|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
NEJLA AKGÜN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/68717)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 9/4/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
İrfan FİDAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Mehmet Yavuz YAŞAR
|
|
Başvurucu
|
:
|
Nejla AKGÜN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, iptal davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucunun babası H.A. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca emekli olmuştur. H.A.nın 15/5/2019 tarihinde vefatetmesi üzerine başvurucu, babasının vefat tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında kendisine yetim maaşı bağlanması istemiyle İstanbul 15. Noterliğinin 13/9/2021 tarihli ihtarnamesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına (İdare) başvuruda bulunmuştur. Yapılan başvuru İdareye 15/9/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, İdarenin cevap vermemesi üzerine başvuru zımnen reddedilmiştir.
3. Başvurucu, zımnen ret işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Ankara 12. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Mahkeme yaptığı yargılama sonucunda davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun 13/9/2021 tarihli başvurusunun İdareye 15/9/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde davalı İdarece başvuruya cevap verilmediğini, böylece 15/10/2021 tarihinde başvurunun zımnen reddedildiğini belirtmiştir. Mahkeme, bu tespitten hareketle zımnen reddin gerçekleştiği 15/10/2021 tarihini izleyen günden itibaren başlamak üzere altmış günlük dava açma süresininson gününün 14/12/2021 tarihine denk geldiğini, bakılmakta olan davanın ise 16/12/2021 tarihinde açıldığını belirterek davanın yasal süre geçtikten sonra açıldığını vurgulamıştır.
4. Başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 27/4/2022 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi gerekçesinde, başvurucunun 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca yetim aylığı bağlanması istemiyle İdareye her zaman başvuru yapabileceği, başvurunun reddedilmesi durumunda ise yasal süresi içinde dava açabileceği belirtilmiştir.
5. Nihai karar 30/5/2022 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 29/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, oybirliği sağlanamadığı için başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
6. Başvurucu; dava açma süresinin Mahkemece yanlış hesaplandığını, Noterlik aracılığıyla yaptığı başvurusuna İdarenin cevap vereceği umuduyla beklediğini, kaldı ki ilgili mevzuatta dört aya kadar bekleme müddetinin bulunduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, Mahkemenin yorumunun mahkemeye erişim hakkını ve eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
7. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşünün ekinde İdarenin görüş yazısı sunulmuştur. İdare, başvurucunun kendisine yetim maaşı bağlanması istemiyle Noterlik aracılığıyla yaptığı 13/9/2021 tarihli başvurusunun 1/10/2021 tarihli işlemle reddedildiğini belirtmiştir. İdare, anılan işlemin başvurucuya tebliğine yönelik herhangi bir açıklamada bulunmamış; herhangi bir belgeyi de dosyaya sunmamıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını tekrarlamış ancak talebinin reddine ilişkin olduğu öne sürülen 1/10/2021 tarihli İdare işleminin hiçbir şekilde kendisine tebliğ edilmediğini savunmuştur.
8. Başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
9. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
10. Somut olayda başvurucunun 13/9/2021 tarihli başvurusunun İdareye 15/9/2021 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde İdarece başvuruya cevap verilmediği, böylece 15/10/2021 tarihinde başvurunun zımnen reddedildiğinden hareketle bu tarihi izleyen günden itibaren başlamak üzere altmış günlük dava açma süresi içinde dava açılmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesi mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil etmektedir. Hak arama özgürlüğüne yapılan bu müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen şartlara (kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama) uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. 2577 sayılı Kanun'un 10. ve 11. maddelerinde idari makamlara yapılan başvurulara otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, otuz günün bittiği tarihi izleyen günden itibaren altmış gün içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açılabileceği açıktır. Anılan kuralın düzenlenmesindeki hedef, makul bir süre içinde idari makamlara başvuruda bulunulmasının sağlanması olup anayasal açıdan meşru bir amaca dayanıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
11. Başvuruda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri yönünden tartışmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken husus, davanın süre yönünden reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
12. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
13. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
14. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen mahkemelere aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili olarak derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46).
15. Somut yargılama sürecinde Mahkeme; ret gerekçesini, başvurucunun 13/9/2021 tarihli başvurusunun İdareye 15/9/2021 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde İdarece başvuruya cevap verilmediği, böylece 15/10/2021 tarihinde başvurunun zımnen reddedildiğinden hareketle bu tarihi izleyen günden itibaren başlamak üzere altmış günlük dava açma süresi içinde dava açılmadığı üzerine kurmuştur. Mahkemenin söz konusu yorum ve değerlendirmesinin öngörülemez olmadığı, kaldı ki bu değerlendirme kapsamında da başvurucunun ilgili işleme yönelik dava yoluna başvuru için yeterli süreye ve imkâna sahip olduğu görülmektedir.
16. Bu durumda derece mahkemesinin gerek uyuşmazlık konusu olguyu gerekse bu olgudan hareketle dava açma süresinin hesaplanma usulünü, sürenin başlatılacağı tarihi belirlemesiyle ilgili yorumunun ve mevzuata dair değerlendirmesinin öngörülemez nitelikte olmadığı ve başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştıracak ya da imkânsız kılacak nitelikte katı bir yaklaşım içermediği anlaşılmıştır.
17. Bu itibarla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu; babasından miras yoluyla kendisine verilmesi gereken, hakkı olduğunu belirttiği yetim maaşının bağlanmamasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
20. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
21. Somut olayda başvurucunun açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği ve derece mahkemelerinin bu yorumunun Anayasa Mahkemesince mahkemeye erişim hakkını ihlal eder nitelikte görülmediği dikkate alındığında başvurucunun hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmediği sonucuna varılmıştır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulüne uygun olarak tüketmeden mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasını bireysel başvuru konusu yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.