logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Sadık Benli [1. B.], B. No: 2022/102477, 11/3/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SADIK BENLİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/102477)

 

Karar Tarihi: 11/3/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan y.

:

Recai AKYEL

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Sadık BENLİ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucunun kişisel verilerin işlenmesine dair bilgi talebinin reddine ilişkin idari işlemin iptali talebiyle açtığı davanın dava ehliyeti yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği mahkûmiyet kararı, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13/10/2021 tarihli düzelterek onama kararıyla kesinleşmiştir.

3. Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) kalan başvurucu; Olağanüstü Hal İnceleme Komisyonu kararında kendisine ait telefon hattı üzerinden ByLock programı kullanarak diğer örgüt üyeleriyle iletişime geçtiği yönünde tespit bulunduğunu belirterek 6/10/2020 tarihinde Emniyet Müdürlüğünden (idare), ByLock programı kullandığı hususunun hangi kurum tarafından hangi tarihtetespit edildiği, hangi mahkeme kararıyla telefonun incelendiği, tespitin kimler tarafından yapıldığı, anılan programın suç olduğuna dair yasal dayanakların ne olduğu hakkında bilgi verilmesini talep etmiştir. İdare talebin değerlendirmeye alınmadığını bildirmiştir. Başvurucu, bu defa Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna şahsına ait bilgi ve belgelerin verilmemesi işleminin kaldırılması talebiyle 6/11/2020 tarihinde başvurmuştur. Anılan başvuru da Kurul tarafından 8/12/2021 tarihinde reddedilmiştir. Kurul kararında; başvurucunun talebinin 9/10/2003 tarihli 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'nun "Bilgi Edinme Hakkının Sınırları" başlığında yer alan 16.,19. ve 20. maddelerinde bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğu belirtilen bilgi ve belgelerden oluştuğu, dolayısıyla talebin anılan Kanun kapsamında olmadığı vurgulanmıştır.

4. Başvurucu, bu kararın iptali istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesine (Mahkeme) 2/2/2022 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, talep ettiği şahsına ait bilgilerin Komisyon kararına esas teşkil ettiğini, hakkındaki davalarda savunma yapabilmek için bu bilgilerin verilmesini talep ettiğini belirterek adil yargılanma hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme 15/12/2022 tarihli ara kararı ile İnfaz Kurumundan başvurucuya vasi atanıp atanmadığı, atandıysa dava açma konusunda vasinin izninin olup olmadığı hususlarında bilgi talep edilmiştir.

5. Mahkeme 7/4/2022 tarihinde davanın ehliyet nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi ile anılan Kanun'un 14. maddesinde bulunan "...kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur." düzenlemeleri vurgulanarak ilgili mevzuata atıf yapılmıştır. Bu bağlamda ara kararı ile Ceza İnfaz Kurumundan vasiye ilişkin bilgi ve belgeler istendiği ancak ara karara cevap verilmediği belirtildikten sonra, hükümlü olan başvurucuya vasi atanması gerektiği, başvurucunun doğrudan dava açabilmesinin hukuken mümkün olmadığı vurgulanmıştır.

6. Başvurucu; hükümlü olduğu için kısıtlı sayılmasının dava açmasına engel teşkil etmediğini, ayrıca idareye başvuru tarihi itibarıyla hükümözlü olduğunu, talebine rağmen kendisine vasi atanmadığını, kurumların görevlerini yerine getirmemeleri nedeniyle hak kaybına uğratılmaması gerektiğini belirterek anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi 20/10/2022 tarihinde talebin reddine karar vermiştir.

7. Nihai karar başvurucuya 10/11/2022 tarihinde tebliğ edildikten sonra başvurucu 24/11/2022 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

8. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

10. Başvurucu; idareye başvuru tarihinde hükümözlü olduğu için dava açma ehliyetinin mevcut olduğunu, Mahkemenin ara kararına cevap verilmemesinin ve kendisine vasi atanmamasının ilgili kurumların görevlerine dâhil olduğunu ancak kurumların görevini yerine getirmemesinin sonuçlarının kendisine yüklenemeyeceğini, davanın usulden reddedilmesi nedeniyle bilgi edinme hakkının elinden alındığını belirtmek suretiyle adil yargılanma hakkı, özel hayata saygı hakkı ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan başvurucu, Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açtığı Mahkemenin başvurucuya vasi atanmadığını tespit etmesi üzerine, davanın ehliyet yönünden reddedildiği belirtilerek yargı mercilerinin söz konusu kararlarında hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardıkları sonucu gerekçelendirdikleri vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında iddialarını yinelemekle birlikte hakkındaki ceza yargılamasına ilişkin açıklamada bulunmuştur.

12. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere kişisel veri belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmektedir. (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; AYM, E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015).Öte yandan özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden inceleme yapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gerekli bir kişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir (E.Ü. [GK], B. No: 2016/13010, 17/9/2020, § 59). Somut olayda da başvurucunun iletişim bilgilerinin işlenmesine ilişkin bilgilerin kişisel veri kapsamında olduğu kuşkusuzdur.

13. Başvurucunun şikâyetlerinin özünün kişisel nitelikteki birtakım verilerin niteliğine ve işlenmesine ilişkin bilgi talebinin reddine dair idari işlemin iptali istemli davanın esasa girilmeyerek usulden reddedilmesine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Aşağıda ayrıntıları verilen Anayasa'nın 20. maddesinde kişisel verilere ilişkin -özellikle kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirmeye dair- özel güvenceler de gözetildiğinde başvurunun özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkından değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece yalnız kalma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisiyle ilgili bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin kendisine ilişkin herhangi bir bilginin rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati bulunmaktadır.(Serap Tortuk [1. B.], B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31, 32). Özel hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerin kişisel verilerinin korunması hakkı ise Anayasa'nın 20. maddesinde açık olarak düzenlenmiştir (Nurcan Belin [1. B.], B. No: 2014/14187, 10/1/2018, § 38).

16. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilmeyi, bu verilere erişmeyi, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etmeyi ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı ifade edilmiştir.( AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20; Nurcan Belin,§ 45). Anılan düzenleme kişilerin kendisi hakkındaki hangi verilerin kim tarafından, ne zaman ve hangi nedenle işlendiğini bilmesi, bu verileri düzeltme, sildirme gibi haklarını kullanmasını da mümkün kılmaktadır (Ümit Eyüpoğlu [2. B.], B. No: 2018/6161, 28/6/2022, § 50)

17. Özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bağlamında devletin -pozitif bir yükümlülük olarak- yetki alanında bulunan tüm bireylerin haklarını kamusal makamların yanı sıra diğer bireylerin eylemlerinden kaynaklanabilecek müdahalelere karşı yargısal tedbirler alma yükümlülüğü bulunmaktadır. (Ömür Kara ve Onursal Özbek [2. B.], B. No: 2013/4825, 24/3/2016, §§ 45, 46; Erol Kumcu [2. B.], B. No: 2015/18988, 9/5/2019, §§ 32, 33;E.Ü., § 65).

18. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Bu kapsamda uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun ve usul yönünden güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini ve bu yargılamalarda temel haklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilip gözetilmediğinin denetlenmesini gerektirir (Ömür Kara ve Onursal Özbek, §§ 47-50; Alper Erarslan [GK], B. No: 2018/16857, 29/9/2022, § 28; H.Ö.,§ 40).

19. Söz konusu yükümlülükler, yakın tehlikelere karşı kişilerin özel hayatlarının bir parçası olan kişisel verilerinin korunmasını ve devam eden haksız müdahalelerin durdurulmasını sağlayabilmelidir. Ayrıca müdahalenin kaynağı olan işlemler, eylemler veya ihmaller konusunda kişilere etkili bir karşı çıkma ve oluşan zararların tazmin edilebilmesi için telafi etme imkânı tanımalıdır. Bu imkân ise ancak etkili bir başvuru yolunun mevcut olması ile mümkündür (Meral Danış Beştaş (3) [2. B.], B. No: 2017/34087, 13/10/2020, § 36).

20. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese, hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47).

21. Somut başvuruda başvurucunun 4721 sayılı Kanun'un 407. maddesi kapsamında vasi atanmaması nedeniyle dava ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davası reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 tarihli ve E.2022/105, K.2023/54 sayılı kararıyla 4721 sayılı Kanun'un 407. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan "1. Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. 2.Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür" şeklindeki düzenlemeyi iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu düzenlemeyle özel hayata saygı hakkına ve mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesi kapsamında ölçüsüz olduğunu kabul etmiştir. (ayrıca Anayasa Mahkemesinin anılan düzenlemeyi mahkemeye erişim yönünden değerlendirdiği ve hükümözlü mahpuslar yönünden uygulanmasının kanuni dayanağının bulunmadığı yönündeki kararı için bkz. Mustafa Akbulut [1. B.], B.No: 2020/34827, 17/7/2024).

22. Anılan kararda kuralın bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmaları nedeniyle ceza infaz kurumunda cezasını çeken kişilerin şahsen ve mal varlıkları yönünden korunmalarının sağlanmasıyla hak ve menfaatlerinin zarar görmesinin engellenmesi amacına ulaşma bakımından elverişsiz olmadığı, bununla birliktebu kişilerin ayırt etme gücünü haiz ve herhangi bir vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları belirtilmiştir. Bu bağlamdakuralla hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmadığı vurgulanmıştır. Dolayısıyla kuralla ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığı belirtilerek kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/3/2023, § 30-32).

23. Somut olayda da başvurucunun özel hayatına ilişkin bir kısım verilerin nasıl elde edildiğine ve işlendiğine dair bilgi verilmesi talebiyle İdareye başvurduğu, talebin reddi üzerine dava açtığı görülmüştür. Yukarıda aktarıldığı üzere Anayasa'nın 20. maddesinin kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilmeyi talep etme hakkını da anayasal güvence altına aldığı vurgulanmalıdır. Ancak Mahkemenin anılan anayasal güvenceyi ve davanın niteliğini de gözetmek suretiyle, ergin ve ayırt etme gücüne haiz olduğu anlaşılan başvurucunun şahsi haklarının korunması bağlamında vasi atanmasına gerek olup olmadığına dair bir değerlendirme yapmadan doğrudan4721 sayılı Kanun'un 407. maddesindeki düzenlemeyi uyguladığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte Mahkemenin vasi atanıp atanmadığına ilişkin ara kararına idarenin cevap vermemesi üzerine, idarenin görevini yapmasını sağlamaya ve davayı ayakta tutmaya yönelik herhangi bir işlem yapmadan davayı reddettiği de görülmüştür.

24. Bu durumda yukarıda belirtilen iptal kararının gerekçesibağlamında, dava tarihi itibarıyla hükümlü olan başvurucuya vasi atanmasının somut olaya göre değerlendirilmeksizin zorunlu görülerek davanın ehliyet nedeniylereddine karar verildiği gözetildiğinde, Mahkemenin kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde hareket etmediği, kararın bu kapsamada ilgili ve yeterli gerekçe içermediği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğün gerektirdiği şartların somut olayda yerine getirilmediği anlaşıldığından kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

26. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 1.500.000 TL manevi ve 3.000.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

29. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine (E.2022/267, K.2022/865) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesine (E.2022/949, K.2022/1326) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Sadık Benli [1. B.], B. No: 2022/102477, 11/3/2026, § …)
   
Başvuru Adı SADIK BENLİ
Başvuru No 2022/102477
Başvuru Tarihi 24/11/2022
Karar Tarihi 11/3/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hükümlü olan başvurucunun kişisel verilerin işlenmesine dair bilgi talebinin reddine ilişkin idari işlemin iptali talebiyle açtığı davanın dava ehliyeti yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi