|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Mutlu ALAF
|
|
Başvurucu
|
:
|
Güray AYDIN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada talebin daha sonra artırılan kısmının zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucunun iş akdi 7/6/2012 tarihinde feshedilmiştir. Başvurucu 10/12/2012 tarihinde fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, prim alacağı için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak işçilik alacaklarının tazminine ilişkin dava açmıştır. İstanbul 16. İş Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada 16/1/2014 tarihinde bilirkişi raporu ve 20/1/2015 tarihinde bilirkişi ek raporu dosyaya sunulmuştur.
3. Başvurucu, rapora karşı itirazlarını sunmuş daha sonra başvurucunun itirazları dikkate alınarak inceleme yapılmak üzere dosyanın iki kişilik bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir. 10/9/2015 tarihli duruşmada sunulan rapora karşı tarafların itirazları da karşılanmak suretiyle dosyanın aynı bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 27/1/2016 tarihli duruşmada ek bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerine yazılı beyanda bulunmak üzere süre verilmesine karar verilmiştir. 14/4/2016 tarihli duruşmada başvurucunun rapora karşı itirazları dikkate alınarak bilirkişi heyetine elektronik ve bilgisayar konusunda uzman bilirkişi eklemek suretiyle rapor alınmasına karar verilmiştir. 16/11/2017 tarihli duruşmada yeniden rapor aldırılması taleplerinin reddine, celse arasında başvurucu talep artırım dilekçesi sunarsa bunun karşı tarafa tebliğine karar verilmiştir.
4. Başvurucu 5/1/2018 tarihinde "Talep artırım dilekçemizin sunumudur." konulu dilekçeyle talep miktarlarını artırmıştır. 27/3/2018 tarihli duruşmada Mahkeme; yıllık izin ücreti alacağı talebinin reddine, prim alacağının ve fazla mesai alacağının kısmen kabulüne karar vermiştir.
5. Davanın tarafları, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu; istinaf dilekçesinde reddedilen kısımlar yönünden hatalı değerlendirmeler yapıldığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu ileri sürmüştür.
6. İstinaf talebini inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 7/10/2021 tarihli kararıyla Mahkeme kararını kaldırmıştır. Kararın gerekçesinde başvurucunun davasını açıkça kısmi dava olarak açtığını, belirsiz alacak olarak kabulünü gerektiren bir ifade veya talep bulunmadığını, davanın kısmi dava olarak görülüp sonuçlandırılması ve zamanaşımının dikkate alınmasının mümkün olduğunu değerlendirmiştir. Gerekçenin devamında yıllık izin ücreti alacağı yönünden dava dilekçesinde talep edilen 2.000 TL'nin ve prim alacağı yönünden 5.000 TL'nin kabulüne, bu alacaklar yönünden fazlaya ilişkin talebin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Fazla mesai alacağı yönünden de 44.821,13 TL alacağa hükmetmiştir.
7. Başvurucu, nihai hükmü 25/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 27/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
8. Başvurucu; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, talep artırım dilekçesi sunduğunu, ıslah dilekçesi sunmadığını, hukukun hatalı uygulanarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yargılamanın toplam 8 yıl 9 ay 27 gün sürdüğünü, alacak davasının bir an için kısmi olduğu kabul edilse bile defalarca rapor aldırılması nedeniyle talep artırım dilekçesini ancak sunabildiğini, yargılama makul sürede bitmiş olsaydı yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımına uğramasının söz konusu olmayacağını beyan etmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
9. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
10. Somut olayda bir kısım işçilik alacağının zamanaşımından dolayı reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.
11. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinin son fıkrasında ücret alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının olduğu anlaşılmıştır.
12. Hukuki işlem ve kuralların sürekli dava tehdidi altında olması hukuk devletinin unsurları olan hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkı ile hukuki güvenlik ve istikrar gerekleri arasında makul bir denge gözetilmelidir (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015). Dava açılmasının belli bir süre koşuluna bağlanmasının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ile mahkemeye erişim hakkı arasında makul bir denge kurulması amacına yönelik olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple dava hakkının beş yıllık zamanaşımı koşuluyla sınırlandırılmasının meşru bir amaca yönelik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
13. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
14. Öncelikle eldeki başvuruda elverişlilik ve gereklilik yönünden tartışılması gereken bir husus bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken husus müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.
15. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
16. Dava açmayı imkânsız kılacak ya da aşırı zorlaştıracak ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvurma için belli sürelerin öngörülmesi hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve tek başına bu durum mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz [2. B.], B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27). Bu nedenle usul kurallarını uygularken mahkemelerin yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten ve kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak aşırı esneklikten kaçınması gerekir (Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
17. Başvuru konusu olayda başvurucunun iş akdi 7/6/2012 tarihinde sonlandırılmıştır. Başvurucu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak işçilik alacaklarına ilişkin 10/12/2012 tarihinde dava açmıştır. Mahkeme, başvurucunun alacak taleplerine ilişkin olarak 16/1/2014, 20/1/2015, 5/8/2015, 15/1/2016 ve 3/7/2017 tarihli bilirkişi raporları almış; başvurucu 5/1/2018 tarihinde bilirkişi raporunda belirlenen miktarı dikkate alarak alacak taleplerini artırdığını ifade eden talep artırım dilekçesi sunmuştur. Mahkeme, başvurucunun talep artırım dilekçesini ıslah olarak değerlendirmiş ve davalı tarafın zamanaşımı defini dikkate alarak prim alacağının artırılan kısmı yönünden talebi reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise başvurucunun davasını açıkça kısmi dava olarak açtığı, belirsiz alacak olarak kabulünü gerektiren bir ifade veya talep bulunmadığından davanın kısmi dava olarak görülüp sonuçlandırılması ve zamanaşımının dikkate alınması gerektiği tespitinde bulunmuştur. Devamında yıllık izin ücreti alacağı yönünden de davanın kısmen kabulüne karar vermiş, kabul edilmeyen kısım yönünden ise talebin beş yıllık zamanaşımına uğradığını belirlemiştir. Prim alacağı bakımından ise Mahkeme gibi değerlendirme yapmış ve artırılan kısım yönünden alacağın zamanaşımına uğradığı sonucuna varmıştır.
18. Uyuşmazlığın işçilik alacağından kaynaklandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Davaya konu işçilik alacakları için zamanaşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüştür.
19. Anayasa Mahkemesi, zararın tamamının yargılamanın başlangıcında bilinmesinin başvurucudan beklenemeyeceği durumlarda yani davaya konu zararın tespit edilmesinin belli bir uzmanlık gerektirmesi ve mahkemenin de bilirkişi incelemesiyle alacağın miktarını belirleyebildiği uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin başlangıcının davanın açıldığı tarih dikkate alınarak davanın ıslah ile artırılan kısmının reddedilmesinin başvurucuya ağır bir külfet yüklediğini kararlarında ifade etmiştir. Nitekim bu durumun başvurucunun bilirkişi raporuyla belirlenen tazminat tutarının tamamını talep edebilme imkânını ortadan kaldıran orantısız bir müdahale olduğunu da vurgulamıştır (benzer değerlendirmeler için bkz. Çetin Akboğa [GK], B. No: 2019/430, 23/3/2023, §§ 73-74; Hüseyin Berat Şengül [2. B.], B. No: 2019/22031, 10/7/2024, §§ 22-46).
20. Somut olayda başvurucunun iş akdinin feshi nedeniyle açtığı alacak davasında alacak miktarlarının davanın açıldığı tarihte belirli olmadığı, bu hususların yargılama sırasında olaya ilişkin alınan bilirkişi raporları neticesinde öğrenildiği görülmüştür. Nitekim uyuşmazlığa ilişkin olarak beş ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Teknik hesaplama gerektiren uyuşmazlık konusu alacak miktarı belirlendikten sonra başvurucu talep artırım dilekçesi sunmuş, dava konusu alacak talebini artırmıştır. Birçok defa bilirkişi raporunun alındığı davada davaya konu söz konusu alacak kalemlerinin başvurucu tarafından bilinebilir olmamasına rağmen Mahkemenin ıslah olarak nitelendirdiği talep artırım dilekçesi ile artırılan bir kısım alacak yönünden başvurucunun talebini zamanaşımı gerekçesiyle reddetmesi başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemiştir. Başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla karşılaştırıldığında orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
25. Başvurucu; ihlalin tespiti ve 11.691,49 TL maddi, 90.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
27. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesine (E.2018/1851, K.2021/1980) iletilmek üzere İstanbul 16. İş Mahkemesine (E.2012/670, K.2018/168) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 487,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.