|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
VAHAP NARİN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/77344)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 10/2/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Vahap NARİN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Umut YILMAZ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Antalya İl Emniyet Müdürlüğü (Müdürlük) ekiplerince yapılan yol kontrolünde başvurucunun sürücüsü olduğu araç durdurulmuş ve teknik cihaz ile alkol ölçümü yapılmıştır. Başvurucunun alkolmetre ile saat 22.16'da yapılan nefes ölçümü sonucunda 2,25 promil alkollü olduğu belirlenmiş, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca başvurucu hakkında idari para cezası karar tutanağı ile geçici olarak sürücü belgesi geri alma tutanağı düzenlenmiştir. Ayrıca Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan soruşturma başlatmıştır.
3. Başvurucu, hiçbir zaman alkol kullanmadığını belirterek anılan tutanağa itiraz etmiş ve kan tahlili yapılmasını talep etmiştir. Kolluk görevlileri refakatinde aynı gün Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Hastane) götürülen başvurucunun ertesi gün saat 02.14'te yapılan kan tahlilinin sonucunda kanındaki alkol oranının 0,03 olduğu tespit edilmiş ve buna istinaden düzenlenen adli raporda sıfır (0) promil olduğu belirtilmiştir.
4. Başvurucu 16/5/2022 tarihinde Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) başvurarak idari para cezasının iptalini ve sürücü belgesinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu, dilekçesinde alkolmetre ölçümünün hatalı olduğunu, nitekim kolluk görevlilerinin refakatinde gittikleri Hastanede kanında alkol bulunmadığının belirlendiğini ifade etmiştir. Hâkimlik tensip zaptı ile Müdürlükten idari yaptırıma ilişkin işlemlerle ilgili tüm belgelerin onaylı örneklerinin gönderilmesini istemiştir.
5. Bu sırada Başsavcılık 26/5/2022 tarihinde başvurucu hakkında yapılan kan testinde etanol değerinin 0 olduğunun tespit edildiğine dair düzenlenen adli rapora istinaden üzerine atılı suç yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir.
6. Müdürlük 26/5/2022 tarihli cevabi yazısında başvurucunun alkol ölçümü yapıldığı tarihte alkolmetre cihazının kalibrasyonun yapılı olduğunu belirterek idari para cezasına konu belgeleri göndermiştir. Hâkimlik 13/6/2022 tarihinde düzenlenen idari yaptırımın kanuna ve usule uygun olduğu sonucuna ulaşmış ve itirazın reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"... Alkol ölçüm cihazıyla saat 22:16'da yapılan kontrolünde 2,25 promil alkollü olduğunun ve bu şekilde araç kullandığının tespit edildiği, bu alkol düzeyinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/5 madde ve fıkrasında düzenlenen 0,50 promil sınırının üzerinde olduğu, ölçümün tutanaklara göre saat 22:16'da yapıldığı, bu ölçümden sonra Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kabahatlinin kan değerleri üzerinden 09/05/2022 tarihinde saat 02:14 itibariyle yapılan ölçümünde bu defa 0,032 promil olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Benzer bir durumla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 5. Adli Tıp İhsisas Kurulu'nun 23/02/2015 tarih ve 364 karar sayılı mütaala raporunda özetle, alkolün genetik farklılıklara bağlı olarak değişebilen hızlarda metabolize olduğu ve ayrıca kişilerin alkol tüketim alışkanlıkları, diürez gibi bireysel özelliklere bağlı olarak değişebilen derecelerde zaman içerisinde tamamının vücuttan atılacağının tıbbi bir gerçeklik olup, buna göre normal bir metabolizma sonucunda kandaki alkol düzeyinin bir saatte ortalama olarak 0,15 promil azaldığının tıbben bilindiğinden, bu bilimsel mütalaa çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, başvuran kabahatlinin ilk alkol düzeyi ölçümünün yapıldığı 22:16 saati ile hastanece kandan yapılan alkol düzeyi tespitinin yapıldığı 02:14 saatleri arasında 3 saat 58 dakikalık bir zaman dilimi olduğu, bu zaman dilimine göre, normal bir metabolizma sonucunda kandaki alkol düzeyinin bir saatte ortalama olarak 0,15 promil azaldığı tıbben bilindiğinden, hastanede kişiden alınan kandan yapılan sonraki ölçüm dikkate alınarak, normal metabolizma şartlarında kabahatlinin kollukça yapılan denetim esnasında 0,58 promil alkollü olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu alkol düzeyinin de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/5 madde ve fıkrası hükmünde düzenlenen 0,50 promilden yüksek bir düzey olduğu, hastane raporunun alkolmetre tespitinin aksini ispatlayamadığı..."
7. Başvurucu; Hâkimlik kararına karşı Hastanede yapılan ölçümlere polis eşliğinde gidildiğini, Hastanede yapılan ölçümde sıfır promil çıktığını, alkol seviyesinin 2,25 promilden sıfıra inmesinin mümkün olmadığını, alkol düzeyinin ilk ölçülen düzeyde olmasının tıbben imkânsız olması ve son ölçümlerde sıfır (0) promil şeklinde tespit edilmesi de dikkate alındığında ilk ölçümün doğru olmadığının ortaya çıktığını, Hâkimliğin bu ölçümü yok sayarak bilimsel verilere aykırı, sübjektif bir hesaplama yaptığını belirterek itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliği (İtiraz Makamı) kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 4/7/2022 tarihinde öğrendikten sonra 26/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu; alkollü olmamasına rağmen hatalı bir ölçümle idari para cezası kararı verildiğini, Hâkimliğin kan tahlili sonucunu dikkate almadan karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca somut olay ele alınırken mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formunda ileri sürdüğü itirazlarını yinelemiştir.
12. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
14. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi özellikle açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).
15. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, § 57).
16. Eldeki olayda başvurucu hakkında uygulanan idari para cezası kararı başvurucunun alkollü araç kullanmasına dayanmaktadır. Başvurucu; itiraz dilekçesinde söz konusu idari para cezası kararına konu alkollü araç kullanma eylemini gerçekleştirmediğini, buna ilişkin olay günü Hastanede yapılan kandaki alkol oranının sıfır (0) çıktığını belirtmiştir (bkz. § 3). Hâkimlik ise alkolmetre cihazının kalibrasyonunun yapıldığını, ayrıca kandaki alkol ölçümünün 0,03 promil olduğunu, her saat 0,15 promil azaldığını, alkolmetreyle yapılan ölçüm ile kandaki ölçüm arasındaki yaklaşık dört saatlik zaman farkına her saat için 0,15 promil eklendiğinde 0,58 promile denk geldiğini ve yine eşik değer olan 0,50 promilin üstünde bulunduğunu belirterek itirazı reddetmiştir (bkz. § 6).
17. Başvurucu, Hâkimlik kararına karşı sunduğu itiraz dilekçesinde; Hâkimliğin gerekçeli kararındaki her saat için 0,15 promil eklenmesi şeklindeki kabulün hukuka aykırı olduğunu, bu yaklaşım ile hiç alkollü olmaması durumunda dahi eşik değer olan 0,50 promilin üstünde olabileceğini, ayrıca Başsavcılık tarafından kandaki alkolün sıfır (0) çıkması nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini belirterek itiraz etmiştir. İtiraz Makamı ise kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir (bkz. § 7).
18. İdari para cezasına konu olayda başvurucunun alkolmetre ile yapılan nefes ölçümü sonucunda 2,25 promil alkollü olduğu tespit edilmiş ve idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucunun bu ölçümünden yaklaşık dört saat sonra Hastanede kandan yapılan ölçümünde sıfır (0) promil çıkmıştır. Hâkimlik gerekçesinde de belirtildiği gibi bilimsel olarak kandaki alkol miktarı her saatte bir 0,15 promil azalmaktadır. Somut olayda ilk ölçüm ile sonraki ölçüm arasındaki promil farkı bu bilimsel kabul ile uyuşmamaktadır. Bu nedenle başvurucunun -Hâkimliğin kabulü gibi- her saatte bir 0,15 promil eklemek suretiyle ilk ölçüm anındaki promiline ulaşılması hesabında yaklaşık dört saatlik zaman farkı gözetildiğinde otomatik olarak kabahatli durumuna düşürmektedir. Ayrıca yine bu kabul ile bakıldığında ilk ölçümün doğru olmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.
19. Başvurucu üzerine atılı kabahati işlemediğine dair iddiasını destekleyebilecek mahiyette savunmada bulunmasına rağmen Hâkimlikçe bu durum gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışılmamış ve başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Sonuç olarak yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında -somut olayın özel koşullarında- Hâkimlik ve İtiraz Makamının davanın neticesine etkili hususlar hakkında yeterli bir yanıt vermediği anlaşılmıştır.
20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
21. Başvurucu; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
22. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (2022/3376 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,
D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.