TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERGİN DURGUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/67751)
Karar Tarihi: 19/11/2025
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
Engin YILDIRIM
Yıldız SEFERİNOĞLU
Kenan YAŞAR
Metin KIRATLI
Raportör
Abdurrahman Remzi AKPINAR
Başvurucu
Ergin DURGUN
Vekili
Av. Hikmet HACIMUSTAFAOĞLU
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbiri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatma ya da oynanmasına yer veya imkân sağlama suçlarından soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında 1/2/2018 tarihinde Kütahya Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.
3. Soruşturma sonucunda düzenlenen iddianame Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından kabul edilmiştir. Yargılama sırasında 13/9/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiş ve bu kararla birlikte başvurucu hakkında4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğince yurt dışına çıkamamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.
4. Yargılama devam ederken başvurucu farklı tarihlerde anılan tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. Talep dilekçelerinde; hakkındaki tedbirin uzun süredir devam ettiğini, kaçma şüphesinin olmadığını ve dosya kapsamındaki diğer kişiler hakkında söz konusu yasağın bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca bu tedbir dolayısıyla seyahat özgürlüğünün engellendiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte gümrük işi yaptığını ve çocuklarının geçimini bu şekilde sağladığını vurgulamıştır. Başvurucu son olarak iş bağlantıları kurmak ve ithalat/ihracat işleri yapabilmek için yurt dışına çıkma zorunluluğunun bulunduğunu ileri sürmüştür. Başvurucunun talepleri, Mahkeme tarafından hükümle birlikte değerlendirilmek üzere reddedilmiştir.
5. Başvurucunun tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebi, Mahkeme tarafından 10/5/2022 tarihli duruşmada bir kez daha reddedilmiştir. Bu karara karşı başvurucu aynı gerekçelerle (bkz. § 4) itiraz etmiştir. Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 24/5/2022 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararda, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile mevcut delil durumuna göre tedbirin orantılı olduğu belirtilmiştir.
6. Başvurucu, nihai hükmü 25/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 24/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Öte yandan bireysel başvurudan sonra, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde 10/10/2023 tarihinde başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatma ya da oynanmasına yer veya imkân sağlama suçundan ise 3 yıl 4 ay hapis ve 833 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir. Ayrıca hükümle birlikte anılan tedbir kararının kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
8. Komisyon makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilemez olduğuna, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; hakkında verilen adli kontrol tedbirinin uzun sürmesi nedeniyle yurt dışı bağlantılı iş imkânlarını reddetmek zorunda kaldığını, bu durumun bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının geçimini sağlamada güçlüğe yol açtığını iddia etmiştir. Ayrıca anılan tedbir nedeniyle seyahat özgürlüğünün kısıtlandığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuru incelenirken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
11. Başvuruya konu yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin esas olarak yerleşme ve seyahat hürriyeti kapsamında kaldığı açıktır. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek (4) No.lu Protokol'e Türkiye'nin taraf olmadığı hatırlatılarak anılan protokolde yer alan serbest dolaşım özgürlüğünün ortak koruma alanına girmediği açıklanmıştır (birçok karar arasından bkz. Mehmet Takımsu [2. B.], B. No: 2016/63712, 15/11/2018, §§ 78-80; Sebahat Tuncel [1. B.], B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53; Fevzi Doğaner [1. B.], B. No: 2014/6453, 20/12/2017, § 14; Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27/10/2021, § 49). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında olmayan bazı hakların ortak koruma alanı içinde yer alan temel haklarla esaslı şekilde ilişkili olması durumunda ilgili haklarla bağlantı kurularak inceleme yapılmasının mümkün olduğunu da açıklamıştır (ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Özgür Sevgi Göral Birinci [2. B.], B. No: 2014/12112, 4/10/2017; özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında bkz. Şengül Tükel [2. B.], B. No: 2018/12456, 12/1/2022, § 40).
12. Nitekim Anayasa Mahkemesi Yağmur Erşan ([GK], B. No: 2018/36451, 27/10/2021) ve Onur Can Taştan kararlarında esasen seyahat özgürlüğü kapsamında kalan pasaport iptalinin, Latife Akyüz ([1. B.], B. No: 2016/50822, 7/9/2021) ve Hakkı Gök ([1. B.], B. No: 2017/33469, 3/11/2022) kararlarında ise yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin belirli şartların varlığı hâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini kabul etmiştir (ayrıntılı açıklamalar için bkz. Yağmur Erşan, §§ 39, 40, 47-51; Onur Can Taştan, §§ 39, 40, 47-51; Latife Akyüz, §§ 36-38; Hakkı Gök, §§ 31-33). Bu bağlamda söz konusu tedbirin de başvurucunun gelişimi ve sosyal, mesleki, ekonomik ve ailevi ilişkileri yönünden olumsuz etkilerinin ortaya konulması hâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.
13. Somut olayda hakkında başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun sorgusu yapılmış ve atılı suçlardan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kovuşturma aşamasında ise başvurucunun tahliyesiyle birlikte yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri altına alınmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte aşamalarda, başvurucunun anılan tedbire itiraz ettiği ancak itirazlarının yukarıda ifade edilen gerekçelerle (bkz. §§ 4, 5) reddedildiği görülmektedir.
14. Ancak başvurucu, itiraz dilekçelerinde mesleki faaliyetleri kapsamında yurt dışına çıkması gerektiğini ileri sürmesine rağmen gümrük işiyle uğraştığını ve yurt dışından gelen iş imkânlarını reddetmek zorunda kaldığını beyan etmekle yetinmiştir. Bununla birlikte UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde Mahkeme önünde mesleğinin gümrük müşaviri olduğunu ifade ettiği görülmektedir. Bu bağlamda başvurucunun işi ya da çalıştığı yerin faaliyet alanı hakkında yeterli bir açıklama yapmadığı gibi yurt dışına çıkamamasının mesleki bağlamda özel hayatına ne düzeyde olumsuz bir etkisinin olduğunu da somut gerekçelerle ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında başvurucunun yurt dışıyla ilgili ailevi bağları bulunduğu iddiası da ileri sürülmemiştir. Böylelikle yukarıda yer verilen içtihatlar kapsamında yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontrol tedbirinin başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ciddi şekilde etkilediğine ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığına ilişkin açıklamalarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Murat Çeşme [2. B.], B. No: 2020/4579, 10/7/2024, § 15).
15. Açıklanan gerekçelerle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 19/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.