logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Alparslan Kuytul [1. B.], B. No: 2022/78718, 30/7/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALPARSLAN KUYTUL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/78718)

 

Karar Tarihi: 30/7/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Muzaffer KORKMAZ

Başvurucu

:

Alparslan KUYTUL

Vekili

:

Av. Bilal İPEK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, gözaltı ile tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) K.S. adlı kişinin birden fazla kişi tarafından kaçırıldığına ilişkin ihbar üzerine bir soruşturma başlatmıştır.

3. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 9/5/2022 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu; ifadesinde kaçırılan K.S. ile bu kişi serbest bırakıldıktan sonra görüştüğünü ancak olayla bir ilgisinin bulunmadığını, soruşturmadaki diğer şüphelilerin bir kısmını tanıdığını ancak bu kişilere K.S.yi alıkoymaları yönünde herhangi bir talimatının bulunmadığını, ayrıca K.S. ve eşini taşınmazlarının satımına yönelik vekâletname vermeleri için zorlamadığını ileri sürmüştür.

4. Başsavcılık, başvurucuyu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından tutuklanması istemiyle Adana 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.

5. Hâkimlikçe başvurucunun isnat edilen suçlardan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Şüphelinin üzerine atılı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçundan, yüklenen suçun niteliği ve önemi ... müştekilerin olayın akışına uygun ve birbiriyle tutarlı beyanları, müşteki K.S. nın beyanıyla uyumlu bir şekilde söz konusu adliye giriş ve koridorlar kamera görüntüleriyle hastanede bulunan kamera görüntülerinde İ.D. nin müştekinin yanında bulunması, R.S. nin söylemi, müşteki A.S. ile müşteki K.S.nin şüpheli Alparslan Kuytul ile olan görüşmelerini şüphelinin de doğrulaması ancak görüşme içeriğini şüphelinin farklı bir şekilde beyan etmesi, müştekinin 09.11.2021 tarihli ayrıntılı beyanı ve müştekinin diğer şüpheliler tarafından serbest bırakılmasından belli bir süre sonra R.B. ye vekalet vermesi, müşteki A.S. ve kızı R.S. tarafından taşınmazlar üzerinde işlem yapılması hususunda Y.T. ye vekalet verilmesi ancak öncesinde şüpheli Alparslan Kuytul'un A.S. den taşınmazların vekaletini istemesi, 11.03.2021 tarihli araştırma ve tespit tutanağı kapsamında söz konusu taşınmazlarla ilgili adı geçen şahısların Furkan Vakfı'nın etkinliklerine katılan kişiler olması, buna ilişkin fotoğrafların da aynı tutanakta yer alması, diğer şüpheli Alparslan Kuytul'un savunma içeriğinin hayatın olağan akışına aykırı bulunması, şüphelinin serbest bırakılması halinde tanıklar üzerinde baskı yapacağına yönelik şüpheli davranışlarının kuvvetli şüphe oluşturması dikkate alındığında, şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun işlendiği hususunda, kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedeninin varsayılacağının belirtildiği CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan oluşu adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı kanısı ileCMK' nin 100, 101ve devam eden maddeleri uyarınca TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"

6. Devam eden süreçte Adana 5. Sulh Ceza Hâkimliği 10/5/2022 tarihinde başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara itirazı Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 23/6/2022 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

7. Bu karar başvurucuya 29/6/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başsavcılık 29/9/2022 tarihli iddianame ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

9. İddianamede, ilk olarak 8/9/2021 tarihinde K.S.nin plakaları sökülmüş bir araçtan inen kar maskeli şahıslar tarafından zor kullanılarak araca bindirildiğine ilişkin ihbar gelmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı ifade edilmiştir. Başvurucunun diğer şüphelilere talimat verdiği ve K.S.yi kaçırtarak senet imzalamaya ve taşınmazlarının satımı için genel vekâletname vermeye icbar ettiği ileri sürülen iddianamede suçlamalara esas alınan temel olgular ve değerlendirmeler şöyledir:

i. K.S.nin kaçırılma anlarını gördüğünü belirten ve mobil telefonuyla görüntülü kayıt alan U.A.nın ifadesine başvurulduğu, ayrıca kolluk marifetiyle şüpheli görünen aracın olay yerine geliş ve olay yerinden gidiş yönüne doğru kamera araştırmaları yapıldığı, aracın bir bölgede durduğu ve araçtan inen kişilerin bilirkişi raporuyla doğrulandığı üzere H.A., R.T., Y.T. ve E.A. olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Başsavcılık soruşturmanın devamında plakası çıkarılan aracın E.E. adlı kişinin üzerine tescilli olduğunun belirlendiğini ve araçta yukarıda ismi geçen şüphelilerin parmak izleriyle birlikte K.S.nin kan genotipiyle uyumlu biyolojik bir kısım materyalin bulunduğunu vurgulamıştır.

ii. 20/9/2021 tarihinde şüpheliler tarafından serbest bırakıldığını belirten ve sağlık kurumundan alınan rapora göre vücudunda basit tıbbi müdahaleyle geçmeyecek düzeyde yaralanma bulunan K.S.nin kaçırılmasına ve ardından başvurucuyla görüşmesine ilişkin anlatımlarını içeren 9/11/2021 tarihli ilk ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"21/09/2021 günü Savcılığınızda ifade vermiştim. Ancak bu ifademi baskı altında verdim. Yine doktor raporundan anlaşılacağı üzere ağır bir şekilde yaralanmıştım. Bu nedenle ve baskı altında olduğumdan doğru ifademi veremedim. Daha doğrusu kaçırılırken tanıdığım kişileri gördüm ve tutulduğum süre boyunca birçok senet imzaladım. Yine beni videoya aldılar. Bu hususları önceki ifademde belirtmemiştim.Sürekli ailemle, çocuklarımla tehdit edildim. Kaçırıldığım zaman ve alıkonulduğumda serbest bırakılacağımı ve vakıftan bana avukat göndereceklerini söylemişlerdi. Vakfın gönderdiği avukatlar huzurunda söz konusu ifadeyi vermiştim. Buna rağmen halen baskı ve tehdit altındayım. Şahısların baskılarına ve tehditlerine son vermek için gelip yeniden ifade vermeyi uygun gördüm. Olay günü iş yerimden çıkmıştım. Kaldırımda yürürken arkamdan bir arabanın geldiğini fark ettim. Araba gri renkliydi. Y.T. nin araçtan indiğini hatırlıyorum. Doğrudan gelip beni ellerimle çekiştirmeye başladı. Hatta önce konuşur gibi yaptı. Daha sonra beni çekiştirerek aracın arkasına sokmaya çalıştı. İki maskeli kişi Y. ye yardım ettiler. Daha sonra H. gelerek beni ayaklarımdan tuttu ve araca soktu. Aracın içerisinde yanılmıyorsam Y. ve H. ile birlikte 4-5 kişi vardı. Daha önce bahsettiğim gibi araçta beni darp ettiler. Elektroşok verdiler. Gözlerimi bağladılar... Araçla nereye gittiğimizi bilmiyorum. Tutsak alındığım süre boyunca yaklaşık 30 tane senet imzalattılar. Benim arkamı çevirip senetleri imzalamamı söylediler. Hatta kendilerinin söylediği gibi senet bedellerini de ben yazdım. Bedelleri istedikleri gibi dolar cinsinden yazmıştım. Yanlış hatırlamıyorsam toplam 6-7 milyon dolar bedelli 30'a yakın senet imzaladım.

...

Serbest bırakıldıktan sonra çok geçmeden eşim A. ile birlikte 5. Notere giderek R.B. isimli şahsa genel vekalet verdik. Eşime vekalet vermesini ben söylemiştim. Çünkü şahıs beni alıkoydukları dönemde bu şartla serbest bırakmışlardı. Serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra Alparslan KUYTUL'un beni çağırdığını söylediler. Ben de Bankalar Caddesinde (Abidinpaşa Caddesi) bulunan Furkan Nesli Dergisi'nin ofisine gittim. Burada Alparslan KUYTUL ile görüştüm. Kendisi bana genel vekaletin verilmesi için notere birini göndereceğini söyledi. Zaten bu görüşmeden kısa bir süre sonra da vekaleti R.B. isimli şahsa verdik."

- Başsavcılık K.S.nin eski eşi A.S.nin de başvurucunun olaydan önceki bir tarihte kendisinden genel vekâletname talep ettiğine yönelik ifadesine yer vermiştir. A.S.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"13/07/2021 günü Y.T. isimli şahsa genel vekaletname vermiştim. Bu olaylar öncesi Ramazan ayında hatırlayamadığım bir tarihte biri beni telefonla arayarak Alparslan KUYTUL'un Bankalar Caddesinde bulunan Furkan Nesli Dergisi'nin ofisi olarak kullanılan bir yere çağırdığını söyledi. Ben de tek başıma gittim. Erkeklerin bulunduğu odaya girdiğimde Alparslan KUYTUL ile birlikte tanımadığım kişiler vardı. Burada Alparslan KUYTUL ile genelde başbaşa görüştük. Ancak bulunduğumuz odaya giren çıkanlar oluyordu. Alparslan KUYTUL bana eşim K. ile aralarında mevzu olduğunu söyleyerek benden geriye dönük olarak 5.110.000 dolar senet imzalamamı istedi. Ben bunu kabul etmedim. Kendisi bu kez benden hisselerimin bulunduğu hastaneyle ilgili hisseleri, K.nin üzerine kayıtlı Bilgi Laboratuvarını, kızım R.nin üzerine kayıtlı Ulukışla'da bulunan 78 dönümlük bahçeyi ve benim üzerime kayıtlı Adana il merkezinde bulunan iki ev ve Yumurtalık ilçesinde bulunan evlerin satışı için genel bir vekaletname istedi. Ben buna da karşı çıktım. Alparslan KUYTUL burada bana herhangi bir tepki göstermedi. Sadece siz bilirsiniz dedi. Alparslan KUYTUL ailemin mal varlığını ayrıntılı olarak biliyordu. Bu olaydan sonra Y.T. ve yanında tanımadığım T. isimli bir şahıs evimize bir kere geldiler. Yanlış hatırlamıyorsam K. kaçırılmadan yaklaşık 1 hafta önceydi. Akşamüstü gelmişlerdi. Evde oturdular. Eşim K. de evdeydi. Şahıslar benden ve eşimden yukarıda bahsettiğim üzere genel bir vekaletname vermemi istediler. Ben kendilerine kızdım. Kabul etmeyeceğimi söyledim. Eşim siz bilirsiniz dercesine bir tepki de bulundu. Şahıslar bunun üzerine evden çıkıp gittiler."

- Başsavcılık, K.S. ve A.S.nin beyanlarının doğruluk içerdiğini zira R.B. adlı kişiye K.S.nin serbest bırakıldığı tarihten sonra genel vekâletname verdiklerinin ve sonrasında müştekilere ait taşınmazların başvurucuyla bağlantılı kişilere satıldığının tespit edildiğini belirtmiştir.

iii. İddianamede; K.S.nin 29/11/2021 tarihinde ikinci bir beyanda bulunduğu, bu beyanında başvurucudan gelen talimat sonucu 20/9/2021 tarihinde serbest bırakıldığını ve sonraki süreçte bu olayla başvurucunun bir ilgisinin bulunmadığını söylemesi için bir kısım kişi tarafından zorlandığını belirttiği, ayrıca başvurucuyla -önceki ifadesinde de bahsi geçen- görüşmesini de daha ayrıntılı bir şekilde anlattığı vurgulanmıştır. Anılan beyan iddianamede yer aldığı şekliyle temel olarak şöyledir:

"...kendisini kaçırıp alı koyan şahısların 20/09/2021 günü serbest bırakmadan önce hocaları Alparslan KUYTUL'dan talimat geldiğini, buradan çıktığı zaman Ş.S.nin evine gideceğini, akşam ifade vereceğini, bu ifadede Furkan Gönüllerini temize çıkartmak için olayın Furkan Gönülleri ile alakasının olmadığını, Furkan Vakfının bu tür işlerle hiçbir alakası olamayacağı şekilde açıklama yapması gerektiğini söylediklerini, verilen talimata uymadığı takdirde kendisinin, annesinin, kız kardeşinin ve çocuklarının zarar görecekleri yönünde tehditlerde bulundukları, serbest bırakıldıktan sonra Alparslan KUYTUL tarafından verilen talimat üzerine resmi nikahlı eşi ve aynı zamanda Furkan Vakfının üyesi olan Ş.S.nin evine gittiğini, Ş. kendisine bir yazı çıkardığını, bu yazıyı Alparslan KUYTUL'un gönderdiğini, bu doğrultuda video kaydı çekileceğini söylediğini, Ş.nin kendi telefonuyla video çektiğini birilerine gönderdiğini, daha sonra videonun uygun olmadığını söylemeleri üzerine 3-4 kez aynı şekilde video çektiklerini, bu sırada Alparslan KUYTUL'un sekreteri olan İ.D.nin geldiğini, Alparslan KUYTUL'u kastederek hoca efendinin talimatı gereği akşam ifade vermeye gitmeyeceğini, sabah savcılığa gideceğini söylediğini, sabah video çektiklerini, aynı gün Ş.S.nin ve onun yakın kardeşi İ.Y. ile adliyeye gittiklerini, burada vakfın avukatlığı yapan Y.I., B.İ. ve M.B. isimli şahıslara teslim ettiklerini, bu şahısların kendisini adliyenin otoparkında bulunan sedan türü Clio benzeri araca bindirdiklerini, aracın içerisinde bulundukları sırada arabaya İ.D.nin geldiğini, Alparslan KUYTUL tarafından verilen talimatların birisininde adliyenin önünde bu olayın vakıfla alakasının olmadığını belirteceği bir videonun çekilmesi olduğu, kendisini, annesini, kız kardeşini ve çocuklarının zarar göreceği şekilde tehdit edildiğini, videoyu İ.D.nin kendi kullandığı telefon ile çektiğini,

...alıkonulduğu süre zarfında kendisine verilen talimatlardan birisinin de serbest bırakıldıktan sonra Alparslan KUYTUL kendisini yanına çağıracağı ve ne söylerse harfiyen yerine getireceği hususunda olduğunu, 26/09/2021 günü İ.D.nin kendisini arayarak Alparslan KUYTUL'u kastederek "seni bekliyor" dediğini, Furkan Nesli Dergisinin bulunduğu binaya gittiğini, Alparslan KUYTUL ile görüştüğünü, kendisine yarın tekrar gelmem gerektiğini, sabah vekalet verilecek şahsın ismini söyleyeceğini söylediğini, ertesi gün sabah saatlerinde tekrar yanına gittiğini, burada kendisine "sen notere git ben sana birini göndereceğim, sana gönderdiğim kişiye sahip olduğun Özel Korupark Hastanesi, K. mevkiinde bulunan villa ve Yumurtalık ilçesinde bulunan deniz evinin üzerindeki her türlü satış tasarruflarının yapılacağı genel bir vekalet vereceksin" dediğini, Noter'e gittiğinde önceden tanımadığı R.B. isimli şahsın geldiğini, kendisini Alparslan KUYTUL'un gönderdiğini söylediğini, bunun üzerine mal varlıklarının resmi maliki olan dini nikahlı eşi A.S.nin R.B.ye genel bir vekalet verdiğini, bahsettiği şekilde yaşamış olduğu bütün süreçlerin planlayıcısı ve azmettiricisinin Alparslan KUYTUL olduğunu, şikayetçi olduğunu beyan ettiği"

- Başsavcılık, K.S.nin kaçırılma ve yağma olayıyla başvurucunun bir ilgisinin bulunmadığını söylemesi için bir kısım kişi tarafından zorlandığına ilişkin iddiası üzerine adliye koridorları ve müştekinin sevk edildiği hastanenin koridorlarını gösteren kameraların incelendiğini ve izleme tutanağı düzenlendiğini, buna göre anılan iddiayı doğrulayacak şekilde ismini verdiği kişilerin K.S.nin yanına geldiklerinin görüldüğünü ifade etmiştir.

iv. Başsavcılık; başvurucunun 9/5/2022 tarihli ifadesinde şüphelilerden İ.D., Y.T. ve R.B.yi tanıdığını ve bu kişilerin öğrencisi olduğunu beyan ettiğini, aynı şekilde müştekilere ait taşınmazların devredildiği Y.E., İ.G., Y.T. ve S.D.yi de tanıdığını ve bu kişilerin derslerine katıldığını söylediğini vurgulayarak bu kabullerin müşteki beyanlarını doğrulayacak mahiyette olduğunu iddia etmiştir.

10. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.

11. Mahkeme 16/6/2023 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanması suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

12. Bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama ilk derece mahkemesi aşamasında derdesttir.

13. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gözaltının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

14. Başvurucu, şartları oluşmadan gözaltı tedbiri uygulandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150). Dolayısıyla başvurucunun iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

17. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, tutuklama kararının ve bu karara itirazı üzerine verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın gerekçe içermediğini belirterek ölçülü olmayan tedbir nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak değerlendirmenin bu içtihat doğrultusunda yapılmasının uygun olacağı ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki açıklamalarını yinelemiştir.

19. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.

20. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

21. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

22. Soyut bir şekilde kanaat ve değerlendirmelerin dile getirilmesi niteliğinde değil aksine belirli olaylarla ilgili gözlem/bilgilerin aktarılması mahiyetinde olan ve soruşturma mercilerinin tespitleriyle uyumluluk gösteren başvurucu hakkındaki müşteki beyanları (bkz. § 9), görüntü izleme tutanakları, başvurucunun müşteki K.S.yi zorla alıkoyduğu iddia edilen şüphelilerden bir kısmı ile müştekilere ait taşınmazların devredildiği Y.E., İ.G., Y.T. ve S.D. adlı kişileri tanıdığına yönelik beyanları ve Başsavcılığın soruşturmada elde ettiği diğer bulgular bir bütün olarak gözetildiğinde tüm bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 75; Metin Evecen [2. B.], B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52; Recep Uygun [2. B.], B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43; Zeynep Kaplan [1. B.], B. No: 2015/7311, 22/1/2019, § 52).

23. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

24. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan yağma suçunun niteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen katalog suçlar arasında yer almasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 5).

25. Dolayısıyla somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimlik tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş[1. B.], B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

26. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır.

27. Somut olayda başvurucunun birden fazla kişi tarafından işlenen silahlı yağma gibi ağır bir suç nedeniyle tutuklanması dikkate alındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64).

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

29. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak [2. B.], B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek [1. B.], B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan [2. B.], B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 16/6/2023 tarihinde tahliye edilen başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Gözaltının hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 30/7/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Alparslan Kuytul [1. B.], B. No: 2022/78718, 30/7/2025, § …)
   
Başvuru Adı ALPARSLAN KUYTUL
Başvuru No 2022/78718
Başvuru Tarihi 27/7/2022
Karar Tarihi 30/7/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltı ile tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Yakalama, gözaltı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Tutukluluk (süre) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi