logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Muharrem Esina [2. B.], B. No: 2022/15791, 7/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MUHARREM ESİNA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/15791)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

Muharrem ESİNA

Vekili

:

Av. Gülhan KAYA AĞAOĞLU

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının, ceza davasında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Sultangazi ilçesinde bulunan Gazi Mahallesi'nde 15/2/2016 tarihinde gerçekleşen ateşli silahla yaralanma olayı sonrasında A.A.nın yaralanması nedeniyle kimlik bilgileri tespit edilemeyen şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştır.

3. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan ve 17/2/2016 tarihinde vefat eden A.A.nın üzerinde sahte olduğu anlaşılan polis rozeti bulunmuştur. A.A.nın babası C.A. olay sonrasında vermiş olduğu ifadesinde oğlunun vefat etmeden önce kendisine "...Baba beni siyasiler vurdu yanımda da tanıdık vardı." şeklinde beyanda bulunduğunu belirtmiştir.

4. Soruşturma konusu olayla ilgili olarak Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından olay günü "Aldığımız bilgiye göre Gazi'de MKP'ye [Maoist Komünist Partisi] bağlı partizan halk güçleri polisle işbirliği yapan birini ölümle cezalandırmıştır." şeklinde yapılan paylaşım üzerine Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın MKP terör örgütü bağlantısının araştırılması amacıyla soruşturmayı genişletmiştir.

5. Soruşturma kapsamında birçok işyerinden olay yerine ait güvenlik kamera görüntüleri araştırılmıştır. Kolluk görevlileri tarafından incelenen görüntü kayıtlarına göre maktul A.A.nın ve yanında bulunan bir kişinin üç kişi tarafından takip edildiği, bir süre sonra sokaktan çıkan iki kişinin maktulü durdurmaya çalıştığı, maktulün yanındaki kişinin kaçtığı, iki kişinin ise maktulü darbetmeye başladıkları, darp sonrasında şüphelilerden biri tarafından maktule ateş edildiği belirtilmiştir. Görüntüler doğrultusunda kolluk tarafından düzenlenen 5/4/2016 tarihli tutanakta, maktul A.A. ve yanındaki kişiyi takip eden kişilerin kimlik bilgileri U.G., S.Y. ve başvurucu olarak belirtilmiştir. Tutanakta ayrıca takipten sonra maktul A.A.yı darbeden kişilerin başvurucu ve U.G. olduğu, yine kavga esnasında maktule silahla ateş eden kişinin U.G. olarak tespit edildiği açıklanmıştır.

6. Kimlik tespitlerinin devam ettiği bu süreçte maktulün yanında bulunan kişinin de İ.S. olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda İ.S.nin bilgisine başvurulmuştur. İ.S. ifadesinde özet olarak maktulle birlikte Gazi Mahallesi'ne uyuşturucu madde almak için gittiklerini, bekledikleri esnada üç kişinin sürekli olarak kendilerini takip etmeye başladığını, bir süre yürüdükten sonra başka bir sokağa girdiklerinde iki kişinin kendilerine yönelik "Durun lan!" şeklinde bağırdığını, bağıran bu kişilerin kendilerini takip eden kişiler olduğunu anlayınca koşmaya başladıklarını, maktul A.A.nın başka istikamete gittiğini ve kısa süre sonra üç el silah sesi duyduğunu, eve gittiğinde A.A.nın vefat haberini aldığını beyan etmiştir. Kolluk görevlileri tarafından izletilen kamera görüntüleri doğrultusunda yapmış olduğu teşhis işleminde ise kendilerine "Durun lan!" şeklinde bağıran kişinin başvurucu olduğunu belirtmiştir. İ.S. ayrıca kendilerine bağıran kişinin yanında bulunan diğer kişiyi U.G., kendilerini sokakta takip eden üç kişiden sonuncusunu ise S.Y. olarak teşhis etmiştir.

7. Kolluk görevlileri ve Cumhuriyet savcısı huzurunda beyanları alınan S.Y., MKP isimli terör örgütüyle irtibatının bulunmadığını ve görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını ifade etmiştir. U.G. ise öldürme olayına katılmadığını, görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını, MKP'nin olay öncesinde gerçekleştirdiği eylemlere ilişkin görüntülerdeki kişinin de kendisi olmadığını beyan etmiştir.

8. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun 1996 yılında gerçekleştirilen gösteride molotofkokteyli attığı ve kamu aracını yaktığı şüphesiyle Marksist Leninist Komünist Partisine (MLKP) üye olma suçundan tutuklandığına dair evrakı soruşturma dosyasına eklemiştir. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda maktule iki adet mermi çekirdeği isabet ettiği, her iki yaralamanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.

9. Başvurucu, kolluk aşamasında susma hakkını kullanacağını beyan ederek ifade vermek istememiştir. Müdafi huzurunda Cumhuriyet savcısına vermiş olduğu beyanlarında ise örgütsel bir bağlantısının olmadığını, S.Y. ve U.G.yi tanıdığını ancak kendileriyle irtibatının bulunmadığını, olayın gerçekleştiği semtte oturması nedeniyle görüntülerde yer aldığını, teşhiste yer alan kişinin kendisi olmadığını ve olayla ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu, MLKP silahlı terör örgütüne üye olma ve tasarlayarak öldürme şüphesiyle 5/4/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

10. Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 6/4/2016 tarihli HTS analiz raporunda, başvurucuyla birlikte yargılanan sanıklar S.Y. ve U.G.nin olay öncesinde bir süre aynı baz istasyonlarından, sonrasında birbirine yakın ancak farklı istasyonlardan sinyal aldıkları ve sanık U.G.nin olay günü saat 20.44 itibarıyla maktulün önünü kesmek için girdikleri 1398 numaralı sokaktan sinyal aldığı belirtilmiştir.

11. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 26/7/2016 tarihli fezlekeyle başvurucunun MKP terör örgütüne üye olma ve örgüt adına kasten öldürme suçlarından cezalandırılması talep edilmiş ve soruşturma dosyası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir.

12. Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve tasarlayarak kasten öldürme suçundan cezalandırılması talebiyle 3/8/2016 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle gerçekleştirilen öldürme olayının MKP terör örgütü tarafından sosyal medya paylaşımıyla üstlenildiği, maktulün yanındaki İ.S.nin uyuşturucu madde almak için gittikleri Gazi Mahallesi'nde üç kişinin kendilerini takip ettiğini, bir süre sonra iki kişinin kendilerine "Durun lan!" şeklinde bağırdığını, kendisinin kaçtığını, kısa süre sonra üç el silah sesi duyduğunu beyan ettiği; kendilerini takip eden ve bağıran kişileri kamera görüntüleriyle teşhis ettiği belirtilmiştir. İddianamede ayrıca başvurucunun MLKP terör örgütüne üye olma şüphesiyle daha önceden tutuklandığı, başvurucu ve diğer şüpheliler S.Y. ve U.G.nin MKP terör örgütü adına hareket ettikleri ve maktulü uyuşturucu kullandığı iddiasıyla cezalandırmak amacıyla örgüt adına öldürdükleri, Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından yapılan "Aldığımız bilgiye göre Gazi'de MKP'ye bağlı partizan halk güçleri polisle işbirliği yapan birini ölümle cezalandırmıştır." şeklindeki paylaşıma göre olayın MKP tarafından üstlenildiği belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

13. İddianamenin kabulü ile açılan dava İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 15/8/2016 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip tutanağında başvurucu ve müştekinin hazır edilmesine yönelik işlem yapılmasına karar verilmiştir.

14. Yargılama yedi celsede tamamlanmıştır. Başvurucunun da katıldığı birinci celsede sanıklar S.Y. ve U.G. savunmalarını yaparak olayın gerçekleştiği mahallede oturdukları için kamera görüntülerinde yer almalarının doğal olduğunu, birbirlerini mahalleden tanıdıklarını ve öldürme eylemine katılmadıklarını ileri sürmüştür. Başvurucu ise müdafii ile görüşemediğini belirterek savunmasını sonraki celsede yapmak istediğini beyan etmiştir. Mahkeme; birinci celseyi başvurucuya savunmasını hazırlaması için süre verilmesi, maktulün yanında bulunan İ.S.nin tanık olarak dinlenmesi amacıyla zorla getirme müzekkeresi düzenlenmesi, kamera görüntüleri ile başvurucuya ait fotoğraflar üzerinde teşhise yönelik bilirkişi incelemesi ve yargılama konusu olayı MKP terör örgütünün üstlenip üstlenmediğine yönelik araştırma yapılması amacıyla ertelemiştir. Mahkeme ayrıca maktulün üzerinde ve eşyalarında başvurucu ve sanıklara ait DNA bulunup bulunmadığı yönünden adli rapor alınmasına da karar vermiştir.

