görevlilerinin eylemlerinin sonucu olup olmadığına dair bilirkişi raporu alınmıştır. Bu bakımdan soruşturmanın bağımsız yürütülmesi konusundaki eksiklikler sonradan toplanan delillerle giderilmiştir.
46. Başvurucunun ailesinin olayın gerçekleştiği sırada polis merkezinde olmaması ve başvurucunun beyanına göre bilgi sahibi olmaları nedeniyle sonradan alınan ifadelerine itibar edilmemesi makul bir sebebe dayanmaktadır. Ayrıca başvurucuda meydana gelen yaralanmanın başvurucunun kamera görüş açısı dışına çıktığı sırada yaşanmış olan arbede sırasında veya sol dirseğinde ağrı şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvurduğu tarihe kadar geçen dokuz gün içinde meydana gelmiş olabileceği, mevcut bilgi ve belgelerle bu hususun tıbben bilinemeyeceği şeklindeki tespitler karşısında dosyaya yansıyan tüm bilgi ve belgelere göre yargı organlarının yeterli bir araştırma ve değerlendirme yapmadığı, usul yükümlülüğünün yerine getirilmediği söylenemez. Bu sebeple usul boyutu da ihlal edilmemiştir.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 4/3/2026tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.