|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Hüseyin Ozan ADIYAMAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ali AVCU
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Nilda BALTALI
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan köşe yazısında kullanılan ifadelerden dolayı tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, ulusal gazetelerde yazıları yayımlanan bir gazetecidir. Başvurucunun hazırladığı "İşte gerçekler: [B.Y.] neden görevden alınmıştı?" başlıklı yazı 7/6/2019 tarihinde Y. gazetesinin internet sayfasında yayımlanmıştır. Anılan yazıda adı geçen B.Y. kendisi hakkında kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiasıyla başvurucu aleyhine İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) 50.000 TL talepli manevi tazminat davası açmıştır.
3. Başvurucu uyuşmazlığın esasına ilişkin beyanında yazının yayımlanmasında kamu yararı olduğunu belirtmiştir. Buna ek olarak yazının daha önce çeşitli basın ve yayın organlarında yer verilen haberlerdeki bilgi ve iddialara dayanılarak oluşturulduğunu ileri sürmüş, anılan iddiaların adli soruşturmalara konu olduğunu, haberin konusu itibarıyla kamuyu yakından ilgilendirdiğini, haberin veriliş tarzında basın yayın ilkelerine uyulduğunu savunmuştur.
4. Asliye Hukuk Mahkemesi 15/6/2021 tarihinde davanın kısmen kabulüne ve başvurucu aleyhine 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar vermiştir. Davacı, Asliye Hukuk Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş; istinaf dilekçesinde hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürmüştür. Davacının istinaf dilekçesi başvurucuya 30/8/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. İstinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) incelenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile 25.000 TL manevi tazminatın başvurucudan tahsiline kesin olarak karar vermiştir.
5. Başvurucu, nihai hükmü 7/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 4/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
6. Başvurucu, yayımlanan yazıda geçen ihtilaflı ifadelerin basın ve yayın organlarında daha önce yayımlanan haberlerden alındığını, yazının bir bütün olarak gerçeğe uygun, konusunun güncel ve tartışılmasında kamu yararı olduğunu, davacının tanınan bir siyasetçi olması nedeniyle hakkındaki iddia ve eleştirilere tahammül göstermesi gerektiğini ifade etmiştir. Yargılama makamlarının ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koymadan eksik incelemeyle kendisini manevi tazminat ödemeye mahkûm ettiklerini belirten başvurucu, ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
7. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığı vurgulanarak başvuru yollarını usulüne uygun şekilde tüketip tüketmediği tespit edilirken bu hususun dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi içtihatlarına yer verilerek somut olayın kendine özgü koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiği açıklanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
8. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin layıkıyla yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle yargılama makamları nezdinde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16). Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
9. Somut olayda Asliye Hukuk Mahkemesi, köşe yazısında kullandığı ifadeler nedeniyle başvurucunun davacıya 5.000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiştir. Bu karara karşı tazminat miktarının düşük olduğu gerekçesiyle sadece davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacının istinaf dilekçesi başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının istinaf talebini kabul ederek başvurucunun 25.000 TL tazminat ödemesine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin dava konusu yazının ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı hususunda Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçesindeki tespitlerin dışında yeni bir değerlendirmesi yoktur. Öte yandan başvurucu da başvuru formunda tazminat miktarından ziyade köşe yazısında kullandığı ifadeler nedeniyle tazminat ödemeye mahkûm edilmesine karşı çıkmaktadır.
10. Sonuç olarak davacının istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen başvurucunun, Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma imkânı olmasına rağmen bu yola başvurmadan ihlal iddialarını doğrudan bireysel başvuruda dile getirdiği, dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut ve etkili yargı yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun olağan kanun yollarını tüketmeksizin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu dikkate alındığında ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının henüz yargılama makamları tarafından incelenmeden Anayasa Mahkemesince değerlendirilmesinin bireysel başvurunun ikincilliği ilkesine uygun düşmeyeceği açıktır.
11. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Yıldız SEFERİNOĞLU bu sonuca katılmamıştır.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM ve Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/12/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
1- Çoğunluğun, başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna ilişkin kararına katılmıyorum. Benimsenen bu yaklaşım, yalnızca usul hukukunun temel ilkeleriyle değil, aynı zamanda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ile 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı ile de bağdaşmamaktadır.
2- Dosya kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), Asliye Hukuk Mahkemesi kararını denetlemekle yetinmemiş; bu kararı kaldırarak davanın esası hakkında ilk elden, yeni ve kesin nitelikte bir hüküm kurmuştur. Bu hâliyle BAM kararı, başvurucunun hak ve yükümlülüklerini belirleyen tek ve nihai yargısal işlem konumundadır.
3- Hukuken ortadan kaldırılmış bir ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmamış olmasının, BAM tarafından verilen yeni ve kesin karara karşı yapılan bireysel başvuruda başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna dayanak yapılması, hak arama özgürlüğünün şekilci bir yorumla etkisizleştirilmesi anlamına gelmektedir. Anayasa’nın 36. maddesi, kişilere yalnızca teorik değil, pratik ve etkili bir başvuru imkânı tanımayı zorunlu kılar.
4- Kesin nitelikteki BAM kararına karşı başvurulabilecek herhangi bir olağan kanun yolu bulunmadığı hususu tartışmasızdır. Başvurucunun ulaşabileceği ve ihlal iddiasını gidermeye elverişli bir iç hukuk yolu kalmamışken, bireysel başvurunun “ikincil” niteliğine dayanılarak kabul edilemezlik sonucuna varılması, Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkını işlevsiz hâle getirmektedir.
5- BAM’ın yerel mahkeme kararını onamak yerine kaldırarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurduğu bir durumda, artık ilk derece mahkemesi kararı hukuki varlığını yitirmiştir. Buna rağmen çoğunluğun, var olmayan bir karara karşı başvuru yapılmamış olmasını başvurucunun aleyhine yorumlaması, bireyden hukuken anlamsız ve sonuç doğurmayan bir usulî davranış beklemek anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, hak arama özgürlüğünün özüyle bağdaşmamaktadır.
6- Bireysel başvuru yolunun amacı, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının etkili bir biçimde incelenmesini sağlamaktır. Somut olayda başvurucunun ihlal iddiasını gidermeye elverişli ve tüketilmesi gereken başka bir kanun yolu bulunmadığı açık olduğundan, başvuru yollarının tüketildiği kabul edilerek başvurunun esasının incelenmesi gerekirken, çoğunluğun şekilci ve dar yoruma dayalı kabul edilemezlik kararına katılmıyorum.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) tarafından Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kaldırıldığı ve davanın esası hakkında ilk derece sıfatıyla yeni bir hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, başvurucunun hukuken ortadan kalkmış bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmamış olmasının, Anayasa Mahkemesi nezdinde yaptığı bireysel başvurunun değerlendirilmesi bakımından bir farklılık yaratmaması gerekmektedir.
2. Başka bir ifadeyle, ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminat kararını istinaf etmeyi tercih etmeyen başvurucunun, bu kararı ortadan kaldırarak yeni bir hüküm kuran BAM kararına karşı bireysel başvuruda bulunması hâlinde, ilk karara yönelik istinaf yoluna başvurmamış olması, başvuru yollarının tüketilmesi şartı yönünden yapılacak kabul edilebilirlik incelemesini olumsuz etkilememelidir. Kesinleşen BAM kararı karşısında olağan kanun yollarına başvurulması imkânı bulunmadığından, başvurucunun bireysel başvuru yoluna gitmesinden başka çaresi kalmamıştır.
3. Belirtilen nedenlerle başvurunun kabul edilebilir olması gerektiğinden aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadım.