|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
NAZIM ŞAFAK KORKMAZ BAŞVURUSU (3)
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/79547)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 14/1/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Mutlu ALAF
|
|
Başvurucu
|
:
|
Nazım Şafak KORKMAZ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, infaz hâkimliği kararına karşı yapılan itirazın ağır ceza mahkemesi tarafından uyuşmazlıkla ilgisi olmayan gerekçeyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde (Kurum) tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu 18/3/2022 ve 31/3/2022 tarihlerinde kesinleştiğini iddia ettiği disiplin cezalarının bir yıllık süre geçmiş olmasına rağmen hâlâ infaz edilmemiş olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını ileri sürmektedir. Bu cezaların infazı hâlinde şartlı tahliye hakkının ihlal edileceği ve özgürlüğünün kısıtlanacağı gerekçesiyle cezaların kaldırılması için infaz hâkimliğine 27/3/2023 tarihinde başvuru yapmıştır.
3. Kurum, başvurucunun 27/3/2023 tarihli talepli dilekçesini 31/3/2023 tarihli yazı ile infaz hâkimliğine göndermiştir. Yazının ekinde başvurucunun daha önce almış olduğu disiplin cezaları da eklenmiştir. Bu yazıda başvurucunun Kuruma alındığı günden beri kanun ve yönetmeliklerde işaret edilen hükümlü ve tutukluların uyması gereken kurallara ısrarla karşı çıktığına değinilmiştir. Ayrıca başvurucunun yüzlerce disiplin cezası aldıktan sonra ve ısrarla eylemlerine devam edip disiplin cezaları almaya devam ederken kendi durumu ile bağdaşmayan bir emsal karar göstererek disiplin cezalarının geç infaz edilmesinden dolayı mağdur olacağı iddiasında bulunarak cezadan kurtulmaya çalıştığı belirtilmiştir. Bu yazıda 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (3) numaralı fıkrasına atıf yapılmış ve birden fazla disiplin cezası verilmiş olması hâlinde, bu cezaların kesinleşme tarihleri sırasına göre ayrı ayrı infaz edileceğine ve bir cezanın infazı tamamlanmadan diğerinin infazına başlanamayacağına değinilmiştir.
4. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 11/5/2023 tarihli kararı ile şikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"...
Yapılan değerlendirmede; hükümlünün talep dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlara ilişkin Hükümlünün disiplin cezalarının 48. madde gereği, "Birden fazla disiplin cezası verilmiş olması hâlinde, bu cezalar kesinleşme tarihleri sırasına göre ayrı ayrı infaz edilir. Bir cezanın infazı tamamlanmadan diğerinin infazına başlanmaz." bu nedenle disiplin cezalarının sırayla infaz olduğu, kanunen bir zamanaşımı süresinin olmadığı, söz konusu uygulamada usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı anlaşıldığından, şikayetin reddine karar vermek gerekmiştir.
..."
5. Başvurucu İnfaz Hâkimliği kararına 14/6/2023 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde İnfaz Hâkimliğine sunduğu başvuru dilekçesindeki hususları yinelemiştir. Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 14/7/2023 tarihli kararı ile itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"...
Kırıkkale İnfaz Hâkimliği'nin 11/05/2023 Tarih 2023/2069 esas 2023/2994karar sayılı ilamı ile; sanığın dosya kazandırdığı Whatsapp yazışmalarının, sanığa ait QNB Finansbank nezdindeki banka hesap hareketleri ile papara hesabına ait hesap hareketleri ve para transferlerinin, ayrıca sanığın dosyaya sunduğu Whatsapp yazışmalarında kendisini F.Ç. isimli şahsın sanıktan para transfer etmesini istediği kripto para hesabınır48pU8paxXzRqRuVFsbTHaonu1o4YVr72k:1040 olarak belirttiği hususlarının sanığın suç işleme kastı olmadığına yönelik savunmalarını doğruladığının anlaşıldığı, bu doğrultuda tespit edilemeyen şahısların internet ortamında atılık mobilya sitesi kurduğu, bu şahısların aynı zamanda sahibinden.com sitesinde iş ilanı yayınladıkları, sanığın bu iş ilanına ait hesap ile iletişime geçtiği, iş ilanı sahibinin sanıktan hesabına gelen paraları önce papara hesabına aktarmasını, daha sonra ise kendi kripto para hesaplarına aktarmasını istedikleri, bu hususun yukarıda değinildiği üzere sanığın dosyaya sunduğu Whatsapp yazışmaları ve banka hesap hareketleri ile papara hesap hareketleri ile sabit olduğunun anlaşıldığı, yine yazışmalardan anlaşıldığı üzere kendisini F.Ç. olarak tanıtan şahsın sanık S.K.'da güven oluşturduğu, bu itibarla sanık her ne kadar katılanlardan 699 TL maddi menfaat temin etmişse de bunu suç işleme kastıyla yapmadığının anlaşıldığı, açıklanan nedenlerle her ne kadar sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmişse de sanığın suç işleme kastı olmadığı sabit olduğundan sanık hakkında CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verildiğinden talebin reddine karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede;
Kırıkkale İnfaz Hâkimliği'nin 11/05/2023 Tarih 2023/2069 esas 2023/2994 sayılı kararına itiraz edilmiş ise de, itiraza konu kararda usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulumadığından itirazın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
..."
6. Başvurucu, nihai hükmü 4/8/2023 tarihinde öğrendikten sonra 28/8/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
7. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
8. Başvurucu; Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçesinde kendisiyle ilgili olmayan bir konuda gerekçe yazıldığını, gerekçenin başka bir olaya ait olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca ceza yargılamasında zamanaşımının resen gözetilmesi gerektiğini, zamanaşımının uygulanmamasının Anayasa'nın 38. maddesini ihlal edeceğini belirtmiştir.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; somut başvuruya ilişkin olarak Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden temin edilen görüş ve ilgili belgeler sunulmuştur. Ayrıca mevcut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru formunda ileri sürdüğü hususları yinelemiştir.
10. Başvuru, gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
14. Somut olayda başvurucu daha önce almış olduğu bir kısım disiplin cezalarının kesinleşmesine rağmen infaz edilmediğini, bu cezaların zamanaşımına uğradığını, disiplin cezalarının kaldırılması gerektiğini, bu cezaların hürriyeti bağlayıcı etkiye sahip olduğunu ileri sürerek İnfaz Hâkimliğinden bu cezaların kaldırılmasını talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği, bu talebi reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği gerekçesinde 5275 sayılı Kanun'un 48. maddesine atıf yapmış ve disiplin cezalarının sırayla infaz olduğu, kanunen bir zamanaşımı süresinin olmadığı hususlarına işaret etmiştir. Başvurucu, bu karara itiraz etmiş ve Ağır Ceza Mahkemesi de itirazı reddetmiştir.
15. Kural olarak mahkeme kararında esasa ilişkin hususlarda yeterli gerekçe bulunması hâlinde itiraz merciince bu karara atıf yapılmak suretiyle değerlendirme yapılması makul görülebilir. Ancak itiraz merciinin kararında uyuşmazlığın hukuki ve maddi unsurlarıyla ilgisiz değerlendirmelere yer verilmesi hâlinde bu durum gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmayacaktır. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçesi incelendiğinde (bkz. § 5) kararın özetlendiği bölümde itiraza konu İnfaz Hâkimliği kararı ve başvurucunun şikâyeti ile ilgisi olmayan başka bir mahkeme kararının özetlendiği ve bu kararda usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı değerlendirmesinin yapıldığı görülmüştür. Bu itibarla başvurucunun talebiyle ilgisi olmayan hususlara Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçesinde yer verildiğinin görülmesi sonucu başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
17. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
18. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
19. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır.Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
20. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
IV. HÜKÜM
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesine (D. İş 2023/903) iletilmek üzere Kırıkkale 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2023/2069, K.2023/2994) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.