|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
JİYAN ATEŞ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/71827)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 29/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Aydın AYGÜN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Jiyan ATEŞ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucuya slogan attığından bahisle disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, başvuru tarihinde devletin egemenliği altındaki topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan hükümlü olarak Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
3. Ceza İnfaz Kurumu personeli tarafından tutulan 16/3/2022 tarihli tutanağa göre aynı gün saat 12.40 sıralarında Kurumun yüksek güvenlikli kısmında yemek dağıtımı esnasında C-3 koğuşundan gelen sesler üzerine koğuşun havalandırmasını gösteren koridordaki pencere açılmış ve koğuşta bulunan tutuklu ve hükümlülerin oda balkonlarına çıkarak "terör örgütü lideri lehine" slogan attıkları ve alkış yaparak diğer koğuşlardan gelen sloganlara eşlik ettikleri görülmüştür. Meydana gelen olay üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu tutuklu ve hükümlüler hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu soruşturma aşamasındaki savunmasında; kendisinin slogan atma eylemine katılmadığını ancak toplu bir biçimde cezalandırıldıklarını belirtmiştir.
4. Yapılan soruşturma sonucu Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) 6/4/2022 tarihinde "başvurucunun da aralarında bulunduğu hükümlü ve tutukluların yukarıda belirtildiği şekilde slogan attıkları ve söz konusu slogan atma eylemi nedeniyle kurum güvenliğini riske atıp, diğer hükümlüler üzerinde korku ve panik yarattıkları, ayrıca personelin kurum içi işleyişini zora soktukları" gerekçesiyle başvurucu hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen "Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak" disiplin suçu uyarınca 1 ay süre ile haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama (telefon açmak, mektup göndermek ve faks alıp göndermekten tamamen men) disiplin cezası uygulanmasına karar vermiştir.
5. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı şikâyet yoluna başvurmuştur. Şikâyeti inceleyenAnkara Batı 1. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 25/4/2022 tarihinde başvurucu yönünden şikâyetin kabulü ile hakkında verilen disiplin cezasının kaldırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şikâyet eden Jiyan Ateş ve ... açısından yapılan değerlendirmede ise; hükümlü/tutukluların hem disiplin soruşturması esnasında sundukları yazılı savunmalarında hem de Hakimliğimiz huzurunda alınan beyanlarında ısrarla tutanakta belirtilen eylemlere katılmadıklarını söyledikleri, aşamalarda alınan beyanlarının birbirini doğrular nitelikte olduğu, ayrıca kurum tarafından tutulan tutanakta C-3 koğuşunun havalandırmasını gösteren koridordaki pencereden yapılan tespit üzerine disiplin cezasının verildiği, ancak hükümlü/tutukluların pencereden yapılan kontrolle kimin slogan atıp kimin atmadığının tam olarak tespit edilemeyeceğini belirtmeleri dikkate alınarak, şikâyet edenlerin bu savunmalarına itibar edilmiş, kurum memurlarınca hükümlü/tutukluların tek tek kontrol edilerek slogan atıp atmadıklarının tam olarak tespit edilmemesi, pencereden kontrol edilerek tutanak tutulduğunun belirtilmesi karşısında, ortak slogan atmadığını ve toplu olarak eyleme katılmadığını beyan edenlerin savunmalarına itibar etmek gerekmiş ve gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak eylemini gerçekleştirmedikleri değerlendirildiğinden şikâyetlerinin kabulüne ve haklarında verilen disiplin cezalarının iptaline..."
6. Söz konusu karara Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) 29/4/2022 tarihinde koğuş havalandırmasını gösteren pencerelerden bakıldığında koğuş balkonlarının rahatlıkla görülebildiği, bu nedenle olay hakkında düzenlenen tutanağa itibar edilmesi gerektiği belirtilerek itiraz edilmiştir. Başsavcılık dilekçesinde; kararın kaldırılması talebinde bulunmuş, talebin yerinde görülmemesi durumunda incelenmek üzere dosyanın incelemeye yetkili olan Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) gönderilmesi istemiştir. İnfaz Hâkimliği 9/5/2022 tarihinde "Benzer bir olay sebebiyle Anayasa Mahkemesinin 10/06/2020 tarihli ve 2016/64727 sayılı Ali Bacacı başvurusundaki, Cumhuriyet Savcısının itirazının hükümlü/tutukluya tebliğ edilmesi gerektiğine dair kararı dikkate alınarak, Cumhuriyet Savcısının Hakimliğimiz kararına yönelik 29/04/2022 tarihli itiraz dilekçesi hükümlü/tutuklulara tebliğ için gönderilmiş olup, hükümlü/tutuklunun Cumhuriyet Savcısının itirazına yönelik bir diyeceği olup olmadığına ilişkin dilekçesini bildirmesi durumunda bilahare Mahkemenize iletilecektir. Ancak, Hakimliğimizin 25/04/2022 tarihli ve 2022/2386 esas, 2022/2713 karar sayılı dosyasına Cumhuriyet Savcısı tarafından itiraz edilmiş olmakla itiraz yerinde görülmediğinden kanuni zorunluluk nedeniyle hükümlü/tutuklunun dilekçesi dosyaya eklenmeden değerlendirilmek üzere dosya yazı ekinde gönderilmiştir." şeklindeki üst yazıyla dosyayı Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
7. Diğer yandan Cumhuriyet savcısının itirazı 9/5/2022 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu da 11/5/2022 tarihinde itiraza ilişkin cevap dilekçesini İnfaz Hâkimliğine sunmuştur. Bununla birlikte aynı gün -11/5/2022 tarihinde- Ağır Ceza Mahkemesi "Ankara Batı 1. İnfaz Hakimliği'nin 25/04/2022 tarih ve 2022/2386 İnfaz Hakimliği Dosyasına Cumhuriyet Savcısı... tarafından yapılan itirazın kabulüne" gerekçesiyle İnfaz Hâkimliğinin kararının kaldırılmasına ve başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Anılan karar 18/5/2022 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
8. Bu esnada İnfaz Hâkimliği 16/5/2022 tarihinde "Her ne kadar Mahkemenizce Cumhuriyet savcısının ve bir kısım hükümlü/tutukluların itirazları konusunda karar verilmiş ise de.. Cumhuriyet Savcısının Hakimliğimiz kararına yönelik 29/04/2022 tarihli itiraz dilekçesi hükümlü/tutuklular ... ve Jiyan Ateş'e 09/05/2022 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip hükümlü/tutukluların Cumhuriyet Savcısının itirazına yönelik bir diyeceklerinin olup olmadığına ilişkin dilekçelerinin beklenilmesi ve bu beyanlara göre karar verilmesi gerekirken, söz konusu dilekçelerin beklenilmeden Mahkemenizce karar verildiği görülmüştür. Hakimliğimizce şikayetleri kabul edilen hükümlü/tutukluların Cumhuriyet savcısının itirazına yönelik süresinde yapmış oldukları ekte gönderilen dilekçelerin herhangi bir ihlale sebebiyet vermemek adına tekrardan incelenmek üzere dosya yazı ekinde gönderilmiştir." şeklindeki üst yazı ile dosyayı yeniden Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 25/5/2022 tarihinde "başvurucu hakkında 11/05/2022 tarih ve 2022/2089 d.iş sayılı kararı ile kesin olarak karar verildiğinden" karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
9. Başvurucu, nihai kararı 18/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 6/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Komisyon tarafından adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Başvurucu; disiplin cezasına konu slogan atma eylemine katılmadığını, tüm süreçlerde bu hususu ifade ettiğini ve İnfaz Hâkimliğinin hakkındaki disiplin cezasını kaldırdığını ancak Ağır Ceza Mahkemesinin Cumhuriyet savcısının itirazına yönelik dilekçesini de beklemeden dosyayı itirazen değerlendirdiğini ve hukuka aykırı bir şekilde itirazının reddine karar verdiğini iddia etmiştir. Başvurucu devamında söz konusu slogan atma eylemini gerçekleştirmiş olsaydı dahi bunun ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, gerçekleştirmediği bir eylem nedeniyle cezalandırılmasının bir kısım anayasal hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun şikâyetleriyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
13. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda, ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu/hükümlülerin kurumda attığı slogan nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir (ilgili kararlar için bkz. Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 19; Ömer Haran [1. B.], B. No: 2017/33744, 1/7/2020, § 21; Barış İnan (2) [1. B.], B. No: 2018/38006, 17/11/2021, § 17). Somut olayda başvurucu, disiplin cezasına konu edilen ifadeleri kullanmadığını ileri sürmesine rağmen eylemi sabit görülerek disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Buna göre her ne kadar başvurucu, eylemi olgusal olarak reddetmişse de disiplin cezası şeklindeki müdahalenin başvurucunun anılan sözleri sarf ettiği kabul edilerek yapıldığı gözetildiğinde başvurunun -yukarıda zikredilen kararlarda olduğu gibi- ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Aksi durumda kişinin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasında bulunabilmesi suçlandığı eylemi kabul etmesi şartına bağlanmış olacaktır ki bu kişinin kendi kendini suçlamaya zorlanamayacağına ilişkin evrensel hukuk standartlarına da aykırılık teşkil edecektir (Ali Koç [2. B.], B. No: 2021/51497, 12/3/2025, § 10).
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi çok sayıda kararında ifade özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu belirtmiştir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
16. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27).
17. Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).
18. Kurum içinde attığı slogan nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. O hâlde Anayasa Mahkemesinin yapması gereken, söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu denetlemektir.
19. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekir (Ferhat Üstündağ, § 46; bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (Ferhat Üstündağ, § 48; bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit [2. B.], B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).
20. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı Kanun'un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; bu çerçevede uygulanacak disiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları Kanun'un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Kanun'daki disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğindeki bu madde uyarınca, bu Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Kanun'un 37. maddesine göre, ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).
21. İncelenen olayda attığı iddia olunan bir slogan nedeniyle başvurucu hakkında disiplin cezası uygulanmıştır. Anayasa Mahkemesi 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi de dikkate alındığında ceza infaz kurumunda yalnızca slogan atılmasının aynı Kanun'un 42. maddesinde öngörülen disiplin suçunu oluşturabilmesi için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir, § 22). Bununla birlikte ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması için özellikle terör örgütlerine bağlılığı canlı tutmaya katkıda bulunabilecek toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı da ifade edilmiştir (Murat Karayel (5), § 46; Cihat Özdemir, § 22). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun gerçekleştirdiği ya da gerçekleştirdiği iddia edilen slogan atma eyleminin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı ile bu hususta idare ve yargı mercilerince ilgili ve yeterli gerekçelerin ortaya konulup konulmadığı incelenmelidir.
22. Olay günü başvurucunun bulunduğu koğuştaki tutuklu ve hükümlülerin "terör örgütü lideri lehine" slogan attıkları tespit edilmiş ve yapılan disiplin soruşturması sonucu başvurucunun da slogan attığı gerekçesiyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu ise gerek disiplin soruşturması esnasında gerekse de disiplin cezasına karşı yaptığı şikâyetin incelendiği duruşmada söz konusu eyleme katılmadığını ve slogan atmadığını belirtmiştir. İnfaz Hâkimliği de başvurucunun savunmaları ile diğer delilleri gözönüne alarak başvurucunun slogan attığına yönelik bir delil mevcut olmadığından başvurucu hakkında uygulanan disiplin cezasının kaldırılmasına karar vermiştir.
23. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliğinin anılan kararına Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmiş ve itirazı değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi yalnızca "Cumhuriyet savcısının itirazının kabulüne" değerlendirmesiyle İnfaz Hâkimliğinin kararını kaldırmıştır. İtiraz mercii, itirazın kabulüne ilişkin İnfaz Hâkimliği kararında yer alan gerekçelerin neden hukuka uygun olmadığını ve başvurucunun slogan attığına yönelik kabule dair delillerin nelerden ibaret olduğunu belirtmemiştir.
24. Yine kararın içeriğinde Cumhuriyet savcısının itirazının kabulü belirtilmekle birlikte söz konusu itirazın nelerden ibaret olduğu ve hangi hususları içerdiğinden de bahsedilmemektedir. Üstelik Ağır Ceza Mahkemesince karar verilirken başvurucunun Cumhuriyet savcısının itirazına yönelik cevabı da beklenmemiştir. Dolayısıyla İnfaz Hâkimliği kararı karşısında itiraz merciinin kararında, başvurucunun disiplin cezasına konu slogan atma eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediği değerlendirilmemiştir.
25. Bu hâliyle Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulamadığı anlaşıldığından söz konusu eylem nedeniyle başvurucu hakkında disiplin cezası uygulanmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak görülemeyeceği değerlendirilmiştir (benzer değerlendirmeler içeren karar için bkz. Sermin Demirdağ [2. B.], B. No: 2022/65935, 12/3/2025, §§ 23-25).
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
27. Başvurucu; ihlalin tespiti ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
29. Ayrıca ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2022/2089 D.İş) iletilmek üzere Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2022/2386, K.2022/2713) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.