logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Cem Aslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/53271, 23/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

CEM ASLAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/53271)

 

Karar Tarihi: 23/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Mehmet ALTUNDİŞ

Başvurucular

:

1. Cem ASLAN

 

 

2. Ahmet ERTÜRK

 

 

3. Erdin MERİÇ

 

 

4. Erdoğan ÇIRAK

 

 

5. Güngör SEMİZLER

 

 

6. Hasan ERTÜRK

 

 

7. Hasan ÖZİŞ

Vekili

:

Av. Ünver ÖZGÜL

 

 

8. Tezgün ATILGAN

Vekili

:

Av. Özlem Öztürk

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yolcu taşımacılığı faaliyeti kapsamında verilen geçici çalışma izin belgeleri ile güzergâh izin belgelerinin yenilenmemesi ve M serisi plakaların seriden plakaya dönüştürülerek tescil kayıtlarının silinmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, ayrıca mahkemenin ileri sürülen esaslı iddiaları incelemediği ve ulaştığı sonucun hatalı olduğu nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif tarihlerde yapılmıştır. Komisyon, Hasan Ertürk dışındaki diğer başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvurucu Hasan Ertürk'ün adli yardım talebinin kabulüne ve 2023/53274, 2023/53278, 2023/53280, 2023/53282, 2023/53284, 2023/53287, 2023/53292, 2023/53295 numaralı başvuruların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2023/53271 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Toplu Taşıma Hizmetlerinin Başlamasına Yönelik İlk Düzenlemeler, Kooperatifin Faaliyeti ve Sözleşmeli Dönem (1986-2006)

6. Başvurucular, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde G.B. (eski adıyla özel halk otobüsleri) Minibüs Kooperatifi (Kooperatif) üyeleridir. Kooperatif üyeleri ticari maksatla yolcu taşımacılığı yapmaktadır. Minibüslerin güzergâhları 2/6/1986 tarihli Çorlu İlçe Trafik Komisyonu kararıyla belirlenmiştir. Çorlu Belediyesi Encümeni (Encümen) 17/5/1989 tarihinde Kooperatif ile belediye arasında yolcu taşımacılığına yönelik herhangi bir protokol veya sözleşme olmadığından, minibüs sahiplerinin aynı zamanda yatırmaları gereken yıllık harçları da yatırmadıklarından çalışma karnelerinin iptal edilmesine karar vermiştir. Encümen 2/8/1989 tarihli kararında da Çorlu-Sağlık Mahallesi hattında çalışmasına izin verilen Kooperatifin taahhütlerine uymadığını belirterek hattı kullanmaktan men edilmesine karar vermiştir.

7. 25/5/1993 tarihinde Encümen, ilçe nüfusunun hızla artması nedeniyle ortaya çıkan ulaşım sorununu çözmek amacıyla güzergâhı belirlenen toplam 50 hat için yıllık 12.000.000 TL (eski para ile) muhammen bedel üzerinden 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi kapsamında ihaleye çıkılmasına karar vermiştir.

8. İhale sonrasında yolcu taşımacılık hakkı S.S. Çorlu Ö.B. Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifine (Ö.B. Kooperatifi) verilmiştir. 7/3/1995 tarihli İl Trafik Komisyonu (Trafik Komisyonu) kararıyla Ö.B. Kooperatifinin 50 olan araç sayısı geçici olarak 65'e çıkarılmıştır. 21/1/1997 tarihli Trafik Komisyonu kararıyla ticari maksatla yolcu taşımacılığı yapan minibüslere M serisinden plakalar verilmesine, 31/12/1997 tarihine kadar da tescil işlemlerinin bitirilmesine karar verilmiştir.

9. Ö.B. Kooperatifi ile belediye arasında akdedilen sözleşme 1997, 2000 ve 2003 yıllarında üçer yıllık uzatmalarla devam etmiş, 31/12/2006 tarihinde sona ermiştir.

B. Toplu Taşıma Hizmetlerini Çorlu Belediyesinin Üstlenmesi ve Açılan Davalar (2010-2015)

10. Çorlu Belediye Meclisinin 6/1/2010 tarihli kararıyla şehir içi toplu taşıma hizmetlerinin belediye eliyle yürütülmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı Kooperatif üyeleri tarafından çok sayıda iptal davası açılmıştır. Tekirdağ 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) muhtelif tarihlerde davaları reddetmiş, kararlar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Mahkeme 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde toplu taşıma yapmanın ve bu amaçla her türlü toplu taşıma sistemini kurmanın belediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayıldığını, belediyenin yetki ve görevleri arasında yer alan toplu taşıma hizmetini maddede belirtilen yöntemlerden birisi ile yerine getirme konusunda takdir yetkisi bulunduğunu, bu yetki çerçevesinde kendi araçlarıyla da toplu taşıma hizmeti yapmasında hukuken bir engel olmadığını belirtmiştir.

11. Kooperatif, üyelerinin M seri plakalı araçlarla toplu taşımacılık yaptığı, kazanılmış hakları olduğu gerekçesiyle 2010 yılı çalışma ruhsatlarının düzenlenerek verilmesi istemiyle Çorlu Belediyesine başvurmuştur. Çorlu Belediyesi başvuruya yanıt vermemiştir. Bunun üzerine Kooperatif zımni ret işleminin iptali istemiyle Mahkemede iptal davası açmıştır. Mahkeme 14/3/2011 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. İptal kararı Danıştay Sekizinci Dairesinin (Daire) 20/3/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Daire bozma kararında 5393 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanarak toplu taşıma hizmetinin belirleyicisi ve imtiyaz sahibi olan belediyenin toplu taşıma hizmetinin bizzat kendi eliyle yapılması konusunda alınan karara karşı açılan davaların reddedildiği, toplu taşımanın kooperatifler eli ile yapılması yolunda alınmış başka bir karar da bulunmadığı, bu nedenle davacı Kooperatif üyelerinin salt M plaka sahibi olmaları ve bu plakaların iptal edilmemesine dayanılarak çalışma ruhsatının da verilmesi gerektiğinin kabulüne hukuken olanak olmadığı, kaldı ki M plaka uygulamasının şehir içi toplu taşımacılık yapan araçların belirli bir düzende faaliyet göstermesi ve takibinin kolaylığı açısından getirilmiş bir düzenleme olduğu, şehir içi toplu taşıma ihalesi sonucu verilen M plakaların ihale süresinin sona ermesine karşın iptal edilmemiş olmasının bu plakalarla faaliyetin devamını sağlamayacağını açıklamıştır. Bozma kararı sonrasında Mahkeme davanın reddine karar vermiş ve bu karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.

C. Tekirdağ'ın Büyükşehir Belediyesi Olma Süreci, Geçiş Dönemine Yönelik Düzenlemeler ve Açılan Davalar (2015-2018)

12. Tekirdağ'ın büyükşehir statüsü kazanmasının ardından şehir içi ulaşım hizmetlerinin düzenlenmesi yetkisi kapsamında Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Büyükşehir Belediyesi) tarafından yeni düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda 10/2/2015 tarihli M Plakalı Araçlar Hizmet Yönetmeliği (Yönetmelik) yürürlüğe konulmuştur. Yönetmelik'in geçici 4. maddesinde, daha önce İl Trafik Komisyonu kararları ile şoförlük mesleğini icra ettikleri sabit olan minibüs esnafının Yönetmelik'te belirtilen belgeleri otuz gün içinde ibraz ederek müracaat etmesi hâlinde müracaat sırasına göre ve imtiyaz veya tekel oluşturmamak kaydıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından çalışma izni verileceği düzenlenmiştir. Yönetmelik'in geçici 4. maddesinin iptali istemiyle iptal davası açılmıştır. Mahkeme 31/12/2015 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. İptal kararında M plakanın varlığının kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, daha önce açılan davada iptal kararı verildiği, düzenlemenin iptal kararlarına açıkça aykırı olduğu ve iptal kararlarını işlevsiz kılma amacını taşıdığı, 2886 sayılı Kanun ile 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun ek 2. maddesini aşacak şekilde geçmişte M plakalı olarak tescilli olup hattı olmayanlara ihalesiz olarak durak hakkı ve çalışma izin belgesi düzenlenmesi sonucunu doğuran Yönetmelik'in geçici 4. maddesine ilişkin düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. İptal kararına karşı yapılan temyiz başvurusu sonrasında Daire davaya konu edilen Yönetmelik'in geçici 4. maddesine ilişkin iptal kararının bu kısmının onanmasına, kapsam başlıklı 2. maddesine ilişkin kısmının bozulmasına karar vermiştir. Davacılar tarafından yapılan karar düzeltme başvurusundan sonra davadan feragat edilmesi sebebiyle Mahkeme 31/5/2018 tarihinde karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

13. Akabinde Büyükşehir Belediyesi 18/11/2015 tarihli Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararıyla Yönetmelik'in geçici 4. maddesine istinaden Çorlu sınırlarında bulunan 11 ve 12 No.lu hatlar ile Sarılar, Deregündüzlü, Maksutlu ve Yenice Mahallelerinde ihtiyaç duyulan toplu taşıma hizmeti için Yönetmelik'te belirtilen evrak ile Yönetmelik'in ilanından itibaren otuz gün içinde müracaat edenlerin başvuru sırasına göre güzergâh yerlerinin belirlenmesi için 65 aracın dönüşümlü olarak çalışmasına karar vermiştir. 18/11/2015 tarihli UKOME kararının iptali istemiyle dava açılmıştır. Mahkeme 24/3/2016 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiş; iptal kararında çalışma izninin ne kadar süreli olduğuna ilişkin bir belirleme yapılmadığı, taşımacılık yapmak isteyenlere verilecek çalışma izni için başvuranlar arasında aleniyet ve rekabet ilkeleri gözetilerek geçiş sürecine yönelik dahi olsa 2886 sayılı Kanun kapsamında en uygun ve seri yöntem olan ihale yapılması imkânı olduğu, müracaat sırasına göre çalışma izni verilmesinin istekliler arasında aleniyet, açıklık ve rekabet koşullarına aykırılık oluşturduğu, dava konusu olan ve müktesep çalışma izni olmadığı tespiti yapılan 65 araca sınırlı bir güzergâhta çalışma izni verildiği gözetildiğinde geçici 4. maddenin konu ve hedeflediği amaç yönüyle hukuka aykırı olduğuna vurgu yapmıştır. İptal kararı kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.

14. Büyükşehir Belediyesi iptal kararı sonrasında 16/5/2016 tarihinde 65 kişiye 11 ve 12 No.lu hatlar ile Sarılar, Deregündüzü, Yenice ve Maksutlu (eski köyler) hatlarında geçici çalışma izni verilmesi yönündeki kararın geri alınmasına, geçici çalışma izin belgelerinin ve güzergâh izin belgelerinin yenilenmemesine, akabinde 28/6/2019 tarihli UKOME kararıyla geçici çalışma izni verilen 59 M 3001-59 M 3065 seri numaralı 65 plakanın seriden plakaya çevrilerek tescil kayıtlarının silinmesine karar vermiştir.

D. Bireysel Başvurulara Konu İptal Davası Süreçleri

15. Aralarında başvurucuların da bulunduğu 13 kişi 2/6/1986 tarihli Çorlu İlçe Trafik Komisyonu kararına dayalı müktesep hakları olduğunu belirterek tekrar taşımacılığa izin verilmesini talep etmiştir. Talep 15/5/2019 tarihli UKOME kararıyla reddedilmiştir. Bunun üzerine bazı başvurucular 15/5/2019 tarihli UKOME kararının, bazı başvurucular ise 65 plakanın seriden plakaya çevrilerek tescil kayıtlarının silinmesine karar verilmesine yönelik 28/6/2019 tarihli UKOME kararının iptali istemiyle Tekirdağ 1. ve 2. İdare Mahkemelerinde iptal davası açmıştır.

16. Tekirdağ 1. ve 2. İdare Mahkemeleri muhtelif tarihlerde davaları reddetmiştir. Mahkemeler gerekçeli kararlarında M plaka sahibi olunmasının tek başına kazanılmış hak teşkil etmediğini belirtmiş; yukarıda açıklanan yargısal süreçlere vurgu yaparak açılan davaların reddedildiğini, başvuruculara toplu taşıma haklarının 1993 yılında yapılan ihale ile üç yıl süreli olarak verildiğini, 1997, 2000 ve 2003 yıllarında uzatılarak 31/12/2006 tarihinde son bulduğunu, başvurucuların belirli bir süreyle sınırlı olmaksızın sürekli olarak minibüs taşımacılığı yapmasına izin veren herhangi bir il/ilçe trafik komisyonu, belediye meclis/encümen kararı bulunmadığı gibi 2010 yılında alınan belediye meclis kararı ile de Çorlu kent içi toplu taşıma hizmetinin belediye eliyle yapılmasının uygun görüldüğünü, bu karara karşı açılan davaların da reddedildiğini vurgulamıştır. Başvurucular bu kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucuların istinaf talepleri reddedilmiştir.

17. Başvurucular istinaf başvurularının reddedilmesine yönelik kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Daire, istinaf kararlarının açıklamalı olarak onanmasına karar vermiştir. Daire açıklamalı onama kararlarında temyize konu kararların Anayasa Mahkemesinin Cafer Sezgin ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2018/20720, 7/4/2021) kararı ile birlikte değerlendirilmesinden minibüslere M serisinden plakaların tahsis edilmesine ilişkin kararın Çorlu Belediye Başkanlığının 1993 yılında yaptığı ihaleye dayandığını, ihale kapsamında imzalanan sözleşmenin 31/12/2006 tarihinde sona erdiğini, Kooperatif üyelerinin yapılan ihale sonucu belirli bir süre ile sınırlı olarak belediye sınırları içinde yolcu taşıma işini yaptıklarını, bu durumun da Kooperatif üyelerince öngörülebilir nitelikte olduğunu, Belediye tarafından herhangi bir geçiş süreci öngörülmesine gerek bulunmadığını, sonraki geçiş sürecinde Kooperatif üyesi başvurucular tarafından açılan davaların da reddedildiğini belirtmiştir.

18. Nihai kararların başvuruculara tebliğinden sonra başvurucular süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 5393 sayılı Kanun'un ''Belediyenin yetkileri ve imtiyazları'' başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (p) bentleri şöyledir:

"f) Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek.

p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek."

20. 5216 sayılı Kanun'un "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:

...

f) Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.

...

p) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/14 md.) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek.

..."

21. 5216 sayılı Kanun'un "Ulaşım hizmetleri" başlıklı 9. maddesi şöyledir:

"(Değişik birinci fıkra: 12/11/2012-6360/8 md.) Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur. İlçe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır.

Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dahilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır.

Ulaşım koordinasyon merkezi kararları, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer.

Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır.

Koordinasyon merkezinin çalışma esas ve usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.

 (Ek fıkra:24/12/2020-7261/30 md.) Ulaşımdan kaynaklanan emisyonların azaltılması amacıyla bisikletli ulaşımın yaygınlaştırılmasına yönelik; bu Kanun kapsamında hazırlanacak ulaşım ana planlarında bisikletli ulaşıma yer verilmesi ya da bisikletli ulaşım ana planının hazırlanması esastır. Bakanlıkça, talep hâlinde mahalli idarelere teknik destek verilebilir. Bu fıkraya ilişkin idari ve teknik usul ve esaslar Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir."

22. 2886 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür."

23. 2886 sayılı Kanun'un "İlkeler" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Bu Kanunun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esastır."

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve yargı mercilerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorumu esas almaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004, § 129).

25. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını kabul etmektedir (Van der Mussele/Belçika [GK], B. No: 8919/80, 23/11/1983, § 48; Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52). AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin kural olarak mülkiyeti edinme hakkını içermediğini kabul etmektedir (Stec ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01-65900/01, 12/4/2006, § 53).

26. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin anlamı kapsamında bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için bkz. Pine Valley Developments Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Anayasa Mahkemesinin 23/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucular; incelemenin eksik yapıldığını, mahkemenin esaslı iddiaları incelemediğini ve ulaştığı sonucun hatalı olduğunu belirterek gerekçeli karar hakkının ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı iddialarını yinelemiştir.

29. Başvuru, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013).

31. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin söz konusu olduğu durumlarda yargılama mercilerinin takdir ve değerlendirmelerinin Anayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci, Anayasa Mahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarak bireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gereken hususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).

32. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, çok istisnai durumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan bir şikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamına girmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsıldığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai durumlarda, aslında yargılamanın sonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceye dönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin yargılama mercilerinin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yargılama mercilerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 83).

33. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği, ilgili mevzuatı yorumlamak yargı mercilerinin görevi olup Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğidir. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol mahkemelerce yapılan yorumların Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir.

34. Eldeki olayda başvurucular 31/12/2006 tarihinde sona eren sözleşme sonrasında yolcu taşımacılığı yapma hakkının devam etmesi amacıyla birçok idari başvuru yapmış ve davalar açmıştır (bkz. §§ 10-17). Son olarak bireysel başvuruya konu edilen davalarda başvurucular adlarına geçici çalışma izni verilmesi yönündeki kararların geri alınması, geçici çalışma izin belgelerinin ve güzergâh izin belgelerinin yenilenmemesi ve plakaların tescil kayıtlarının silinmesine yönelik idari işlemlerin iptalini talep etmiştir. Mahkemeler başvurucuların ihale sözleşmesi kapsamında yolcu taşımacılığı haklarının süreli olduğuna, 31/12/2006 tarihinde sona eren sözleşme gereğince başvurucuların bu yönde kazanılmış haklarının bulunmadığına karar vermiş; gerekçeli kararlarında belediyelerin yolcu taşımacılık hizmetlerini ihalesiz şekilde devretmesinin veya bu yönde geçiş hükümleri koymasının hukuka aykırı olacağını açıklamıştır.

35. Başvurucuların temel iddiası 1986 yılından itibaren yolcu taşımacılığı yaptıkları, sözleşmenin bittiği 31/12/2006 tarihinden sonra da bu haklarının korunması gerektiğine yöneliktir. Mahkemeler gerekçeli kararlarında başvurucuların yolcu taşımacılığı yapmasına imkân veren ihalenin ve sonrasındaki sözleşmelerin süreli olduğunu, yolcu taşımacılığının süresiz şekilde sürdürülmesine imkân veren bir kanuni düzenleme bulunmadığını ve bu durumun kazanılmış hak olarak kabul edilemeyeceğini açıklamıştır (bkz. §§ 16, 17). Ayrıca belediyenin 2886 sayılı Kanun kapsamında yolcu taşımacılığı hatlarını işletme ve/veya işlettirme veya kiraya verme yetkisi olduğu ve ihalesiz şekilde bu hatların işlettirilmesinin olanaklı olmadığı vurgulanmıştır. Bu yönüyle mahkeme kararlarında başvurucuların temel iddiaları hakkında yeterli ve ilgili gerekçe olduğu görülmektedir.

36. Başvurucuların diğer iddialarının mahkemelerin delilleri değerlendirmesinde isabet bulunmadığına, dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmekte olup yapılan inceleme neticesinde yürütülen yargılama sırasında başvurucuların karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma, bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz etme, kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunla karşılaştıklarına dair bir bulguya rastlanmadığı gibi maddi olayın niteliğine, yargılamanın bütününe ve gerekçeli karara bakıldığında bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucular; belediye ile Kooperatif arasında imzalanan ihale sözleşmesinden önce Çorlu ilçesinde taşımacılık yaptıklarını, kazanılmış haklarının korunması gerektiğini, hak sahibi oldukları hattın kullanımından dolayısıyla ekonomik değerinden yoksun bırakıldıklarını, mülkiyet haklarına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğunu ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde, başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı iddialarını yinelemiştir.

39. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

40. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarla bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

41. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu [1. B.], B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, § 42). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi [1. B.], B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37). Diğer taraftan yargı mercileri önünde hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların yargı mercilerince kesin olarak reddedildiği durumlarda açık bir keyfîlik olmadığı veya bariz takdir hatası içermediği sürece meşru bir beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Yusuf Dilekçi [2. B.], B. No: 2014/12026, 21/9/2017, § 48).

42. Anayasa Mahkemesi meşru beklentinin tespiti bakımından başvurucuların taleplerini bir kanun hükmüne veya yerleşik bir yargısal içtihada dayandırmalarını bekler. Diğer bir deyişle ancak böyle bir somut temelin varlığı hâlinde meşru beklentinin varlığından söz edilebilecektir (yargı kararına dayalı olarak meşru beklentinin kabul edildiği karar için bkz. Osman Ukav [1. B.], B. No: 2014/12501, 6/7/2017, §§ 55-59; buna karşın böyle bir somut temele dayalı olmadığı için meşru beklentinin mevcut olmadığının tespit edildiği karar için bkz. Mehmet Şentürk, §§ 40-54). Başvurucuların beklentilerinin hem hukuki dayanaklarını hem de somut olayda bu hukuki dayanakların gerçekleştiğini göstermeleri gerekir. Şikâyet konusu tasarruf (eylem veya ihmal) ile hak kaybı iddiası arasında nedensel ilişki bulunmalıdır ve bu ilişkiyi başvurucular ortaya koymalıdır. Ayrıca meşru beklentinin dayanağını gösterme yükümlülüğü, bir başka ifadeyle meşru beklentinin somut olayda gerçekleştiğinin ispat külfeti başvurucuların üzerindedir (Selçuk Emiroğlu, § 29; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54).

43. Başvuru konusu olayda başvurucular 1986 yılından 2006 yılı sonuna kadar şehir içinde ücret karşılığı yolcu taşıma hizmeti sunmuştur. Çorlu Belediyesinin 2886 sayılı Kanun kapsamında icra ettiği ihale sonrasında devam eden hattın işletilmesi 31/12/2006 tarihinde sonlandırılmıştır. Belediyenin toplu taşıma hizmetlerini kendi eliyle yürütmeye başladığı 2010 yılından sonra başvurucuların bu hattın kullanılmasına yönelik açtıkları davalar da reddedilmiş ve kararlar kesinleşmiştir. Bu tarih itibarıyla yolcu taşımacılığı yapma imkânı veren hattın işletilmesi başvurucular yönünden mevcut mülk kapsamından çıkmıştır.

44. Mevcut mülk olmadığı anlaşılan hattın işletilmesinin başvurucular yönünden meşru beklentiye dönüşüp dönüşmediği üzerinde durulmalıdır. Başvurucuların 31/12/2006 tarihinde sona eren sözleşme nedeniyle yolcu taşımacılığı yapma yönündeki izin talepleri belediye tarafından kabul edilmemiş, bunun üzerine açtıkları davalar da reddedilmiştir (bkz. § 11). Sonradan Yönetmelik'in geçici 4. maddesinde yapılan değişikliklerle başvuruculara sağlanan geçici çalışma izni ve plakalar da yargı kararlarıyla iptal edilmiştir (bkz. § 13).

45. Başvurucular, şehir içi yolcu taşımacılığı yapma hakkının kendilerine tanınmasını zorunlu kılacak bir hukuki kural veya yerleşik yargı içtihadı ortaya koyamamıştır. Başvurucuların talepleri yürürlükteki kanun hükümleri ya da konuya ilişkin yerleşik yargı kararları tarafından desteklenmemektedir. Bu nedenle başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti olarak nitelendirilebilecek somut bir mülkün varlığı tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. Başvurucu Hasan Ertürk'ün adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Cem Aslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/53271, 23/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı CEM ASLAN VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2023/53271
Başvuru Tarihi 19/7/2023
Karar Tarihi 23/12/2025
Birleşen Başvurular 2023/53274, 2023/53278, 2023/53280, 2023/53282, 2023/53287, 2023/53284, 2023/53292, 2023/53295

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yolcu taşımacılığı faaliyeti kapsamında verilen geçici çalışma izin belgeleri ile güzergâh izin belgelerinin yenilenmemesi ve M serisi plakaların seriden plakaya dönüştürülerek tescil kayıtlarının silinmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, ayrıca mahkemenin ileri sürülen esaslı iddiaları incelemediği ve ulaştığı sonucun hatalı olduğu nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Mülkiyet hakkı Ruhsat, lisans, tahsis Konu Bakımından Yetkisizlik
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi