logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Bülent Çaça [2. B.], B. No: 2022/5590, 3/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BÜLENT ÇAÇA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/5590)

 

Karar Tarihi: 3/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Ayça GANİDAĞLI DEMİRCİ

Başvurucu

:

Bülent ÇAÇA

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza davasında sanığın tanık dinletme talebinin reddedilmesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ve ceza davasında sanığın ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. 28/8/2017 tarihinde F.N. (müşteki) silahlı saldırıya uğrayarak yaralanmıştır. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından müşteki F.N.nin beyanına göre 28/8/2017 tarihinde başvurucunun kimlik bilgileri tespit edilemeyen iki kişi ile birlikte, husumetli olduğu F.N.ye silahla ateş etmesi sonucu yaraladığı olaya dair iddia hakkında soruşturma başlatılmıştır.

3. Olayda yaralanan F.N. kolluk aşamasında verdiği ifadesinde; iki yıl önce cezaevindeyken mahalleden tanıdığı başvurucunun işyerinden 200.000 TL değerinde sigara, içki ve silah çaldığını, çaldığı silah üzerinde yakalanınca silahı kendisinden aldığı yönünde iftira attığını söylemiştir. Bu olay sebebiyle başvurucuya çıkıştığını ve başvurucunun U.G. ismiyle o tarihten sonra cezaevine onu öldüreceğine dair tehdit mektupları gönderdiğini belirtmiştir. Cezaevinden tahliye olduktan iki gün sonra 28/8/2017 günü başvurucunun soy isimlerini bilmediği Alican ve Nedim isimli iki kişi ile birlikte siyah bir araç ile önünü keserek araçtan inip kendisine silahla ateş ettiğini ifade etmiştir. Nedim ve başvurucunun bir şey söylemeden ateş ettiğini, Alican isimli kişinin de ateş ettiğini ancak kendisini vurup vurmadığını bilmediğini belirtmiştir.

4. Bunun üzerine başvurucunun ifadesi şüpheli sıfatıyla alınmıştır. Başvurucu ifadesinde; F.N.yi tanıdığını, eski suç ortağı olduğunu, hâlen asliye ceza mahkemesinde örgüt suçundan birlikte yargılandıklarını, müştekinin nasıl yaralandığını bilmediğini, müştekiyi tabanca ile ateş edip yaralamadığını, sorulan Nedim ve Alican isimli kişileri de tanımadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirtmiştir.

5. Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından gönderilen 5/2/2018 tarihli raporda; F.N.nin vücudunda kemik kırığı (5-ağır) oluşacak şeklinde yaralandığı ve yaralanmasının hayatını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu belirtilmiştir.

6. Başsavcılık, açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen faili meçhul şüpheli hakkındaki evrakın tefrikine karar vermiştir. Başsavcılık tarafından başvurucu hakkında yaralama ve ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçları kapsamında iddianame düzenlenmiştir. Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi üzerine dava Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır.

7. Yargılamanın ilk celsesine başvurucu ve müdafi katılmamıştır. Başvurucunun bulunduğu Tekirdağ 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edilmesi için müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

8. Yargılamanın ikinci celsesinde başvurucunun SEGBİS ile savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında, F.N.nin eski suç ortağı olduğunu, olay tarihinde cezaevinden firar ettiğini, eşinin köyü olan Edirne ili Uzunköprü ilçesi Yağmurca Köyünde bulunduğunu, bu konuda tanıklarının da var olduğunu, olay tarihinde telefon kullanmadığını, F.N.nin nasıl yaralandığını da bilmediğini, atılı suçu işlemediğini savunmuştur.

9. Aynı celsede dinlenen F.N. beyanında; başvurucuyu on beş yıldır tanıdığını, eski suç ortağı olduğunu, Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesinde kendisine iftira attığı için yargılamasının devam ettiğini, olay günü diğer iki şahıs ile birlikte başvurucunun kendisini ateş etmek suretiyle yaraladığını, başvurucudan şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir. F.N.nin beyanının ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Cezaevinden çıktım kendisi ile konuştum. Kendisi bana tehdit mektupları da göndermiştir. İnsan hain olurda bu kadar da olmaz. Olay günü sanığın yanında mahalleden gördüğüm, ancak tanımadığım isimlerini Ali ve Nedim olarak bildiğim iki kişi de varken sanık bana 'arabaya bin dedi' ben de 'bak işine ne arabana binicem' dedim. Bunun üzerine bana ateş etmeye başladı. Ali ve Nedim aracın içerisindelerdi. Sanığın ateş ettiği sırada tabancası takıldı. Araçta bulunanlara ateş edin dedi, onlarda inip her ikisi bana tabanca ile ateş etti. Her üçünün elinde de tabanca gördüm. Ali'nin ateş ettiği mermi bana gelmedi. Sanığın elinde uzun 9'lu siyah bir tabanca vardı. Nedim'in elindeki silahı göremedim. Yere düşünce Nedim ateş etti. Bu sırada tabancasını göremedim. Ali'nin elindeki silahın tam olarak ne olduğunu göremedim. Bana ateş edilmesi sonrasında belimin yukarısından, ayrıca bacaklarımdan isabet aldım. Nedim'in ateş etmesi sonucunda da mermi isabet etti ...

 [U.G. de] suç ortağımızdı. Onun adına sanık mektup göndermişti. [U.G.ye] gelen mektubu ben açtım. Bana hitaben yazmıştı. Bu nedenle Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nden tehdit suçundan ceza da aldı. Ali'nin ismini Alican diye de biliyordum."

10. Aynı celsede F.N.nin babası Ş.N. tanık olarak dinlenmiştir. Tanık ifadesi şu şekildedir:

"Ben sanığı tanımam. SEGBİS ekranında ilk kez gördüm. Müşteki benim oğlumdur. Oğlum hastanede bana Bülent Çaça'nın [başvurucu] kendisinin suçunu üstlenmesi için tehdit ettiğini, bunu kabul etmediğini, bu nedenle kendisini vurduğunu söyledi. Yanında iki kişi daha var diye söyledi. Ancak isimlerini söylemedi. Ben olayı görmedim. Mahallede olmuş bir olaydır dedi...."

11. Mahkeme, başvurucunun üzerine kayıtlı tüm cep telefonu hatlarının tespiti ile olay gününe dair baz bilgilerinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) istenmesine dair ara kararı vermiştir.

12. Yargılamanın üçüncü celsesine katılan olmamıştır. Ayrıca başvurucunun üzerine kayıtlı GSM numarası bulunmadığından BTK'ya yazı yazılamadığı belirtilmiştir.

13. Yargılamanın 6/7/2020 tarihli dördüncü celsesine başvurucu müdafi katılmıştır. Müşteki F.N., SEGBİS ile katılmıştır. Başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumuyla SEGBİS sisteminin sürekli meşgul çalması nedeniyle bağlantı kurulamadığı belirtilmiştir. Bu celsede Başsavcılık esas hakkında mütalaasını sunmuştur. Mütalaada uyuşmazlık konusu olay değerlendirildiğinde atılı eylemin tarafların aralarında husumet olması, başvurucunun önceden F.N.yi öldüreceğine dair tehdit etmesi, silahın ateş sayısı, mesafe, isabet yeri, vurduktan sonra da mağduru orada bırakması gereği öldürme kastı ile hareket ettiğinin kabulü ile cezalandırılması istenmiştir. Sanık müdafiine esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlamak üzere gelecek celseye kadar süre verilmiştir.

14. Yargılamanın beşinci ve son celsesinde başvurucu SEGBİS ile hazır edilmiştir. Başsavcılık 6/7/2020 tarihli mütalaayı tekrarla birlikte ayrıca başvurucunun sabit görülen 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna muhalefet etmekle 6136 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası gereğince de cezalandırılarak mütalaa doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu; suçlamaları kabul etmediğini, F.N. ile bir husumeti olmadığını, olay tarihinde cezaevinde olan bir kişiye suç yüklenemeyeceğini, F.N.nin yalan söylediğini, iftiraya uğradığını savunmuştur. Mahkeme başvurucunun kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından sırasıyla 12 yıl ve 1 yıl hapis ayrıca 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

15. Mahkemenin 28/9/2020 tarihli karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 01/11/2018 tarih ve 2018/1059 esas 2018/1134 karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen dava dosyasında, Mahkememiz heyetince dosyaya toplanan tüm deliller değerlendirilmek suretiyle yapılan yargılama sonucunda; olay tarihinde sanığın kimlik bilgileri tespit edilemeyen 2 kişi ile birlikte husumetli olduğu katılanın yanına giderek, [İstanbul] Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı'nın 17-12685 uzmanlık numaralı ekspertiz raporuna göre olay yerinden elde edilen 5 adet boş kovan ile 1 adet deforme mermi çekirdeği doğrultusunda ele geçemeyen 6136 Sayılı Kanuna göre taşınması ve bulundurulması yasak nitelikte silahlarla katılana ateş etmesi sonucu, katılanı Adli Tıp Kurumu'nun 05.02.2018 tarihli raporuna göre batın sol üst kadrandan giriş olan ateşli silah ile vücudunda kemik kırığı (5-ağır) oluşacak şekilde yaraladığı ve yaralanmasının hayatını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

Sanık Bülent Çaça savunmasında; üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek müşteki ile eski suç ortağı olduklarını, kendisinin bu olaya karışmadığını, müştekinin nasıl yaralandığını bilmediğini, olay tarihinde eşinin köyünde olduğunu ve telefon da kullanmadığını beyan etmiştir.

Katılan [F.N] ifadesinde; sanığın eski suç ortağı olduğunu, sanık kendisine iftira attığı için başka mahkemede yargılandığını, sanığın kendisine tehdit mektupları gönderdiğini, olay günü sanığın yanında mahalleden gördüğü ancak tanımadığı isimlerini Ali ve Nedim olarak bildiği iki kişi de varken sanığın kendisine ''arabaya bin'' dediğini, kendisinin binmek istemediğini, bunun üzerine sanığın ateş etmeye başladığını, sanığın ateş ettiği sırada tabancasının takıldığını, araçta bulunanlara ateş etmelerini söylediğini ve onların da arabadan inip tabanca ile ateş ettiklerini, sanık ilk ateş ettiğinde kurşunun karın bölgesine geldiği, sanığın kendisine 3 metre mesafeden ateş ettiği, sanığın silahı tutukluk yaptıktan sonra tekrar ateş ettiğini beyan etmiştir.

...

Somut olayda, sanık ile katılan arasında katılan beyanlarından da anlaşıldığı üzere husumet bulunduğu, sanığın katılanı daha önce de tehdit ettiği, olay yerinde ele geçirilen5 adet boş kovan ve 1 adet deforme mermi çekirdeğinden anlaşıldığı üzere silahın ateş sayısının çokluğu, sanığın katılana 3 metre mesafeden ateş ettiği, katılanın sanığın ilk ateşinin karın bölgesine isabet ettiğini beyan ettiği ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre sanığın batın bölgesine gelen ateşli silah sebebiyle yaralandığının tespit edildiği, sanığın silahı tutukluk yaptıktan sonra da ateş etmeye devam ettiği, katılanı vurduktan sonra sanığın katılanı olay yerinde bıraktığı, herhangi bir yardım çabasına girişmediği gibi hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiği kanaatine varılarak sanığın üzerine atılı ve sabit bulunan katılan [F.N.yi] kasten öldürmeye teşebbüs suçundan eylemine uyan TCK'nın 81/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına, sanığın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığından TCK'nın 35/2. maddesi gereğince sanığın fiili nedeni ile katılanın batın bölgesinden yaralanması, yaralanmanın niteliği ve ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü dikkate alınarak sanığın cezasında indirim yapılarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

 [İstanbul] Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı'nın 17-12685 uzmanlık numaralı ekspertiz raporuna göre olay yerinden elde edilen 5 adet boş kovan ile 1 adet deforme mermi çekirdeği doğrultusunda ele geçemeyen 6136 Sayılı Kanuna göre taşınması ve bulundurulması yasak nitelikte silahlarla katılana ateş edildiğinin tespit edildiği anlaşılmakla, sanık Bülent Çaça’nın üzerine atılı sabit bulunan ruhsatsız tabanca taşımak suçundan eylemine uyan 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir...."

16. Başvurucu; istinaf dilekçesinde özetle mahkûmiyet kararının F.N.nin soyut beyanlarına dayandığını, F.N.nin kendisine iftira attığını, suçu birlikte gerçekleştirdiği iddia edilen Ali ve Nedim isimli kişilerin bilgisine başvurulmadığını, olay anını gösteren kamera kayıtları bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, olay tarihinde eşinin köyünde bulunduğuna tanık olan kişiler olduğunu söylemesine rağmen bu kişilerin isimlerinin sorulmadığını ve tanık olarak dinlenmediklerini belirtmiştir. Ayrıca müşteki ile aralarında husumet bulunduğuna dair müştekinin "Bana tehdit mektupları göndermiştir." şeklindeki beyanının araştırılmadığını ileri sürmüştür.

17. Başvurucunun istinaf talebi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 18/2/2021 tarihli kararıyla esastan reddedilerek hüküm 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden kesinleşmiştir. Başvurucunun aynı gerekçelerle kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11/10/2021 tarihli kararı ile temyiz talebi reddedilerek hüküm kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden de kesinleşmiştir.

18. Başvurucu, nihai hükmü 10/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 10/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Tanık Dinletme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu; F.N.nin beyanlarının dayanaktan yoksun ve çelişkili olduğunu, F.N.nin beyanları hakkında yargılama sırasında araştırma yapılmadığını, bu çerçevede olay tarihinde eşinin köyünde bulunduğuna ilişkin tanıklarının olduğunu fakat Mahkemenin gerekçe göstermeksizin tanıkları dinlemediğini ifade etmiştir.

21. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, adil yargılanma hakkı kapsamında Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği ilkesel kararlar hatırlatılarak Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü şartlarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

22. Anayasa Mahkemesi de benzer iddiaların ileri sürüldüğü başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık dinletme hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir.

23. Savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı şartlar altında davet edilmelerinin ve dinlenilmelerinin sağlanmasını isteme hakkı, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Tanıkların dinlenilmek üzere çağrılmasının uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, kural olarak yargılama mercilerinin takdir yetkisi dâhilindedir. Ancak bu hak, sanığın lehine olan bütün tanıkların çağrılmasını ve dinlenilmesini gerektirmez. Bu düzenlemenin esas amacı, sanığın aynı şartlar altında ve silahların eşitliği ilkesine uygun olarak tanık dinletme talebinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla bir sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu tanıkların dinlenilmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme talebini desteklemesi gerekmektedir (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 47; Ahmet Zeki Üçok [1. B.], B. No: 2013/1966, 25/3/2015, § 70).

24. Somut olayda başvurucu, kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından mahkûm edilmiştir. Gerekçeli kararda müşteki F.N.nin soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanları ve ATK raporu dikkate alınmıştır. Bu kapsamda olayın oluş şekli, katılanın ifadelerine göre temellendirilmiştir. Ayrıca başvurucunun katılanı daha öncesinde tehdit ettiğine de değinilmiştir.

25. Mahkemece bu tespitte bulunulurken başvurucu; F.N.nin eski suç ortağı olduğunu, olay tarihinde cezaevinden firar ettiğini, eşinin köyü olan Edirne ili Uzunköprü ilçesi Yağmurca Köyünde bulunduğunu, bu konuda tanıklarının da olduğunu, olay tarihinde telefon kullanmadığını, F.N.nin nasıl yaralandığını da bilmediğini, yüklenen suçu işlemediğini savunmuş ve F.N.nin kendisine iftira attığını ileri sürmüştür.

26. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvurucunun gerek yargılama sırasında gerekse kanun yolu aşamalarında ve bireysel başvuru formunda tanıklarının ismine yer vermediği görülmüştür. Mahkemece kendisine tanıklarının isminin sorulmadığı gerekçesiyle bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu tanıkların dinlenmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme talebinin desteklenmemesi nedeniyle tanık dinletme hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucu; tüm duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılmak zorunda bırakıldığını, SEGBİS bağlantısında ses ve görüntü kalitesiyle ilgili sorun yaşandığını ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde, adil yargılanma hakkı kapsamında Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği ilkesel kararlar hatırlatılarak Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü şartlarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

29. Başvurucunun bu kısımdaki iddiaları adil yargılanma hakkı güvencelerinden biri olan duruşmada hazır bulunma hakkı kapsamında incelenmiştir.

30. Anayasa Mahkemesi, Şehrivan Çoban ([GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020) ve Emrah Yayla ([GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020) kararlarında duruşmada hazır bulunma hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararlarda öncelikle kişilerin istemine aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Bu müdahalenin kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük yönünden inceleneceğini ifade etmiştir. Anılan kararlarda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmıştır (Şehrivan Çoban, §§ 72-104; Emrah Yayla, §§ 58-86).

31. Anılan kararlarda ölçülülük yönünden yapılan incelemede ise başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebinin hangi zorlayıcı nedene dayalı olarak kabul edilmediğinin ortaya konulmaması ve başvurucunun SEGBİS yoluyla katıldığı celselerde esaslı işlemlerin yapılması nedeniyle müdahalenin gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.

32. Diğer taraftan Anayasa'nın 36. maddesi veya diğer herhangi bir maddesi, kişilerin adil yargılanma hakkının güvencelerinden feragat etmelerini yasaklayan bir hüküm içermemektedir. Ne var ki adil yargılanma hakkının güvencelerinden feragat edilmesinin Anayasa'ya uygun olabilmesi için feragat iradesinin açık olmasının ve sonuçlarının kişi yönünden makul olarak öngörülebilir olmasının yanında asgari usul güvencelerinin de sağlanmış olması, ayrıca adil yargılanma hakkından feragat edilmesini meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının bulunmaması gerekir (Nurettin Balta [1. B.], B. No: 2016/10023, 28/12/2021, § 45).

33. Adil yargılanma hakkı güvencelerinden açık bir şekilde feragat edilebileceği gibi örtülü şekilde feragat edilmesi de mümkündür. Her iki durumda da feragatin tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olması ve aynı zamanda kamu yararına aykırılık taşımaması gerekir. Ayrıca örtülü feragatin geçerli olabilmesi için feragat eden tarafın söz konusu eylemlerinin sonuçlarını makul olarak öngörebileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla yetkili yargı organlarının bu konuda varsayıma dayalı bir değerlendirme yapmamaları gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Emrah Yayla, § 75). Bununla birlikte adil yargılanma hakkı güvencelerinden feragat iradesi, bunu gösteren olguların bulunmasından veya suç isnadı altındaki kişinin tutum ve davranışlarından anlaşılabilir (Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 62).

34. Anayasa Mahkemesi, Ansar Onat ([2. B.], B. No: 2019/14515, 15/6/2022) kararında değerlendirdiği koşullar dâhilinde duruşmada hazır bulunma hakkından feragat edilmesi durumunda anılan hakka dair bir müdahalenin bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu başvuruya konu olayda, celselere SEGBİS aracılığı ile katıldığı sırada başvurucunun bu duruma yönelik herhangi bir itiraz ileri sürmediği belirtilmiştir. Ayrıca duruşmaya uzaktan katılım sürecinde ses ve görüntü kalitesiyle ilgili sorun yaşandığına ilişkin bir iddia ve itiraza duruşma tutanakları ve başvuru formunda yer verilmediği vurgulanmıştır. Bu durumda başvurucunun doğrudan duruşmada hazır bulunma hakkından feragat ettiğine dair bir beyanı bulunmamakta ise de talebine aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmalara katılmak zorunda bırakılmadığı açıklanmıştır. Anılan kararda, başvurucunun duruşmalara bizzat katılma talebini celse arasında mahkemeye iletmemiş olması da dikkate alındığında söz konusu hakka ilişkin feragat etme iradesini zımnen ortaya koyduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca başvurucunun SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılımının sonuçlarını makul olarak öngörebilecek durumda olmadığına dair somut bir veri bulunmadığı gibi duruşmada hazır bulunma hakkından feragat ile ilgili asgari usul güvencelerinin kendisine sağlanmadığına yönelik bir iddiasının da başvuru formuna yansımadığı belirtilmiştir. Buna ek olarak başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etme iradesini gösterdiğine ilişkin kabulü meşru olmaktan çıkaracak üstün bir kamu yararının mevcut olduğundan söz etmenin de -somut olayın koşullarında- mümkün gözükmediği, dolayısıyla başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkına bir müdahalede bulunulmadığı değerlendirilmiştir (Ansar Onat, § 23).

35. Somut olayda duruşma hazırlığı işlemleri kapsamında Mahkemece yargılamanın 23/5/2019 tarihli birinci celsesinde başvurucunun duruşmada SEGBİS aracılığıyla hazır edilmesine karar verilmiştir. Yargılamanın 5/11/2019 tarihli ikinci celsesinde başvurucu SEGBİS aracılığıyla hazır edilmiş, müdafiinin de hazır bulunduğu bu celsede savunmasını yapmıştır. Mahkeme bir sonraki celsede başvurucunun yine SEGBİS aracılığıyla hazır edilmesine karar vermiştir. Başvurucu, duruşmanın 28/9/2020 tarihli beşinci ve son celsesine SEGBİS aracılığıyla katılmış, bu celsede başvurucunun ve müdafiinin esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanları alınmıştır. Başvurucunun, SEGBİS bağlantısında ses ve görüntü kalitesiyle ilgili sorun yaşadığına ilişkin bir iddia ve itiraza duruşma tutanakları ile başvuru formunda yer verilmemiştir. Ayrıca başvurucunun celsede veya celse aralarında duruşmalara bizzat katılmayı talep ettiğine dair bilgi ya da belge de bulunmadığı görülmüştür. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde somut olayda yukarıda anılan kararlarda yer verilen ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı ve başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin feragat etme iradesini zımnen ortaya koyduğu sonucuna ulaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

37. Başvurucunun; esasa etkili itirazlarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Abdullah Topçu ([1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §§ 74-79) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık dinletme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 3/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Bülent Çaça [2. B.], B. No: 2022/5590, 3/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı BÜLENT ÇAÇA
Başvuru No 2022/5590
Başvuru Tarihi 10/1/2022
Karar Tarihi 3/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza davasında sanığın tanık dinletme talebinin reddedilmesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ve ceza davasında sanığın ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Sözlü yargılanma hakkı (aleni yargılanma, duruşmada hazır bulunma vs.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Gerekçeli karar hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi