|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
AHMET BAYAZİT VE LİVAN ORMAN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/83327)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 29/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Yusuf Enes KAYA
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Ahmet BAYAZİT
|
|
|
|
2. Livan ORMAN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Emrah BARAN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, tutuklamanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) PKK/KCK'nın gençlik yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 29/7/2022 tarihinde gözaltına alınmışlardır. Soruşturma kapsamında başvurucular hakkında iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması çalışmaları yürütülmüştür.
3. Başvurucu Livan Orman Başsavcılıkta alınan ifadesinde herhangi bir örgüt üyeliği veya irtibatının olmadığını beyan etmiştir. 2015-2016 yıllarından bu yana Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile irtibatı olduğunu ve son olarak 3/7/2022 tarihinde HDP parti meclis üyesi olarak görev aldığını belirtmiştir. Parti faaliyetleri dışında yasa dışı eylemi olmadığını iddia eden başvurucu, hakkında 2020 yılı içinde İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde (2020/49 Esas sayılı dosya üzerinden) yine gençlik yapılanmasına üyeliği iddiasıyla kamu davası açıldığını belirterek bu dosyanın mükerrer olduğunu düşündüğünü ifade etmiştir. Kollukta kendisine sorulan B.K. isimli şahısla 2021 yılı içinde parti faaliyetleri kapsamında tanıştığını açıklamıştır. Bu kişiyle yapılan yazışmalarda geçen kitap içeriklerinin roman vb. türlerden alıntılar olduğunu, B.K.nın o dönemde kütüphane oluşturması nedeniyle parti bünyesinden kitap temini ile ilgili bazı görüşmeler yaptıklarını vurgulamıştır. Yine B.K.nın telefon yazışmalarından anlaşıldığı beyan edilen pankart asma eylemiyle bir ilgisi veya alakasının olmadığını bildirmiştir. Ayrıca WhatsApp vb. programlar üzerinden görüşme yapma şeklindeki yazışmaların özellikle resim, video vb. sosyal medya unsurlarının rahat paylaşımıyla ilgili olduğunu, örgütsel bir nedeninin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu ayrıca 16/6/2019 tarihinde meydana geldiği beyan edilen eyleme katıldığını ancak bu hususun da yine yukarıda bahsettiği ağır ceza yargılamasında mükerrer olduğunu kaydetmiştir. Soruşturulan R. isimli şahsın da kendisi gibi parti meclis üyesi olduğunu söylemiştir. Kendisiyle 4/7/2021 tarihinde gerçekleştirdikleri ve gözaltına alınan şahıslarla ilgili olan görüşmenin o dönem Şişhane Meydanı'nda HDP yönetimi tarafından düzenlenen bazı olayların protesto edilmesine dair basın açıklamasının yapıldığı tarihte yaşananlara ilişkin olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu; bu basın açıklamasına veya olaylara o tarihte katılmadığını, görüşmenin sadece sosyal medya ve parti içinden alınan bilgilere ilişkin olduğunu işaret etmiştir. Son olarak 26/12/2021 tarihinde faaliyette olan Mezopotamya Haber Ajansına parti faaliyeti kapsamında röportaj verdiğini dile getirmiştir. Bu bağlamda İbrahimler, Mahirler vb. bazı isimleri zikrederek bu kişileri sol siyasi geleneğin öncüleri olarak kabul ettiğini anlatmıştır. Ancak bu kişilerin herhangi bir örgüt veya örgüt kurucusu olduğuna dair vurgusu veya kastının olmadığını ve bu hususları da bilmediğini beyan etmiştir. Başvurucu sonuç olarak herhangi bir örgüt üyeliği bulunmadığını, mükerrer soruşturmanın/kovuşturmanın söz konusu olduğunu yineleyerek serbest bırakılmayı talep ettiğini belirtmiştir.
4. Başvurucu Ahmet Bayazit Başsavcılıktaki ifadesinde resmî olarak HDP üyesi olduğunu ifade etmiştir. 18/6/2021 tarihli telefon görüşmesini tam hatırlayamamakla birlikte bu görüşmenin D.P. için düzenlenecek bir basın açıklamasıyla ilgili olabileceğini çünkü o tarihlerde bir düğünde olduğunu bu sayede hatırladığını kaydetmiştir. Öte yandan HDP Gençlik Meclisinin etkinliklerine dair afişleri astığını ancak bu afişlerin resmî bildiriler dâhilinde olduğunu ve kesinlikle örgüt adına afiş asma eylemine katılmadığını vurgulamıştır. Bu kapsamda 16/7/2021 tarihli görüşmenin de afişle alakalı olduğunu düşündüğünü dile getirmiştir. Rutin parti faaliyetlerine yönelik olarak 1/8/2021 tarihinde Esenyurt'taki HDP mitingiyle ilgili telefon görüşmeleri yaptığını ve kendisine miting yerinin sorulduğunu aktarmıştır. 14/10/2021 tarihinde gerçekleşen görüşmenin ise HDP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı S.B.den aldığı otuz adet konser biletiyle ilgili olduğunu hatırladığını beyan etmiştir. 16/7/2021 tarihinde S. ile yaptığı görüşmenin tamamen kişisel bir etkinlik olarak Çatalca'daki Tabiat Parkı'nda kamp sırasında kullanacakları eşyalarla ilgili olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca 10/8/2021 tarihli görüşmenin halı saha maçıyla ilgili olduğunu izah etmiştir. 3/10/2021 tarihindeki bir konuşmanın ise Küçükçekmece'de HDP il yönetiminin düzenlediği futbol turnuvasının finali hakkında olduğunu belirtmiştir. Bazı telefon görüşmelerinde kullandığı "internetin var mı whatsapp'a bak" şeklindeki ifadelerin sebebini, genellikle kontörü olmadığında WhatsApp üzerinden arama yapmak istemesiyle açıklamıştır. Kendisinin, o gün herhangi bir kanuna aykırı eylem yapmadığını ifade etmiştir. Gözaltı sırasında ikametgâhında el konulan cep telefonu ve SIM kartların kendisine değil kardeşine ait olduğunu söylemiştir. Ele geçirilen el yazılı dokümanların kendisine ait olduğunu, bunların okuduğu haber siteleri, makaleler ve yazılardan tuttuğu kişisel notlardan oluştuğunu ve hiçbir yerde bunları paylaşmadığını iddia etmiştir. Bu notların 2021 yılı Aralık ayında Diyarbakır'da düzenlenen HDP Gençlik Meclisinin kongresi hakkında tuttuğunu sözlerine eklemiştir. Başvurucu sonuç olarak HDP üyeliği dışında bir üyeliğinin olmadığını, örgütsel eğitim almadığını veya eyleme katılmadığını bildirmiştir. Yalnızca partinin düzenlediği ve suç teşkil etmediğini düşündüğü etkinliklere katıldığını belirterek serbest bırakılmayı talep etmiştir.
5. Başsavcılık, başvurucuları terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanmaları talebiyle İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.
6. Hâkimlik sorgunun ardından 1/8/2022 tarihinde başvurucuların terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmalarına karar vermiştir. Başvurucu Livan Orman hakkındaki tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin PKK/KCK Terör Örgütünün gençlik yapılanması olan DGH (Devrimci Gençlik Hareketi) içerisinde faaliyet gösterdiği, 16/6/2019 tarihinde Beşiktaş Abbasağa Parkında örgütlenelim özgürleşelim adı altında örgüt mensuplarına ait sivil kıyafetli resimler ile örgütsel pankartların bulunduğu yoğun örgütsel propagandaya haiz "Çağırıyor savaşa dağlara", "Biji serok apo", "Gençlik aponun fedaisidir", "Kürdistan faşizme mezar olacak" şeklinde sloganların atıldığı etkinliğe katıldığı, söz konusu etkinlikte Abdullah Öcalan’ın yüceltildiği konuşmanın yapıldığı, elkonulan dijital materyalin örgütlemeye yönelik çalışmalar içerisinde yer aldığı yönündeki tespitler, dijital materyal inceleme tutanağı içeriği, B.K. isimli şahısla yapmış olduğu yazışmalar, iletişimin tespiti tutanaklarından şüphelinin görüşmelerini internet tabanlı programlar üzerinden yaparak örgütsel faaliyetlerini gizleme çabası içerisinde olması,şüphelinin savunmaları ve tüm dosya kapsamından; şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut deliller bulunduğu, atılı suçun CMK 100/3-a maddesinde yazılı kanunen tutuklama nedeni var sayılan katalog suçlardan olduğu, atılı suç için Türk Ceza Kanununda öngörülen ceza miktarı göz önünde bulundurulduğunda şüphelinin kaçma ihtimali bulunduğundan tutuklama tedbirinin yerinde ve ölçülü olacağı, adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı, şüpheli yönünden herhangi bir tutuklama engeli bulunmadığı gözetilerek… CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına… [karar verildi.]"
7. Başvurucu Ahmet Bayazit hakkındaki tutuklama kararının ilgili kısmı ise şöyledir:
"Şüphelinin ikametinde yapılan aramada alınan kolluk ifadesinde kendisi tarafından yazıldığını kabul ettiği örgütsel dokümanın "iktidarın uyguladığı özel savaş politikalarına karşı gençler özgürlükçü bir mücadele sergileyecektir ve sayın Öcalan'a özgürlük istemiyle kongre salonunu inletmiştir" şeklindeki içeriği, [D.E.] isimli şahsın elkonulan dijital materyalindeki Telegram grubunda şüphelinin de kayıtlı olması, söz konusu grupta 11/2/2021 tarihinde Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının protestosunu amacıyla panel düzenleneceği şeklinde kitle propagandasına yönelik çalışmaların yer alması, şüphelinin terör örgütünün gençlik yapılanması olan DGH'de (Devrimci Gençlik Hareketi) faaliyet yürüttüğü, Beyoğlu ilçesinde örgütlenme çalışması yaptığı yönündeki tespitler, iletişimin tespiti tutanaklarından şüphelinin görüşmelerini internet tabanlı programlar üzerinden yaparak örgütsel faaliyetlerini gizleme çabası içerisinde olması, örgüt irtibat ve iltisakını ortaya koyacak görüşmeler yaptığını gösterir iletişim tespit ve değerlendirme tutanağı içeriği, şüphelinin savunmaları ve tüm dosya kapsamından şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut deliller bulunduğu, atılı suçun CMK 100/3-a maddesinde yazılı kanunen tutuklama nedeni var sayılan katalog suçlardan olduğu, atılı suç için Türk Ceza Kanununda öngörülen ceza miktarı göz önünde bulundurulduğunda şüphelinin kaçma ihtimali bulunduğundan tutuklama tedbirinin yerinde ve ölçülü olacağı, adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı, şüpheli yönünden herhangi bir tutuklama engeli bulunmadığı gözetilerek … CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına… [karar verildi.]"
8. Başvurucular tutuklama kararına itiraz etmiştir. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi 11/8/2022 tarihinde somut delillere dayalı kuvvetli şüphenin bulunduğu yönündeki tespitte ve itiraza konu karardaki tutuklama sebeplerinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
9. Başvurucular 29/8/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Başsavcılık 23/8/2022 tarihli iddianameyle başvurucular hakkında terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede başvurucular ile ilgili suçlamalar şöyledir:
-16/6/2019 tarihinde İstanbul Beşiktaş Abbasağa Parkı'nda HDP Beşiktaş ilçe teşkilatının düzenlediği ve parti milletvekilleri ile yöneticilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 250 kişinin katıldığı "Gençlik Şöleni" adlı etkinlikte başvurucu Livan Orman'ın da yer aldığı belirtilmiştir. Etkinlik alanında PKK/KCK terör örgütü kurucu üyeleri [M.D.], [K.P.] ve [H.K.]nin fotoğraflarının ve "teslimiyet ihanete direniş zafere götürür HDP gençlik meclisi", "ya onurlu bir yaşam yada görkemli bir direniş","76 ruhuyla gençlik Botana özgür vatana", "ya özgür yaşam ya hiç!!! Esenyurt Gençlik Meclisi" yazan pankartların bulunduğu, ayrıca etkinlik sırasında toplu olarak "Biji Serok Apo", "Jin Jiyan Azadi" ve "Gençlik aponun fedaisidir." şeklinde sloganlar atıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca Z.A. isimli şahsın PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması olan YPG terör örgütünün benimsediği Kürtçe Rojava Marşı'nı kalabalığa söylettiği tespit edilmiştir. Başvurucunun saygı duruşu bitiminde otururken görüntüye girdiği ve Kürtçe şarkılar eşliğinde grup ile birlikte halay çeken şahıslar arasında yer aldığı kamera görüntüleri üzerinden anlaşılmıştır.
- Başvurucu Livan Orman'ın 1/6/2021 tarihinde Şanlıurfa'ya giderek 2018 yılında Suruç'taki silahlı kavga olayını gündemde tutmak amacıyla eylemler (oturma/basın açıklaması) yapan E.Ş. ve oğlu F.Ş.ye destek amaçlı bir basın açıklaması yaptığı belirtilmiştir.
- 7/11/2021 tarihinde Beylikdüzü'nde bir köprüye üzerinde "Biji Kürdistan" ibaresi bulunan pankart asılması olayıyla ilgili soruşturmada, şüpheli B.K.dan elde edilen cep telefonundaki WhatsApp yazışmaları incelenmiştir. Bu yazışmalardan yola çıkılarak her iki şahsın da örgütsel faaliyetler amacıyla zaman zaman yüz yüze buluşma ayarladıkları ve karşılıklı olarak bazı mesajları sildikleri ileri sürülmüştür. Pankart asma olayının gerçekleştiği gün öğle saatlerinde başvurucunun B.K.ya hitaben "gel burada bir şey almamız lazım" şeklinde mesaj gönderdiği dikkate alınarak başvurucu Livan Orman'ın bu eylem öncesinde pankartın hazırlanması konusuna iştirak etmiş olabileceği değerlendirilmiştir. Görüşmelerin devam eden incelemesinde, iki şahsın da örgütsel saiklerle aile ziyareti yaptığı iddia edilmiştir.
- Başvurucu Livan Orman'ın örgütle iltisaklı olduğu belirtilen Nuçe Ciwan isimli haber sitesinde yayımlanan ve "Gençlik Meclisi’nden şimdi gençlik zamanı şiarıyla düzenlenecek kongreye çağrı" başlığı taşıyan bir haberdeki fotoğrafta konuşma yaparken görüntülendiği ve beyanlarına yer verildiği belirtilmiştir. Bu konuşmada başvurucunun HDP gençlik meclisi olarak uzun süredir saldırılara ve her türlü özel savaş yöntemine maruz kaldıklarını öne sürdüğü, ayrıca mücadelelerinin dayandığı tarihsel mirasın 68 ruhu ve gençlik rüzgârı ile dünyayı salladığını, Mazlumlar, Hayriler, İbrahimler, Denizler ve Mahirler gibi isimlerin bu topraklarda nasıl tarih yazdığını gösterdiğini belirterek "İşte biz bu gelenekten geliyoruz." şeklinde beyanda bulunduğu kaydedilmiştir.
- Başvurucunun kullanımındaki GSM hattı üzerinden uygulanan dinleme tedbiri neticesinde suç unsuru olduğu değerlendirilen beş adet görüşme kaydı olduğu ileri sürülmüştür. Bu görüşmelerden birinde başvurucunun R. isimli şahsı arayarak arkadaşlarının hastaneye götürüldüğünü söylediği ve gözaltı sayısının on iki olduğunu belirttiği iddia edilmiştir. Başvurucunun A. isimli kişiyle mesajlaşmalarında ise "Whatsappa baksana", "Heval Livan Watsabaa", "bakarmısın" ve "Heval Ahmet soruyor" gibi ifadelerin kullanıldığı kaydedilmiştir. Bu tespitler ışığında başvurucunun terör örgütü üst yönetiminden gelen talimatlara uygun olarak, yapacağı örgütsel faaliyetlerle ilgili telefon görüşmelerinin deşifre edilmemesi amacıyla WhatsApp, Instagram ve Telegram gibi internet programları üzerinden görüşmelerini yaptığı ifade edilmiştir.
- Başsavcılık tüm bu tespitlerden yola çıkarak başvurucu Livan Orman'ın terör örgütü üst yönetiminden gelen talimatlara uygun olarak, yapacağı örgütsel faaliyetlerle ilgili telefon görüşmelerinin deşifre edilmemesi amacıyla WhatsApp, Instagram ve Telegram gibi internet programları üzerinden görüşmelerini yaptığı, PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) içinde sorumlu düzeyde örgütsel eylem ve faaliyet gösterdiği, bu kapsamda sorumlu düzeydeki diğer örgüt mensupları ile ilişki ve irtibat içinde olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.
- Başvurucu Ahmet Bayazit ile ilgili olarak ikametgâhında yapılan aramada ele geçirilen ve başvurucunun yazdığını kabul ettiği dokümanlar kapsamında iddialar öne sürülmüştür. Bu çerçevede "1" ile numaralandırılan dokümanda “Bataklıktan çıkartacağız. Zaten bu kongre gençler için büyük bir enerji kaynağı oldu bu temelde gençler önümüzdeki süreçte AKP-MHP faşist iktidarına karşı ve uygulanan özel savaş politikalarına karşı gençler örgütlü bir mücadele sergileyecektir.” şeklinde, "2" ile numaralandırılan dokümanda “Amedde gerçekleştirdiğimiz gençlik kongresinde atılan her slogan iktidara tokat gibi çarpmıştır ve gençler halklar önderi sayın Öcalan'a özgürlük istemiyle Kongre Salonunu inletmiştir. Ve baktığımızda gençler bir halkın öncüsü umududur bu temelde gençlik kongresindeki o büyük kitle halka büyük umut ve cesaret verdi. Gençlik kongresine farklı şehirlerden katılanlar yoldada kongredeki heyecanını şarkılarla halaylarla şiirlerle ve oyunlarla sürdürdü.” şeklinde, "3" ile numaralandırılan dokümanda “Gençlik Kongresi AMED Kongresi gerçek anlamıyla düşmana korku dosta cesaret oldu. Kürdistanın her yerinden ve Türkiyenin her yerinden gençler Amede akın etti İktidar her ne kadar gençlere baskı yapsada gençler iktidarını o politikada reddediyor Gençler ajanlaştırmaya, istismara, uyuşturucuya ve dayattığı asimilasyona karşı gençlik kongresinde son sözü söyledi hiçbir zaman bi kirli politikalara düşmeyeceğini gösterdi.” şeklinde, "4" ile numaralandırılan dokümanda “Gençlik meclisimiz zaten bu özel savaş politikalarına karşı bir kampanya başlatmıştı. Gençlik kongresinin bu kadar yoğun bir kitlenin katılmasında bu kampanyanın da etkisi olmuştur. Bu özel savaşa karşı başlattığımız kampanyanın biraz içeriğini açalım isterseniz, Bu başlattığımız kampanyada asimile olmuş gençlerin kendi kültürüyle buluşturduk kendi dilinin halaylarını ve bir çok kültürünü hatırlattık, O düştükleri uyuşturucu istismar gibi şeylerden uzaklaştırıp kendi özüyle buluşturduk, Bu temelde bu kampanyamız temelinde diğer ulaşamadığımız gençlere de ulaşıp” şeklinde, "5" ile numaralandırılan dokümanda “Gençlik kongresinde bir ateş yakıldı ve o ateşi her genç gittiği her alanda o ateşi büyütecektir. Gerçektende amedde gerçekleşen gençlik kongresi sadece gençliğe değil bütün halklara, kadınlara ve gençlere büyük moral ve umut oldu bu kongrede verilen mesaj Açık ve nettir ki yıllardır başta kürt halkı ve diğer halklara tecridi uygulayan AKP-MHP faşizmini 2022 yılında AKP-MHP faşist iktidarının çöküşü olacaktır.” şeklinde ifadeler kullanıldığı ileri sürülmüştür.
- Başka bir şüpheliden ele geçirilen cep telefonunun incelenmesi sonucunda, başvurucunun da katılımcısı olduğu tespit edilen "2.Bölge Gençlik Meclisi" isimli 20 kişilik bir Telegram grubu tespit edilmiştir. Bu Telegram grubunda "1322458574 Sinan A." kullanıcısının 11/2/2021 tarihinde yaptığı bir paylaşımda, Abdullah Öcalan'ın yakalandığı 15 Şubat gününün "uluslararası komplo" olarak nitelendirildiği görülmüş ve 12 Şubat Cuma günü Esenler ilçesinde İmralı avukatlarının katılımıyla düzenlenecek bir panele kitlesel katılım çağrısı yapıldığı belirtilmiştir.
- Başvurucunun kullandığı GSM hattı üzerinden uygulanan iletişimin dinlenmesi tedbiri neticesinde kayıt altına alınan çeşitli eylem, toplantı ve organizasyonlar hakkında olduğu anlaşılan 25 adet telefon görüşmesine ilişkin tapelere yer verilmiştir. Telefon görüşmelerinde basın açıklamaları, miting vb. etkinliklerin organizasyonu, bu etkinliklere katılımın sağlanması amacıyla başvurucunun çeşitli kişiler ile yaptığı konuşmalar yer almaktadır. Bu görüşmelerin bazılarında başvurucunun muhataplarından interneti açmasını veya WhatsApp'a bakmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
- Başsavcılık sonuç olarak başvurucu Ahmet Bayazit'in PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DGH içinde sorumlu düzeyde örgütsel faaliyetler yürüttüğünü, örgüt talimatlarıyla oluşturulan ve "kadro" olarak adlandırılan mensuplar arasında yer aldığını, örgüt yönetiminden gelen direktifler doğrultusunda planlanan eylem, basın açıklaması ve yürüyüş gibi faaliyetlere katıldığını, üst yönetimden aldığı bu talimatları kendisine bağlı diğer örgüt mensuplarına ilettiğini, ilde geçici süreyle faaliyet gösterecek örgüt mensupları için güvenli ikametgâhlar ayarladığını ileri sürmüştür. Başsavcılık başvurucunun örgütsel ilişkilerinde yüksek seviyede gizliliğe riayet ettiğini, bu nedenle örgütsel faaliyetleri hakkında GSM hattı üzerinden konuşmaktan kaçındığını ve iletişimini WhatsApp, Telegram gibi internet programlarına yönlendirdiğini iddia etmiştir.
11. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2022/298 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
12. Mahkeme 7/9/2022 tarihinde yaptığı tensip incelemesi sonucunda mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alındığında bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı gerekçesiyle başvurucuların tahliyelerine karar vermiştir.
13. Yargılama devam etmektedir.
14. Komisyon, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
15. Başvurucular tutuklama kararında yer alan kuvvetli suç şüphesi kabulünün herhangi bir somut olguya atıf yapılmaksızın verildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu Livan Orman 16/6/2019 tarihindeki etkinliğin yasal izin alınmış bir parti faaliyeti olduğunu ve bu etkinliğe katılımın -kendisinin slogan attığına dair somut bir tespit bulunmadığı için- örgüt üyeliğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Başvurucu aynı iddia (16/6/2019 tarihli etkinliğe katılımı) sebebiyle daha önce de tutuklandığını, aynı fiili nedeniyle iki kez tutuklanmış olmasının aynı fiilden dolayı birden fazla yargılama olmaz ilkesine aykırı olduğunu ifade etmiştir.
16. Başvurucu Ahmet Bayazit, ikametgâhında bulunan ve örgütsel doküman sayılan yazının internet haberlerinden aldığı kişisel notlar olduğunu, bu notların örgüt içinde kullanıldığına dair delil bulunmadığını ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını ileri sürmüştür. Başvurucu dâhil olduğu Telegram grubunun yasal siyasi parti olan HDP'nin çalışma grubu olduğunu, gruptaki faaliyetlerin propaganda sayılması için somut bir katılım veya yasa dışı paylaşım kanıtı bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu; iletişim tespiti tutanaklarındaki görüşmelerin yasal siyasi parti (HDP) etkinliklerine dair olduğunu, yasa dışı örgütsel bir faaliyeti gösteren bir veri içermediğini vurgulamıştır.
17. Başvurucular internet tabanlı programlar üzerinden yaptıkları görüşmelerin örgütsel faaliyetleri gizleme çabası olarak yorumlanmasının soyut bir varsayımdan ibaret olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri yeterince ortaya konulmadan tedbir uygulandığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucu Livan Orman'ın ilk tutuklanmasından farklı olarak başvuruya konu tutuklamaya dayanak olan soruşturma dosyasında yeni delillere dayanıldığı, bunun mükerrer tutuklama olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edilip edilmediği konusundaki incelemede tutuklama kararındaki gerekçelerin, ilgili mevzuat ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarının, somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
19. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında bireysel başvuru dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir. Ayrıca başvurucu Livan Orman açısından, daha önceki yargılamaya konu olan ve tutuklama gerekçesi yapılan 16/6/2019 tarihinde düzenlenen etkinliğe katıldığı iddiasının Hâkimlikçe yapılan kuvvetli suç şüphesi değerlendirmesinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu vurgulamıştır.
20. Başvurucuların şikâyeti tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucuların iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale, temel hak ve özgürlüklerin olağan dönemde sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halas Aslan [1. B.], B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
23. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay [1. B.], B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72; Hanefi Avcı [2. B.], B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 46; tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak genel ilkeler için ayrıca bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 110-124; Eren Erdem [1. B.], B. No: 2019/9120, 9/6/2020, §§ 131-137).
24. Somut olayda öncelikle başvurucuların tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucular terör örgütü üyesi olma suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucular hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
25. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme her bir başvurucu yönünden ayrı yapılacaktır.
A. Başvurucu Livan Orman Yönünden
26. Tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin dayanağı olarak başvurucunun PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DGH içindeki faaliyetleri, örgütsel sloganların atıldığı ve Abdullah Öcalan'ın yüceltildiği bir etkinliğe katılımı, el konulan dijital materyalde örgütlenmeye yönelik çalışmalara katıldığına dair tespitler, B.K. isimli şahısla yaptığı yazışmalar ve örgütsel faaliyetlerini gizleme çabasıyla internet tabanlı programlar üzerinden iletişim kurması gösterilmiştir. İddianamede de temel olarak bu hususlara dayanılmıştır.
27. İlk olarak başvurucunun 16/6/2019 tarihinde HDP Beşiktaş İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen ve milletvekilleri ile parti yöneticilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 250 kişinin katıldığı bir etkinliğe iştirak ettiği belirtilmiştir. Bu etkinlik sırasında, PKK terör örgütünün kurucu üyelerinin fotoğraflarının bulunduğu pankartların açıldığı, örgütsel sloganların atıldığı ve Abdullah Öcalan'ı yücelten konuşmalar yapıldığı iddia edilmiştir. Öncelikle söz konusu etkinliğin barışçıl olmadığına dair herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Etkinliğin şiddet içeren bir nitelik taşıdığına, bu faaliyetler sırasında herhangi bir şiddet eylemi yaşandığına veya başvurucu da dâhil olmak üzere düzenleyicilerin ya da katılımcıların şiddet kastının bulunduğunu gösteren somut bir bulgu mevcut değildir. Soruşturma belgelerinde etkinliğin terör örgütünün çağrısı ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiği hususunda da bir bilgi bulunmamaktadır.
28. Başvurucunun etkinlik sırasında slogan attığını veya pankart taşıdığını, göstericiler tarafından atılan sloganların ve terör örgütü liderini övücü konuşmaların kaynağı olduğunu gösteren herhangi bir delil de tespit edilememiştir. Ayrıca başvurucunun slogan atmaları için göstericileri cesaretlendirdiği veya bu yönde talimat verdiği belirlenmemiştir. Etkinliğin barışçıl niteliği gözönünde tutulduğunda, bu katılımın başvurucu hakkındaki şüpheyi ve eylemden yaklaşık üç yıl sonra gerçekleşen tutuklama kararını hangi somut gerekçelerle desteklediği anlaşılamamaktadır.
29. Başvurucunun B.K. ile mesajlaşmalarından yola çıkılarak Beylikdüzü'nde bir köprüye üzerinde "Biji Kürdistan" ibaresi bulunan pankart asılması eylemine iştirak etmiş olabileceği ileri sürülmüştür. Bu iddia, başvurucunun B.K.ya "gel burada bir şey almamız lazım" şeklinde bir mesaj göndermesiyle pankartın hazırlanmasına katılmış olabileceği değerlendirmesine dayanmaktadır. Ancak "Bir şey almamız lazım" gibi muğlak bir ifadenin yasa dışı bir örgütsel faaliyetin kanıtı olarak yorumlanması ve tutukluluğa dayanak yapılması tamamen varsayım üzerine kuruludur. Öte yandan başvurucunun bu pankart asma eylemine katıldığı kabul edilse dahi pankarttaki ifadenin terör suçlarının işlenmesine teşvik, şiddetin övülmesi veya meşru otoritelere karşı isyana kışkırtma içermediği açıktır. Bu nedenle başvurucunun B.K.yla yaptığı yazışmaların terörle ilgili bir suçun işlendiğine dair kuvvetli şüpheyi desteklemek için yeterli kabul edilmesi mümkün değildir.
30. İddianamede, başvurucunun GSM hattı üzerinden uygulanan dinleme tedbiri neticesinde suç unsuru olduğu değerlendirilen beş görüşme kaydı olduğu ve başvurucunun WhatsApp, Instagram ve Telegram gibi internet tabanlı programlar üzerinden görüşmeler yaparak telefon görüşmelerinin deşifre edilmemesi amacıyla hareket ettiği ileri sürülmüştür. Ancak başvurucunun bu uygulamaları kullanmasının örgütsel bir motivasyonla gerçekleştiğine dair somut veri veya suç teşkil eden bir mesaj kanıtı sunulmamıştır.
31. Başvurucunun terör örgütüyle iltisaklı olduğu iddia edilen bir haber sitesine verdiği röportajın ve 2018 yılında Suruç'ta yaşanan silahlı kavga olayını gündemde tutmak amacıyla eylemler yapan şahıslara destek amaçlı bir basın açıklaması yapmasının -bu eylemlerin suç unsuru içerdiğini kanıtlayacak başkaca delillerin yokluğu karşısında- terör örgütüne üyelik suçunu işlediğine dair kuvvetli belirti oluşturmadığı açıktır.
32. Son olarak başvurucunun terör örgütünün gençlik yapılanmasında yer aldığı ileri sürülmüş ise de bu iddia somut kanıtlarla desteklenmemiştir. Başvurucunun toplantılara katılmak, gösterilere iştirak etmek veya örgütün hedefleri doğrultusunda faaliyette bulunmak amacıyla terör örgütünden doğrudan ya da dolaylı talimat aldığına işaret eden somut bir delil de ortaya konulamamıştır.
B. Başvurucu Ahmet Bayazit Yönünden
33. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin dayanağı olarak; ikametgâhında bulunan ve kendisi tarafından yazıldığı kabul edilen örgütsel doküman içeriği, Abdullah Öcalan'ın protestosunu amaçlayan kitle propagandasına yönelik çalışmaların yer aldığı Telegram grubuna kayıtlı olması, terör örgütünün gençlik yapılanması DGH'de faaliyet yürütmesi ve Beyoğlu ilçesindeki örgütlenme çalışmaları, örgütsel iltisakını ortaya koyacak görüşmeler yaptığını gösterir iletişim kayıtları, örgütsel irtibat ve iltisakı gizleme amacıyla internet tabanlı programlar üzerinden iletişim kurması gösterilmiştir. İddianamede de bu delillere dayanılmıştır.
34. Başvurucunun ikametgâhında ele geçirilen dokümanlara ilişkin olarak başvurucu bu notların 2021 yılı Aralık ayında Diyarbakır'da düzenlenen HDP Gençlik Meclisi kongresi hakkında tuttuğu kişisel notlar olduğunu belirtmiştir. Söz konusu dokümanların içeriği başvurucunun bu savunmasını destekler niteliktedir. Notların içeriği eleştiriye açık ifadeler barındırsa bile doğrudan şiddete teşvik veya terör eylemlerini yüceltme niteliği taşıyan herhangi bir unsur ihtiva etmemektedir. Bunların kamuya yayımlanmamış ve başvurucunun evinde ele geçirilmiş kişisel notlar olduğu gözönünde bulundurulduğunda ve bu notlar bir bütün olarak ele alındığında, Türkiye'nin herhangi bir yerinde şiddet eylemlerini teşvik etme veya güvenlik durumunu kötüleştirme potansiyeline sahip olarak değerlendirilemez. Notların başvurucu ile terör örgütü arasında bir bağlantının varlığını makul bir biçimde gösterdiği şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
35. Başvurucunun "2. Bölge Gençlik Meclisi" adlı 20 kişilik bir Telegram grubunun üyesi olması ve gruptaki başka bir kullanıcının 15 Şubat'ı (Öcalan'ın yakalanma yıl dönümü) "uluslararası komplo" olarak nitelendirerek bu konuda yapılacak bir panele kitlesel katılım çağrısı yapması başvurucuya yöneltilen suçlamanın dayanaklarından biri olarak sunulmuştur. Öncelikle bu grubun başvurucunun mensubu olduğu siyasi partinin değil de terör örgütünün gençlik yapılanması olduğuna ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Başvurucunun bu grupta sadece üye olarak yer almasının -söz konusu etkinliğin organizasyonunda bulunduğuna ya da buna katıldığına dair bir delil olmaması ve bu etkinliğin barışçıl nitelikte olmadığının somut delillerle ortaya konulamaması dikkate alındığında- tek başına terör örgütü üyeliği suçunu işlediği konusunda kuvvetli şüphe teşkil edemeyeceği değerlendirilmiştir.
36. Başvurucunun basın açıklamaları, mitingler ve etkinliklerin organizasyonu amacıyla yaptığı telefon görüşmeleri iddianamede örgüt talimatlarıyla oluşturulan faaliyetler olarak nitelendirilmiştir. Ancak söz konusu görüşmelerin içeriği, yasa dışı bir eylemin organize edildiği yönünde bir çıkarım yapılmasına imkân vermemektedir. Bu görüşmelerin suç teşkil eden niteliğini ortaya koyacak başkaca delillerin yokluğu karşısında anılan görüşmelerin söz konusu suçun işlendiği hususunda var olduğu ileri sürülen kuvvetli şüpheyi nasıl haklı çıkarabildiği tespit edilememiştir.
37. Başvurucunun internet tabanlı programlar üzerinden iletişim kurduğu iddiası yönünden Livan Orman hakkındaki yukarıda belirtilen değerlendirmeler Ahmet Bayazit yönünden de geçerlidir. Tutuklama kararında, başvurucunun Beyoğlu ilçesinde örgütlenme çalışması yaptığına ilişkin iletişim tespitleri kuvvetli belirti sayılmışsa da bu görüşmelerin başvurucunun üyesi olduğu siyasi partinin olağan etkinlikleri olmadığına ve örgüt talimatıyla gerçekleştirildiğine dair dosyada somut bir bulgu mevcut değildir. Son olarak başvurucunun terör örgütünün gençlik yapılanmasında yer aldığı ileri sürülmüş ise de bu iddia somut kanıtlarla desteklenmemiştir. Başvurucunun toplantılara katılmak, gösterilere iştirak etmek veya faaliyette bulunmak amacıyla terör örgütünden doğrudan ya da dolaylı talimat aldığına işaret eden elle tutulur bir delil ortaya konulamamıştır.
38. Sonuç olarak incelenen olayda tüm bu hususlar gözetildiğinde her iki başvurucu yönünden tutuklama için gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma mercileri tarafından yeterince ortaya konulamadığı kanaatine varılmıştır.
39. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Ayrıca yukarıdaki tespitler ışığında başvurucu Livan Orman'ın aynı eylem nedeniyle ikinci kez tutuklandığı iddiası mevcut tutuklama kararının hukukiliğiyle iç içe geçtiğinden bu iddianın ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.
III. GİDERİM
41. Başvurucular; ihlalin tespiti ile ayrı ayrı 50.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
42. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucular hakkındaki tutuklama tedbiri sona ermiştir. Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Diğer taraftan yalnızca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 200.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Öte yandan başvurucuların uğradıklarını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağına ve maddi zararın miktarının ne olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadıkları için maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Başvuruculara ayrı ayrı net 200.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucular, tutuklama tedbirlerinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucunun, Anayasanın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçeler ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Somut olayda başvurucular, haklarında yürütülen soruşturma kapsamında 1 Ağustos 2022 tarihinde İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK'nın 100. maddesi uyarınca tutuklanmışlardır. Başvuruculardan L.O. hakkındaki tutuklama kararında PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması olan Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) içerisinde faaliyet gösterdiği belirtilmiş; bu kapsamda, örgüt mensuplarınca düzenlenen ve örgütsel pankartların açıldığı, örgütşel sloganların atıldığı etkinliğe katılmasına ilişkin resimler kuvvetli suç şüphesinin varlığına delil olarak gösterilmiştir. Ayrıca, el konulan dijital materyalde yapılan incelemeler sonucu hazırlanan dijital materyal inceleme tutanağı içeriklerinde, başvurucunun örgütlemeye yönelik çalışmalar içerisinde yer aldığının tespit edilmiş olması tutuklama kararında belirtilmiştir. Öte yandan, B.K. isimli şahısla yapmış olduğu yazışmalar ile iletişimin tespiti tutanaklarından başvurucunun görüşmelerini internet tabanlı programlar üzerinden yaparak örgütsel faaliyetlerini gizleme çabası içerisinde olması Sulh Ceza Hakimliği tarafından suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin mevcut olduğu yönünde değerlendirilmiştir.
Başvurucu A.B. hakkında verilen tutuklama kararında ise, ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve kolluk ifadesinde kendisi tarafından yazıldığını kabul ettiği örgütsel dokümanlar Sulh Ceza Hakimliği tarafından kuvvetli suç şüphesi olarak kabul edilmiştir. Ayrıca tutuklama kararında, D.E. isimli şahsın el konulan dijital materyalindeki Telegram grubunda başvurucunun da kayıtlı olması, söz konusu grupta silahlı terör örgütünün sözde elebaşısı A.Ö.’nün yakalanmasının protestosu amacıyla panel düzenleneceği şeklinde kitle propagandasına yönelik çalışmaların yer almış olmasına ve yine başvurucunun terör örgütünün gençlik yapılanması olan DGH’de faaliyet yürüttüğünün kabulüyle, Beyoğlu ilçesinde örgütlenme çalışması yaptığı yönündeki tespitler de tutuklamaya dayanak olarak gösterilmiştir. Son olarak Sulh Ceza Hakimliğince, iletişimin tespiti tutanaklarından başvurucunun görüşmelerini internet tabanlı programlar üzerinden yaparak örgütsel faaliyetlerini gizleme çabası içerisinde olması ve örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyacak görüşmeler yaptığını gösterir İletişim Tespit ve Değerlendirme Tutanağı içeriği de yine kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular olarak belirtilmiştir.
Bu kapsamda, tutuklama kararında, başvurucuların silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin olduğu, başvuruculara yüklenen suçların CMK'nın 100. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen katalog suçlardan oluşu, suç için öngörülen cezaya göre tutuklama tedbirinin ölçülü olması ve işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığı dikkate alındığında adli kontrolün yetersiz kalacağı gerekçelerine dayanılmıştır.
Bunun yanında, başvuruculardan L.O. silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuksuz olarak yargılaması devam ederken aynı suça ilişkin başka bir soruşturma kapsamında 1 Ağustos 2022 tarihinde tutuklanmıştır. 1 Ağustos 2022 tarihli tutuklamaya konu soruşturma dosyasında yer alan eylem ve olguların, ilk tutuklama kararında belirtilenlerden farklılık gösterdiği görülmektedir. Buna göre, başvurucunun İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 15 Kasım 2019 tarihinde tutuklanmasına dayanak olan delillerin, ilgili video içerikleri, 16 Haziran 2019 tarihinde gerçekleştirilen etkinliğe katıldığına dair tespitler ve “Se….n” kodlu örgüt mensubu olduğu belirtilen kişiye hitaben el yazısı ile yazılan mektup olduğu görülmektedir. Ancak, mevcut başvuruya konu olan 1 Ağustos 2022 tarihli kararda ise, başvurucunun DGH içerisinde faaliyet göstermesi, örgütlemeye yönelik çalışmalar içerisinde yer aldığı yönündeki tespitler, dijital materyal inceleme tutanağı içeriği ve B.K. isimli şahısla yapmış olduğu yazışmalar, tutuklamaya dayanak olarak gösterilen hususlardır. Dolayısıyla, başvurucunun ilk kez tutuklanmasına karar verildiği 15 Kasım 2019 tarihli tutuklama kararı ile ikinci kez tutuklanmasına karar verildiği 1 Ağustos 2022 tarihli tutuklama kararı arasında, dayanılan deliller açısından özellikle, başvurucunun aleyhine yeni elde edilen dijital materyaller ve B.K. isimli şahısla yapmış olduğu yazışmalar gibi farklılıklar bulunduğu görülmektedir. Bu kapsamda, başvurucu hakkında yürütülen ve başvuruya konu edilen ikinci soruşturma kapsamında suçlamaya yönelik yeni ve güçlü deliller ortaya konulmuş olup, sonradan ortaya çıkan yeni deliller kapsamında yapılan değerlendirmede başvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememiz çoğunluğu tarafından ihlal gerekçesi olarak, her iki başvuru açısından da tutuklama için gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturma mercileri tarafından yeterince ortaya konulamadığı ileri sürülmüş ise de Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama kararında, başvuruculara yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri hususunda kuvvetli şüphe teşkil eden(yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen) delillerin mevcut olduğuna kanaat getirerek ve bu suç için ceza kanununda öngörülen ceza miktarı ile soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağını belirterek başvurucuların tutuklanmalarına karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında ifade edildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği yargılamayı yapan derece mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, derece mahkemelerinin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Yerel mahkeme somut olay bağlamında başvurucunun ifadesini almış, dosya kapsamındaki delilleri değerlendirmiş ve kararını gerekçelendirerek tutuklama tedbirine başvurmuştur. Hal böyle iken CMK’nın ilgili hükümleri çerçevesinde başvurucular hakkında tutuklama tedbirine başvurulması isabetli olup, tutuklamanın hukuki olmadığı yönündeki çoğunluk görüşüne katılmak mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, başvurucuların, Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edilmediği kanaatinde olduğumdan, aksi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.