logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Abdüssamet Kara [2. B.], B. No: 2022/68004, 19/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ABDÜSSAMET KARA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/68004)

 

Karar Tarihi: 19/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Yusuf KARABULAK

Başvurucu

:

Abdüssamet KARA

Vekili

:

Av. Burak ÇOLAK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumundaki tutuklunun kurum idaresi aracılığıyla temin etmek istediği radyonun alınmaması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, olayın yaşandığı tarihte anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklu olarak Sincan 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

3. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu idaresinin izniyle kullandığı radyonun yere düşmesi sonucu parçalandığını ve çalışamaz hâle geldiğini belirterek radyonun tamir edilmesini veya ücreti karşılığında yeni bir radyo temin edilmesini talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumunun bu talebi kabul etmemesi üzerine başvurucu Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) şikâyette bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde; radyosunun kullanılamaz hâle gelmesinden dolayı mümkünse tamir edilmesi veya yeni bir radyo temin edilmesi amacıyla birçok defa Ceza İnfaz Kurumuna başvuru yaptığını, başvurularının cevap verilmeksizin veya gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini belirterek yeni bir radyo temin etmesine izin verilmesini talep etmiştir.

4. Şikâyeti inceleyen İnfaz Hâkimliği, Ceza İnfaz Kurumunda merkezi radyo sisteminde kaç adet kanal bulunduğunu, kanal isimlerini ve kanalların çekim kalitesinde sorun olup olmadığını sormuştur. Bunun yanında Hâkimlik, Ceza İnfaz Kurumundan hükümlü veya tutukluların odalarında şahsi radyo bulundurmalarından kaynaklı kurum güvenliğini tehlikeye düşürücü olayların vukuat raporlarının gönderilmesini istemiştir. Gelen cevapta; merkezi yayın yapan ve başvurucunun erişebileceği üç adet radyo kanalı isimleri de belirtilmek suretiyle bildirilmiş, kanalların çekim kalitesinde herhangi bir sıkıntı bulunmadığı, radyolarda bulunan metal antenin şiş şekli bulunduğundan kesici veya delici alet olarak kullanılabileceği, bunun da kurum güvenliğini ve asayişini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu değerlendirilerek başvurucunun talep ettiği radyonun teslim edilmediği bildirilmiştir. Vukuat olarak ise Ceza İnfaz Kurumuna naklen gelen bir hükümlünün yanında getirdiği radyonun teknik olarak incelenmesi sonucunda içerisinde mıknatısa sarılı bakır bir telin radyo kartı üzerine lehimlendiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.

5. Bu doğrultuda değerlendirme yapan İnfaz Hâkimliği, başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...her ne kadar hükümlü dilekçesinde radyosunun düşerek bozulduğunu, çalışmayan radyonun tamir edilmesini, bu mümkün değilse ücret karşılığında yeni bir radyo temin edilmesini talep ettiğini, ancak talebinin reddedildiğini, tarafına radyo temin edilmesini istediğini belirterek şik[â]yette bulunmuş ise de, ceza infaz kurumu cevabi yazılarından anlaşılacağı üzere, kurumda 3 adet radyo kanalı bulunduğunu, radyo kanallarında merkezi sistemden yayınlar yapıldığını, Diyanet radyo ve TRT Müzik radyo yayını verildiğini, radyo kanallarında herhangi bir parazit bulunmadığını, radyo kana[l]larının çekimi konusunda da herhangi bir sıkıntı olmadığını, yayınların 24 saat kesintisiz olarak verildiği belirtilmiştir. Ayrıca benzer eşyaların hükümlü/tutuklular tarafından daha önce FM bandlı radyolara teknik müdahalede bulun[ul]arak AM bandlı radyoya dönüştürdükleri, bu şekilde terör örgütünün yurt dışında yapılan radyo yayınları üzerinden hükümlü ve tutuklulara talimatlar iletildiği, buna ilişkin [benzer başka bir şikâyet dosyasına sunulan] vukuat raporlarının dosya kapsamına gönderildiğinden hükümlünün radyosunun kendisine teslim edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bununla birlikte radyolarda bulunan metal antenin şiş şekli bulunduğundan kesici delici alet olarak kullanılabileceği, bunun da kurum güven[l]iğini ve asayişini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu değerlendirildiğinden yukarıda belirtilen kanun ve yönetmelik maddeleri uyarınca kurumda merkezi sistem bulunması nedeniyle hükümlünün şik[â]yetinin reddine dair karar vermek gerekmiştir."

6. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi), İnfaz Hâkimliğinin kararında usul ve kanuna aykırılık olmadığını belirterek başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

7. Başvurucu, nihai hükmü 14/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 29/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyonca, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunun el radyosu kullanmasına imkân vermemesinin sosyo-kültürel çeşitliliğin arttığı mevcut dönemde kendi inanç ve düşüncesine uygun kanallardan faydalanmasını engellediğini, aynı şartlarda Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kişilerin el radyosu kullanabildiğini ifade etmiştir. Ek olarak parçalanmadan önce el radyosu kullanmasına izin verilmesine karşın yeni bir radyo temin etmesinin kabul edilmemesinin adil yargılanma hakkını, ayrımcılık yasağını ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı Ceza İnfaz Kurumunun radyo kanallarında güncelleme yaptığını ancak yeni düzenlemede getirilen kanalların el radyosundan elde edilen menfaatle bir tutulamayacağını belirterek bireysel başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

11. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda hükümlü ve tutukluların radyo talepleriyle ilgili başvuruları ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir (Mehmet Reşit Arslan (4) [2. B.], B. No: 2013/2909, 9/3/2016, § 24; Ahmet Temiz (5) [1. B.], B. No: 2013/8696, 10/3/2016, § 21). Söz konusu kararlar çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında bir ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun radyo imkânından yararlanmasının engellenmesinin haber veya fikir alma özgürlüğü, dolayısıyla ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerekir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun kurum idaresi aracılığıyla satın almak istediği el radyosu talebinin reddedilmesinin haber veya fikir alma özgürlüğüne, dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğu kabul edilmiştir. Anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

14. Anayasa Mahkemesi Mehmet Reşit Arslan (4) kararında, radyo kullanımı yönünden benzer müdahalenin hukuki dayanağı olan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 67. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığına karar vermiştir (aynı kararda bkz. § 42). Öte yandan başvuruya konu radyonun ceza infaz kurumlarının düzeninin ve güvenliğinin sağlanması, suçun önlemesi ve ıslah edilmesi amacıyla başvurucuya verilmemesi şeklindeki müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kamu düzeni ve kamu güvenliği kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

15. Bundan sonra yapılması gereken, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını değerlendirmektir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, §§ 38-41; Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 21; Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 39-43).

16. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5), § 27). Tutuklu ve hükümlülerin süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesi de bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün koruması altındadır (Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 43; Hüseyin Sürensoy [1. B.], B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; İbrahim Bilmez [1. B.], B. No: 2013/434, 26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6) [2. B.], B. No: 2014/10213, 1/2/2017, § 34).

17. Bununla birlikte ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda, mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).

18. Somut olayda başvurucu, kurum idaresi aracılığıyla el radyosu temin etmeyi talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu; kurumda merkezi radyo yayını hizmetinin bulunduğunu, öte yandan el radyolarında bulunan metal antenin şiş şekli bulunduğundan kesici delici alet olarak kullanılabileceği, kurumun güvenliğini tehlikeye düşürmemek için başvurucunun talebinin kabul görmediğini İnfaz Hâkimliğine sunduğu yazıda bildirmiştir (bkz. § 4).

19. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması için koğuş, oda ve eklentilerinde bulundurulacak eşyalara karşı daha hassas olunması gerektiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Mehmet Reşit Arslan (4), § 54). Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin serbestçe kullanabildiği, kendisinin de kullanımına izin verilen ancak düşmesi sonucu kullanılamaz hâle gelen radyonun tamirine veya yenisinin temin edilmesine izin verilmemesi sebebiyle İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. Hâkimlik yaptığı incelemede genel olarak radyonun anteninin kesici delici alet olarak kullanılabilir olduğunu dikkate alarak kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceğini belirtmiştir. Bunun yanında nakil yoluyla gelen bir mahpusun yanında getirdiği radyo içindeki mıknatısa sarılı bakır telin radyo kartı üzerine lehimlendiğinin tespit edilmesinden kaynaklı yaşanan vukuatı gözönünde bulundurarak idarenin uygulamasının yerinde olduğunu kabul etmiştir. Buna karşın Hâkimlik, başvurucunun daha önce radyo kullanmasında herhangi bir sakınca bulunmadığına ve aynı özellikleri barındıran radyoların ceza infaz kurumundaki diğer mahpuslar tarafından kullanıldığına yönelik şikâyetler bakımından bir değerlendirme yapmamıştır. Başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararına karşı yaptığı itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesinin de başvurucunun anılan şikâyetlerine yönelik bir değerlendirmede bulunmadığı görülmüştür.

20. Sonuç olarak somut olayda başvurucunun el radyosunun tamir edilmesi veya kurum kantini aracılığıyla dışarıdan temin edilebilmesi yönündeki talebi hakkında yargı mercileri; Ceza İnfaz Kurumunda merkezi radyo yayını bulunması, el radyolarının anteninin kesici veya delici özelliği olması ile el radyolarına bazı vakıalarda müdahale edilerek örgütsel haberleşmede kullanılmaya çalışıldığı nedenleriyle güvenlik zafiyeti doğuracağı değerlendirmesiyle yetinmiştir. Bununla birlikte başvurucunun daha önce el radyosu kullanabildiği ve söz konusu radyoların kurumda genel bir yasağa tabi tutulmadığı konusundaki şikâyetleri hakkında yargı makamlarının bir değerlendirme yapmadıkları görülmektedir. Oysa başvurucunun daha önce kullanabildiğini söylediği el radyosunu örgütsel haberleşmede kullandığı veya kullanmaya teşebbüs ettiği yönünde bir tespit yoksa kararda zikredilen mahsurların başvurucu yönünden nasıl geçerli olabileceğinin izah edilmesi gerekir. Buna ek olarak merkezi radyo hizmetinin bulunması nedeniyle Ceza İnfaz Kurumundaki tüm mahpuslar yönünden aynı kısıtlamanın yapılıp yapılmadığı, bu şekilde genel bir kısıtlama mı yoksa başvurucu özelinde mi bu uygulamaya gidilmesinin neden gerekli olduğu da açıklanmaya muhtaçtır. Zira el radyolarının antenlerinin yaralayıcı alet olarak kullanılması riskine ilişkin yapılan yargısal değerlendirme esasen tüm mahpuslar yönünden bağlayıcı nitelikte görülebilir.

21. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Somut olayda idare ve yargı mercileri, başvurucunun talebinin yerine getirilmemesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun söylenemeyeceği değerlendirilmiştir.

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

23. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

25. Bununla birlikte yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında ve eski hâle getirme kuralı çerçevesinde başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2022/2840, K.2022/3082) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2025tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Abdüssamet Kara [2. B.], B. No: 2022/68004, 19/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı ABDÜSSAMET KARA
Başvuru No 2022/68004
Başvuru Tarihi 29/6/2022
Karar Tarihi 19/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza infaz kurumundaki tutuklunun kurum idaresi aracılığıyla temin etmek istediği radyonun alınmaması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Ceza infaz kurumunda ifade İhlal Yeniden yargılama
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi