|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportörler
|
:
|
C. Ece YALIM
|
|
|
|
Ahmet Faruk TANYILDIZI
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Şahin AĞTÜRK
|
|
Vekii
|
:
|
Av. Serhat GÖKKAYA
|
|
|
|
2. Emrah YILDIRIM
|
|
|
:
|
Av. Ayşe Sena ÖZ SANCAK
|
|
|
|
3. Murat BOZ
|
|
|
:
|
Av. Çiğdem DERDİYOK KUBULAN
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, emniyet hizmetleri sınıfından genel idari hizmetler sınıfına atama yapılması sonucu bedeli ödenen silahların iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/1/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. 2022/27393 ve 2022/23260 numaralı başvuruların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2022/391 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Emrah Yıldırım, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka Plan Bilgisi
6. Ekli listenin (C) sütununda yer alan başvurucular başkomiser, komiser yardımcısı ve polis memuru olarak görev yapmaktayken 6/1/2017 tarihli ve 29940 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2/1/2017 tarihli ve 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ilekamu görevinden çıkarılmıştır.
7. Başvurucuların söz konusu işlemlere itiraz etmesi üzerine Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (OHAL Komisyonu) tarafından yapılan inceleme sonucunda kamu görevine iade edilmelerine karar verilmiş ancak başvurucular eski görevleri yerine İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Araştırma Merkezi Müdürlüğünde genel idari hizmetler sınıfına atanmıştır.
8.Başvurucular genel idari hizmetler sınıfına atanmaları işlemlerinin iptali talebiyle davalar açmış, muhtelif idare mahkemelerince farklı tarihlerde dava konusu idari işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Anılan kararlara karşı idarece yapılan istinaf başvuruları üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi muhtelif tarihli kararları ile idare mahkemeleri kararlarının kaldırılmasına ve davaların reddine kesin olarak karar vermiştir.
B. Bireysel Başvuruya Konu Olaylar
9. Kamu görevine iade edilmelerinin ardından başvurucular, görevden uzaklaştırılırken kendilerinden alınan, bedeli taraflarınca ödenmiş zati demirbaş silahlarının iadesi için İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne (İdare) başvuruda bulunmuştur. İdarece başvurularının reddedilmesi üzerine ekli listenin (D) sütununda yer alan idare mahkemelerinde muhtelif tarihlerde anılan işlemlerin iptali için davalar açmıştır. Başvurucular dava dilekçelerinde özetle OHAL Komisyonu kararlarıyla terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının bulunmadığının tespit edildiğini, 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesi ile İçişleri Bakanlığına tanınan takdir yetkisi çerçevesinde genel idari hizmetler sınıfına atamalarının yapıldığını, zati demirbaş silahlarının iadesinin 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesi ile ilgisinin bulunmadığını, silahların iadesinin başvuru tarihinde yürürlükte olan 17/3/1989 tarihli ve 20111 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik'in (mülga Yönetmelik) hükümlerine göre çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucular dava dilekçelerinde ayrıca mevzuata göre on yıl görev yapmış bir emniyet mensubunun istifa etmiş olsa dahi taşıma ruhsatı ile zati demirbaş silahını taşıma hakkına sahip olduğu hâlde kendilerine bu hakkın tanınmamasının hukuka aykırılık taşıdığını, nitekim İdarece yapılan kamu görevinden çıkarma işleminin hatalı olduğunun tespit edilerek görevlerine iade edildiklerini, zati silahlarını taşıma ruhsatı ile taşıyabileceklerinin son derece açık olduğunu, hatalı işlem tesis edildiğini iddia etmiştir.
10. İdare savunma dilekçelerinde araştırma merkezlerinin özel bir kanunla kurulduğundan bu kapsamda atama işlemlerinin nakil olarak değerlendirilemeyeceğini, dolayısıyla mülga Yönetmelik hükümlerinin başvuruculara uygulanamayacağını, tesis edilen işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtmiştir.
11. İdare mahkemeleri muhtelif tarihlerde silahın iade edilmemesi yönündeki idari işlemlerin iptaline karar vermiştir. İdare mahkemeleri kararlarında başvurucuların kamu görevlerine iade edilerek eski görevleri yerine genel idare hizmetleri sınıfına atanmaları işlemlerinin iptali istemiyle açtıkları davalarda söz konusu atama işlemlerinin iptaline karar verildiğini, başvurucuların yeniden emniyet hizmetleri sınıfında istihdam edilmesi gerektiğini, silahın geri alınma sebeplerinin tamamen ortadan kalkmış olduğunu belirtmiş; silahın iadesi isteminin reddine yönelik tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığına karar vermiştir.
12. Anılan kararlara karşı davalı İdarece istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle yapılan istinaf incelemesi sonucunda Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) muhtelif tarihlerde istinaf başvurularının kabulüne, idare mahkemelerinin kararlarının kaldırılmasına ve davaların reddine karar vermiştir.
13. Bölge İdare Mahkemesi, gerekçesini başvurucuların genel idare hizmetleri sınıfına atama işlemlerinin iptali istemiyle açtıkları davaların istinaf incelemesi sonucunda reddedilmesine dayandırmış; araştırma merkezinde görev yapmak üzere genel idare hizmetleri sınıfına ataması yapılan başvurucuların emniyet hizmetleri sınıfında yer almaması nedeniyle zati demirbaş silahlarının iade edilemeyeceğini belirtmiştir. Gerekçede ayrıca 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesinin (6) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuların önceki statülerinden kaynaklanan rütbe, ünvan, kimlik ve sosyal haklarını kullanamayacağının hüküm altına alındığını, emniyet hizmetleri sınıfı içinde yer almayan başvurucuların önceki statüsü olan polis memurluğundan doğan bedeli mukabili zati demirbaş silah hakkından bu madde kapsamında yararlanamayacaklarını da değerlendirmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
14. 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun ve 24/10/2019 tarihli ve 7190 sayılı Kanun ile değişik 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un ek 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermiler, emniyet hizmetleri sınıfı personeline.... görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zati demirbaş silah olarak satılır. Satılan silahların ayrılma, ihraç ve benzeri sebeplerle geri alınma usul ve esasları ile satılma şekil ve şartları, zayi, hasar, onarım, kadro standardı dışı bırakılması, eğitim ve görevde kullanılan mermilerin bedelli veya bedelsiz temini ve diğer hususlar çıkarılan yönetmeliklerle belirlenir.
..."
15. 7075 sayılı Kanun'un "Türk Silahlı Kuvvetleri ile genel kolluk kuvvetleri personeli ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurlarına ilişkin kararların uygulanması" başlıklı -Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen- 10/A maddesinin (1) ve (6) numaralı fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmesi sebebiyle kamu görevinden, meslekten veya görevden çıkarılan ya da ilişiği kesilen subay, astsubay, uzman jandarmalar ile Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfına tabi olanlar ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurlarından; haklarında mahkemeler tarafından göreve iade mahiyetinde karar verilenler ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından başvurunun kabulü kararı verilenlerden, eski kadro, rütbe veya unvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenler ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyelerinde kurulan araştırma merkezlerinde bu madde esaslarına göre istihdam edilir.
(6) Bu madde kapsamına giren personel, önceki statülerinden kaynaklanan rütbe, unvan, kimlik ve sosyal haklarını kullanamaz, ..."
16. Mülga Yönetmelik'in "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Yönetmelik Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermilerin Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline görevlerinde kullanılmak üzere, bedeli mukabilinde zati demirbaş tabanca olarak satılması, bu tabancaların personelin ayrılması, ihraç edilmesi ve benzeri sebeplerle görevi bırakmaları halinde geri alınması usul ve esasları ile satılma şekli ve şartları zayii, hasar, onarım, kadro standardı dışına bırakılması, eğitim ve görevde kullanılan mermilerin bedelli veya bedelsiz temini esas ve usullerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır."
17. Mülga Yönetmelik'in "Kısaltma ve Tanımlar" başlıklı3. maddesinin birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bendi şöyledir:
"d) "Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli" Emniyet Hizmetleri Sınıfı kadrosunda istihdam edilen stajyer Polis Memurundan Emniyet Genel Müdürü dahil her rütbedeki personeli,
e) "Silah" halen Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez ve Taşra Teşkilatı kuvvesinde kayıtlı demirbaş tabanca ile bundan böyle Emniyet Genel Müdürlüğünce yurt içi ve yurt dışından tedarik edilecek tabancalardan standart dışı olanlar haricindeki tabancaları,
f) "Zati Demirbaş Tabanca" Emniyet Teşkilatının kuvvesinde kayıtlı Devlet Malı Silah iken, bu Yönetmelik hükümleri gereği Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline bedeli mukabili satışı yapılan, personelin memuriyeti süresince Devlet Malı Silah statüsünü muhafaza eden, görevi süresince taşınmak ve kullanılmak zorunluluğu olan üçüncü kişilere satış, devir ve hibesi yapılamayan ancak; personelin emekli olup, memuriyetten ayrıldığında kuvve kaydından çıkarılarak personelin zati malı olacak silahı,
g) "Personel" Vali kadrosu ile Emniyet Genel Müdürü olarak atananlar dahil Emniyet Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra kadrolarında istihdam edilen Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelini,
ifade eder."
18. Mülga Yönetmelik'in 11. maddesi şöyledir:
"Meslekten çıkarılan veya memuriyetten ihraç edilen personel ile asaleti tasdik olmadan herhangi bir nedenle meslekten veya memuriyetten ayrılan personelden satışı yapılan zati demirbaş tabanca geri alınır.
İhraç hali hariç, 20 hizmet yılını tamamladıktan sonra görevden veya memuriyetten ayrılanlardan, görev esnasında veya görevden doğan sakatlanma halleri ile sağlık açısından emniyet hizmetleri sınıfı veya çarşı ve mahalle bekçisi vasfını kaybettiği için memuriyetten ayrılan veya kadrosu başka hizmet sınıflarına aktarılanlardan silahı geri alınmaz.
10 hizmet yılını tamamladıktan sonra meslekten veya memuriyetten ayrılanlar, ayrılış tarihindeki tabanca satış bedelinin %50’sini defaten ödedikleri takdirde satışı yapılan tabanca geri alınmaz.
Asaleti tasdik olduktan sonra Emniyet Hizmetleri Sınıfından başka hizmet sınıflarına aktarılanlardan, ayrılış tarihindeki tabanca satış bedelinin %100 ünü daha peşin olarak ödedikleri takdirde, silahı geri alınmaz."
19. Mülga Yönetmelik'in 12. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Açığa alınma, görevden uzaklaştırma, işten el çektirme, tutuklanma, gözaltına alınma ve benzeri haller ile akli dengesizlik gösteren personelin tabancası birimince geçici olarak alınıp muhafaza edilir. Ancak bu haller meslekten ihracı gerektirdiğinde tabanca geri verilmez. ..."
20. Mülga Yönetmelik'in 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Yönetmeliğin 6 ncı, 11 inci ve 12 inci maddelerinde belirtilen hallerde tabancanın geri alınması ve bedelinin ilgiliye ödenmesi merkezdeki ita amirinin onayı ile olur. ..."
B. Anayasa Mahkemesi Kararı
21. Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
a. (1) Numaralı Fıkra ve (2) Numaralı Fıkranın Birinci Cümlesi
...
463. 7075 sayılı Kanun’un dava konusu kuralları içeren 10/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile genel kolluk kuvveti personeli ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurları hakkında Komisyon ve mahkemeler tarafından verilen kamu görevine iade kararlarının uygulanmasının usul ve esasları düzenlenmiştir. Buna göre, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden, meslekten veya görevden çıkarılan ya da ilişiği kesilen subay, astsubay, uzman jandarmalar ile Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfına tabi olanlar ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurlarından; haklarında mahkemeler tarafından göreve iade mahiyetinde karar verilenler ile Komisyon tarafından başvurunun kabulü kararı verilenlerden, eski kadro, rütbe veya unvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenlerin ilgisine göre Millî Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyelerinde kurulan araştırma merkezlerinde istihdam edilecekleri öngörülmüştür.
464. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının dava konusu birinci cümlesinde de (1) numaralı fıkra kapsamında bulunanlardan binbaşı ve üstü rütbelerde olanlar ile emniyet hizmetleri sınıfında bulunan her sınıftaki emniyet müdürlerinin atamalarının araştırma merkezlerindeki araştırmacı unvanlı kadrolara, diğerlerinin atamalarının ise mülga Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine ilgisine göre İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tarafından tespit edilen araştırma merkezlerindeki diğer kadrolara, kararların bildirimini takip eden otuz gün içinde ilgili bakan onayıyla yapılacağı belirtilmiştir.
465. Kurallar OHAL döneminde ilgili kurumlar tarafından verilen kamu görevinden çıkarma kararlarının mahkemelerce iptalleri üzerine görevine iade edilenler ile yine bu dönemde doğrudan kamu görevinden çıkarılarak Komisyonca veya Komisyonun ret kararına karşı açılan dava sonucu mahkemelerce verilen iptal kararları ile kamu görevine iade edilen kişileri kapsamaktadır.
466. Kamu görevine iade edilen TSK ile genel kolluk kuvveti personeli ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurları hakkında Millî Savunma, Dışişleri ve İçişleri Bakanı tarafından eski kadro, rütbe veya unvanına atanması uygun görülmeyenlerden binbaşı ve üstü rütbelerde olanlar ile emniyet hizmetleri sınıfında bulunan her sınıftaki emniyet müdürleri kurallar uyarınca araştırmacı unvanlı olarak istihdam edilecekler, diğer personel ise söz konusu bakanlıklar tarafından tespit edilen araştırma merkezlerindeki diğer kadrolarda görevlendirileceklerdir.
467. Dolayısıyla kurallar kapsamında göreve iade edilen kişilerin önceki mesleki unvan, kadro ve rütbelerinin ortadan kaldırılarak tamamen farklı bir statüde ve yalnızca ilgili bakanlıklar tarafından kendileri için ihdas edilen yeni bir birimde görevlendirilecekleri anlaşılmaktadır.
468. Kamu görevine iade edilen söz konusu personelin önceki kadro, rütbe ve unvanına göre atanmasını engelleyen kurallar kişilerin meslek hayatlarını, kişisel gelişimlerini, üçüncü kişilerle olan ilişkilerini ve itibarlarını olumsuz şekilde etkileyebilir. Nitekim kişinin çalıştığı kadro rütbe veya unvana bağlı olarak elde ettiği statüden kaynaklanan kazanımın sosyal ve iş yaşamına önemli değerler kattığı açıktır.
469. Dolayısıyla kişilerin meslek hayatları, kişisel gelişimleri ve üçüncü kişilerle olan ilişkileri üzerinde ciddi etki doğurabilecek olan kuralların Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkıyla yakından ilgili olduğu ve bu hakka sınırlama getirdiği açıktır.
470. Kurallarda öngörülen işlemin kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak belirlendiği gözetildiğinde kurallarla kişilerin özel hayatının korunmasını isteme hakkına getirilen sınırlamanın kanuni bir temele dayandığı açıktır.
471. Kuralların özellikle darbe girişiminden sonra kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat yapısının değiştirilmesine bağlı olarak devlet kadrolarında istihdam edilen personelin görev ve sorumluluklarının yeniden belirlenmesi ve bu suretle kamu hizmetinin daha etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Kamu hizmetinin sağlıklı yürütülmesi aynı zamanda kamu yararı ve kamu düzeninin sağlanması amacına da hizmet etmektedir.
472. Dolayısıyla kamu düzeninin sağlanması ve kamu yararı amacıyla göreve iade edilen personelin ilgili bakan onayıyla eski kadro, rütbe veya unvanlarına göre atanmasını engelleyen kuralların meşru bir amaca dayandığı açıktır.
473. Komisyon’un iade kararı ve OHAL kapsamında kurumlarca kamu görevinden çıkarılan kişilerin açtığı davalarda verilen iptal kararlarıyla tedbirin sebep unsurunun gerçekleşmediği ve işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilmektedir.
474. Kurallar, mahkemelerce veya Komisyonca kişiler hakkında terör örgütlerine veya millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmadığı ya da tespit edilmediği gerekçesiyle göreve iade kararı verilmesine rağmen söz konusu tedbirin sebep unsurunun ortadan kalkmadığı izlenimini doğuracak şekilde bu kişilerin eski kadro, rütbe veya unvanına uygun olarak atanmalarını engellemektedir. Kuşkusuz kanun koyucunun anayasal ilkeleri gözeterek kamu görevlilerinin çalışma koşullarını belirlemede takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu açıdan kurallar kapsamında kamu görevine iade edilen kişilerin de mevcut statülerinin korunması suretiyle idari teşkilatta farklı birimlerde istihdam edilmeleri söz konusu olabilir. Ancak iade kararıyla hukuka aykırı olarak uygulanan kamu görevinden çıkarma tedbirinin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması başka bir ifadeyle tedbir hiç uygulanmamış gibi kişilerin önceki kazanımlarının dikkate alınması gerektiği hâlde bu kişilerin idari teşkilat içindeki mevcut kadrolarının, unvanlarının, rütbelerinin kısacası bu kapsamdaki kazanılmış haklarının gözardı edilerek farklı bir statüde atanmalarına imkân tanınmaktadır.
475. Ayrıca kurallarda kamu görevine iade edilen kişilerin yeniden atanmalarında ilgili bakanın hangi ölçütlere göre değerlendirme yapacağına ilişkin bir belirlilik de bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilgili bakana tanınan yetkinin kapsam ve sınırlarının açık, net ve anlaşılır olmaması nedeniyle göreve iade edilen personelin eski kadro, rütbe veya unvanına göre atanıp atanmayacağı hususunda idareye geniş bir takdir yetkisi verildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle kurallar kapsam ve sınırları itibarıyla idarenin keyfî uygulamalarını önleyecek niteliği haiz değildir. Dolayısıyla kurallar kapsamında göreve iade edilen kişilerin önceki mesleki unvan, kadro ve rütbelerinin ortadan kaldırılarak tamamen farklı bir statüde görevlendirilmeleri için ilgili bakana bu denli geniş yetki tanınmasının kamu düzeninin sağlanması ve kamu yararı amacını gerçekleştirmek bakımından zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği söylenemez.
476. Bunun yanında ilgili bakan kararına karşı idari yargıda açılacak iptal davasında bakanın yapacağı değerlendirmeyle ilgili herhangi bir ölçütün tespit edilmemesi, etkin bir yargısal denetimin yapılması imkânını da ortadan kaldırmaktadır.
477. Ayrıca kurallarda, kamu görevine iade edilen personelin aynı statüde ilgili bakanlıkların başka birimlerinde farklı görev ve sorumluluklarla istihdam edilmesi mümkün olduğu hâlde bunların kazanılmış haklarının gözardı edilmesi suretiyle söz konusu bakanlıkların araştırma merkezlerinde istihdam edilmelerini gerektirecek kabul edilebilir ölçüde hukuki ve fiilî zorunluluklar gösterilmemiştir. Bu nedenle görevine iade edilen personelin ilgili bakana tanınan sınırları belirsiz bir yetkiyle eski kadro, rütbe veya unvanın ortadan kaldırılarak araştırma merkezlerine atanmasına imkân tanınmasının, kamu yararı ve kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından gerekli olduğu söylenemez.
478. Bu itibarla terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatları bulunmadığı tespit edilerek görevlerine iade edilen personelin farklı bir statüde atanmalarını imkân tanıyan kurallar nedeniyle öngörülen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olduğu ileri sürülemez.
479. Öte yandan kurallar kapsamında kamu görevinden çıkarılıp haklarında mahkemeler tarafından göreve iade mahiyetinde karar verilenler ile Komisyon tarafından başvurunun kabulü kararı verilenlerle ilgili yapılacak işlemde MGK kararına atıf yapılması, bu kişilerin terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üye veya mensup oldukları gerekçesiyle kamu görevinden çıkarıldıklarının belirtilmesi nedeniyle maddenin (1) numaralı fıkrasında yer alan “… Milli Güvenlik Kurulunca…” ve “…üyeliği, mensubiyeti veya…”ibarelerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
480. 7145 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle 3713 sayılı Kanun’a eklenen ek 4. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin “…ile Milli Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ve iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılanların…” bölümünde yer alan“…Milli Güvenlik Kurulunca…” ve“…üyeliği, mensubiyeti ve…” ibarelerinin Anayasa’ya uygunluk denetiminde açıklanan gerekçeler uygun olduğu ölçüde dava konusu kurallar yönünden de geçerlidir.
481. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13., 20., 36., 38. ve 118. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
...
b. Maddenin Kalan Kısmı
482. 7075 sayılı Kanun’un 10/A maddesinin dava konusu (2) numaralı fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri ile dava konusu (3) ila (12) numaralı fıkralarında anılan maddenin (1) numaralı fıkrası ile (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi gereğince kamu görevine iade edilip eski kadro, rütbe veya unvanına atanması uygun görülmeyerek Millî Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı bünyelerinde kurulan araştırma merkezlerinde istihdam edilmelerine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
483. Maddenin (1) numaralı fıkrası ile (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin iptalleri nedeniyle maddenin kalan kısmının uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle söz konusu cümle ve fıkralar 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu cümle ile fıkralar yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Anayasa Mahkemesinin 3/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
23. Başvurucular; zati demirbaş silahlarını bedelini ödeyerek aldıklarını, OHAL Komisyonu kararı ile kamu görevine iade edildikten sonra kamu görevinden çıkarmanın tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalkmış sayıldığını, bedelini ödeyerek aldıkları silahlarının geri verilmesine ilişkin açtıkları davaların haksız şekilde reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucular, mülga Yönetmelik'e göre 10 hizmet yılını tamamladıktan sonra meslekten veya memuriyetten ayrılanlara dahi satışı yapılan tabancanın geri alınamadığını, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olmadıkları tespit edilerek kamu görevine iade edilmelerine rağmen silahlarının geri verilmemesi nedeniyle toplum önünde hala suçluymuş gibi gösterildiklerini, dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, kendileri ile aynı durumda olan bir kısım personele zati demirbaş silahlarının iade edildiğini belirterek eşitlik ilkesinin, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
24. Bakanlık görüşünde; başvurucuların silah ruhsatlarının iptal edilmesi ve el konulan silahların kendilerine iade edilmemesi yönündeki tedbirin kamu güvenliğini gözeten meşru bir amaç taşıdığı, şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmediği, bu sebeple kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulmadığı, dolayısıyla bireysel başvuruya konu edilen yargılamalarda verilen davaların reddi kararlarıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediği belirtilmiştir.
25. Başvurucu Emrah Yıldırım, Bakanlığın görüşüne karşı önceki beyanlarını tekrar etmiş olup diğer başvurucular beyanda bulunmamıştır.
B. Değerlendirme
26. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların şikâyetlerinin özü, zati demirbaş silahlarının iade talebinin reddine yöneliktir. Dolayısıyla başvurucuların bütün şikâyetleri mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
29. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda mülga Yönetmelik'in 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde tanımı yapıldığı üzere zati demirbaş silahlar; devlet malı olan silahken bedeli karşılığında kişilere satışı yapılan, görevleri süresince kişilerin taşımak ve kullanmak zorunda olduğu ancak emekli olup memuriyetten ayrıldıklarında kişilerin zati malı olacak silahtır. Dolayısıyla söz konusu silahların başvurucular için Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değer ifade ettiğinde kuşku bulunmamaktadır.
b. Müdahalenin Varlığı ve Türü
30. Başvurucuların görevden uzaklaştırılmaları nedeniyle alınan silahlarının genel idare hizmetleri sınıfına atanmalarından sonra iade edilmemesi mülkiyet haklarına müdahale teşkil etmiştir. Mülkiyetin kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin müdahalenin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.
c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62). Bu bağlamda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
33. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Ford Motor Company [2. B.], B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49).
34. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
35. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan [2. B.], B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince erişilebilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).
36. Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verilen 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesinin (1) numaralı fıkrasında genel kolluk kuvveti personeli hakkında Komisyon tarafından verilen kamu görevine iade kararlarının uygulanmasının usul ve esaslarının düzenleneceği, buna göre devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum, gruplara ya da terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden, meslekten veya görevden çıkarılan ya da ilişiği kesilen Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfına tabi olanlardan haklarında göreve iade mahiyetinde karar verilenler ile Komisyon tarafından başvurunun kabulü kararı verilenlerden eski kadro, rütbe veya ünvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenlerin İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan araştırma merkezlerinde istihdam edilecekleri düzenlenmiştir (bkz. § 15). Nitekim başvurucular da emniyet hizmetleri sınıfı görevlerinden çıkarılmış, sonrasında kamu görevlerine iade edilmiş ancak eski görevleri yerine İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Araştırma Merkezi Müdürlüğünde genel idare hizmetleri sınıfına memur olarak atanmıştır.
37. Başvurucular OHAL Komisyonu kararı ile kamu görevine iade edilmelerinin ardından bedelini ödeyerek satın aldıkları zati demirbaş silahlarının iadesi için İdareye başvurmuşlar, İdare tarafından başvuruların reddine karar verilmiştir. İdarece ret kararlarında genel idare hizmetleri sınıfına memur olarak atamalarının yapılması nedeniyle zati demirbaş silahın verilemeyeceği, bedeli tahsil edilmişse bedelinin ödenebileceği belirtilmiş; başkaca bir gerekçeye yer verilmemiştir.
38. Başvurucuların anılan işlemlere karşı açtığı davalarda İdarenin silahların iadesinin reddi işlemlerinin iptaline hükmedilmiş, ancak Bölge İdare Mahkemesince anılan kararlar kaldırılarak davaların reddine karar verilmiştir. Hem idare mahkemeleri hem de Bölge İdare Mahkemesi kararlarını başvurucuların atama işlemlerine karşı açtıkları iptal davalarının sonucuna dayandırmıştır. Gerekçelerde 6136 sayılı Kanun'un ek 8. maddesine göre başvurucuların emniyet hizmetleri sınıfında bulunmaması nedeniyle zati demirbaş silahlarının başvuruculara iade edilemeyeceğini değerlendirmiştir.
39. Gerekçelerde ayrıca 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesinin (6) numaralı fıkrası gereğince araştırma merkezi müdürlüğüne atanan personelin önceki statülerinden kaynaklanan rütbe, ünvan, kimlik ve sosyal haklarını kullanamayacağının düzenlendiği; başvurucuların emniyet hizmetleri sınıfı içinde yer alan ve önceki statüsü olan polis memurluğundan doğan zati demirbaş silah hakkından yararlanamayacakları ifade edilmiştir.
40. 6136 sayılı Kanun'un ek 8. maddesinde yer alan düzenleme zati demirbaş silahın satılmasına ilişkin olup Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermilerin emniyet hizmetleri sınıfı personeline, görevlerinde kullanmak üzere bedeli karşılığında zati demirbaş silah olarak satılacağını düzenlemiştir. Başvurucular emniyet hizmetleri sınıfında göreve başladıklarında zati demirbaş silahlarını bedelini ödeyerek satın almışlardır. Uyuşmazlık konusunu başvurucuların zati demirbaş silahlarını satın alma koşullarının bulunup bulunmadığı değil görevden uzaklaştırılmaları nedeniyle alınan silahların kamu görevine iade edilmeleri durumunda kendilerine geri verilip verilmeyeceği oluşturmaktadır.
41. Bölge İdare Mahkemesi ret kararlarını karar tarihinde yürürlükte bulunan ancak sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesinin (6) numaralı fıkrasına da dayandırmış, söz konusu düzenlemede araştırma merkezi müdürlüğüne atanan personelin önceki statülerinden kaynaklanan rütbe, ünvan, kimlik ve sosyal haklarını kullanamayacağının belirtildiğini, başvurucuların da önceki görevdeki statülerinden kaynaklanan zati demirbaş silahlarından yararlanamayacağını değerlendirmiştir. Anılan düzenlemede önceki statüden kaynaklanan rütbe, ünvan, kimlik ve sosyal haklardan söz edildiği ancak zati demirbaş silah ile ilgili bir bilgiye yer verilmediği anlaşılmaktadır.
42. Öte yandan 6136 sayılı Kanun'un ek 8. maddesinde satılan silahların ayrılma, ihraç ve benzeri sebeplerle geri alınma usul ve esaslarının çıkarılan yönetmeliklerle belirleneceği ifade edilmiştir. Mülga Yönetmelik'in 11. maddesinin ikinci fıkrasında ihraç hâli dışında, 20 hizmet yılını doldurduktan sonra görevden veya memuriyetten ayrılanlardan silahının geri alınamayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise 10 hizmet yılını tamamladıktan sonra meslekten veya memuriyetten ayrılanların, ayrılış tarihindeki tabanca satış bedelinin %50'sini defaten ödedikleri takdirde satışı yapılan tabancanın geri alınmayacağı belirtilmiştir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında asaleti tasdik olduktan sonra emniyet hizmetleri sınıfından başka hizmet sınıflarına aktarılanlardan, ayrılış tarihindeki tabanca satış bedelinin %100'ünü daha peşin olarak ödedikleri takdirde, silahının geri alınamayacağı açıklanmıştır. Mülga Yönetmelik'in 12. maddesinde ise açığa alınma, görevden uzaklaştırma ve benzeri hâllerde personelin tabancasının birimince geçici olarak alınıp muhafaza edileceği ancak bu hâller meslekten çıkarılmayı gerektirdiğinde tabancanın geri verilmeyeceği kabul edilmiştir. Söz konusu mülga Yönetmelik hükümleri incelendiğinde memuriyetten ayrılma durumunda dahi belli şartlar altında zati demirbaş silahın geri alınamayacağı ancak meslekten çıkarılmayı gerektiren hâllerde silahın geri verilmeyeceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olaya uygulanabilecek açık bir düzenlemenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
43. Bölge İdare Mahkemesi kararlarının gerekçelerinde zati demirbaş silah sahibi olmak için başvurucuların emniyet hizmetleri sınıfında bulunması gerektiği, başvurucuların genel idare hizmetleri sınıfına atanmaları nedeniyle bu koşulun somut olaylarda gerçekleşmediği değerlendirilmiş ise de mülga Yönetmelik'te yer alan düzenlemeler incelendiğinde görevden ayrılma ya da başka hizmet sınıfında görev alma hâllerinde dahi bazı durumlarda silahın geri alınmayabileceğine ilişkin hükümlerin yer aldığı görülmektedir. Dolayısıyla başkomiser, komiser yardımcısı ve polis memuru olarak görev yapmaktayken başvurucuların KHK ile kamu görevinden çıkarıldıklarında zati demirbaş tabancalarının geri alınması işlemlerinin kanuna dayandığı açık ise de sonrasında farklı bir hizmet sınıfında da olsa kamu görevine dönmüş olan başvuruculara zati demirbaş tabancalarının geri verilmemesi işlemlerinin açık bir düzenlemeye dayanmadığı kanaatine varılmıştır.
44. Bu bilgiler ışığında başvuru konusu olay değerlendirildiğinde kamu görevine iade edilen başvurucuların bedelini ödeyerek satın aldığızati demirbaş silahlarının mülga Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak iade edilmemesinin kanuni dayanağının olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvuruya konu müdahalenin kanunilik koşulunu sağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
46. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
47. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
48. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (E) sütununda yer alan bölge idare mahkemesine iletilmek üzere ekli listenin (D) sütununda yer alan idare mahkemelerine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Ekli listenin (F) sütununda belirtilen harçlar ile (H) sütununda belirtilen vekâlet ücretlerinin listede gösterildiği şekilde başvuruculara ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.