logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Fatih Doğan [1. B.], B. No: 2022/102980, 11/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

FATİH DOĞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/102980)

 

Karar Tarihi: 11/2/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucu

:

Fatih DOĞAN

Vekilleri

:

Av. Fatma Dilşat ÖZTÜRK GÖZELLİK

 

 

Av. Sonay ATICI AKSOY

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, süresi içinde temyiz sebepleri bildirilmediği gerekçesiyle başvurucunun temyiz talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Kasten öldürme suçunu işlediği iddiasıyla Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamenin Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kabul edilmesiyle başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Mahkemenin 2/5/2018 tarihli kararıyla başvurucunun kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan yaş küçüklüğü sebebiyle indirimi de yapılarak 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Başvurucu, anılan karara karşı 28/5/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucunun istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) tarafından duruşma açılmak suretiyle incelenmiş ve Mahkeme hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmuştur. Ceza Dairesi kararının hüküm fıkrasında kanun yoluna ilişkin şu hususlara yer verilmiştir:

"Suça sürüklenen çocuk ve müdafinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı ...'ın katılımı ve mütalaaya uygun olarak,

...

Suça sürüklenen çocuk hakkında kan gütme saikiyle öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi; tutuklu veya hükümlü bulunanlar bakımından ise cezaevi idaresine bir dilekçe verilmesi veyahut zabıt katibine veyahut ceza ve tutukevi müdürüne beyanda bulunup tutanak tutulması suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi'ne temyiz kanun yolu açık olmak üzere 07/12/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, şekli ve süresi anlatıldı."

4. Başvurucu müdafii, hükmün yüze karşı açıklanmasından (tefhimden) itibaren süresinde 17/12/2018 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunmuştur. Ceza Dairesi, gerekçeli kararı başvurucu müdafiine 16/1/2019 tarihinde tebliğ etmiştir. Başvurucu müdafii 31/1/2019 tarihinde temyiz sebeplerini gösterir ek dilekçeyi Ceza Dairesine sunmuştur.

5. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, temyiz sebeplerini gösterir dilekçenin 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 295. maddesinde belirtilen yedi günlük yasal süre geçtikten sonra sunulduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca temyiz talebinin reddine karar vermiştir.

6. Nihai kararı 5/12/2022 tarihinde öğrenen başvurucu 6/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

7. Başvurucu; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen yedi günlük kanuni sürede gerekçeli temyiz dilekçesini sunması gerektiğinin, aksi takdirde temyiz talebinin reddedileceğinin kendisine bildirilmediğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik kararlarına atıfta bulunularak mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir.

9. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

11. Başvurucunun yaptığı temyiz talebinin temyiz sebeplerini içeren dilekçeyi süresinde vermediği gerekçesiyle reddedilmesini konu alan Hüseyin Volkan Kurt ([GK], B. No: 2019/42687, 8/3/2023) kararında Anayasa Mahkemesi, mevzuat hükümleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay ceza dairelerinin kararlarını dikkate alarak mahkemeye erişim hakkı bağlamında değerlendirmelerde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığını üç aşamalı inceleme yöntemi çerçevesinde değerlendirmiştir: Başvurucunun temyiz sebeplerini bildirmemesi nedeniyle temyiz talebinin reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesine dayandığı görülmüştür. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının olduğu anlaşılmıştır. Süresi içinde temyiz sebeplerini içeren dilekçenin sunulmaması nedeniyle temyiz talebinin reddedilmesi ile temyiz mahkemelerinin içtihat mahkemesi olma fonksiyonuna uygun olarak gereksiz yere meşgul edilmemesinin ve böylelikle nitelikli talepler üzerinde yoğunlaşmasının temin edilmesini amaçladığına işaret edilmiştir. Bu çerçevede, müdahalenin meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anılan kararda ölçülülük ilkesi yönünden ise özellikle yeni sistemde temyiz kanun yoluna ilişkin usul kurallarının uygulanmasında Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu arasında yorum farklılıkları ortaya çıktığına dikkat çekilmiştir. Bu çerçevede kararlara karşı hangi kanun yoluna, ne şekilde ve ne sürede başvurulacağı ile bu başvuruların sonuçlarına dair eksik veya yanıltıcı bilgilendirmelerin yapıldığı durumlarda, sürelerin ne zaman ve hangi şartlarda başlayacağı konusunda uygulama birliğinden söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Yargı mercileri arasındaki bu tür farklı uygulamaların taraflar açısından kanunun öngörülebilirliği ve hukuki güvenlik ilkesi bakımından ciddi sorunlara yol açtığı ifade edilmiştir (Hüseyin Volkan Kurt, §§ 11-29, 34-55).

12. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi, başvurucuya yalnızca temyiz için öngörülen genel nitelikteki on beş günlük süreye ilişkin ihtarda bulunmuş ancak 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz sebeplerini içeren ek dilekçe verilmesi gerektiği yönünde bir bilgilendirme yapmamıştır. Diğer bir ifadeyle temyiz süreci bir bütün olarak değerlendirilmemiş, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini ihtiva eden ek dilekçe vermesi konusunda başvurucu eksik bilgilendirilmiştir. Buna rağmen eksik bilgilendirme içeren karara karşı süresi içinde gerekçe sunmayan başvurucunun temyiz talebi reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tür ağır bir müdahalenin varlığı hâlinde mahkemelerin dengeleyici tedbirler alma yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamıştır. Özellikle temyiz sebeplerinin zamanında sunulmamasının sonuçları hakkında ilgilinin açıkça bilgilendirilmesi gibi önlemler alınmadan doğrudan ret kararı verilmesinin mahkemeye erişim hakkını güçleştirdiği ve başvurucuya aşırı külfet yüklediği için orantısız olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır (Hüseyin Volkan Kurt [GK],§§ 45-56).

13. Nitekim 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile konu hakkındaki ilgili mevzuatta değişiklik yapılmıştır. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 291. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün" ibaresi "hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece temyiz başvurusunda sürenin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı ve iki hafta olduğu öngörülmüştür. Ayrıca 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik ile 5271 sayılı Kanun'un 295. maddesinin tamamının yürürlükten kaldırılması ile temyiz başvurusundaki süre ve usule ilişkin yedi ve on beş günlük ayrıma son verilmiş, böylelikle uygulamada oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.

14. Bu başvuruda da Hüseyin Volkan Kurt kararındaki değerlendirmelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum söz konusu değildir.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

16. Başvurucu, ek olarak eksik ve hatalı değerlendirme ile verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle adil yargılanma ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mevcut başvuruda ulaşılan sonuç ve uygun görülen giderim gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada ilgili mahkemelerce başvurucunun yargılamanın esasına ilişkin diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından başvurucunun eldeki başvuruda değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkı, Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

17. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesinden şikâyet etmiştir. Başvurucunun anılan iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023), Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

18. Başvurucunun suç isnadına bağlı tutmanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32), Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020, §§ 47-70) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca başvurucunun mahkûmiyete bağlı tutmanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ç.Ö. ([GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 27-53) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

III. GİDERİM

19. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

20. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

21. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

22. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmayıp başvurucu da yeterli bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların süre aşımı ve açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Yargıtay 1. Ceza Dairesine iletilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine (E.2018/3256, K.2018/2466) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Fatih Doğan [1. B.], B. No: 2022/102980, 11/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı FATİH DOĞAN
Başvuru No 2022/102980
Başvuru Tarihi 6/12/2022
Karar Tarihi 11/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, süresi içinde temyiz sebepleri bildirilmediği gerekçesiyle başvurucunun temyiz talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) Süre Aşımı
Mahkumiyete bağlı tutma Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Mahkemeye erişim hakkı İhlal Yeniden yargılama
Masumiyet karinesi (Ceza) İncelenmesine Yer Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi