TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUKADDES KABAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/100269)
Karar Tarihi: 5/6/2024
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Raportör
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
Mukaddes KABAK
Vekili
Av. Rıza POLAT
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 27/4/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle sevk edildiği Tunceli Sulh Ceza Hâkimliğince 3/5/2017 tarihinde atılı suçtan tutuklanmıştır.
3. Soruşturma sonucunda 28/2/2019 tarihinde başvurucu hakkında iddianame düzenlenmiştir. İddianamenin Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından kabul edilmesiyle kovuşturma aşaması başlamıştır.
4. 3/10/2023 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, bu karara itiraz etmiş; Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 18/10/2023 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
5. Başvurucu 22/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Mahkeme 23/11/2023 tarihli duruşmada başvurucu yönünden dosyanın tefrikine ve farklı bir esas numarası üzerinden yargılamaya devam edilmesine karar vermiştir.
7. Yapılan yargılama sonucunda 12/12/2023 tarihinde başvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan 21 yıl; bombalamak suretiyle kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5 kez 8 yıl 8 ay , 2 kez 10 yıl 8 ay, bir kez 12 yıl hapis; bombalamak suretiyle kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme suçundan üç kez 21 yıl hapis, tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 3 kez 10 yıl hapis, tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması ve el değiştirilmesi suçundan 8 yıl hapis ve 64.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile geçitli suç olan devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan ceza verilmiş olması nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ötürü tutuklanan başvurucunun tahliyesine, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürme suçlarından hükümle birlikte tutuklanmasına karar vermiştir.
8. Başvurucu bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesi devam etmektedir.
9. Komisyon; başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
10. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Kişi Hürriyeti Ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
11. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tutukluluğunun ilgili ve yeterli olmayan şablon gerekçelerle devam ettirildiğini, tutukluluğunun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreleri aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
12. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 12/12/2023 tarihinde başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı ve başvurucunun bireysel başvuruya konu ettiği tutuklama ile ilgili olarak da tahliye kararı verildiği görülmüştür. Dolayısıyla başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.
13. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
14. Başvurucu, yargılamanın makul süreyi aştığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
15. Anayasa Mahkemesi, Veysi Ado ([GK] B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurularda uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. (Veysi Ado, §§ 47, 50). Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 5/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.