15. Mahkeme, tanık İ.S.nin olay nedeniyle sanıklardan ve yakınlarından korktuğuna ve sanıkların bulundukları celseye katılmak istemediğine yönelik müracaatı üzerine duruşma günü beklenmeksizin İ.S.nin dinlenmesi amacıyla 14/10/2016 tarihinde resen ikinci celseyi açmıştır. Başvurucu ve müdafiinin yokluğunda beyanları alınan İ.S. ifadesinde; uyuşturucu madde satın almak amacıyla gittikleri sokakta bekledikleri esnada üç kişinin kendilerine bakmaya başladığını, bu kişilerden şüphelendikleri için kalktıklarını, sonrasında üç kişinin kendilerini takip etmeye koyulduğunu, bir süre sonra gözden kaybolduklarını ancak birkaç sokak ileride takip edenlerden ikisinin karşılarına çıktığını, içlerinden birisinin "Durun lan!" şeklinde bağırması üzerine kendisinin diğer sokağa doğru kaçtığını, ardından üç el silah sesi duyduğunu, taksiye binerek eve gittiğini ve sonrasında A.A.nın vurularak vefat ettiğini bir arkadaşından öğrendiğini beyan etmiştir. Soruşturma aşamasında yapmış olduğu teşhis işlemlerinin doğru olduğunu belirten İ.S. başvurucunun ve sanık U.G.nin kimlik bilgileri söylenmeksizin kendisine duruşmada gösterilen fotoğraflar üzerine, başvurucu ve U.G.nin vurulma öncesinde karşılarına çıkan iki kişi olduğunu belirtmiştir.

16. Üçüncü celse öncesinde Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabının sahibinin tespit edilemediğine ilişkin tutanak ile başvurucunun sunmuş olduğu 3/11/2016 tarihli yazılı savunma dilekçesi dosyaya gönderilmiştir. Diğer sanıkları aynı mahallede oturmaları nedeniyle tanıdığını ve buna bağlı olarak kamera açısına birlikte girmiş olabileceklerini beyan eden başvurucunun anılan dilekçesinin görüntü kayıtlarıyla ilgili kısımları ise şu şekildedir:

"... Görüntülerde olmam neyi değiştirir. Söz konusu görüntülerdeki şahıslar S.Y. ve U.G.yle görülmekteyim. Bu iki şahısla o gün aynı yolda yürümüş olabilirim. ... Tanık [İ.S.nin] ifadeleri çelişkilidir. Bir yerde bizim onları kaç metre mesafeyle sürekli takip ettiğimizi söylüyor. Bir yerde bizi gördükten sonra koşmaya başlayıp olay yerinden ayrıldığı, bir yer de bizi gördükten sonra biraz daha yürüyüp koşmaya başladığını söylüyor. Bir başka nokta olay yerinde benim 10 metre ötede geldiğimi ve nefes nefese olduğumu, yorulduğumu fark ediyor, acaba kaçarken o karanlık yerde benim nefes nefese olduğumu 10 metre öteden nasıl görüyor..."

17. Başvurucu; üçüncü celsede yapmış olduğu savunmasında ise MKP terör örgütü üyesi olmadığını, diğer sanıkları aynı yerde oturmaları nedeniyle tanıdığını, olayın gerçekleştiği güzergâhı eve gidip gelirken kullanmasına bağlı olarak kamera görüntülerinde yer alabileceğini belirtmiştir. Başvurucu müdafi 2014 yılındaki eylemden dolayı başvurucunun MLKP üyesi olduğunun kabul edilemeyeceğini, sosyal medya hesabının örgütsel bağlantısının ortaya konulamadığını ve celse arasında dinlenen tanığa soru soramadıklarını ileri sürmüştür. Aynı celsede dinlenen müşteki C.A. ise oğlu olan maktulün hastanede kendisine "...beni polis sanıp siyasiler vurdu." şeklinde sözler söylediğini beyan etmiştir.

18. Mahkeme 14/10/2016 tarihli celsede dinlenen tanık İ.S.nin beyanlarıyla birlikte görüntü izleme tutanağını duruşmada başvurucuya okumuştur. Başvurucu, okunan beyan ve görüntü tutanağına karşı "... Ben okunan deliller ile ilgili olarak cevaplarımı yazılı savunmamla verdim. Tanık olarak dinlenen [İ.S.] olayların olduğu bir bölgede uyuşturucu almak için beklerken korkmadığı halde mahkemeye gelmekten korktuğunu beyan ediyor, bu durumu anlayamıyorum." şeklinde anlatımda bulunmuştur. Başvurucu müdafi ise tanığa soru sorma hakkının engellendiğini ileri sürmüştür. Mahkeme, üçüncü celse sonunda verdiği ara kararıyla "[başvurucunun da aralarında bulunduğu] sanıkların savunmalarında güvenlik kamerası görüntülerindeki kişilerin kendileri olduklarını, ancak görüntülerin alındığı mahallede yaşadıkları için kameranın açısına girebileceklerini beyan ettiklerinden geçen celse 11 nolu ara kararı gereğince güvenlik kamerasındaki kişilerin sanıkları olup olmadığı hususunda rapor alınması şeklindeki ara kararından vazgeçilmesine" karar vermiştir.

19. Dördüncü celse öncesinde maktulde ve eşyalarında başvurucu ile sanıklara ait DNA profiline rastlanmadığına dair adli tıp raporu dosyaya gönderilmiştir. Mahkeme dördüncü celsede maktule ait birtakım eşyalar ile polis rozetine ilişkin gözlemini duruşma tutanağına aktarmıştır. Aynı celsede başvurucu müdafinin talebi doğrultusunda müşteki C.A.yı aradığı gerekçesiyle dinlenen tanık R.Ç. olayla ilgili bir bilgisinin olmadığını ve müştekiyi de aramadığını bildirmiştir. Mahkeme celseyi müştekiyi arayarak olayla ilgili bilgi verdiği beyan edilen cep telefonu numarasının sahibinin araştırılması, tanık İ.S.den kan örneği alınarak maktule ve sanıklara ait örneklerle DNA incelemesi yapılması amacıyla ertelemiştir.

20. Celse arasında araştırılan cep telefonunun abonelik ve HTS kayıtlarının bulunmadığı bildirilmiştir. Ayrıca başvurucu hakkında MLKP silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçu kapsamında 2017/20 esas sayılı dosya üzerinden yürütülen derdest yargılama dosyası da Mahkemeye gönderilmiştir. Başvurucu müdafi, beşinci celsede tanık İ.S.nin yeniden dinlenmesini ve olay yerinde keşif yapılmasını talep etmiştir. Mahkeme dosyadaki mevcut delil durumu ve beyanlar gözetilerek keşif yapılmasına ve tanık dinlenmesine ilişkin taleplerin reddine karar vermiş ve celseyi İ.S. ile ilgili adli raporun beklenmesi amacıyla ertelemiştir.

21. Altıncı celsede incelenen deliller üzerinde tanık İ.S.ye ait DNA örneklerine rastlanmadığına dair adli tıp raporu dosyaya gönderilmiştir. Mahkeme başvurucunun olay yerinde keşif yapılması ve tanık İ.S.nin yeniden dinlenmesine dair taleplerinin delil durumunda değişme olmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Aynı celsede Cumhuriyet savcısı tarafından başvurucu ve sanıkların maktulü polisle işbirliği yaptığı gerekçesiyle bir süre takip edip öldürdükleri, maktul henüz tedavi altındayken sosyal medya hesabından MKP tarafından bildiri yayımlandığı ve başvurucu hakkında önceki tarihte MLKP terör örgütüne üye olma şüphesiyle işlem yapıldığı belirtilerek tasarlayarak öldürme ve Anayasa'yı ihlal suçundan başvurucunun cezalandırılması talep edilmiştir. Mahkeme esasa ilişkin savunmaların hazırlanması amacıyla celseyi yirmi beş gün sonrasına ertelemiştir.

22. Başvurucu ve müdafi, savunma hazırlayamadıkları gerekçesiyle yedinci celsede yeniden süre talebinde bulunmuştur. Başvurucu müdafi; ayrıca başvurucu hakkında MLKP terör örgüyle ilgili kovuşturma dosyası bulunduğunu, dosyaların bağlantı nedeniyle birleştirilmesi gerektiğini ve bu celse savunma yapmayacaklarını beyan etmiştir. Mahkeme kurduğu ara kararıyla başvurucuya ait diğer dosyaya ilişkin eylemle ilgili fiilî kesintinin gerçekleşmesine bağlı olarak birleştirmeye ve yine önceki celsede savunmanın hazırlanması için yeterli süre verilmesi nedeniyle de savunmaya yönelik ek süre talebinin reddine karar vermiştir. Başvurucu ve müdafiine savunma için yeniden söz veren Mahkeme, başvurucunun tasarlayarak kasten öldürme ve Anayasa'yı ihlal suçlarını işlediğini sabit kabul ederek ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir.

23. Mahkeme gerekçeli kararında;

i. Maktul A.A. ve tanık İ.S.nin uyuşturucu madde almak amacıyla Gazi Mahallesi'ne gittikleri, burada başvurucu ve diğer sanıkların bir süre tacizine maruz kaldıkları, başvurucu ve sanıkların maktul ve tanık İ.S.yi sokakta yaklaşık 1 km takip ettikleri, takibin devamında başvurucu ve sanık U.G.nin başka bir sokakta maktul ve İ.S. ile karşılaştıkları, başvurucunun "Durun lan!" şeklinde bağırarak maktul ve tanık İ.S.yi durdurmaya çalıştığı, tanık İ.S.nin kaçtığı ancak maktulün yakalandığı, başvurucu ve sanık U.G.nin ilk olarak maktulü darbettikleri, sonrasında sanık U.G.nin maktule iki el ateş ettiği, bu durumun güvenlik kamera görüntüleriyle sabit olduğu,

ii. Tanık İ.S.nin başvurucu ve diğer sanıkları tereddütsüz olarak teşhis ettiği,

iii. Maktulün hastanedeyken babası olan müştekiye kendisinin polis sanılarak siyasilerce vurulduğunu söylediği, ayrıca ateşli silahla yaralama olayından hemen sonra vefat gerçekleşmeden Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından "Aldığımız bilgiye göre Gazi'de MKP'ye bağlı partizan halk güçleri polisle işbirliği yapan birini ölümle cezalandırmıştır." şeklinde paylaşım yapıldığı,

iv. Başvurucu hakkında MLKP terör örgütü adına birtakım anma programlarına katıldığı gerekçesiyle derdest kovuşturma bulunduğu, sanık U.G.nin de MKP ve MLKP örgütüyle bağlantılı olduğuna dair tespit olduğu,

v. Görüntü ve HTS baz sinyali kayıtlarına göre başvurucunun maktulü uzun süre takip ettiği ve böylelikle tasarlayarak öldürme kararında sebat gösterdiği,

vi. Güvenlik kamera görüntüleri ve HTS kayıtlarına göre başvurucunun maktulü takip ettiğinin sabit olduğu ve yine tanık İ.S.nin beyanları çerçevesinde başvurucunun savunmasına itibar edilmediği hususlarına dayanmıştır.

24. Mahkeme ayrıca tanık İ.S.nin soruşturma aşamasında kimlik bilgileri açık şekilde dinlenmesi nedeniyle kovuşturmada gizli tanık olarak dinlenmesinin mümkün olmadığını, tanığın sanıklardan kaçarak kurtulmasına bağlı olarak korktuğu için celse arasında dinlenmek istediğini beyan etmesi nedeniyle sanıkların huzurunda dinlenmediğini belirtmiştir. Aynı şekilde tanığın zorla getirme kararına rağmen duruşmaya gelmediği, can güvenliğinden korktuğu için başvurucunun yokluğunda beyanının alınmasını istediği, soruşturma aşamasında da güvenlik nedeniyle canlı teşhis yaptırılamadığı da vurgulanmıştır. Diğer taraftan gerekçede tanığın ayrıntılı olarak dinlendiği, tanığın önceki beyanlarının kamera kayıtlarıyla uyumlu olduğu ve olaya dair soruların eksiksiz şekilde tanığa sorulmaya çalışıldığı ifade edilmiştir. Tanığın başvurucunun hazır bulunmadığı celsede dinlenmesinin savunma hakkıyla ilişkisini ortaya koyan Mahkeme, başvurucunun tanığa soru sorma hakkını kullanamadığına ilişkin itirazlarının açıklanan sebepler doğrultusunda yaşam ile savunma hakları arasındaki risk ve yarar dengesi gözetilerek kabul edilmediğini de işaret etmiştir.

25. Gerekçeli kararda MKP ve MLKP'nin kesinleşmiş yargı kararıyla terör örgütü olarak kabul edildiği belirtilerek U.G. ve başvurucunun polisle işbirliği içinde olduğunu düşündükleri maktulü önce darbettikleri, ardından silahla ateş etmek suretiyle öldürdükleri açıklanmıştır. Olayın MKP ve MLKP terör örgütüyle bağlantısı ise başvurucunun ve birlikte yargılandığı sanıkların önceki tarihteki eylemlerine ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyaları ile olay sonrasında Gazi Mahallesi'nde gerçekleştirilen terör olaylarının paylaşıldığı Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından maktulün vefat etmediği aşamada yapılan "...MKP'ye bağlı Partizan Halk Güçleri polisle işbirliği yapan birini ölümle cezalandırmıştır." şeklindeki paylaşımla ilişkilendirilmiş ve maktulün polisle işbirliği yaptığı için örgütsel saikle öldürüldüğü kabul edilmiştir.

26. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- tanık İ.S.nin huzurda dinlenmediğini, kamera görüntüleriyle ilgili bilirkişi raporu düzenlenmediğini, Anayasa'yı ihlal suçunun unsurlarının oluşmadığını, keşif, birleştirme ve savunma yapmak için süre taleplerinin reddedildiğini ileri sürmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) 6/10/2017 tarihinde kamu davasının yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin yapılmasına karar vermiştir. İstinaf Dairesi, açtığı duruşmada başvurucu ve sanıkları dinledikten sonra başvurucu hakkındaki Anayasa'yı ihlal suçuna yönelik istinaf başvurusunun 16/11/2017 tarihinde esastan reddine karar vermiştir. Tasarlayarak öldürme suçu yönünden verilen kararın ise kaldırılmasına karar veren İstinaf Dairesi, başvurucunun maktulü tasarlayarak öldürmeye yönelik ısrar ve sebat gösteren eylemlerinin ortaya konulamadığı gerekçesiyle kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.

27. Başvurucu, İstinaf Dairesi kararına karşı sunduğu 20/11/2017 tarihli dilekçesiyle gerekçeli kararın tebliğinden sonra ayrıntılı temyiz dilekçesini sunacağını belirterek hukuka aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. İstinaf Dairesinin gerekçeli kararı başvurucu müdafine 29/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve yasal süre sonunda dosya Yargıtaya gönderilmiştir. Başvurucu, temyiz aşamasında sunduğu 8/7/2020 tarihli dilekçesiyle bu defa -diğerlerinin yanı sıra- tanığın duruşmada dinlenmediğini, teşhisin hukuka aykırı olduğunu, görüntüler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını ve Anayasa'yı ihlal suçunun unsurlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

28. Yargıtay 3. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) başvurucuya İstinaf Dairesi tarafından yapılan tebligatta usulüne uygun ihtarat bulunmadığını belirtmek suretiyle temyiz başvurusunun süresinde yapıldığını kabul etmiştir. Ceza Dairesi, yapmış olduğu temyiz incelemesi neticesinde Anayasa'yı ihlal suçu bakımından istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararını 11/11/2021 tarihinde onamış, kasten öldürme suçu yönünden ise başvurucunun eyleminin tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.

29. Başvurucu, istinaf ve temyiz kanun yolu incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen Anayasa'yı ihlale ilişkin nihai kararı 19/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra bu suç yönünden 10/2/2022 tarihinde Anayasa Mahkemesine 2022/15791 numaralı bireysel başvuruda bulunmuştur.

30. Diğer taraftan ise Ceza Dairesinin kasten öldürme suçuna yönelik vermiş olduğu bozma kararı doğrultusunda dosya İstinaf Dairesine gönderilmiştir. İstinaf Dairesince kamu davasının yeniden görülmesi ve duruşma hazırlığı işlemlerinin yapılması kararlaştırılmıştır. Başvurucunun katıldığı birinci celsede bozma kararına uyulmasına ve diğer sanık hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar verilmiştir. Başvurucu, üçüncü celsedeki savunmasında tasarlama koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür. İstinaf Dairesi, başvurucunun tasarlayarak öldürme suçunu işlediğini sabit kabul ederek müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına 14/4/2022 tarihinde hükmetmiştir.

31. Başvurucu, tasarlayarak kasten öldürme suçuna ilişkin İstinaf Dairesi kararına karşı sunduğu temyiz dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- tasarlamanın unsurlarının oluşmadığını ve kamera görüntülerinin araştırılmadığını ileri sürmüştür. Ceza Dairesi, başvurucunun mahkûmiyetine ilişkin İstinaf Dairesi kararını 27/12/2023 tarihinde onamıştır.

32. Başvurucu, tasarlayarak kasten öldürme suçuna ilişkin nihai kararı 30/10/2024 tarihinde öğrendikten sonra 28/11/2024 tarihinde Anayasa Mahkemesine 2024/63815 numaralı bireysel başvuruda bulunmuştur.

33. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

34. 2024/63815 numaralı başvurunun kişi ve konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2022/15791 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucu, beyanları mahkȗmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanık İ.S.nin kendilerinin de hazır bulunduğu duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Mahkemenin dava konusu maddi olay ve olguları, delillerin değerlendirmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu ve kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirdiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

37. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.

38. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).

39. Sanığın, aleyhinde beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesi, onların güvenilirliğini bu esnada test etme fırsatı elde etmesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkim, sağlıklı gözlem yapabilmek ve sadece iddia makamının yorum şekliyle değil savunma makamının iddia ve itirazlarını da değerlendirerek doğru bir vicdani kanaate ulaşabilmek için anlatımlarıyla sanığın hukuki durumunu önemli ölçüde etkileyecek tanıkları huzurda dinlemelidir. Dolayısıyla tanıkların duruşma öncesinde veya haricindeki dinlenmeleri sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada okunması huzurda dinlemenin eş değeri olarak değerlendirilemez (bazı farklılıklar ve eklemelerle birlikte bkz. Erdal Sonduk [GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024, § 45).

40. Nitekim 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesinin (1) numaralı fıkrası olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini öngörmektedir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Anılan hükmün gerekçesinde de "Delillerin hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması ve irdelenmesi adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir. Bu itibarla, duruşmada sanık ve tanığın ifadesine ait tutanakların okunması ile yetinilmesi, ancak zorunlu hâllerde kabul olunabilir." denilerek bu husus vurgulanmıştır (Erdal Sonduk, § 53). Kaldı ki Yargıtayın da bazı kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, olayın delilinin tanık açıklamalarından ibaret olduğu durumlar hakkında genişletici bir yaklaşım benimsediği ve tanık ya da tanıkların beyanının tek değil belirleyici delil olduğu durumları da anılan hükmün kapsamında gördüğü anlaşılmaktadır (birçok karar arasından bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/3/2021 tarihli ve E.2019/9 MD.213, K.2021/118; Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 15/2/2021 tarihli ve E.2020/220, K.2021/1681; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11/12/2024 tarihli ve E.2023/1657, K.2024/17714 sayılı kararları).

41. Somut olayda Mahkemenin ve İstinaf Dairesinin başvurucu hakkında vermiş olduğu mahkûmiyet kararlarında dayandığı deliller; Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından eylemle ilgili yapılan paylaşım, olayın gerçekleştiği cadde ve sokaklardan temin edilen güvenlik kamera görüntüleri ve bu görüntülere ilişkin tutanaklar, başvurucu ve sanıkların birbirleriyle iletişimleriyle ve konumlarıyla ilgili düzenlenen HTS analiz raporu, tanık İ.S.nin başvurucu hakkındaki beyan ve teşhisi ile müşteki C.A.nın oğlu olan maktulün hastanede kendisine "...beni polis sanıp siyasiler vurdu." şeklindeki beyanlarıdır (bkz. §§ 23-25).

42. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılabilmesi için testin her üç aşamasının uygulanması gerekmekle birlikte bunlar arasında katı bir sıralama söz konusu değildir. Testin her üç aşaması da birbirini tamamlayan ve nihayetinde yargılamanın bir bütün olarak hakkaniyete uygun olup olmadığını tespit etmeye hizmet eden ölçütlerdir. Bu sebeple bazı durumlarda yukarıda belirtilen sıralamadan sapılarak değerlendirme yapılabilir (Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 83).

43. Başvuru konusu olayda incelenmesi gereken öncelikli sorun, hükmün tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığının ortaya çıkarılmasıdır. Duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanığın ifadesinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin değerlendirmesinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.

44. Gerekçeli karar içeriğinden Mahkemenin -huzurunda dinlenilmeyen tanık beyanı dışında- olayın gerçekleştiği yere ait güvenlik kamera görüntüleri, bu görüntüler doğrultusunda hazırlanan tutanaklar ile başvurucu ve sanıkların birbirleriyle iletişimleri ve konumlarıyla ilgili düzenlenen HTS analiz raporunu gözeterek mahkûmiyet hükmü kurduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Mahkeme soruşturma aşamasında temin edilen görüntü analiz tutanağında yer alan ve eylemi gerçekleştiren kişiler arasında başvurucunun da olduğuna yönelik değerlendirmeye önemli ağırlıkta dayanmıştır. Öte yandan gerekçeli kararda maktulü belli bir süre takip ettikten sonra darbedip silahla ateş etmek suretiyle öldüren kişilerin başvurucu ve birlikte yargılandığı sanık U.G. olduğuna ilişkin olarak görüntü kayıtlarına yapılan bu vurgulamanın HTS irtibatında yer alan tespitlerle de uyumlu olduğu açıklanmıştır. Son olarak Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından yapılan paylaşımın ve yine maktul A.A.nın hastanede tedavi gördüğü süreçte babasına yönelik sözlerinin de mahkûmiyet gerekçesinde dikkate alındığı görülmektedir.

45. Sonuç olarak Mahkemece itibar edilen diğer delillere göre başvurucunun huzurunda sorgulanamayan tanık İ.S.nin beyanlarının mahkûmiyet kararına götüren tek veya belirleyici nitelikte delil olduğunun kabulü mümkün görünmemektedir. Başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânı bulmadığı tanık beyanının tek veya belirleyici delil olarak mahkûmiyette kullanılmadığının tespit edilmesi nedeniyle tanık sorgulama hakkıyla ilgili uygulanan testin üçüncü aşamasına ilişkin bir inceleme yapılmamıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

47. Başvurucu; gerçekleşen olayın MLKP terör örgütüyle bağlantısına yönelik delillerin yeterli olmadığını, olayla ilgisinin bulunmamasına rağmen ceza aldığını, terör örgütüyle ilgili önceki dosyasında beraat ettiğini ve takdiri indirim uygulanmama gerekçesinin açıklanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. Bakanlık görüşünde; Mahkemenin dava konusu maddi olay ve olguları, delilleri değerlendirmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu ve kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirdiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

49. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

51. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

52. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

53. İncelenen olayda MKP ve MLKP'nin kesinleşmiş yargı kararıyla terör örgütü olarak kabul edildiğini açıklayan Mahkeme, başvurucu ve birlikte yargılandığı diğer sanıkların önceki tarihte gerçekleştikleri birtakım eylemlerine ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyaları ile olay sonrasında Gazi Mahallesi'nde gerçekleştirilen terör olaylarının paylaşıldığı Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından maktulün vefat etmediği aşamada yapılan "...MKP'ye bağlı Partizan Halk Güçleri polisle işbirliği yapan birini ölümle cezalandırmıştır." şeklindeki paylaşımı öldürme eylemiyle ilişkilendirmiştir (bkz. § 25). Başvurucu ise Mahkemenin hükme esas aldığı kovuşturma dosyasında beraat ettiğini ileri sürmek suretiyle örgütsel bağlantısının bulunmadığını beyan etmiştir.

54. Mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde anılan dosya dışında başvurucu ve diğer sanıkların birlikte hareket etmek suretiyle polisle işbirliği yaptığını düşündükleri maktulü uzun süre takip etmelerini, Gazi Mahallesi Gündem isimli sosyal medya hesabından yapılan "...MKP'ye bağlı Partizan Halk Güçleri polisle işbirliği yapan birini ölümle cezalandırmıştır." şeklindeki paylaşımı ve yine maktul A.A.nın hastanede tedavi gördüğü süreçte babasına yönelik "...beni polis sanıp siyasiler vurdu." şeklinde sözleri bir bütün olarak dikkate alıp sonuca ulaştığı görülmektedir. Öte yandan Mahkemenin olayın gerçekleştiği cadde ve sokaklardan temin edilen güvenlik kamera görüntülerini ve bu görüntülere ilişkin tutanaklarda yer alan tespitler ile başvurucu ve sanıkların birbirleriyle olan iletişimleri ve konumlarıyla ilgili düzenlenen HTS analiz raporunu, tanık İ.S.nin başvurucu hakkındaki beyan ve teşhisini dikkate almak suretiyle bir sonucuna vardığı gözönünde bulundurulduğunda mahkûmiyet kararının ilgili ve yeterli gerekçe içermediğinden söz etmek mümkün gözükmemektedir.

55. Dolayısıyla mahkûmiyet kararında uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazların ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılandığı, kanun yolu incelemesi neticesinde verilen kararda değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu gözetildiğinde yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirilerek başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

57. Başvurucunun kamera görüntüleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının soruşturma aşamasında temin edilen görüntü tutanakları ve görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu kabul ettiğine dair dilekçesi dikkate alınarak Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, esasa ilişkin savunma yapmak amacıyla yeterli süre verilmemesinden dolayı savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mahkeme tarafından başvurucuya savunmasını hazırlayabilmesi için yirmi dört gün süre verildiği dikkate alınarak Erol Aydeğer ([1. B.], B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 46) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, tutanakta imzası bulunan kamu görevlilerinin tanık olarak dinlenmemesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının bu tanıkların dinlenmesinin hangi nedenlerle önemli ve gerçeğin ortaya çıkması için neden gerekli olduğunun açıklanmadığı dikkate alınarak Muhammet Fatih Berber ([2. B.], B. No: 2018/13628, 11/5/2022, § 54) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, canlı teşhis işlemi yapılmaması ve eylemin gerçekleşme şeklinin şüpheli olmasına rağmen ceza verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 43-46) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Muharrem Esina [2. B.], B. No: 2022/15791, 7/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı MUHARREM ESİNA
Başvuru No 2022/15791
Başvuru Tarihi 10/2/2022
Karar Tarihi 7/1/2026
Birleşen Başvurular 2024/63815

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının, ceza davasında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Gerekçeli karar hakkı (ceza) İhlal Olmadığı
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı (tebligat, mehil verme vs.) (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi